*** Zemheri'den... Şirkete vardığımızda, daha binanın dışına adım atar atmaz başımı kaldırıp yukarı baktım. Devasa gökdelen, bulutları delecek kadar yüksekti; bu bile yeterince etkileyiciydi ama içeri girdiğimizde gördüklerim, nefesimi asıl o zaman kesti. Mermer zemin, cam duvarlar, insanın kendini küçücük hissettiği devasa bir lobi... Her şey kusursuz ve gösterişliydi. Oğuz içeri adımını attığı anda ortalık bir anda ciddiyet kazandı. Çalışanlar toparlandı, duruşlarını düzeltti; kadınlarınsa gözleri bir an bile ondan ayrılmadı. Haklılardı... çünkü gerçekten dikkat çekecek kadar etkileyiciydi. Sessizliğe gömülmüş halde asansöre binip yukarı çıktık. Konuşmadık ama her kat geçildiğinde içimdeki gerginlik biraz daha büyüdü. 42. katta durduğumuzda, önden ben çıktım, arkamdan da Oğuz geldi.

