~🔥Kötü Bir His🔥~

1347 Words
*Bu bölümde cinsel içerikli ve hassas temalar yer almaktadır. Okuyucu yaşına ve hassasiyetine uygun olmayabilir. Lütfen buna göre ilerleyiniz...* *** Çekdar'dan... Onun gözlerindeki tereddüdü gördüğümde elim istemsiz çenesine gitti. Sertçe tuttum, yukarı kaldırdım, gözlerimin içine baksın diye. Kaçamayacaktı. "Bu gece sadece kendini bana bırak." Sesim kısık ama buyurgandı. "Pişman olmayacaksın. Geçmişi sonra tartışırız. Şu anda seni istiyorum sadece." Karşımda dilsiz gibiydi. Dudakları aralandı ama tek kelime çıkmadı. Sessizliğini fırsat bilip yavaşça eğildim, dudaklarını dudaklarıma kapattım. Üst dudağını kendi dudaklarımın arasına aldım ve emmeye başladım. Uğruna adam öldürdüm bu dudaklar... benim yokluğumda kimseye değmiş olabilir miydi? Sanmıyorum. O benim kadınım... ve sadık. Kucağımda gelişi güzel oturduğu için ellerim bacaklarına kaydı, sımsıkı tutup onu tam kucağıma çektim. Dudaklarından ince bir inilti koptu. O sesle kaslarım daha çok gerildi. Dudaklarını bir saniye bile bırakmadım. Karşılık vermiyordu ama biliyordum, verecekti. Bana karşı iradesini hiç bir zaman koruyamadı. Ensesini parmaklarımla kavrayıp daha sert bastırdım dudaklarımı, neredeyse koparır gibi öptüm. İşte o an dayanamadı... Dudaklarıma karşılık verdiğinde göğsümden öfke ve özlem dolu bir nefes çıktı. "Biliyordum..." diye fısıldadım dudaklarının arasında. Kolları boynuma dolandığında öpüşmemiz daha da derinleşti. Nefeslerimiz karıştı, dudaklarımız kavga eder gibi kenetlendi. Her şeyini istiyordum. Gözlerimin önünde kıvrandıkça, içimdeki sabır daha fazla dayanamadım, üstündekini hızla çıkarıp attım. Sütyeniyle kalmıştı. Parmaklarım askılıklarına kaydı... en çok o iri göğüslerini istiyordum. Ama ona söz vermiştim, bu gece onlara dokunmak yasaktı. Nedenini bile bilmiyordum. Belki de beni cezalandırıyordu. Yine de dayanamadım; sütyenin baskısıyla taşan o kısımları öptüm. Sırf teselli olsun diye... ama o kadarı bile beni delirtmeye yetti. Başımı elleriyle kendine bastırdı. Üzerimde kıvranıyor, bedenini bana sürtüyordu. Kalçalarını avuçladım, sıkıp okşadım. "Tenin her milimine dudaklarımı mühürleyeceğim. Benden gitmediğini hatırlatacağım sana güzelim." Birden çenemi kavrayıp, başımı kaldırdı. Gözlerime baktığında, o masum kız yoktu. Karşımda vahşi bir kadın vardı. Parmakları gömleğimin düğmelerine kaydı, tek tek açmaya başladığında cilveli sesiyle fısıldadı. "Küçük bir hatırlatma iyi olur, ağam." Sırıttım. Arzumu bastırmaya çalışsam da sesim hırıltıyla çıktı. "Ağam diyen ağzını birazdan s*ki-" Sözüm bitmeden, avucuyla ağzımı kapattı. "Küfürlü söze ihtiyacım yok." dedi, gözlerinde ki ateşle. "O küfrün gerçek icraatine ihtiyacım var." O an kayışlar koptu bende. Birden üzerine kapanıp, altıma aldım onu. Gömleğimi hızla fırlatıp boynuna gömüldüm, birkaç sert öpücük bıraktım. Nefeslerimiz birbirine karışırken kulağına eğildim. "İcraatın en alasını vereceğim sana." Sonra hızla bedenini çevirdim. Sırt üstü değildi artık. Dudaklarım sırtına indi, her öpücüğümde kıvranıyordu. Tırnakları yatağa saplanırken çarşafı sıkıyor, nefesi hızlanıyordu. Aylardır ikimiz de kimseye dokunmamıştık. Birikmişti her şey. İçimdeki bütün yük, bütün öfke ve bütün arzu bu gece boşalacaktı. Çünkü bu, sondu. Bir daha Zemheri diye biri olmayacaktı. Şortunun düğmesini çözüp elimle sıyırarak çıkardım. Dolgun kalçaları ellerimin arasındaydı artık. Sıkıp tokatladığımda başını yatağa gömmesiyle iniltisi kulaklarıma ulaştı. Dudaklarımı yaladım, bu kadın adamı delirtir. Beyaz tenine her dokunuşumda kızarıyor, benden daha fazlasını istiyordu. Pantolonumu çıkarıp attığımda, sertleşmiş aletim çoktan hazırdı. Kadınlığının önünde durduğumda, nefesini tuttuğunu hissettim. Elim bacaklarının arasında gezindi. Islaklığı avucuma yayıldığında hırladım. Beni beklemiş... benden başkasına değmemiş. "Neden bekliyorsun?!” diye sabırsızca inlediğinde, dudaklarım kıvrıldı. "Sana bir gün benimle o deneyimi yaşayacağını söylemiştim." Başını bana çevirdi, gözlerinde şaşkınlık vardı. "Neyi?" diye sordu. Saçlarını kavrayıp sertçe geri çektim, beli yay gibi büküldü. Dudaklarına doğru eğildim, nefesimi ensesinde hissettirdim. "Bunu." diye fısıldadım. Aletimi suyuyla ıslatmışken, göt deliğine birden ittirmemle çığlığı odanın içinde yankılandığında, gözünden yaşlar akmıştı. Öne atılacakken, diğer elimle kalçasını tutarak, saçından da daha çok çekiştirdim. Bir kez daha içine ittirmemle, tekrar aynı acı çığlığı duymuştum. "S-sen... sen." dedi nefes nefese ama gerisini getirmesine izin vermeden, gelgitlere devam ettiğimde inlemeleri odanın içini dolduruyordu. Aletimi çıkardığımda, iç çekişini duydum. Eğilip çenesini kavrayıp, yüzünü çevirebildiğim kadar kendime çevirdim. Gözlerindeki buğulu bakışa bakarken kulağına sert bir öpücük kondurdum. "Bırakabilirim." dedim, nefesim ensesine vururken. Titreyen sesiyle anında karşılık verdi. "H-hayır... devam et." Sinsice güldüm, dudaklarım yanağına sürtündü. Hiçte nazik olmayan bir dokunuşla, akan yaşlarını parmaklarımla sildim. Hamlelerimi daha sertleştirdim. Her seferinde başını yatağa gömerken, kalçalarını bana daha çok doğru kaldırıyor, iniltisi odanın içinde yankılanıyordu. Çığlıklarıyla birlikte bütün duvarlar, bütün gece bize ait hale geldi. Bu ilki de artık bendeydi. ...Kaç saat geçti bilmiyorum. Zamanın ne önemi vardı ki? Hala deli gibi istiyordum onu, hala doyamıyordum. İçimdeki yangın sönmek bilmiyordu. Zorla da olsa korunmamız gerektiğini söyleyip önlem almıştı, yoksa çoktan aklımı kaybederdim. Şimdi ise iki bacağını omuzlarıma yaslamıştım, o ise derinlerimde kaybolmuş haldeydi. Gelgitlerim devam ederken, "Ah..." dediğindeki iniltide, sesindeki yorgunluğu fark etmemek imkansızdı. Küçük hatunumu yormuştum baya. Geceyi noktalamak için son kez boşaldığımızda, bacaklarının titremesini hissettim. Dudaklarına yapışarak, nefeslerimizi birbirine mühürledim. "Sana doymak nedir bilmiyorum. " Gözlerime bakmaya çalışırken, saçlarını okşadım. "...Ama mecalin kalmadı gibi." Yorgun gözlerini araladı, ince bir tebessümle karşılık verdi. "Evet... belimde derman kalmadı." Bunu iltifat olarak alıp sırıttığımda, yanına uzanıp kollarımı beline sarıp kendime çektim. Başını göğsüme yaslayarak, kalbimin sesiyle uyumasını istedim. "Seni seviyorum, ağasının güzeli." Yüzünü göremedim ama nefeslerindeki o tatlı titremeden güldüğünü anladım. "Ben de seni seviyorum, güzelinin ağası." Parmaklarım sırtında gezinirken gözlerim ağırlaştı. Aylar sonra ilk defa ve son defa huzurla uyuyacaktım. *** Zemheri'den... Gözlerimi dudaklarımdaki soğuk dokunuşlarla açtım. Karşımda Çekdar’ın o karizma bakışları vardı. Saçları dağılmış, dudakları dolgun... sabahın ilk ışığında bile aklımı almaya yetiyordu. "Günaydın güzelim." dediğinde, dudaklarım istemsiz kıvrıldı. "Günaydın." diye karşılık verip hafif doğrulmaya çalıştım ama belim ve kasıklarıma giren ağrı yüzünden gözlerimi sımsıkı yumdum. Gece fazla hırpalamıştı beni. Vahşi adam... başka ne olacaktı ki? Ayların birikmişliği vardı içinde. Durdurulamazdı. Ama şikayetim yoktu. Eski pozisyonuma dönüp, bedenime biraz zaman tanıdım. "Bugün yatakta uyuklamak istiyorum sadece." dedim gülümsemeye çalışarak. Ama onun bakışları hala üzerimdeydi. Derin, delip geçen o bakışlar... Bana huzur değil, hesap sorar gibiydi. "Değişmişsin." dedi bir anda. Sözleri buz gibi yüzüme çarptı. Kaşlarımı çattım. "Evet, değiştim." dedim tereddütsüz. Dudaklarının kenarında küçümseyen bir sırıtma belirdi. "Keşke iyi yönde bir değişim olsaydı." Kalbim bir anda hızlanmaya başladı. Bu ne demekti şimdi? Halimi mi beğenmemişti? İçimde korkuyla öfke birbirine karıştı. "Eski Zemheri... masumdu, saftı ama gururluydu. Alev ise..." diye devam ettiğinde, nefesimi tuttum. "Alev başka biri. Ne masum, ne saf... ona en büyük hatayı yapan adamla yatacak kadar yüzsüz." Sözleri damarlarımdan geçen zehir gibiydi. Öfkem içimde dolaşırken acımı da unuttum. Yatağın üzerinde doğrulup gözlerimi dikerek fısıldadım. "Sen... ne saçmalıyorsun?" O da yerinden çevik bir hamleyle doğrularak, saçımı geriye atıp yanağımı okşadı. "Yalan mı? Üç kuruşluk gururun yok mu?" O an kalbim paramparça olmuştu. Beni sabahın ilk ışığında öpen adamla, aynı adam bu muydu? Bu adam gerçekten şizofren! Yanağına sert bir tokat patlattım. "Sen iyi değilsin!" dedim, gözlerim dolu dolu. Yataktan doğrulup ayağa kalktığımda, birden belime dolanan eliyle beni geri çekti. Çevik bir hareketle o da kalkıp arkadan bana yaslandı. Çenesini omzuma yerleştirmesiyle, nefesi boynuma vurdu. "Özür dilerim...ama yataktan çıkman için başka yol yoktu." Şaka mıydı bu? Gerçekten mi? Dudaklarım alaycı bir hışımla kıvrıldı. "Komik değil! Bırakır mısın?" Bırakmak yerine ensemden öptü. O an tüylerim diken diken oldu, ama öfkem daha ağır basıyordu. "Sonuca bakarım ben, güzelim." dedi, sakin ve umursamaz bir sesle. Ardından ciddiyetle devam etti. "İhtiyar mesaj atmış. Benim için akşam küçük bir kutlama hazırlamış. Orada olmanı istiyorum. Birlikteliğimizi herkese duyurup, bana ait olduğunu söylemek istiyorum." Sözleri beynimde yankılandı. Birliktelik mi? Dudaklarımda acı bir gülümseme belirdi. Ondan hıncımı almasam ölürdüm. "Birlikteliğimizi mi? Senle yatmam, seni affettiğim ya da birlikte olduğumuzu göstermez. Tek gecelik ilişki de... ve geç." Sözlerimden sonra kaslarının gerildiğini hissettim. Ama ses tonu hala o alaycı halini koruyordu. "Öyle diyorsan öyledir..." dedi ve birden beni kucağına aldı. Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü. "Demek isterdim... ama üzgünüm. Benimsin." Sözü biter bitmez dudaklarıma yapıştı. Uzun, sahiplenici bir öpücüktü. Beni nefessiz bırakıp banyoya girdi. Ve evet... orada da yine istediğini aldı. Tüm ağrıma rağmen ona hayır diyememek... bu benim en büyük zayıflığımdı. Ona sınır çizmek imkansızdı. Banyodan çıktığımda üzerime bornozu hızla geçirip yatağa uzandım. Gözlerim kapanıyordu. Çekdar, dün yere fırlattığı kıyafetlerini tek tek giyerken onu izledim. Her kas hareketinde içim daha da karışıyordu. Bakışları bana kaydığında irkildim. Açık kalmış ağzımı hemen kapatıp yutkundum. Onun gözlerine yakalanmıştım. "Bu akşam mutlaka orada ol." dedi net bir sesle. Başımı salladım. "Gelirim." Yanıma gelip dudaklarımdan öptü. Bu defa ayrılmak istemedi, öpücüğü derinleşti. Sanki son kezmiş gibi... geri çekildiğinde derin bir nefes verdi. "Akşam görüşürüz, güzelim." Parmakları saçlarımın arasından geçince, alnımdan öptü. Odanın kapısından çıkarken adımlarının sesi yankılandı. Dış kapı da kapandığında elim dudağıma gitti. İyi hissetmem gerekiyordu... ama kalbim sıkışıyordu. Neden beni öpmesi, içimde kötü bir his bırakmıştı? ***
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD