"Bu saatte neden hâlâ uyanıksınız?" diye sordum, Asil'in ne yapmaya çalıştığımı sorgulayan bakışlarını hiçe sayarak içeriye adımladım. Yaşlı, uzun boylu adam omzunun üzerinden bana baktı kısa bir süreliğine. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi gözlerini kısarken tüm bedeniyle döndü. "Seni bir yerden çıkaracağım." dedi düşünür gibi. Bir eli pantolonunun cebindeydi. "Daha önce görüşmedik sizinle." dedim ılımlı bir sesle. Asil kapıda bekliyor, arada bir etrafı kolaçan ediyordu. "Neden daha erken gelmedin?" diye homurdandı yine cama dönerken. Küçük bir çocuk gibi ellerini önünde bağladı. Aramızda bir iki adımlık mesafe bırakacak kadar adımlarımı sürdürdüm ve durdum. Onun hareketlerini izlemeye koyuldum. Odanın karanlığı zifiri değildi, mimiklerini dışarıdan yansıyan ışık sayesinde seçebiliyor

