Yıldızlar

1103 Words
Kafamı yasladığım duvarın pürüzlerinden olsa gerek bir türlü uyuyamıyordum. Gecenin tüm karanlığı yerini yavaş yavaş güneşe devretmeye hazırlanıyor gibiydi ama henüz karanlık hakimdi. Rüya sırtını sırtıma yaslamış, başını da duvara koymuştu. Hava serindi ama üşütecek kadar değil. Huysuz huysuz hareketlenmiş olmamdan rahatsız olmuş olacak ki sıkıntıyla nefesini verdi Rüya, duvara sırtını yaslarken. "Başım patlıyor." Ben de sırtımı duvara verdim onun gibi. Başımı omzuna koyduğumda çenesini dokundurdu başımın üstüne. "Sen neden uyumadın?" diye mırıldandı. Nefesimi verdim usulca. "Uyutmayan şeyler var." Elimi sıvazladı. "Biliyorum, Ege ile ilgili içinde olduğumuz durumu düşünüyorum. Bir yanım hala inanmıyor, sanki başka biri gibiydi." "Senin için olduğu kadar benim için de inanması güç bir durum. Yani çocukluğumuz, gençliğimiz birlikte geçti. Onu bu hale ne getirdi, ne zaman getirdi? Gerçekten sana zarar verecek gibiydi." "Evet, aklım almıyor Rüya. Korkunçtu." Birden gözleri doldu Rüya'nın. "Öldürmüş olamam değil mi?" "Sanmam, bayılmıştır." dedim soğukkanlı olmaya özen gösterirken. "Ya öldüyse?" Titrek nefesinden ve sesli yutkunmasından telaşını hissediyordum. "Şş, sakin ol. Düşünme şimdi bunları. Ben yanındayım." Ani bir refleksle kafasını arkasına çevirdi Rüya. "Sen de duydun mu?" Kaşlarımı çattım. "Neyi?" "Ayak sesi. Yani biri adım attı sanki." fısıldadı. "Hayır, kedi falan olmasın?" Bana doğru döndü kaşlarını kaldırırken. "Kedi?" "Boş ver, her neyse. Biraz uyusak iyi olacak." "Ben bir bakayım." derken yerinden kalktı ses çıkartmamaya özen göstererek. "Uzaklaşma fazla." diye fısıldadım. "Gelirsin sanmıştım." Arkamı döndüm sitemine aldırış etmeden. "Çok isterdim, ama uyuyacağım." Kısa süre sonra adımlarından uzaklaşmaya başladığını hissettim. Kaşlarımı çattım endişeyle, içimi huzursuzluk kapladı bir anda. En son birbirimizi yalnız bıraktığımızda başıma gelen şeyleri hatırlıyordum. O zaman kedi değildi bizi endişelendiren şey. Şimdi de kedi olmayabilirdi. "Bekle." dedim telaşla. "Ben de geleceğim." Bu anı bekliyormuşcasına durup yüzünü bana döndü. "Tahmin etmiştim." dedi gülümser bir hüzünle. "Neyi?" dedim yerimden kalkarken. Vereceği cevabı duymak istediğimdendi. "Artık birbirimizi yalnız bırakma gibi bir lüksümüz olmadığını ikimizde biliyoruz." Burukluktan bir an önce sıyrılmak için koluna girerken güldüm. "İyi ya, ayrılmayız biz de." Tebessümle karşılık verdiğinde korkak basan adımlarım aniden sert basmaya başlamıştı sanki. Varlığından güç alıyor, beraber olursak tüm dünyayı alt edebileceğimize inanıyordum. Çöp yığınlarıyla dolu yolda yavaş yavaş ilerliyorduk. Rüya sesin tekrarlandığını söylediğinde durup dinledik. Nefesimizi verirken bile daha narin davranıyorduk. Sesin geldiğini tahmin ettiğimiz yöne usulca adımlamaya başladık. Sese yaklaştıkça ses ağlamaya dönüşüverdi. Ya da zaten öyleydi. Duvar dibine çökmüş vaziyette ağlayan bir erkek çocuğuydu sesin sahibi. Rüya hemen yanına eğildi. Şaşırtıcı ki, genç; beklediğimizin aksine hiç tepki vermemişti. "İyi misin?" Cevap vermedi, bize aldırış etmiyordu. Yanına oturdum ben de. Korkmaması için elimi yavaşça omzuna sardım. "Bak, sana zarar vermeyeceğiz." Kıpırdamıyor, konuşmuyordu. "Duymuyor olabilir mi?" dedi Rüya. "Ya da konuşamıyor." diye ekledim. Kısa süren sessizliği bozan küçük genç oldu. "Duyuyorum, konuşuyorum da. Ama duymak ve konuşmak yetiyor mu yaşamak için?" Duraksadım. "Elbette yetmiyor, ama önemli. Değil mi?" "Gidin başımdan." dedi kafasını biraz önceki yuvasına gömerken. Sebepsizce sert tepki gösterdiğinde ters giden bir şeyler olduğunu ve işin içinden çıkamayacağına emin olduğu için yardım istemek bile istemediğini düşündüm. Ya da belki de abartıyorumdur ve kaybolmuş ya da karnı aç olduğu içindir. Ne bileyim. "Karnın mı aç?" diye soruverdi Rüya içimi okurcasına. "Kaç yaşındasın?" diye bir soru daha yöneltip şansımı denedim. "16." dedi kafasını kaldırmadan. "Kayboldun sanırım?" "Rahat bırakın beni." "Hadi ama. Her şey yolundaysa burada ne işin var?" "Kayboldum." duraksadı yere bakarken. Ardından ekledi. "Ama burada değil. Kendi içimde, kafamın içinde kayboldum. Bu sokakta kayboldum. Ne yapacağım, nereye gideceğim bilmiyorum. Öyle kayboldum ki, artık sabit olduğum bir yer yok. Bir dünyam, yok. Aslına bakarsan hiç olmamıştı zaten." Duyduklarım karşısında şaşırmayı bir kenara bıraktım ve hayatın ne kadar acımasız olduğunu sorguladım. "Böyle bir hayat benim seçimim değildi." Gözleri dolmuş gibiydi, değişen ses tonu onu kolayca ele veriyordu. "Kimse yaşayacağı hayatı seçemez, emin ol." "Siz de mi kimsesizsiniz?" dedi kafasını kaldırıp. Rüya, o an bana baktı. O kısa süren bakışmanın altında nereden baksan 20 yıl yatıyordu. Geçmişe, hatta bu güne kadar yaşadığımız her şey bir film şeridinden daha çok, hızla giden bir otobüsten görünen yol şeritlerine benziyordu. Hiçbirini yakalamak hiç kolay olmuyordu ve artık yakalamasam da olurdu zaten. "Nasıl?" diyebildi Rüya. Evet diyememişti belli ki. Bana sorsa, ben de diyemezdim. "Burası Kimsesizler Sokağı. Başka kimse gelmez buraya. Nasıl yolunuz düşecek yoksa?" "Senin yok mu ailen kardeşin? Daha çok küçüksün." Histerik bir gülüş yayıldı dudaklarına. "Diyorum ya, bu hayatı ben seçseydim eğer güzel bir ailem olmasını isterdim. Güzelini boş ver. Ailem olsun isterdim. Ne bileyim. Seçemiyoruz işte." Boğazıma oturan yumru dakikalardır kalkmıyor oradan. Bu çocuğun biraz önceki ağlayışı ilk değildi belliydi. Onu defalarca ağlatan hayat da, işin garip tarafı, bizi bu sokağa düşüren de hayat değil miydi? "Adın ne?" diye sordu Rüya. Her şeyi sorup bir bunu sormamış, söylememiştik. "Adımı koyan olmamış. Ama Kerem koysunlar isterdim." dedi tebessümle. "Sizin?" "Rüya ben." dedi tereddütle. Kerem'in cevap bekler bakışları beni bulduğunda sessiz kaldım. "Sana da mı isim koyan olmamış?" Daldığım boşluktan ayırdım gözlerimi. "Afitap. Afitap benim ismim." "Hiç aileniz olmadı mı? Yani ailesiz büyümek çok zor değil mi? Bana çok zor geliyor da." Tebessüm etti yine ama gözlerinde hala biraz önceki yaşların ıslaklığı vardı. Gözlerinde bir çok şey vardı aslında. Ümitsizlik ve ziyadesiyle çaresizlik en önde görülenlerdi. Tek başına mücadele etmek her şeyle. Kolay değil, en iyi bilenlerdeniz. "Birbirimizin ailesi olduk." Üç kişiydik biz aile olan. Yuvamız yokken birbirine çatı olan, karnı açken hayali yemekler yiyen, renkli oyun hamurları yapan ve her şeye rağmen hep mutlu olan, üç kişilik ama kocaman bir aileydik biz. Bu evde büyüdün sen Ege. Kötü olamazsın. "Peki aile olmayı nasıl öğrendiniz?" "Mecburduk çünkü, bizim bizden başka kimsemiz yoktu. Hala öyle." Sonradan öğrendiğin çabuk unutulurmuş da, hayatın sana bağıra bağıra öğrettiğini kırk asır da geçse unutamazmışsın. "Özür dilerim ben." Kaşını kaldırdı Rüya neden dercesine. "Az önce ki kabalığım için. Sizi terslediğim için." Gülümsedim saçlarını karıştırırken. "Önemli değil." Aniden dondu sanki. Bakışları keskin bir bıçak gibi gözlerime saplanıyordu. Durduk yere dolan gözlerine rağmen suratı buz kesilmişti. Yüz hatlarını gülmeye zorluyordu fakat içinde göremediğim bir acı vardı. "Daha önce hiç," devam edemedi, gözlerinden bir damla yaş aktı. Yutkundu sonra ve devam etti güç bela. "hiç saçımı okşayan olmadı." Rüya dudaklarını birbirine bastırırken ben ne yapacağımı bilemedim. Hayatın ne olduğunu bilge birilerine sorarak öğrenebilirsiniz yahut kitaplardan yahut kendinizden. Ama hayatı öğrenmek istiyorsanız şuna eminim ki; sokağa çıkmalısınız. "Yıldızları seyredelim mi bu gece?" deyiverdim bir anda. Sanki anını bekliyor gibi karnıma kramp girmesiyle inledim. Elim usulca karnıma giderken derin bir nefes aldım. "Unutacağım." diye fısıldadım kendime. "İyi misin?" Başımla onayladım Rüya'yı. "Geçecek." "Ne diyorduk, yıldızlar. Yıldızları seyredelim mi bu gece?" "Yıldızlar, pek görünmüyor." Gülümsedim. "Olsun, görüyor gibi yaparız." Hepimiz sırtımızı duvara yaslayıp ayaklarımızı uzatırken gülümsedik. Hayali yıldızları izlemeye dalmışken Rüya kıkırdadı. "Halimize bak." Ona karşın istifimi bozmadan seyre devam ettim. Aklıma gelen bir cümleyi mırıldandım. "Ve gökyüzünü izlerken görülenler deli sanıldı," Rüya tamamladı. "yıldızları göremeyenler tarafından."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD