"Yitirilen yıllar ve mutluluklar geri gelmez... Şimdi biz elimizde olana bakalım..." Charles Dickens Yemek masasında, tam karşısında oturmuş adama gergince bakıyordu Sibel. Hele ona "Beyin işten geldi, karnı aç" demesini sindiremiyordu. Bu kadar pervasız olması, hele ona memnuniyetle gülümsemesine hiç katlanamıyordu. Daha önce onun kadar sinir bozucu, çileden çıkaran birine hiç rastlamamıştı. Sabahat, önündeki yoğurtlu, salçalı, naneli çorbaya burun kıvırıp, "Sana kaç defa dedim, yayla çorbasına salça konulmaz diye? Pirinçler iyi pişmemiş, yoğurt kesilmiş; hem nerede bunun tavuk suyu?" diye hesap sordu. Sibel gözlerini belertip, "Ben salçalı seviyorum ama," diye kestirip attı; sandalyesine kaykılırken. Homurdanarak, "Tavuk suyunun tadını bile alamıyorum." "Canım, kümese girip tavuğu

