Berdel

925 Words
Asena Demir Konağın kapısından içeri girdiğim anda yanlış bir yerde olduğumu hissettim. Konağın içi karmakarışıktı.Kadınlar ağlıyor, korumalar sağa sola koşuyor, herkes aynı anda konuşuyordu.Tam merdivenlere yönelmiştim ki salondan gelen sesle durdum.Ve gördüğüm manzara beni şok etti.Cihan ayakta durmuştu. Yanında ise Zelal Hanım Üvey annem. Ve onların biraz gerisinde korkudan titreyen Zülal vardı.Bir an ne olduğunu anlamadım.Tam geri çekilecekken başka biri önüme çıktı.Kutay.Yıllardır bakışlarıyla bile insanın içini kirleten adam.Çocukluğumdan beri her karşılaşmamızda rahatsız eden o iğrenç tavır.Yine aynı şekilde sırıtıyordu. Gözlerini üstümde gezdirip yanıma yaklaştı. — Ooo hoş geldin güzellik. İçim buz kesti.Kutay başını Cihan’a çevirip kahkaha attı. — Bak Cihan doktor hanım gelmiş yine. Midem bulandı.Tam geri çekilecektim ki! KONAĞIN KAPISI BİR ANDA AÇILDI. Ardından iki el silah sesi patladı. BANG! BANG! Kadınlar çığlık attı.Herkes yere eğildi.Ben olduğum yerde donup kalmıştım. Kapının girişinde Boran Ağa duruyordu.Arkasında onlarca adamıyla. Simsiyah giyinmişti. Yüzü karanlıktan bile daha sert görünüyordu. Ve elindeki silah hâlâ duman çıkarıyordu. Gözleri direkt Cihan’a kilitlendi. Hayatımda bu kadar öfkeli bir bakış görmemiştim. Boran birkaç adım içeri girdi. Sesi konağın duvarlarında yankılandı. — NERDESİN İT?! Cihan hafifçe sırıtıp Zülal’i arkasına çekti. — Sakin ol kardeşim. Boran çıldırdı.Bir anda masayı tekmeyle devirdi. — Bana kardeş deme! Adamlar silahlarını çekmişti. Konağın içi bir saniyede savaş alanına dönmüştü.Ben istemsizce geri çekildim.Tam o sırada Kutay yine koluma dokunmaya çalıştı.Refleksle geri sıçradım. Ve bunu gören Boran’ın bakışları direkt bize döndü.Önce Kutay’ın eline baktı. Sonra bana. Ve o an yüzündeki öfke daha da karardı. Tehlikeli şekilde sessizleşti. Bu sessizlik bağırmasından daha korkutucuydu. Konağın içindeki hava nefes alınmayacak kadar ağırdı.Silahlar çekilmişti. Kadınlar korkuyla köşelere sinmişti.Ben hâlâ olduğum yerde donmuş halde duruyordum.Boran Ağa birkaç adım daha öne çıktı.Bakışları direkt Cihanın üzerindeydi.Sesi ölüm kadar sert çıktı. — Kızı geri verin. Zülal korkuyla ağlamaya başladı.Cihan ise hâlâ geri adım atmıyordu. Boran’ın çenesi sertleşti. — Ya ölecek!Ya da bu it oğlun bedel ödeyecek. Sonra gözlerini yavaşça Zelal Hanıma çevirdi.O bakışla oda buz kesti. — Hanımağa! Zelal’ın sahte ağlaması bir an durdu. Boran devam etti. — Töreyi biliyorsun. Bir adım daha yaklaştı. — Berdel olacak. Kalbim sıkıştı. Odada uğultular başladı. Boran’ın sesi yine yankılandı. — Kızın olmadığına göre! Seç oğullarından birini. Yan tarafta duran Kenanın eli direkt silahına gitti.Yüzündeki şok gizlenmiyordu. Zelal ağlıyor gibi yaparak öne atıldı. — Yapma Boran ağam sevmişler birbirini. Sesi titriyordu ama gözleri hesap yapıyordu. — Düğün yaparız. Kimseye de söylemeyiz olur biter. Bir anda Boran öne çıktı. Öfkesi konağı titretti. — Ne saçmalıyorsun lan sen?! Masaya yumruğunu vurdu. — Ben bu ite kız vermem! Parmağıyla Cihan’ı gösterdi. — Töre belli! Odadaki herkes nefesini tutmuştu. Ve tam o sırada Zelal’in yüzü değişti. Sahte gözyaşlarını silip yavaşça konuştu. — Benim kızım var. Bir anda bütün bakışlar bana döndü. Kanım çekildi. Zelal başını bana çevirdi. — Nede olsa analık ettim bunlarda abilerin sayılırlar. Bir saniye. Sonra ikinci saniye.Ve odanın içi tam anlamıyla dondu.Ne dediğini anlamam birkaç saniye sürdü.Sonra mideme taş oturdu. Kutay sinsi şekilde sırıtıyordu.Cihan bile şaşkınlıkla bana baktı.Ama ben sadece Boran’a bakıyordum. Çünkü yüzündeki ifade Öfkenin ötesindeydi.Gözleri kararmıştı.Ve o an ilk kez gerçekten korktum.Kendimi tutamadım. Bütün bedenim titriyordu. Zelal’in söyledikleri beynimde yankılanıyordu. “Benim kızım var.” Bir anda ona doğru yürüdüm. — Ne saçmalıyorsun sen?! Sesim konağın içinde yankılandı. Herkes sustu ama ben duramıyordum.Yıllardır içimde tuttuğum her şey taşmıştı. — Banane senin oğullarından?! Yıllardır çektiğim yetmedi mi benim?! Gözlerim dolmuştu ama ağlamıyordum. Öfkem gözyaşlarını bile bastırmıştı. — Mecburi görevdeyim ben burada!Ne berdeli?! Ne töresi?! Zelal geri çekilirken ben üstüne yürümeye devam ettim. — Delirmişsiniz siz! Tam o sırada tanıdık bir kol bana sarıldı. — Asena kızım yapma sakin ol. Hatice Abla. Yıllardır konağın çalışanı. Annemin ölümünden sonra bana gizlice sahip çıkan tek kişi. Beni tutmaya çalışıyordu ama ben hâlâ öfkeyle Zelal’e bakıyordum. Tam tekrar yürüyecekken Kutay aniden elimi tuttu. Canım yandı. — Haddini bileceksin. Acıyla irkildim. O saniye konağın içindeki hava tamamen değişti. Çünkü Boran Ağa bir anda öne atıldı. Ama ondan önce Kenan yetişti. Direkt Kutay’a yumruk geçirdi. — Ne yapıyorsun lan sen?! Kutay sendeledi. Kenan beni arkasına çekti. — Siz bu kızı sahipsiz mi sandınız?! Kutay dudağındaki kanı silip sırıttı. Pis pis yüzüme baktı. — Ooo! Sonra gözlerini Kenan’a çevirdi. — Demek Kenan bey kuma alacak. Kahkaha attı. — Yoksa Boran ağam siz mi? İçim buz kesti. Kutay’ın bakışları iğrençleşmişti. Ve sonra o cümleyi söyledi. — Bu sürtük hanginizin altına yattı? Bir saniye.Sadece bir saniye.Sonra sert bir hareket oldu.Boran bir anda Kutay’a ulaştı. Silahını direkt kafasına dayadı.Konağın içindeki herkes dondu. Silah hâlâ Kutayın kafasındaydı. Boran’ın sesi konağın içinde yankılandı. — Senin o ağzını sikerim! O kadar öfkeliydi ki herkes geri çekildi. Ben refleksle öne atıldım. — Yapma lütfen! Elim direkt onun koluna gitti.Silahı tutan elini yakaladım. — Boran yapma! O an Bana döndü. Göz göze geldik. Nefesi sertti. Çenesi hâlâ sımsıkıydı. Ama bana baktığı anda o öldürecek bakış bir anlığına değişti.İlk kez bu kadar yakınlaştık.Elim hâlâ onun elindeydi.Kutay nefes almaya çalışırken ben kendimi toparladım. Sonra odadaki herkese dönerek. — Ben bu çağ dışı işin içinde olmayacağıma göre! — Şimdi bu evi boşaltın lütfen. Kimse konuşamadı.Ben devam ettim. — Sonra kendi aranızda ne konuşuyorsanız konuşun. Bu işte ben yokum. Gözlerim tek tek hepsinin üzerinde gezdi. — Kim ölüyorsa ölsün. Odadaki sessizlik ağırlaştı. Boran yavaşça silahını indirdi.Sonra başını çevirip Zelal Hanıma baktı.Sesi bu kez daha sakindi. Ve bu daha korkutucuydu. — Sana iki gün veriyorum. Zelal’in yüzü bembeyaz oldu.Boran tek tek kelimeleri bastırarak konuştu. — Ya berdel! Kalbim sıkıştı. — Ya da oğullarından biri. O cümle içime taş gibi oturdu. Çünkü ne demek istediğini anlamıştım.Bir anda nefes alamadım.Boran birkaç saniye daha bana baktı. Ve gitti.Adamları peşinden giderken konağın içi ölüm sessizliğine gömüldü.Kapı kapandığında dizlerimdeki güç çekildi. Sakin ol dedim kendi kendime sakin ol.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD