27 Eylül 2019 / 13.10
Bugün haftanın son günüydü. Yoğun bir hafta geçirmişti. Ama bugün biraz daha sakin geçecekti. Çünkü bugün sadece ufak işlerle uğraşacaktı. Önce stajyer ve Kamer'i spor salonuna götürecekti. Onları biraz terletecekti. Sonra ufak bir göreve götürcekti. Görev çıkışı poligona gidip birkaç atış yapacaklardı. Sonra Haktan'ı bir şirket toplantısına götürecek orada korumalığını yapacaktı. Ardından Mirza'ya uğrayıp eve ekleteceği yeni odayı konuşacaktı. Güzel bir oyun odası istiyordu. Elinde hazır mimar varken bunu değerlendirmeliydi. Ordan ayrılınca Cahit'i alıp araba galerisine gidecekti. Güzel bir araba almayı düşünüyordu. Kendi arabası çok gösterişliydi. Daha basit bir araç gerekliydi görevlere giderken. Aklında bir model vardı. Gecenin kapanışını da Enver ile şarap tadımına giderek yapacaktı. Eğlenceli bir gece olacaktı.
Gardırobuna geçip siyah bir kalem etek seçti. Üzerine omuzları volanlı uzun kollu pembe renkli ince bir triko seçti. Bir ihtimal üşüyebilir diye Crop bir blazer aldı. Eteğine uysun diye de siyah tercih etmişti. Trikosu ile aynı renkte süet stilettoyu da gözüne kesdirdiğinde kombini tamamdı. Kıyafetleri hızlıca üzerine geçirip güzel silahını da beline taktı. Şarjörü her zamanki gibi tamamen doluydu.
Uzun saçlarına hoş bukleler yapıp. En sevdiği bordo rujunu dolgun dudaklarına sürdü. Göz makyajı yapmamıştı. Sürekli dağıldığı için pandaya benziyordu. Her zamanki parfümünden de bir iki fıs sıkıp ayakkabısına özel tasarım olan çantasına attı. Cüzdanını araba anahtarını telefonunu ve son anda hatırladığı yedek şarjörü de çantasına attı. Son anda rujunu alma gereği duyduğundan onu da alıp önce odadan sonra da evden çıktı.
Kapının önünde aslan edasıyla duran Ranger'ına bindi. Kontağı açıp arabasını çalıştırdı. Ustaca arabasını durduğu yerden kaldırıp yola saptı ve sürmeye başladı. Radyodan bir şarkı açtı. Uzun bir yol olacaktı.
***
Büronun önüne geldiğinde kapıda bekleyen stajyer ve Kamer'i gördü. Kamer çok ciddi bir iş görüşmesine gidiyor gibi sipsiyah bir takım giymişti. Stajyeri ise gri bir eşofma üzerine de belini azcık açık bırakan bir tişört giymişti.
Akıllı kız...
Aynı ben.
Ne demezsin...
Arabanın ön koltuğuna stajyer arka tarafa da Kamer geçti.
Sanki beyefendinin şahsi şoförlüğünü yapmaya geldik.
"Ecmel Hanım merhaba." dedi biricik stajteri. Çok saygılı bir kızdı. Bu özelliği Ecmel'in çok hoşuna gidiyordu.
"Merhaba, güzellik." diye yanıtladı. Onun aksine samimi bir şekilde yaklaşmayı tercih etti.
"Nasılsınız?"
"Gördüğün gibi harikayım, bebeğim."
"Çok yara almışsınız. Tamamen iyileştiniz mi? Sizi yormayalım."
"Benimle bu kadar resmi olma. Ve yaralarım gayet iyi. Ben yorulmam. Siz kendinizi hazırlayın."
"Peki Ecmel abla " dedi.
Ecmel gülümsemişti. Ultra saygıdan samimiyete geçişi hoşuna gitmişti.
Onlar bu diyalogları kurarken Kamer sessizce dışarıya bakıyordu. Bu durum Ecmel'in dikkatini çekmişti.
"Kamer Bey, siz nasılsınız?" diye sordu Ecmel. Sesinin tonu oldukça iğneleyiciydi.
"Eyvallah."
Kamerin yanıtı bu kadardı. Anlaşılan konuşmak istemiyordu. Ya çekiniyordu ya da Ecmel'den nefret ediyordu.
Ecmel cevap vermedi. Konuşmak istemeyen adamı zorla konuşturamazdı.
Sessizce arabasını sürdü.
Özel spor salonuna geldiklerinde arabayı park edip indiler. Ecmel önden diğerleri ise arkasından yürüyordu.
Onları çok zorlamayacaktı. Biraz ip atlatıp koşturacaktı. Ardından da biraz ağırlık çalıştıracaktı. Son turda da küçük bir dövüş yaptıracaktı. Bu basit antrenman büyük ihtimalle onların canına okuyacaktı.
Salona girdiklerinde Ecmel Onları açık bir köşeye getirdi. Ellerine elektronik sayacı olan ipleri verdi. Böylece toplamda kaç atlama yaptıklarını görebilecektiler.
Stajyer hergün yaptığı bir şeymiş gibi ip atlamaya başlamıştı. Kolayca üstesinden geliyordu. Takılmadan güzelce atlıyordu. Üzerindeki kıyafetlerin avantajı da büyüktü. Kamer ise ceketini çıkarıp kenara bırakmıştı. Üzerindeki esnek olmayan kumaşlar hareketlerini kısıtlayavaktı ama bu Kamer'i etkileyecek gibi durmuyordu.
Sonuçta gerçek bir çatışmaya giderken pardon üstümü değişmeliyim. deme şanslaro olmadığından bir açıdan her türlü anda spor yapabilmek avantaj kazandırıyordu. Bu yüzden Ecmel bir şey demeden sadece izledi.
Bir süre atladıktan sonra koşu bandına geçtiler. Önce yavaş modda başladılat ardından kademe kademe arttırdılar. Ama Kamer, stajyerden öndeydi. Makinenin hızına kolayca uyum sağlayıp senkronizr bir şekilde uyum sağlayabiliyordu.
Stajyerde kötü değildi. Bedenini zorlamaktan korkmuyordu. Sınırları yok sayıyordu. Onun için sınır gidebileceği son noktadan daha uzaktaydı. Ve bu iyi bir şeydi.
Koşu bandında epey terledikten sonra kısa bir mola verdiler.
Ağırlıkarın önüne geldiklerinde stajyere beşer kiloluk Kamer'e ise onar kiloluk dambılları verdi. Onları henüz yeni tanıdığı için sınırlarını bilmiyordu. Bu yüzden basitten başlatmıştı. Zaten üst düzey ağırlık çalışmaya gerek yoktu. Amaç birazcıkta olsa kol kaslarının açılmasını sağlamaktı. Böylece silah tutarken daha çevik olabilirlerdi. Silahın bir geri tepmesi ve bir ağırlığı vardı. Bu seviye ağırlıklara alışkın olmak silah kullanımını kolaylaştırırdı. Bir süre çalışmalarına izin verdi. Ardından kendilerini zorlamamaları için kesmek zorunda kaldı. Çünkü kollarının yorulması dezavantaj sağlardı.
Son adıma gelmişlerdi. Kısaca savunma çalıştıracaktı.
İkisini ringe çıkartıp ellerine bandaj verdi.
"Beraber mi çalışacağız." diye sordu Kamer. Geldiklerinden beri kurduğu tek cümleydi.
"Bir sakıncası mı var?" diye sordu Ecmel.
"Var." dedi Kamer. " Kıza yumruk atamam ben."
"Ben çıkayım bana at. Tabii atabilirsen."
Ecmel sinir olmuştu.
"Sana da atmam. Karakterime ters."
"Karakterine başlatma Kamer. Biz korumalıl yapıyoruz. Görevlere gidiyoruz. Mafya olacaksın sen. Karşına kadın geldi diye karşılık vermeyecek misin?" Ecmel'in ses tonu sertti.
"Bu camiada öyle kadınlar var ki aklın almaz. İçinden geçerler senin. O yüzden aptal aptal cinsiyetçilik yapacağına. Hareketlere çalış. Sana git kadın döv demiyoruz. Kadın veya erkek, kendinden güçsüz hiç kimseye şiddet uygulamayacaksın. Burada olma amacımız senden, sizden çok üstün insanlara karşı savunmasız kalmamanızı sağlamak. O yüzden çeneni kapa stajyer ile temel hareketleri çalış."
Meslek hayatında kadın erkek ayrımı yapan düşüncelerden nefret ediyordu. Aynı işi yapan bir kadın ve erkek eşit koşullarda çalışmalı eşit haklara sahip olmalı eşit kazançlar sağlamalıydı. Onların çalışma prensipleri böyleydi. Büroda erkek koruma olduğu kadar kadın koruma da vardı. Her biri alanlarında profesyoneldi. Yeri geldiğinde birbirlerinin arkalarını kolluyorlardı. Ama bunu yaparken cinsiyet sınıflandırması yapmıyorlardı.
Kamer cevap vermemişti. Belki düşüncesinde art niyet yoktu. Stajyere yanlışlıkla da olsa zarar vermek istememişti. Ama bunu ifade etmek için doğru kelimeleri seçemediğinden yanlış bir konuma düşmüştü. İnsanın böyle hassas konularda konuşurken seçeceği kelimelere ekstradan dikkat etmesi gerekiyordu.
Stajyer ve Kamer medeni şekilde çalışmaya başlamışlardı. Biri saldırırken öbürü savunma yapıyordu. Sırayla tekrar ediyorlardı. İyi uyum sağlamışlardı. Kamer'in korktuğu gibi şeylerde olmamıştı. Çünkü stajyer oldukça profesyoneldi. Her hareketine dikkat ediyordu. Saldırılardan ustaca kaçıyordu. Birkaç yumruk denemesi yaptıktan sonra bir iki tane özel savunma ve saldırı hareketi üzerinde alıştırma yapmışlardı.
Spor salonunda işleri bittiğinde arabaya döndüler. İkisi de çok terlemişti. Yanlarında yedek kıyafet olmadığından Ecmel onalrı yakındalı bşr mağzaya götürüp güzel kıyafetler seçmelerini ardından giymelerini söyledi. Çünkü göreve gideceklerdi. Orada bir duruşları vardı. Eğer ellerindeki ciddi tavrı yitirirseler işlerini yapamazlardı. O ciddi tavrı oluşturan en önemli yapılardan biri dr giyim tarzıydı. Ecmel bu yüzden her zaman görünüşüne özen gösterirdi. Yanında çalışan insanların da bu tarz şeylere dikkat etmesini isterdi.
Mağazada da işleri bittikten sonra görev sahasına doğru yola koyuldular.
Ciddi ama basit bir görev onları bekliyordu.
***
27 Eylül 2019 / 16.00
Arabadan indiklerinde Ecmel bagaja yürüdü. Bagajda içi silahla dolu olan çanta vardı. Çantayı açıp iki tane kısa namlulu silah çıkardı. Birini stajyere diğerini de Kamer'e verdi. Sıra görevi anlatmaya gelmişti. Görev çok basitti. Ecmel çaylakları için özellikle seçmişti.
"Görev şu şekilde." diye başladı konuşmasına. ikisinin dikkati de üzerindeydi .
"Müşterimize piyango vurmuş. Bugün de parasını teslim almaya gidecek. Bizde gaspa uğramasın diye yanında olacağız."
"Böyle bir görev için silaha ne gerek var?" diye sordu Kamer. Tavrı oldukça ukalaydı.
"Normal bir adam bir gün bilet alıyor ve şansına para çıkıyor. Bu kendi halindeki adamın fotoğraflarını çekiyorlar haber kanallarına çıkıyor sosyal medyada yayınlanıyor vesaire vesaire." dedi Ecmel sinirle. Sonra devam etti.
"Şimdi üstün zekalı, söyle bakalım bu aciz adamcağazın bir hırsıza bir mafyaya yakalanmadan parasını alıp güvenle eve dönme ihtimali kaç?"
"Niye kızıyorsun ya sadece sordum." Kamer. ukala tavrı kaybolmuştu.
Ecmel sertçe bagajı kapatıp köşede bekleyen adamın yanına yürümeye başladı. diğerleri de hemen arkasındaydı.
Adam Ecmel'i görünce rahatlamıştı. Çok tedirgindi. Hep izlendiğini takip edildiğini sanıyordu.
"Hadi bey amca gidip alalım paranı." dedi Ecmel.
"Alalım ama korkuyorum ya bir şey olursa?" diye sordu orta yaşların sonunda olan adam.
"Burnun kanamadan paran eksilmeden eve varacaksın."
Adam başıyla onaylayıp yürümeye başladı.
"Çok da kasma." dedi. "Burnum kanasa da olur."
Ecmel gülümsedi. Para işte dedi içinden.
İlgili bankanın önüne geldiklerinde adam içeri girdi. Ecmel, Kamer ve stajyer kapının ağzında durup beklemeye başladı.
Bu bekleyiş yaklaşık Bir saat kadar devam etti. O süre zarfında Ecmel çok sıkılmıştı. Kamer'inde sıkıldığı nefes alışverişlerinden belli oluyordu. Ancak stajyer hiç sıkılmamış gibiydi. Sanki bir iki saat daha hiçbir şey yapmadan kapının önünde bekleyebilirdi.
Sonunda adam içerden çıktığında elinde büyük siyah deri kaplama bir evrak çantası vardı.
Ecmel adamın önüne geçerken Kamer sağ arkaya stajterde sol arkaya geçti. Adamı üçgenin içine almıştılar. O üçgenden çıkmazsa her koşulda hayatta kalırdı.
Arabaya doğru yürümeye başladıklarında daha önce orada olmayan bir araç fark ettiler. Beyaz, camları filmli transitti. İçinde biri var mıydı yok muydu göremiyordu.
Ecmel durdu. Eli silahındaydı. Her ihtimale karşı tetikte olmalıydı. Diğerlerine de dur işareti yapıp "Daralın" dedi.
Kamer ve stajyer adamı aralarında iyice sıkıştırdı. Adeta etten duvar örmüşlerdi.
O sırada Ecmel'den ikinci komut geldi.
"Etrafı gözleyin."
Kamer ve stajyer adama sırtlarını döndü. Hala üçgeni koruyorlardı. Ama artık 3'ü de farklı yöne bakıyordu. İki çaylak da silahlarını çıkardı ve baktıkları yönlere doğrulttu.
Belki Ecmel evham yapıyordu. Bunu henüz bilmiyorlardı. Ama Ecmel'in tedbiri elden bırakmaması gerekiyordu.
Adam da çokça gerilmişti. Çantasına sıkıca sarılıyordu. Hayatta kalmış son parçası gibi kucaklıyordu.
Transitin yan kapısı açılınca içinden iki tane takım elbiseli adam indi. Ellerinde uzi vardı.
Gerilme sırası Ecmel'deydi. iki adama karşı tek olmak sorun değildi. sorun kısa mesafede böyle iki silaha hedef olmaktı.
"Beyler ben ateş etmeden gitseniz iyi olur. Ha yok illaki kalacağız derseniz bilginiz olsun, kefen ve yıkama işlemlerini biz karşılamıyoruz. Düştüğünüz yerde kalırsınız."
Ecmel'in amacı göz dağı vermekti.
"Biz karşılarız ama cesetinizi bulabilirlerse..." dedi en iri adam.
Güzel dağ...
Kamer ve stajyerden hiç ses çıkmıyordu. başını hafifçe çevirdiğinde onlara da doğrultulmuş iki silah vardı.
Neyse ki uzi değil.
"işler çirkinleşecek." dedi Ecmel.
Bir şansı vardı çok iyi kullanır ve çevik olabilirseler iki şansı olurdu.
Şuan bir şeyden çok pişmandı...
Silahı en iri adamın kafasına doğru nişan aldı. Ve tek el ateş çıktı. göz açıp kapayınca kadar adamın alnında bir delik açılmıştı. Adamın gözleri kayarken iki dizinin üstüne düşüp yüz üstü yere kapandı. Kurşun yarasından ve düşmenin etkisinden yer kan gölü olmuştu. Yanında duran adam şok olurken ikinci kurşunu da göğüsüne yemişti. Hemen ölmemişti ama birazdan öleceği kesindi.
Olaylar öyle hızlı gerçekleşiyordu ki Stajyer ve kamer şaşkınlık içindeydi.
Öyle ki onlarda silah sesini duyunca bir iki saniye içinde kendi silahlarıyla nişan alıp ateş ettiler.
Ancak bir sorun vardı.
Karşılarında dimdik dikilen adamların kafasına isabet eden kurşun değil mavi boyalı su idi.
Adamlar gözlerine bulaşan su ile şok olmuştu. Ama Kamer ve stajyer dehşet içindeydi. Ellerindeki boya tabancasıydı.
Ecmel'in pişmanlığı tam da bu noktada başlıyordu işte.
Aynı Kamer gibi böyle basit bir görevde silaha ve desteğe gerek olmayacağını düşündüğünden aceminin eline silah verme riskine de girmek istemediğinden oyun silah vermişti.
Dün yediğin hurmalar...
Şimdi pişmandı ve çatışmanın ortasındaydı.
bugün gelir tırmalar.
Neyseki suratına boya sıkılan adamlar, gözlerine kaçan boyalar yüzünden anlık kör olmuştu. Bunu fırsat bilerek park halindeki arabanın arkasına kaçtılar. Parasını kaybedeceğini sanan adma korkudan titrerken. Kamer sinirle, stajyer de şaşkınlıkla olduğu yere sindi. Ecmel olduğu yerden çıkıp bir iki el ateş etti.
Adamlar salak olmadığı için onlarda saklanmıştı. Şimdi ise karşılık veriyorlardı.
"Kadın elime oyuncak verdi, lan." diye bağırdı kamer. O sırada arabanın arka farına bir mermi isabet etti. Bu da Kamer'in sesini kesmek için yetmişti.
"Aptalın eline gerçek silah mı verecektim? Aptal!"
"Verseydin silahı korkak gibi pısmazdık. Tak tak vurur çıkardık."
Ecmel arkasını arabaya yaslayıp oturdu. Kamer'in yüzüne baktı. Ve o an aklına bir fikir geldi.
Elindeki silahı Kamer'e attı. Gerçekten attı...
"Vur ulan tak tak."
Kamer elindeki silaha bakıp yutkundu. Mermiler uçuşurken kafasını dışarıya çıkarmak şuan korkutucu geliyordu.
Silahın kabzasını sıkıca kavradı. Ani bir hareketle olduğu yerden fırlayıp bir el ateş etti. Aynı saniyede de yere çöktü.
Unuttuğu bir şey vardı. Biraz önemli bir şeydi.
Ateş ederken gözlerini açmayı unutmuştu.
Yani bakmadan nişan almıştı.
Aslında nişan almayı da unutmuştu
Bu durumda havaya rastgele sıksa vurma ihtimali daha yüksek olurdu.
"Vurdum mu?" diye sordu heyecanla. adrenalinden kalbi çıkacak gibi hissediyordu, Kamer.
Ecmel silahını geri alıp çatışmada değilmiş gibi kahkaha attı.
"Bir vurdun bir vurdun gör." dedi Ecmel. "Önce izle bir öğren gireceğin bir sürü çatışma olacak. Elin alışınca zorluk çekmezsin."
İlk cümlesi dalga gibi olsa da son cümlesi morelini bozmaması için özenle kurmuştu.
Bu iş kolay gözüksede zor bir şeydi. Bir sürü önemli nokta vardı. Öğrenilmeyecek bir şey yoktu. Elbet öğrenilirdi ama daha yolun başında olan adamın hevesi kırılırsa çok daha zor öğrenilirdi. O yüzden kamer'e kızsa da kırmamaya özen göstermişti.
Çok oyalandıklarına karar verince sindiği yerden çıkıp İki el ateş etti. Ve o an Ecmel'in silahından çıkan ses son silah sesi oldu. Adamlar vurulmuştu.
Arabanın arkasından çıkıp hızlıca kendi arabalarına bindiler.
Adam korkmuştu. Hala sakinleşmeye çalışıyordu. O yüzden sesi hiç çıkmıyordu. Ecmel arabayı çalıştırırken görev dosyasında yazan adrese baktı. Adamı bırak ması gereken adres detaylıca yazılmıştı. Neyseki adres yakındı. Adam akıllı çıkmıştı. Evinin yakınındaki bir şubeyi tercih etmişti.
Adamı evine bıraktıktan sonra poligona geçtiler. Poligon büroya yakındı. Eğitim için sürekli gittikleri bir yerdi.
içeri giyip gerekli kişisel koruyucu donanımları giyip atış yapacakları alana geçtiler. Ecmel kısa bir eğitim verdi. Kısaca kullandıkları silahtan ve mermilerin kalibresinden bahsetti. Ardından temel tutuş tekniğini ve geri tepmesini açıkladı. Birkaç atış gösterdikten sonra geri çekilip uygulamalarını bekledi.
Çok kötü değillerdi. Hatta gayet iyi sayılırlardı. Zaten ikisininde taşıma ruhsatı vardı. Temel eğitimleri dr mevcuttu. Sadece pratik yoktu. Çünkü pek kullanmaları gerekmemişti. Toplamda yaklaşık elli atış yaptıktan sonra oradan ayrıldılar. İki acemininde yüzü gülüyordu. Sonuçta Ecmel'den övgü almışlardı. Bu önemliydi. Bu camiada en seri silah kullanan insanlardan biriydi.
Kamer'i lilya'nın yanına, stajyeri de Enver'in yanına bıraktıktan sonra Haktan'ın şirketine doğru sürmeye başladı. Biraz mesafe vardı ama çok uzun sürmeyecekti ulaşmak. Çünkü trafik açıktı araba hızlıydı. Ecmel ise daha hızlıydı.
Yirmi dakikalık bir sürüşten sonra Haktan'ın şirketinin önüne gelip park etti. Ve Haktan'ı aradı.
"Efendim güzelim."
"Şirketin önündeyim. Haber vermek istedim."
"Geliyorum."
Ve telefon kapandı. Haktan çok ılımlı davranıyordu. Gören onların sevgili olduğunu sanabilirdi. Çünkü cidden samimi gözüküyorlardı.
On dakikalık bir bekleyişten sonra Döner kapıdan etrafı güvenlikle çevrili bir şekilde Haktan çıktı. Üstünde simsiyah bir takım elbşse vardı. Gömleği de siyahtı. Kravat takmamıştı. Saçları birazcık dağınıktı. Oldukça havalı gözüküyordu. Ecmel'in inkar edemeyeceği kadar iyi bir görüntüsü vardı.
"Selam güzellik."
Yan tarafındaki yolcu koltuğuna oturup ceketini çıkardı. Oldukça dar gözüken gömleğinin kollarını da sıyırıp hoş bir gülümseme ile Ecmel'e baktı.
"Harika görünüyorsun." dedi. "Her zamanki gibi." diyerek devam etti.
Açık sözlü bir adamdı. Aklına geleni söylemekten asla çekinmezdi.
"Teşekkür ederim."
"Şirketin yerini biliyorsundur."
Konu hızlıca değişmişti.
"Biliyorum. Sekreterin detaylı bir mesaj attı."
"İşimiz çok uzun sürmeyecek. Oradan çıkınca vaktin olursa bir kahve içeriz."
"Hani bu tarz şeyler için vaktin yoktu?" diye sordu.
"Sevgilicilik için vaktim yok. Seninle geçireceğim Anlar için her zaman vaktim var."
"Gururum okşandı."
Haktan kahkaha attı.
"Çok mutlusun bugün. Baba sorunlarını aştın galiba."
"Aynı küfürü her gün duyunca etki etmemeye başlıyormuş. Gün geçtikçe daha da kolay oluyor.
"Kaç yaşında adamsın. Bu saatten sonra seni üzmemeli. İnsanlar gaddar. Kimliğinin bağının bir anlamı yok. Alış buna."
"Haklısın." diyerek onayladı Ecmel'i. Bu sırada camı açıp bir miktar havanın içeri girmesini sağladı.
Sessiz kaldılar. Dıştan mutlu gözüksede Haktan içten içe çok üzgündü. Ama Ecmel üstünde durmadı. Çünkü çok umrunda değildi. O kimseyi önemsemezdi. Ona göre bu hayatta herkes kendinden sorumluydu. Başkasının derdini de takıp kendi yükünü arttırmaya hiç gerek yoktu.
Şirketin önüne geldiklerinde araçtan indiler. Ecmel ne yapması gerektiğini anlatmaya başladı.
"Genelde arkanda yürüyeceğim. Bazı yerlere girerken bana müsaade et ki önden girip güvenli bir yer olup olmadığını kontrol edebileyim. Eğer bir yığılma olursa yanına gelip seni güvenle geçireceğim. Hiçbir şeyden çekinmene gerel yok. Gerekli silah ve yedek şarjör yanımda. Bir tabur adam saldırsa da seni saçın dağılmadan ordan çıkarırım. Çıkışta kameramanlar olabilir. O zaman yanımdan uzaklaşma ve kensinlikle uzaklaşma."
"Harika bir kadınsın. Sana hayranım."
"Dediklerimi anladın değil mi?"
"Anladım güzelim."
"O zaman gidelim."
Döner kapıdan geçip içeri geçtiler.
Ecmel sorun çıkmayacağından emindi.
Ama hayatın hep farklı bir planı vardı.