1.BÖLÜM: KORKAK VE KURBAN
"Gizli psikopatlar, evrendeki en iyi oyunculardır. Donuk gözlerindeki sahte duygulara kapılırsanız, kaybedersiniz. Çünkü onlar sadece gördüğünü taklit eder. Asla gerçeğini hissetmez..."
10 Temmuz 2004
"Hayat" dedi kız, ellerini tuttuğu erkek çocuğunun bebek mavisi gözlerine bakarak.
"Bir oyun sahnesindir."
Oyun kelimesini duyunca gözleri parlayan çocuk heyecanla parmağıyla demir tellerin ötesinde kalan çocuk parkını gösterdi. "Orası gibi mi?" diye sordu. Kız, masumiyetin kelime anlamı gibi olan oğlan çocuğuna bakarak kırık bir tebessüm etti. Oğlanı çekip göğsüne yasladı. Bu şekilde salıncak uğruna dayak yiyen çocukları görmesini engelledi. Derin bir nefes aldı. "Evet, küçüğüm" Diyerek yanıtladı. "Aynı orası gibi..."
Oturdukları karton parçasının üstünden kalkıp el ele tutuştular. Tellerin ötesindeki parkı arkalarını alıp yaşadıkları yetimhaneye doğru yürümeye başladılar.
***
4 Kasım 2010
Çığlık sesleriyle gözlerini açtı genç kız. Başının altındaki, tahtayı andıran mavinin en iğrenç tonundaki yastığı alıp suratına bastırdı. En az haftanın üç günü birileri dayak yiyordu ve yetimhanede ortalık birbirine karışıyordu. O kadar alışmıştı ki çığlıklara, onları sözleri olmayan bir şarkı gibi hayal edip ritim tutabiliyordu. Yüzündeki yastığı çekip ayakucuna attı. Yattığı yerden doğrulup ranzanın ikinci katından ayaklarını sarkıttı ve atladı. Sıkıntıyla üfledi. On iki yataklı kızlar yatakhanesinde kendinden başka kimse yoktu. Kahvaltı saatini yine kaçırmıştı. Bileğindeki paket lastiğiyle yamuk yumuk kesilmiş saçlarını topladı. Ayak değiştirmekten şekli değişmiş ayakkabıları ayağına geçirdi, bezmiş adımlarla yatakhaneyi terk etti. Bahçeye giden merdivenlere ulaştığında o, ne olduğunu anlayamadan biri arkasından sertçe çarptı. Son anda boyası dökülmüş korkuluklara tutunmayı akıl etse bile çok geçti. Yer ayağının altından kayıp gitmişti. Dört merdiveni takla atarak indi. Sırt üstü yere uzandığında alnından süzülen sıcak sıvıya dokundu. Koyu kırmızı kanı eline bulaşınca yüzünü buruşturdu. Kanın kaynağını yoklayarak derinliğini anlamaya çalıştı ancak hiç acımıyordu. Yüzeysel bir şey olmalı diye düşündü. Ellerinden destek alarak beton zeminden kalktı. Ona çarpan kızda merdivene sırtını yaslamış bileğini ovuşturuyordu. Canı öyle çok acıyordu ki gözleri dolu dolu bakıyordu. Buna rağmen "Özür dilerim, Ecmel. Seni yakalamaya çalışıyordum dengemi sağlayamadım." Dedi. Ecmel başından akan kanı, tişörtünün yakasına silip "Neden beni yakalamaya çalışıyordun onu söyle sen." Diyerek yaşadıkları olayı geçiştirdi.