Ne olduğunu anlamam için aradan sadece birkaç saniye geçiyor. İçimde tuhaf bir öfke var, kendimi geri çekip Ufuk'un yüzüne bakıyorum. Kalbim hissettiğim hiddet yüzünden küt küt atıyor. Ellerini belimden çekme gereği dahi hissetmeden yüzünü asmakla yetiniyor. ''Özür dilerim,'' dese de gözüme pek üzgün görünmüyor. Kaşlarımı çatarak derin bir nefes alıyorum ve bir kez daha, açık bir şekilde gerçekleri yüzüne vuruyorum. ''Ufuk... Defalarca söyledim. Beni aradığın her seferinde seni beklemediğimi söyledim. Sen iyisin, değerlisin, birbirimizi yıllardır tanıyoruz ama bu...'' Gözleri çocuksu bir üzüntüyle dolarken sesim tüm sertliğini kaybediyor. Bir insanı bile bile incitmek benim için gerçekten zor. Hem bana acıyla bakmasını istemiyorum ki ben! Tek istediğim artık gerçeği kabullenmesi… Yine

