Açlığı, susuzluğu bedeninde isyanla dans ediyordu. Uykusuzdu, yorgundu, ölüyordu. O gitmişti, o ölmüştü çünkü! Gece'si ölmüştü. Lanet olsun, sanki şimdi Çağan da ölüyordu! Böyle bir şey nasıl olmuştu? Çağan bunu nasıl bilmez, nasıl Gece'yi son kez görmezdi? Ona gerçekleri bir kez olsun anlatamadan nasıl giderdi? Özür dileyip de her şeyi itiraf edemeden nasıl onu terk ederdi? Nasıl Gece'sini ondan alabilirlerdi? Hiçbir şeyi anlayamıyor, idrak edemiyor, Gece'nin öldüğünü kabullenmeyi başaramıyordu. Onsuzken sıkışan kalbi daha yavaş atıyor, yokluğunu izleyen gözleri daha az görüyor, sesinden yoksun kulakları daha az duyuyordu. Ölüyordu. Onun mezarında, onun kollarında yavaş yavaş ölüyordu. Onun yokluğunda, onsuzlukla ölüyordu! Başını toprağa gömüp Gece'nin deniz kokusunu aradı. Onu s
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


