Elvan o akşam kafeden geç çıkmıştı. Camın ışıkları sönmüş, masalar toplanmış, sokak sessizliğe gömülmüştü. Kerem, son kahveleri yıkıyor, Elvan paltosunu giyiyordu. Her şey huzurluydu. Tam kapıya yönelmişti ki, çantasında telefonunun titrediğini hissetti. Ekranda yabancı bir numara parlıyordu: Elvan önce tereddüt etti. Açmak istemedi. Ama içindeki bir ses, bu mesajın sıradan bir şey olmadığını fısıldıyordu. Mesajı açtı. "Abla... Ben Zelal. Başka kimseye yazamıyorum. Telefon ödünç. Lütfen bana kızma... ama bunu bilmen gerek: Ben hamileyim. Teyze oluyorsun." Elvan olduğu yerde donakaldı. Parmakları titredi, ekranı tekrar tekrar okudu. Gökyüzü başının üzerinde dönmeye başladı sanki. Dalgaların ortasında ayakta kalmaya çalışan biri gibiydi. Zelal... …Zelal’in ismi dudaklarından sessizce

