ADIM 8

1175 Words
-2016- Merhaba günlüğüm, Ben bugün 13 yaşımda oldum. Bu yaşımda ilk defa birinden her şeyimle nefret ediyorum. O da amcam. Beni açık açık taciz ediyor. İnsanlara söylemeye kalktığımda ise inkar ediyor, ailemin ölümünü gördüğüm için psikolojimin bozuk olduğunu öne sürüyor, bu yüzden ona iftira atıyormuşum gibi davranıyor. Yalancının teki. Ben daha 5 yaşındayken annemi ve babamı gözümün önünde vurdular. Dönüp ona sarıldım, tek ailemi amcam bildim. Oysa hayatımı baştan sona tepetaklak eden oymuş. Ondan nefret ediyorum. Ama ondan başka gidecek yerim yok, ona muhtaç yaşıyorum. Onun hediyelerini kabul etmiyorum artık. Hem ben bugün hayatımın en güzel hediyesini aldım. Kahraman bana ilk defa doğum günü hediyesi aldı biliyor musun? Üzerinde O ve K harfi yazılı olan mor iple örülmüş el yapımı bir bileklik verdi bana. Beraber olduğu arkadaşlarından bir kız böyle bilekler yapıp satıyormuş, Kahraman doğum günüm için ondan rica edince kız da hemen yapmış. Bileklik o kadar güzel ki ömrümün sonuna kadar onu bileğimden çıkartmayacağım. Çok teşekkür ettim ona sonra oturup her zamanki gibi bizim bahçede meyve yedik. Meyve yerken çileklerden kalp yaptı bana, çok romantiktir de kendisi. Bir de... Günlüğüm ben bir şey yaptım. Kahraman'a o aşk dedikleri şeyden oldum galiba. Onu görünce kalbim çok hızlanıyor, heyecanlanıyorum. Keşke hep yanımda kalsa diyorum, hiç gitmese keşke hep beraber yaşasak... Amcamı atıp onu alamaz mıyım günlüğüm? ? -2021- prenshamlet: Akıllı bıdığım mutsuz. ophelia: Hiç mutlu olmadı ki... prenshamlet: Bugün üzerinde ayrı bir huysuzluk var. ophelia: Sebebini gördüğünü düşünüyorum. prenshamlet: Görüyorum. prenshamlet: Dışarıdasın ama ev kıyafetlerinlesin. İçinde siyah bir eşofman takımı var, üstünde ise mor deri ceketin. Saçlarını tepende bir ev topuzu yapmışsın. Bulunduğun restoran için oldukça uygunsuz giyinmişsin yani. prenshamlet: Ve bunu bilerek yaptın. Amcanı kızdırmak için. ophelia: Eksik. Onu öfkeden deliye çevirmek için. prenshamlet: Delirmişe benzemiyor. ophelia: Evden çıkarken sinirliydi, bu bile yeter bana. prenshamlet: Akşam akşam onunla bir restoranda ne işin var? ophelia: Yemek yiyecekmişiz. prenshamlet: Amcandan köşe bucak kaçan sen, şimdi onunla dışarıda lüks bir restoranda yemek yiyeceksin öyle mi? ophelia: Maalesef. prenshamlet: O yiyor da sen hiç öyle durmuyorsun. Önündeki tabağa ellememişsin bile, isteyerek gelmedin buraya değil mi? ophelia: Elbette isteyerek gelmedim! ophelia: Buraya gelmem için zorladı beni. prenshamlet: Seni zorlayacağı bir koz var yani elinde. ophelia: Belki. prenshamlet: Neymiş? ophelia: Her gün farklı bir şey buluyor, bitmiyor ki kozları. prenshamlet: Karşında oturan, siyah takım elbisesinin içinde 40'larının başındaki esmer adam dışarıdan ne kadar da düzgün biri gibi duruyor oysa, değil mi? ophelia: Eli ayağı düzgün olsa ne yazar? İçi yamuk onun, eğri büğrü, defolu, pislik... ophelia: Takım elbiseli bir canavar o. ophelia: Gömleğindeki kol düğmesinde dahi kan taşıyor. ophelia: Ailemin kanını. prenshamlet: O kanın hesabını sormayacak mısın? Ailen için adaleti sağlamak yerine ölmeyi mi tercih edeceksin? ophelia: Başarılı olamayacağımı biliyorum. Kimsenin bana inanmayacağını... Bu yüzden kalan son enerjimi de ona harcamayacağım. prenshamlet: Ölmeye harcayacaksın yani. ophelia: Benim için en iyisi bu olacak. prenshamlet: Sen öyle san... prenshamlet: Sürekli sol bileğine bakıyorsun, oradaki parlak bileklik dikkatini mi çekiyor? prenshamlet: Pahalı bir şey benziyor, amcacığının hediyesi mi? ophelia: Şantajlarından biri işte. ophelia: Benim için oldukça değerli olan bir bileklik vardı bileğimde. Maddi değil, manevi değeri olan... Ben uyurken bileğimden çıkarıp almış onu. ophelia: Uyanır uyanmaz fark ettim. Direkt yanına gittim. Gülerek karşıladı beni. ophelia: Bilekliğimi sordum ama o bileğime bu taş parçasını taktı. Ne kadar parlak ya da pahalı olduğu umurunda değil, benim için bileğime vurulan taştan bir pranga. ophelia: Ve ben bu prangayı istemiyorum, kendi bilekliğimi istiyorum. prenshamlet: Dur tahmin edeyim, zaten senin olan bilekliği sana geri vermesi karşılığında onunla yemeğe çıkman gerektiğini söyledi. prenshamlet: Şantajı buydu. ophelia: Evet. prenshamlet: Bu elindeki bıçağı neden sıktığını açıklar. prenshamlet: Amcana öldürecek gibi bakıyorsun, oysa halinden memnun gibi yemeğini yiyor. prenshamlet: Ne dersin? Bu sefer o bıçak başkasına mı saplanacak? ophelia: Hayır, bana saplanacak ama tek ölen ben olmayacağım. ophelia: Elimde amcamın ailemin başına gelenlerle bağlantısı olduğuna dair kanıtlar var. Ben öldüğümde o kanıtlar polise ulaşacak. Şanslıysam yattığım yerde huzuru bulacağım. ophelia: O hapiste çürüyecek, ben mezarda... prenshamlet: Saçma bir plan. prenshamlet: Onun hapiste sürüneceği, senin hayatta kalacağın bir plan olmalıydı yaptığın. ophelia: Anlamıyorsun ben yaşamak istemiyorum. O kelimenin anlamını unutalı çok uzun zaman oldu. ophelia: Ölmesem bile yürüyen ölüden farkım kalmaz. Öyleyse yaşamanın, aynı ızdırap dolu anıların aklımda dolanmasına izin vermenin ne anlamı var? prenshamlet: Çok anlamı var. prenshamlet: O acıları güce çevirmenin, o güçle yeniden başlamanın, hayata tutunmanın çok anlamı var. prenshamlet: Yaşayacaksın, kimse için olmasa bile kendin için yaşayacaksın. prenshamlet: Hayatını mahvedenlere inat, onu iyiye çevirmek için yaşayacaksın. prenshamlet: Sen 18 yaşındasın Oya, bu zamana kadar sadece başkalarının senin için seçtiği hayatı yaşadın. Hiç kendin istediğini yapmayı düşündün mü? Hiç hayatının iplerini eline almayı düşündün mü? prenshamlet: Düşünmedin. Aksine şimdi ilk defa o ipler sana uzatılırken sen onları tutmak yerine, hepsini kökünden kesmek istiyorsun. prenshamlet: Evet, hayatın alt üst oldu. Ama nereden biliyorsun o altı kazdıkça içinden bir güzelliğin çıkmayacağını? Hayatının bundan sonra iyiye gitmeyeceğini nereden biliyorsun? ophelia: Bilmiyorum. prenshamlet: Bilmiyorsun. prenshamlet: Öyleyse neden öğrenmeye çalışmıyorsun? ophelia: Öğrenecek gücü hissetmiyorum içimde. prenshamlet: Ah yine başa döndük. ophelia: Sen nereye dönersen dön, benim gittiğim tek bir yol var. ophelia: O da ölmek. prenshamlet: O, eti bile doğru düzgün kesmeyen bıçakla kendini öldürebileceğini mi sanıyorsun? ophelia: Evet. ophelia: Söz konusu ecel olduğu zaman en masum nesne bile en yıkıcı cinayet aletine dönüşebilir. prenshamlet: Ne hikmetse sende dönüşmüyor be Oya. prenshamlet: Elindeki bıçakla çok oynadın, amcanın gözünden kaçmadı, sana engel olacak. ophelia: Gözünden kaçmasını istemiyorum zaten, gözlerinin içine bakarak bıçağı saplayacağım kalbime, öldürdüğü kız çocuğunu görecek gözlerimde. prenshamlet: Anlayacağını sanmıyorum. ophelia: Bize servis açan sarışın kıza yazıl sen, bugün benden izinlisin. ophelia: Yeter ki git başımdan. prenshamlet: Bana uyar, o bıçakla bol şans sana. - prenshamlet: Kızın muhabbeti açmadı da bir sana bakayım dedim. prenshamlet: Neler yapmışsın öyle, restoranı birbirine katmışsın. prenshamlet: Elit insanlar bunlar parmakları kanasa ağlarlar, sen kalkmış ortalığı kan gölüne çevirmişsin. prenshamlet: Anlamadığım bir şey var, ne zamandan beri kalbimiz karnımızın olduğu yerde duruyor? prenshamlet: Hayır, bıçağı kalbime saplayacağım deyip neredeyse sağ böbreğine sapladın da o yüzden soruyorum? ophelia: Kapa çeneni! prenshamlet: Upss yaralı ceylanımız sinirli. ophelia: Evet sinirliyim çünkü üzerimde onun ceketiyle bir hastane yatağında uzanıyorum! prenshamlet: Aa haksızlık ediyorsun ama... Sen onun gözlerinin içine bakıp o lafları edip bıçağı kalbin yerine karın boşluğuna sapladığında amcan oturduğu yerden telaşla kalkıp yarana müdahale etti. Bıçağı çıkarıp ceketiyle yarana pansuman yaparken oldukça profesyonel görünüyordu. prenshamlet: Amcanın yan mesleği doktorluk falan mı? ophelia: Şakanın sırası değil. Kendisi iş adamı görünümlü bir katil! ophelia: Öldürmeden önce öldürmek istediği kişileri yaşama döndürmekten zevk alıyor belki de bilmiyorum ilk müdahaleyi nereden öğrendiğini. prenshamlet: Nereden öğrendiyse iyi ki öğrenmiş. Ceketiyle kanamanı durdurdu. O olmasaydı belki de kan kaybından ölecektin. ophelia: İstediğim tam olarak buydu! prenshamlet: Bir dahaki sefere canım ya. prenshamlet: Yalnız dikkat et, kedilerin bile dokuz canı var. Senin de bir gün canların bitecek. prenshamlet: İşte o zaman oynadığın bu tehlikeli oyun son bulacak, kazara öleceksin. ophelia: Ben oyun oynamıyorum. prenshamlet: Haklısın, oyunlar eğlenceli olur. prenshamlet: Ama senin yaptıkların çok sıkıcı. ophelia: Kusura bakma ölmek isterken seni eğlendiremediğim için! prenshamlet: Önemli değil Oya'cık, bir dahaki sefere artık. prenshamlet: Sen şimdi güzelce yatıp dinlenmene bak. Yaran iyileşene kadar da rahat dur tamam mı bıdığım? ophelia: Durmayacağım! prenshamlet: Şaşırmayacağım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD