-2019-
Merhaba günlüğüm,
Ben bugün 16 yaşımda oldum. Bugün sana sadece güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. İçim içime sığmıyor çünkü heyecandan. Bugün doğum günü hediyemi kendim hazırlamaya karar verdim. Hamlet oyununa iki bilet aldım. Biliyorum gitmek istediğimi söyleseydim Kahraman kendini sıkıntıya sokup alacaktı o biletleri, bunun olmasını istemediğimden kendim aldım. Ona söylediğimde başta mırın kırın etse de kabul etti. Okuduğu kitabın sergilendiği tiyatro gösterisini merak ettiğini biliyordum, tabii ki kabul edecekti. Beraber tiyatroya gittik. O, oyun boyunca dikkatle herkesi izledi, bense onun yüzündeki mutluluğu izledim. Yüzü, güzel bir hediyeydi doğrusu.
Ancak günümüz böyle sonlanmadı. Dışarı çıktığımızda yürürken oyunun iyi ve kötü yönlerini tartışıyorduk. Ben eve gideceğimizi düşünüyordum ama o bizi ağacımızın olduğu yere götürmüştü. Kulağımıza arkamızda akan nehrin sesi dolarken o bir anda beni durdurup önüme geçti ve ellerimi tuttu. Gözlerimin içine baktı ve... 'Ben belki saraydaki Prens Hamlet olamam, oranın hizmetlilerden biri olurum ancak ama sen benim güzeller güzeli Ophelia'm, sen bu sefil gencin eşi olmak ister misin? Benimle evlenir misin?' diye sordu. Tam olarak böyleydi, noktasına virgülüne kadar hatırlıyorum sorusunu, ses tonunu, içimi ısıtan bakışını... Kabul ettim tabii ki! Tam bir çift şapşalız değil mi günlüğüm? 16 yaşında ne evlenmesi diyorsun değil mi? Elbette bunları biz de biliyoruz. Bu birbirimize verdiğimiz bir söz, bir yemindi yalnızca. Hemen evlenmeyeceğiz. Reşit olduğumuzda, ikimiz de 18 olduğumuz gün evleneceğiz. O zaman kurtulacağım bu esaretten. Hem sevinçli hem heyecanlıyım. Aldığım en nefes kesici doğum günü hediyesiydi. Düşünsene daha elimi tutarken titrediğim çocukla evleneceğimi... Öldüm galiba günlüğüm devam edemeyeceğim...
?
ophelia: Neredesin?
ophelia: Her başarısız adımımdan sonra benimle alay etmek için burada olan sen şimdi neredesin?
ophelia: Gitmişsin...
ophelia: Pekala, bu sefer bir şeyler anlatan taraf ben olayım öyleyse.
ophelia: Hatırlıyor musun?
ophelia: Bana evlenme teklifi etmiştin. İki sene önce doğum günümde, Hamlet oyunun çıkışında, bize yuva olan ağacın altında... Ben o günü her ayrıntısıyla hatırlıyorum sen de hatırlıyor musun?
ophelia: Hatırlıyorsun, bizimle ilgili hiçbir şeyi unutmazsın ki sen.
ophelia: Yerdeki çimlerden yaptığın halka şeklindeki yüzüğü takmıştın parmağıma.
ophelia: Hayatımda aldığım en güzel yüzüktü. Bakıp bakıp gülmüştük. Acılarımızı unutmuyoruz, peki ya gülüşlerimiz?
ophelia: Onları da unutmayalım.
ophelia: Gülme sebebimiz baktığımız parlak geleceğimizdi aslında. Hayallerimiz vardı. Birlikte gerçekleştireceğimiz hayallerimiz...
ophelia: Ben okuyup öğretmen olacaktım. Sen çalışıp yarım bırakmak zorunda kaldığın liseni bitirecektin önce. Sonra ikimiz aynı üniversiteye gidecektik. Sen mühendislik okuyacaktın. O bölümde daha çok para var diye hep ilgini çekerdi.
ophelia: Ama ben biliyordum sen zeki olduğun için çok iyi bir mühendis olacaktın.
ophelia: Evli olacaktık okurken. Okuldakiler bize şaşırarak bakacaktı 18 yaşında evlendiğimiz için. Bizse onlara gülüp geçecektik.
ophelia: Kendi evimiz olacaktı. Küçük, iki odalı, beyaz boyalı, ferah bir ev. Yuvamız yapacaktık orayı. İçinde tartışsak da birbirimize küssek de ayrı düşmeyecektik. Gün sonunda hep birbirimize sarılarak uyuyacaktık.
ophelia: Yıllardır olduğu gibi yaralarımızı açan başkaları, saran biz olacaktık.
ophelia: Birbirimizi gördüğümüz ilk anda bunları yaşayacağımızı düşünmüş müydün?
ophelia: Ben düşünmemiştim. Ağaca çıkıp hırsızlık yapan birinden iyi bir eş olur muydu hiç?
ophelia: Olurmuş. Bunu bana öğrettin yaptığın her hareketle.
ophelia: Çünkü o küçük çocuğun çaldığı tek şey elmalar değilmiş, kalbimi de çalmış.
ophelia: Yalan yok, başta sana çok gıcık olmuştum. Sürekli bana bakıp duruyor, hiçbir şey konuşmuyordun. Yine de seni o halinle kabul edip arkadaşım bellemiştim. Çevrem hep büyüklerle çevriliydi yaşıtım olan tek kişi sendin, bu yüzden belki de hemen benimsemiştim seni.
ophelia: Günlüğümde bile bahsetmiştim senden. Orası önemli bak, herkes giremez oraya.
ophelia: Ya beni çok kanatmış olman lazım ya da çok sevmiş...
ophelia: Neyse ki sen seven kontenjanından oradaydın. Yıllarca da orada kaldın, kalacaksın.
ophelia: İyi ki beni sevdin Aslan Kahraman.
ophelia: İyi ki seni sevdim.
ophelia: Sevgimizden bir an olsun pişmanlık duymadım biliyor musun?
ophelia: Liseye geçtiğimizde sınıfındaki sarışın kızları sırf bana gıcıklık olsun diye överken bile bir an olsun seninle sevgili olduğuma pişman olmadım.
ophelia: Tamam, arada bir beni kızdırıp ayrılmamıza neden oluyordun ama sonra öyle bir şey yapıyordun ki tüm öfkem uçup gidiyordu.
ophelia: Bir keresinde bana ağaç şeklinde bir not defteri vermiştin hatta, seni affedeyim diye.
ophelia: O küçük defterin içine yazdıklarını hatırlıyor musun?
ophelia: Ben hepsini hatırlıyorum.
ophelia: En çok da bizim için yaşa sözünü hatırlıyorum.
ophelia: Şimdi kurduğumuz hayallere tutunamıyor olmak beni o kadar üzüyor ki... Ne yapacağımı bilmiyorum. Ruhum ölmüş, hayallerim göçmüş, sen gitmişsin... Nasıl yaşayacağım bizim için?
ophelia: Söylesene, haftalardır söylediklerini tekrarlasana, nasıl yapacağım?
ophelia: Bizim için yaşayamadığım anlarda, pes ettiğim zamanlarda bana kızmıyorsun değil mi sevgilim?
ophelia: Ne yapayım? Bende böyleyim işte, sevdiğin kız bir şeylerle savaşamayacak kadar güçsüz.
ophelia: Ama sen bunu zaten biliyorsun. Her ne kadar bana aksini kanıtlamaya çalışsan da biliyorsun, güçlü biri değilim ben. İnsanlar bana üflese kırılır dallarım, sertçe vursa düşer kanarım. Kalkamam da düştüğüm yerden.
ophelia: Ama sen kaldırırsın değil mi beni?
ophelia: Kaldırırsın.
ophelia: Küçüklüğümden beri düştüğümde beni kaldıran sen, şimdi de yaparsın aynısını.
ophelia: Yaptın bile.
ophelia: Beni atladığım nehirden çekip çıkardın, bir kez daha düşmeme izin vermedin.
ophelia: Ama keşke izin verseydin be Aslan, keşke ölseydim bugün orada.
ophelia: Belki o zaman her şey daha güzel olurdu. Olmaz mıydı?
ophelia: Ucunda sen varsan her şey güzel olur ki sevgilim.
ophelia: Bu intiharımın ucunda da sen vardın, ölmemi engelleyen yine sendin.
ophelia: Çünkü sen benim Kahraman'ımsın.
ophelia: Günlüğümü iyi kalbiyle süsleyen çocuk, intihar adımlarımı alaycı yönüyle kesen adamsın.
ophelia: Söylesene, şu an yanımda olmayacak mısın?