ADIM 10

1929 Words
-2018- Merhaba günlüğüm, Ben bugün 15 yaşımda oldum. Farkında mısın bilmiyorum ama sana her yıl mutluluğum avuçlarımdan biraz daha azalmış olarak geliyorum. Orada mutluluk namına bir kırıntı kalmışsa o kırıntının adı şüphesi Kahraman. Amcamla yaşadığımız her tartışmanın sonucunda kendimi onun yanında buluyorum. Amcamla evde yalnız kaldık, yengem sonunda kaçıp kurtardı kendini, benim için en kötü şey yaşandı yani. Bir gün bende onun gibi kaçıp kurtarabilir miyim kendimi? Bilmiyorum. Tek bildiğim onunla sürekli zıtlaştığımız ve sonunda benim kolumda, yanağımda oluşan morluklar. Artık çocuk değilim, bunun o da farkında. Bana istediğini yaptıramayınca tam anlamıyla içindeki canavarı dışarı çıkartıyor, fiziksel şiddete baş vuruyor. Ruhuma çektirdiği işkenceler yetmedi şimdi de bedenime işkence etmek istiyor ama ona istediğini vermeyeceğim. Az kaldı. Ondan kurtulacağım. Kahraman beni yanına alacak. Beraber yaşayacağız. Bizim için çalışıp para biriktirdiğini bildiğimden ona bir şey diyemiyorum. Çoğu zaman amcamla yaşadığımız kavgalardan ona bahsetmiyorum. Buna rağmen her buluştuğumuzda ilk baktığı yer bedenim oluyor, morluk olup olmadığını kontrol ediyor. O görmesin diye kapatıcıyla kapatıyorum yaralarımı. Bedenimdeki izleri gizleyebiliyorum, peki ya ruhuma kazınanlar? Onları gizleyemiyorum. Sevdiğimin o beyaz tenine, bana aşkla bakan mavi gözlerine bakarken dayanamıyorum. İçim gidiyor, karşısında ağlarken buluyorum kendimi. Bugün söz verdim kendime, doğum günümde ağlamayacağım dedim. O da ağlamamam için beni çok güzel bir yere götürdü. Biliyor musun günlüğüm onun bir ağacı varmış. Evet, bir ağaç. Evi arabası yok ama çok güzel, kocaman, kökleri yerin altına kadar uzanan bir ağacı var. Ve bu her şeyden çok mutlu ediyor beni. Bugün onunla hem doğum günümü hem el ele tutuşmamızın birinci yılını kutladık. Artık resmi olarak sevgiliyiz. Geç bile kalmadık mı? O daha 6 yaşımızdayken çaldı kalbimi, arkadaşım olarak. 10 yaşındayken abim oldu, 12 yaşındayken annem, 13 yaşındayken babam, 14 yaşındayken ailem oldu. Şimdiyse her şeyim. İkimizin de hayatında zorluklar var. Onun halini görünce ben ağzımı açıp konuşamıyorum bile. O bebekliğinden beri sokaklarda büyümüş, anne babası onu hiç arayıp bulmak istememiş. Onu daha küçücük bir bebekken çöpün kenarına bırakıp gitmişler. Orada Noksan abi dediği adam bulmuş onu, büyütmüş, diğer çocukları büyüttüğü gibi. Onlara sıcak bir ev sunamamış ama başlarını sokacakları derme çatma bir fabrika vermiş. Karşılığında onlardan satış yapıp para kazanmalarını istiyor. Kendisi topal bir adam para kazanamıyor, çocukların kazandığıyla çekip çeviriyorlar kendilerini. Büyükleri işe koyuyor, küçük yaşta olanlara su ya da mendil sattırıyor. Sanılanın aksine çocuklar az parayla döndüklerinde onları dövmüyor. Yine kartonun üzerine yatırıp sırtlarını örtüyor. Kendisiyle tanıştım. Yufka yürekli bir adam değil ama amcam gibi canavar da değil. Dışardan baksanız, Noksan abinin yırtık pırtık kıyafetlerini yaralı yüzünü, amcamın jilet gibi takımlarını güler yüzünü görseniz; Noksan abiden korkar amcamın yanına geçersiniz. Ancak büyük bir hataya düşmüş olursunuz. Çünkü her zaman asıl korkmanız gereken kişi bildiğiniz kalıplardaki kişi olmayabilir. En kötünün altında en iyiyi, en iyinin altında en kötüyü bulabilirsiniz. Maalesef ben iyinin atındaki kötüyü buldum. Ama diğer yandan iyinin altındaki iyiyi de buldum. Kahraman'ı buldum. Daha doğrusu o beni buldu, komşumuzun ağacına tırmanırken. Şimdi o ağaca neden tırmandığını daha iyi anlıyorum. Midesine güzel birkaç lokma sokmak istemişti, bundandı yaptıkları. O zamanlarda ona verdiğim meyvelerin hiçbirine dokunmadan kaldıkları fabrikaya giderdi. Orada arkadaşlarıyla birlikte yerdi benden aldıklarını, yufka yüreklimdi o benim. Bugün beni götürdüğü nehir kenarındaki ağacın altında piknik yaptık beraber. Ağacı kendi üzerine almış aklınca, gövdesine de adlarımızın ilk harflerine kazımış. O&K. Ee eski Türk filmi jönlerinden kim kaldı? Benim sevgilim kalmış, günlüğüm. Ağaç meyve vermiyor ama sorun değil. O, bana hediye olarak en sevdiğim meyvelerden alıp gelmiş bile. Hayatımda yediğim en güzel elmalardı. Çünkü biliyordum ki hepsinin üstünde sevdiğimin alın teri vardı. Meyvelerimizi yerken güzel havanın tadını çıkartıyorduk. Yere serdiğimiz örtünün üzerinde ben başımı dizine yaslamış uzanıyordum, o sırtını ağaca yaslamış elindeki kitabı okuyordu. Onun kitap okumayı çok sevdiğini söylemiş miydim? Tam bir klasik aşağı. Bugünde klasiklerden olan Hamlet'i okudu. Beni oradaki Ophelia'ya benzettiğini söyledi. Kitap karakterlerine yakışacak kadar güzelmişim. Prensim o olduktan sonra ben Ophelia olmaya razıyım ki günlüğüm! ? -2021- ophelia: Ophelia'nın hikayesini biliyor musun Aslan? prenshamlet: O daha çok Hamlet'in hikayesi ama evet, biliyorum. ophelia: Bana anlatır mısın? prenshamlet: Peki... prenshamlet: Hamlet, William Shakespeare tarafından 1599 ile 1601 yılları arasında yazılan trajik bir oyundur. prenshamlet: Oyun, Prens Hamlet'in babası Danimarka Kralı'nın ölmesiyle başlar. prenshamlet: Kralın ölümünden sonra tahta oğlu Hamlet'in geçmesi beklenmektedir. Fakat Hamlet'in amcası Claudius, kardeşinin eşi, Prens Hamlet'in annesi Kraliçe Gertrude'yle evlenip tahta kendisi geçer. Hamlet, yaşadığı ruhsal çöküntü nedeniyle bu olaya kafa yormaz. Daha çok sarayın etrafında dolanır. Dolandığı anlardan birinde ise babasının hayaletini görür ve onun kendisine söylediklerini dinler. Hayalet, Hamlet'e babasının gerçek ölümünün yılan sokması olmadığını, amcası ve annesinin onu zehirlemesi olduğunu söyler. Bunun üzerine Hamlet, babasının intikamını almaya karar verir. prenshamlet: Ancak Hayalet'in varlığından ve söylediklerinden emin olamaz. Kanıtlara ulaşmak için araştırma yapar. Araştırma esnasında kimsenin ondan şüphelenmemesi için üzüntüden delirmiş taklidi yapar. Onun tavrını gören Kralın adamlarından biri olan Polonius ise, Hamlet'in, kızı Ophelia' ya olan aşkına karşılık bulamadığı için delirdiğini sanır. Hamlet'in kızına kur yaptığını bilmekte ancak ona güvenmediği için Prensi kızı Ophelia'ya yaklaştırmamaktadır. Bundandır ki davranışlarını görünce halini hemen 'aşk sarhoşluğu'na bağlar ve bu halini Kral Claudius'a haber eder. prenshamlet: O sırada Hamlet gerçeklere ulaşmak için bir fikir bulmuştur. Bir oyun sergiletecektir. Babasının ölümünün olduğu günü canlandırması için oyuncular tutar, oyun sarayda sergilenecektir. Herkes toplanmıştır. Oyun başlar. Oyun boyunca Kralın tuhaf davranışları dikkat çeker. Zehirlenme sahnesinde ise Kral Claudius sinirlenerek oyunu sonlandırır. Onun tepkisini gören Hamlet, Hayalet'ten duyduklarının doğru olduğunu anlar. Babasını, amcası öldürmüştür. prenshamlet: Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla annesi Hamlet'le konuşmak ister. Odaya geçerler ve annesi Gertrude, oğlu Hamlet'e her şeyin doğrusunu anlatır. Claudius'la iş birliği yapıp kocasını, Prensin babasını öldürdüklerini söyler. Aralarında büyük bir tartışma çıkar. O sırada odanın içindeki halının arkasına gizlenmiş olan Kralın adamı Polonius yanlışlıkla ses çıkarır. O öfkeyle sesi duyan Hamlet, halının arkasındakinin amcası Claudius olduğunu düşünür ve bıçakla onu öldürür. Fakat öldürdüğü kişi sevdiği kız Ophelia'nın babası Polonius'tur. prenshamlet: O an Hayalet yeniden ortaya çıkar, Hamlet'e annesi Gertrude'ye nazik davranması gerektiğini ve Kral Claudius'u öldürmesi gerektiğini söyler. Annesi Hamlet'in var olmayan hayaletle konuştuğunu görünce geçirdiği cinnetin büyüklüğünün farkına varır. Hamlet hepsinden bir haber hala intikamının peşindedir. prenshamlet: Babasının ölüm haberini alan Ophelia ise kederden delirmiştir. Sokaklarda başıboş şarkı söyleyerek dolanmaktadır. Sonunda dayanamayıp intihar eder; kendini nehre atar ve boğularak can verir. prenshamlet: Diğer yandan Kral Claudius başına geleceği anlamıştır. Hamlet'in katil olduğunu öne sürerek İngiltere'ye göndermek ister. İngiltere hükümdarıyla anlaşma yapmıştır, Hamlet'i ona öldürtecektir. Kurduğu tuzağı öğrenen Hamlet İngiltere'ye gitmez. Claudius hemen yeni bir plan yapar. Polonius'un oğlu, Ophelia'nın abisi Laertes'i saraya çağırır. prenshamlet: Öğrenim gördüğü Paris'ten dönen Laertes babasının ve kız kardeşinin başına gelenleri öğrenince deliye döner. Ne yapacağını bilemez. O sırada Kral Claudius, ailesinin başına gelen her şeyin sorumlusunun Hamlet olduğunu söyler. Hala serbest olan Hamlet'i zehirli bir kılıçla öldürmesi gerektiğini de ekler. Laertes, Kralın söylediklerini hemen kabul eder. Claudius, Hamlet'in ölümünü sağlama almak için ayriyeten zehirli bir şarap hazırlatır. prenshamlet: Hamlet, Ophelia'nın intihar haberini almış ve yıkılmıştır. Diğer yandan babasının intikamını almaya da kararlıdır. Cenaze günü iki mezarcı, mezarının başında Ophelia'nın intiharını tartışmaktadırlar. Hamlet, Laertes ile Ophelia'nın cenazesinde karşı karşıya gelir, kavga çıkacağı sırada sarayda görevli olanlardan biri araya girerek kavgayı durdurur. İkisine de düello yapmalarının daha uygun olacağını söyler. prenshamlet: İki taraftan da kalabalık bir grup toplanır, düello başlar. Laertes, Hamlet'i zehir sürülmüş kılıçla yaralar ama aynı zamanda kendisi de ölümcül bir yara almıştır. Gertrude ise zehir katılmış şarabı yanlışlıkla içer ve ölür. Hamlet, can çekişmektedir. Halini gören en yakın arkadaşı Horatio, zehirli içkinin bulunduğu kupayı eline alır, Hamlet'in ölümünden sonra kendisi de yaşamak istemez. Fakat Hamlet onu durdurarak yaşamasını, babasının başına gelenleri tüm gerçekliliğiyle herkese anlatmasını ister ve Leartes ile Kral Claudius'u öldürmesinin ardından kendisi de ölür. prenshamlet: Norveç Prensi Fortinbras, Hamlet'in vârisi olarak onun ölümünden sonra Danimarka'nın yeni Kralı olur. Fortinbras'ın gelmesiyle Horatio öyküyü herkese anlatır, halk gerçeği öğrenir. Bunun üzerine Fortinbras, Hamlet'in naaşına gereken saygının gösterilmesini emreder. prenshamlet: Ve oyun burada sonlanır. prenshamlet: Yani buradan anlıyoruz ki Shakespeare, ölmeden önce kaostan ve kandan besleniyormuş. ophelia: Kaç yüzyıllık oyunu böyle mi özetleyeceksin gerçekten? prenshamlet: Haksız mıyım? Ölen ölene oyunda. ophelia: Orası öyle ama burada anlatılmak istenenin ölüm olduğunu düşünmüyorum. İhanetin, intikamın, kinin ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlatıyor aslında. Ve bu kadar kötü duygunun içinde aşkın yaşanamayacağını... Oyundaki Hayalet figürü mesela, insanın kulağında yankılanan vesveselerin somut hali gibi ve her şey onunla başlıyor. Hamlet onun yüzünden yanlışa düşüyor, Hayalet'i dinlemeseydi bunların hiçbiri yaşanmayacaktı belki de. prenshamlet: Gerçekler eninde sonunda ortaya çıkacaktı ve yine kan gövdeyi götürecekti. ophelia: Yine herkes ölecekti diyorsun yani? prenshamlet: Kral Claudius'un öleceği kesindi en azından diyorum, onca yaptığından sonra. ophelia: Haklı olabilirsin, sonuç olarak oyunun sonunda herkes ölüyor. Yaptığı da yapmadığı da kimsenin yanına kar kalmıyor ama benim bu oyunda en merak ettiğim Ophelia olmuştur her zaman. ophelia: En günahsızları oydu çünkü. Tek suçu içten içe Prens Hamlet'i sevmekti belki de... Babasının ölümünden çok onu öldüren kişi etkilemişti belki de zihnini... Bu yüzden delirmişti. Çareyi intihar etmekte bulmuştu o da en sonunda. ophelia: Benim gibi. prenshamlet: Senin gibi değil. prenshamlet: Çünkü sizin aranızdaki en büyük fark; o tek seferde intiharda başarılı olurken senin birçok adım sonrasında bile hala yaşıyor olman. prenshamlet: Shakespeare'nin yazdığı oyunda Ophelia hiçbir zaman başrol olmadı, oyunun odağında aşk yoktu çünkü Hamlet'in babasının intikamını almak istemesi vardı, bu yüzden yazar için Ophelia'yı gözden çıkarması, yaşadıklarını yüzeysel olarak anlatıp intihar etti demesi kolaydı. prenshamlet: Sen hiçbir zaman o kadar kolay olmadın Oya. Evet, bir kitap karakteri kadar güzeldin ama her zaman bundan fazlasıydın. Onun gibi değilsin, sen ölmeyeceksin. ophelia: Bence bu sefer öleceğim. ophelia: Bugün, burada, ölmeyi her şeyden çok istiyorum. prenshamlet: Bu isteğini gözlerinden okuyabiliyorum. İlk kez. prenshamlet: Tamam o zaman biraz bizim oyunumuzdan bahsedelim. prenshamlet: Bugün hafta sonu, herkes sıcağın tadını çıkartıyor, sen de onlardan birisin. prenshamlet: Elinde market poşetleriyle bir nehir kenarına geldin. prenshamlet: Üzerinde diz altı şifon lila rengi bir elbise var, alışık olduğum halinden uzaksın, şıksın. Siyah saçlarını su dalgası yapıp salık bırakmışsın, belinden aşağı sarkıyor. Saçlarını kesmeyi hiç düşündün mü? ophelia: Önceden çok keserdik ama son bir senedir bir kere bile dokunmadım kesmek için. prenshamlet: Dokunma, kalsın böyle güzel. ophelia: Şu an istesem de dokunamam zaten, ölmeden önce yapılacaklar listemde değil ama güzel bulduğun için teşekkür ederim. prenshamlet: Senin saçların, bana teşekkür etmene gerek yok. prenshamlet: İlle de edeceksen genlerine teşekkür et. ophelia: İyi! prenshamlet: Hı hı sen bana trip atarken ben sana o meyveleri neden nehre attığını sorabilir miyim? ophelia: O'nun en sevdiği şey meyveler. Özellikle çilekler. Onun için nehre atıyorum bunları. Sonrasında kendimi atacağım. prenshamlet: O? ophelia: Geçen bahsettiğim çocuk işte. prenshamlet: Onun için meyveleri atıyorsun ve yine onun için nehre atlayacaksın öyle mi? ophelia: Öyle. prenshamlet: Amaç? ophelia: Ölmek. prenshamlet: Ha anladım ben seni. prenshamlet: Senin bugünkü dahiyane planın o çocuğu Hamlet, kendini Ophelia ilan etmek ve oyundaki Ophelia gibi nehirde boğularak intihar etmek. ophelia: Evet. prenshamlet: Yalnız boğulmak sandığın kadar kolay değildir söyleyeyim. prenshamlet: Kısa sürer ama o kısa sürede çekeceğin acı bir ömrüne bedel olur. Karaya çıkmak için çırpınırsın da fayda etmez o saatten sonra. prenshamlet: Emin misin? ophelia: Eminim. prenshamlet: Tabii ki eminsin. Neyden emin olduğunu bile bilmediğin halde... prenshamlet: O halde sana bol şans. prenshamlet: Ben güzel havanın tadını çıkaracağım, belki gider şu arkandaki kızıla yürürüm. ophelia: Orada kimse yok. prenshamlet: Kan dır dım, nazlı yârim. ophelia: Geri zekalı! prenshamlet: Meyvelerin bitti. ophelia: Evet, bitti. prenshamlet: Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun. ophelia: Biliyorum, şimdi kendimi atacağım nehre. Sonsuza kadar yumacağım gözlerimi. ophelia: Tıpkı Ophelia gibi... ophelia: Hoşça kal, Hamlet. - ophelia: Ölmedim. ophelia: Biri beni nehirden çıkarıp hastaneye getirdi. ophelia: Başımda konuşan doktorları duyuyorum ama şu an ne dedikleri umurumda değil. ophelia: Tek umurumda olan beni o derin sudan çekip çıkaran kişi. ophelia: Sendin. ophelia: Beni o sudan çekip çıkaran, boğulmama, ölmeme izin vermeyen sendin. ophelia: Beni kurtaran sendin Aslan. ophelia: İlk kez bir başkası değildi, sendin, sen yaptın. ophelia: Gitmedin, buradasın. ophelia: Hala benimlesin, sevgilim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD