Asya Karaca

1174 Words
Daha yeni tanıştığım yabancının motorunun arkasına atlamak ne kadar mantıklı olabilirdi ? Beline mi sarılmalıyım ? Yoksa sadece omuzlarından mı tutmalıyım? Aklım karışık halde düşünürken “ sıkı tutun” sözüyle herifin beline yapışmam bir oldu. İlk korkumu atmanın verdiği huzurla saçlarımı tokadan kurtarıp rüzgarda dans etmesine izin verdim. Otostop çekerken çok fazla motorluya rastlamamıştım. Veya motorluları fazla temas içerdiği için es geçiyordum. Ama şuan hiç bir şey umrumda değildi. 3 yıl önce ölmüş sevgilisinin mezarına çiçek getiren adam kötü olamazdı. “ Vuhuu uçuyorum resmen! Bu harika bir şey !” Kollarımı kuşlar gibi iki yana açıp gözlerimi kapadım . İşte buydu hayat, işte buydu yaşamak… … Eski sevgilimin beni aldatmasının üstünden yaklaşık 1 yıl geçmişti. Beni sarsan elbette sevgilimin aldatmasından çok bunu kardeşimle yapmasıydı. O korkunç günü hafızamdan silmek için intiharı bile düşünmüştüm . Nasıl bir akıl noksanlığı yaşamışlar ise düğünden önce gelin odasında rezilliklerini sergilemişlerdi. Kapıya sadece ufak bir sehpa ile engel koymuşlardı. Ben sevgilim Cenk’i çıplak bedeni üzerinde zıplayan kardeşimin çıplak bedenini nasıl unutacaktım ki? İkisi de o kadar çok içmişti ki benim gelmemle ilgilenmemişlerdi bile…O işi yapmaya devam etmişlerdi. Cenk’in o iğrenç sesi hala kulaklarımdaydı . “ Sevgilim …Sen mi geldin ? Ben iki dakikaya geliyorum…” Kardeşim Aysu ise sadece pis pis sırıtıyordu. İkisini oracıkta öldürmemem için hiç bir sebep yoktu ama elim ayağım tutmamıştı işte. Olduğum yerde kalmıştım. Sonradan doktorun söylediğine göre beynim beni korumak için şoka sokmuştu. Sonrasını zaten hatırlamıyorum, hastanede açtım gözümü .Kolumda serum başımda sakinleştiricinin verdiği ağırlık…İlk seçebildiğim yüz Cenk’in o arsızca bekleyen yüzü… Konuşacak halim yoktu gözümü başka yöne döndüm. Annem Zeynep ve Cenk’in annesi Ferda hanım vardı. Aysu ortalıkta görünmüyordu . İyi ki de yoktu. Cenk ve annesi hala burda olduğuna göre annemin olanlardan haberi yoktu. Kimseyi görmemek için tekrar gözlerimi yumdum. Bir kaç gün sonra hastaneden çıktığımda o gün yaşananları Cenk’in annesinden öğrendim. Meğer odaya benden sonra o girmiş. Cenk ve Aysu’yu birbirlerinin üzerine yığılmış halde görünce hemen üstlerini giydirmiş. Ardından ikisini ayırıp ambulansı aramış. Güya herkese damadın, gelinin ve kardeşinin zehirlendiğini bu sebeple düğünün iptal olduğunu söylemiş. Anneme ise düğün öncesi oğluyla tartıştığımızı bu sebeple oğlunun alkol komasına girdiğini söylemiş. Kardeşim de eniştesini dinlerken aynı şekilde alkol komasına girmiş.Ben de Cenk’i öyle görünce korkudan şoka girmişim…Benim saf annem inanmıştı işte. Aysu’ya kızmıştı ama Aysu şeytan tüyüne sahipti; kendini anneme affettirmeyi bilmişti. Güya alkola alışık değilmiş, ilk kadehte kötü olmuş…Oysa ben Aysu’yu iyi tanırdım on kadehte yine bir şey olmazdı. O günkü hallerinden anladığım kadarıyla başka bir şey içmişlerdi. Eve geçtiğimde Aysu evde yoktu. Annem kardeşimin arkadaşında kaldığını söyledi. Ama ben gerçek sebebini biliyordum. Yüzüme bakacak yüzü yoktu. Cenk ise benden bir tepki bekliyordu. Özür dileme gibi bir zahmete girmedi. Ne kadarını hatırladığımı bilmiyordu muhtemelen .Çünkü tahminime göre kendi de tam olarak hatırlamıyordu .Belki de sessiz kalmam, ortalığı ayağa kaldırmamam onun işine geliyordu. Ben bir kez bile “neden” diye sormadım. Bu soruyu sormamın hiç bir anlamı yoktu. Cenk’in saçma sapan açıklamalarını dinlemekle vakit kaybetmek istemiyordum. Her kelimesi daha fazla canımdan koparacaktı .Ancak Cenk bu tepkisizliğimden artık sıkılmış olacak ki o gün eve geldi. “ Asya iyi misin?” Odamda dışarıyı seyrederken arkamdan bana seslenen Cenk’in sesini duymamazlıktan geldim. Savaşım artık onunla değildi kendimleydi . Onu silmiştim ama o anın bana yaşattığı travmayı silebilecek miydim, bunu düşünüyordum. “ Neden konuşmuyorsun ? Kaç gündür bir tuhaf davranıyorsun . Korkutuyorsun beni Asya .” Evet aslında korkmalıydı. Zira bende kendimden korkuyordum. Bu sakinliğim akla ziyandı. Cenk’e yapabileceklerim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Benden uzak durması en iyi seçeneğiydi . Gözlerimle kapıyı işaret ettim. “ Anlamadım?” “ Çıkar mısın? Dinlenmek istiyorum.” Cenk inatla Orda durmaya devam ediyordu. Kaşındığı açıktı…Benim tepki vermem için gözünü karartmıştı sanki. “ O günden dolayı bana kızgınsın biliyorum. Konuşalım lütfen.” Ağzından ne kadar da kolay çıkmıştı sözcükler… Ona kızgın olduğumu bildiği halde gözlerime bakarak bana bunu hatırlatmak istemesiyle neyi amaçlıyordu ? Canı ölüm çekiyordu anlaşılan .Midemin bulanmaya başladığını hissettim. Bu kadar arsızlık kaldırabileceğimden fazlaydı. “ Cenk çıkar mısın dedim?” Hala sesimi yükseltmemek adına çaba sarfediyordum. Cenk bu sakinliğim karşısında adeta çileden çıkıyordu. “ Konuşmadan çıkmam! Bak ben bi hata yaptım ve hayal meyal hatırladığım kadarıyla sen de bunu gördün.Halimden anlayacağın üzere o gün kendimde değildim. Hem kardeşin başlattı.” Kanın damarlarıma ve kaslarıma baskı yaptığını hissediyordum . Keşke bu talihsiz açıklamayı yapmamış olsaydı diye geçirdim içimden . Yatağımın yanında duran cam vazoyu can hıraş yerimden kalkıp Cenk’in kafasında patlattığımda hafiflemiştim. Annem çıkan gürültüye koşup gelmiş, Cenk’in kafasından akan kanları görünce çığlık çığlığa bağırmıştı. Elim ayağım titriyor ve ateş içinde yanıyordum. Gelen ambulans Cenk’i götürürken ben de sırt çantamı çoktan hazırlamaya başlamıştım. Elime ne geçerse rast gele çantaya doldurup çıktım dışarı. Annem Cenk’le gitmişti. Cenk baygın değildi muhtemelen sadece dikişlik işi vardı. Durağa geldiğimde ilk gelen dolmuşa bindim ve yol maceram böyle başladı . Cenk sorgu için gelen polislere kafasına avize düştüğünü söylemiş. Gerçekleri anlatmamdan korkuyordu . Yaklaşık iki hafta sonra annemi aradığımda öğrenmiştim bunu. Anneme düğün stresinden yoğun bir depresyon geçirdiğimi bu sebeple arkadaşımın yanına kafa dinlemeye geldiğimi söyledim. Annem Aysu’nun yaptığını duysun istemiyordum. Kalbine bir şey olursa kendimi affetmezdim.Aysun ise beni asla bir daha aramamıştı. Sonraları anneme, ne kadar itiraz da etse, gezgin olduğumu kabul ettirmiştim. Şimdilerde daha az üzülüyor daha çok konuşuyordum. Başkalarının hayat hikayelerini dinledikçe kendimi unutuyordum. Tek üzüldüğüm konu Cenk’le kaybettiğim yıllardı. Ben onunla kalmak ve eve dönmemek için okulumu bile uzatmıştım. En acısı da onun için, istemediğim halde, aynı üniversite ve bölümü yazmıştım. Her şey ne kadar güzel başlamıştı. Lisede yaşadığımız aşk herkesin dillerine düşmüştü. Birbirimizden hiç ayrılmayacağımıza söz vermiştik o zamanlarda… Cenk üniversiteye geçtiğimizde farklı bir karaktere bürünmüştü. Lisedeyken dibimden ayrılmayan Cenk sınıftan kız arkadaşımlarımla arkadaşlık etmeye başlamış, benden habersiz onlarla vakit geçirmeye başlamıştı. “ Artık üniversiteliyiz, biraz rahat ol…İkimizin de arkadaşları olabilir .” diyerek benim anormal tepkiler verdiğimi ileri sürüyordu. Zamanla hiç beklemediğim teklifler etmeye başlamıştı bana. “ Zaten evlenmeyecek miyiz? Birlikte olalım …Merak ediyorum …Ne var bunda?” Ben ise hep geçiştiriyordum bu teklifleri. Onu seviyordum ama bu bekaret olayı benim kırmızı çizgimdi annemin evinden gelinliğimle çıktığımda yaşayacaktık her şeyi... Anneme bu konuda söz vermiştim. İlk zamanki aşkımızın hatrına ona kızamıyordum. O istedi diye ilk içkimi ve sigaramı o zamanlar içmiştim. Önce insan içinde beni öper sonra da utandırdığı için yalnız kaldığımızda özür dilerdi. Kaç defa farklı sebeplerden kavga edip geri barışmıştık ama kopamamıştık. Cenk’in iğrençlikleri düğün günümüzle kalmamıştı. Ben ordan ayrıldıktan sonra yabancı bir e postadan bana mail atmıştı. Liseden itibaren tek tek beni kimlerle aldattığını yazmıştı. Aralarında çok yakın arkadaşlarım bile vardı. Aptal kızların, sahipli erkek fantezisi varmış o sebeple benden ayrılmamış. Bir de diğer kızların yanında çok güzel, saf ve temizim diye benle evlenmeyi kabul etmiş…Ayrıca babam ve abim olmadığı için çöpsüz üzümmüşüm. Ben evde onun çocuklarını büyütürken o da beni aldatmaya devam edecekmiş… Ben bunları okurken hissiz halde okumuştum. Bunların bende bıraktığı ağırlık çok sonra çıkmıştı benden... Geceler boyu kabuslar , uykusuzluk ve ağlama krizleri şeklinde…Benim cevap yazmamı istediği için yazdığını biliyordum. Ama hesabımı kapatıp öylece hayatıma devam ettim. Canımın yarasını iyileşene kadar daha fazla kanattım ve sonunda o bile acımış olacak ki bana, bir gün yanmayı bırakmıştı :Sana bu kadar acı yeter demişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD