Geçenlerde bir film izlemiştim. Bile isteye, keyif olsun diye değil. Rastgele gezindiğim Yunan kanallarında karşıma çıkmıştı. Henüz ilk dakikaları olduğunu anlayınca da seyre dalmıştım. Türü Polisiye/gerilim olsa da, filmde öyle bir sahne vardı ki ağzına kadar dolmuş bardağı taşırmıştı. Filmin kahramanı Linnet şöyle diyordu; " Kalp boşuna sevgiyle özleştirilmemiş. Dinlenmek için dursa ölürüz." Bir anda öyle yorgun hissetmiştim ki kendimi, bahsettiği tarzda bir dinlenme nasıl olur diye merak etmeden duramadım. Ucunda ölüm olması umrumda bile değildi o an. Sonrasında farkına vardığım hayattan bezmişlikle küçücük balkonumda oturup saatlerce ağlamıştım. Rose'un benim için diktiği sardunyaların dili olsa da anlatsa size. Babamın bahçe kapısından çıkmasıyla da aynı şekilde bir ağlama krizine tu

