BÖLÜM 1 GİRİŞ
KARANLIK DOLUNAY ?
Başlıyoruz.!
0 1 . 1 1 . 2 0 2 1 ⏳
Herkesin hayatının yüz de yirmi beşlik kısmı acıyla, öfkeyle, kinle doludur. Bunun aksini iddia eden yaşamın her duygusunu için de barındırmamış demektir. Oysa zaten kimse çıkıp da rahatça ben bunları yaşadım diyemez değil mi? Kimse ben bu kadar bu kadar acı çektim karşılığın da şunları şunları yaptım diyemez . Herkesin dürüstlüğü de yalanı dolanı da kendisinedir. O yüzden kimse bana dürüstlükten bahsetmesin.
Bu hikaye daha on beş yaşında hayatının en kötü duygusunun törpülenmiş halini yaşayan, acımasızlığı daha o yaşta iliklerine kadar işlenmiş bir kızı anlatıyor. Hayattan bıkmış ama belli bir zamandan sonra kalbini titretecek, dünyadaki en çıkmaz sokağa çıkan sokak gibi birine duyacağı aşk, ilmek ilmek işleyecek kanayan yüreğine. Farkında bile olmadan. Henüz on dokuzun da tadacak tüm bunları. O kadar farkında olmayacak ki her şeyin.. En sonunda kendini o çıkmaz da kaybolmuş olarak bulacak. Yapmam dediği, bu hale kendimi düşürmem dediği o kadar çok şeyin pençesine düşecek ki. On dokuz yaş ona zehir olacak. Hatta onu hiç edecek. Bunu da kendine bizzat kendisi yapacak..
EZEL ARSLAN
On beş sene baba gölgesini de, sevgisini de, kıymetini de en derinler de yaşayan ve bunları yaşattığı bir babanın var olduğunu bilip geceler boyu Tanrı'ya şükreden kalbi şimdiler de fazlasıyla kırık, ruhu çürük bir kız. Aynı evin içinde bir çok şeye hasret büyüyen bir kız. Baş ucunda ki anne kokusunu bilmeden, hiç dolu dolu anne diyememiş, içinden yalnızca ama yalnızca fısıldayabildiği bir yaşamın kollarında.. Kader onu öyle bir salıncağa oturtmuş ki, çocukluğu o salıncağın demirlerine asılı kalmış. Kader ona oynadığı oyunların ardı arkasını da kesmeyecek üstelik. Belli bir yaşa geldiğinde öyle büyük zorlukların altında kalacak ki her birinin altından sağ çıktıkça kendi kendine şaşıracak. Ta ki birine kadar. En son oynayacağı oyun ona öyle bir çelme takacak ki. Düşeceğini daha düşmeden anlayacak..
On beş yıl yalnızca tek kişiden sevgi gören, şefkat gören, ilgi gören, ' keşke tüm kromozomlarımı senden alsaydım ' diyen bir evlat. Çok hayırlı bir evlat. Ama yalnızca babasına karşı bu kadar ılımlı bir evlat. Onun dışında tüm dünyaya kendini kapatmış, kendisine kumdan bir kale inşa etmiş hatta edecek olan bir kız.
EZEL ARSLAN..
Babasına gönülden bağlı, o gittiğin de yalnızca bir süre dayanabilecek ve sabrının sonunun onu çıkmaza sürükleyen bir uçurumun kenarında kendine dahil herkesi aşağıya tek tek iten yüreği yosun kokusu sarmış bir yaralı ruh .. Kendinden düşüncelerin den ruhundan bir haber gencecik kız, hatta kız çocuğu ..
O kız çocuğu günün birinde büyümek zorunda olacak. Birileri ise bunun farkına vardığında belki de iş işten çoktan geçmiş olacak.
**
Sizin hiç babanız öldü mü ?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi ?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepe de bir gök yüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı ?
CEMAL SÜREYA
**