Bir eli sıkı sıkıya karnına yaslıyken uzanıp koltuğun üzerinden telefonu aldı. Acıdan yüzünü buruşturuyor dudaklarını dişliyordu. Buna rağmen odada uyuyan kızını da düşünüyor sakin kalmaya çalışıyordu. Defalarca kez yoklayan sancı doğum sancısıydı. Dakika tutmuştu. Ve gittikçe artıyordu sancısı. Toprak'ın isminin üzerine tıklayıp telefonu kulağına götürdü. Derin derin soluk alıp vermeye başladı. Ağlamak istemiyordu. Hayır ağlamayacaktı. Ama Toprak'ın telefonu açmadığı her saniyede bu istek daha da artıyordu. Tam telefonu kulağından çekecekti ki açıldı. Ve karşıdan Toprak'ın sesi duyuldu. "Güzelim-" "Toprak! Benim sancım var. Geliyor oğlumuz." Elini karnına yaslayıp koltuğa oturdu zorlanarak. "Gel ne olur." Birkaç saniye ses duyulmadı. Ardından sert bir kapı sesi ve muhtemel

