Üzerimdeki hırkayı da çıkardıktan sonra derin bir iç çekişle kendimi Toprak'ın yanına bıraktım. Yastığını biraz dikleştirip kolunun birini uzatarak yatmamı bekledi. Başımı koluna koyduktan sonra bir elimi de karnına sardım. Huzurluydum. Belki de hiç olmadığım kadar huzurluydum. Az önce sabah namazımızı birlikte kılıp elimize Kur'an'ı Kerim almıştık. Arapçasını sesli olarak okuması için ona çok ısrar etsem de kabul etmeyip beni takip etmekle yetinmişti. Ardından mealini de o sesli olarak okumuştu. Sonunda sessizce duamızı edip göz göze geldiğimizde ikimizin gözünde de aynı ışıktan olduğuna emindim. Şükrediyorduk... Sonra ikimiz de Kur'an'larımızı yerine koyup elimizi benim minik karnımda gezdirmiştik. Öyle güzel bir andı ki ağlamamak için kendimi zor tutmuştum. Düşüncelerim hare

