Üç yıl sonra İnsanın içinden geçip gittiği zamanlar, masallar, yollar ve yolculuklar ne kadar da kolay ne kadar da hızlı cümlelere dökülüyordu. Yazana kolay, ritimsiz ve neredeyse harflerinden soyunmuş olan her an içinde olanın sırtında bir hançer, ağrılı bir kamburdu. Melek çoğu zaman bu kamburun gövdesine derin bir yas yüklediğini hissediyordu ama alışmıştı. Kalbi aradan geçen zamanın ağırlığı ile alışmayı öğrenmişti. Tüm o seanslar, bitmek bilmeyen uykusuz geceler, çoğu zaman kendini unutmasını sağlayan ilaçlarla acısını sarıp sarmalamayı öğrenmişti. Kolay değildi. Melek ömrünün içinde kaldıysa bir parça umudu yaralarına basa basa ayağa kalkmıştı. Arkasında bıraktıklarının gözlerinden ışığı söküp almış, kalbinin odalarına asmıştı. Şimdi dönüp arkasına baktığında gövdesine bastığı zam

