BARAN: Babam, büyük salonda beni bekliyordu. İçeri girdiğimde yüzünde zafer kazanmış bir adamın ifadesi vardı. Yıllardır alıştığım o kibirli bakış… Sanki ben hep onun oyununda bir piyonmuşum gibi. "Demek sonunda aklın başına geldi," dedi, koltuğuna yaslanarak. "Geri döneceğini biliyordum, Baran. Çünkü sen bensin." Yüzüne baktım. O kendini kazanan sanıyordu. Ama bilmiyordu ki, oyun çoktan bitmişti. Önümdeki sandalyeye oturdum, ellerimi masaya koydum. "Evet, döndüm," dedim. "Ama senin için değil." Kaşlarını çattı. "Ne demek bu?" Masaya bir dosya bıraktım. O dosyanın içinde her şey vardı. Şirketler, araziler, bankadaki milyonlar… Hepsi artık benimdi. Babam dosyayı açtı, gözleri satırları okurken giderek daraldı. Yüzü önce donuklaştı, sonra öfkeyle kâğıtları fırlattı. "Bu ne rezalet?!"

