Kalplerin Yakınlaşması

1197 Words
Baran: Son birkaç aydır her şey değişmişti. Bir zamanlar adı bile huzursuzluk veren bu evlilik meselesi, şimdi içimi ısıtan bir gerçeğe dönüşmüştü. Kardelen… Beni bambaşka bir adama çevirmişti. Onunla vakit geçirdikçe kendimi daha çok gülerken, daha çok merak ederken buluyordum. Bazen sadece oturup onu izliyordum, konuşmasına, heyecanlanmasına, sinirlenmesine gülümsüyordum. Bugün de aynı şekilde, Kardelen yanımda duruyor, Dilan’la telefonda konuşuyordu. Gözleri parlıyordu. İster istemez elimi beline koyup onu kendime çektim. Hâlâ tam alışmamıştı bu yakınlığa, ama kaçmıyordu da. Kardelen: "Baran, Dilan konuşuyor, az bekle!" Baran (gülerek): "Tamam, tamam ama unutma, biz artık nişanlı bir çiftiz. İki saniye ilgini bana vermen gerekebilir." Telefonun ucundan Dilan’ın sesi yükseldi. Dilan: "Ayy, siz iyice aşka düştünüz ha!" Kardelen (gözlerini devirerek): "Siz de az değilsiniz, elticim! Adar’la ne zaman resmiyete dökeceksiniz bu işi?" Telefonun diğer ucundaki sessizlik birkaç saniye sürdü. Baran (gülümseyerek): "Adar şu an arkanda duruyor olabilir mi?" Kardelen hızla arkasına döndü. Gerçekten de Adar, kollarını kavuşturmuş, gülümseyerek onları izliyordu. Adar: "Özel hayatımı sizin gibi yaymak istemiyorum, sevgili yengeciğim." Kardelen kahkaha attı. "Ama bu konuda çok da sessiz olduğunuz söylenemez. Dilan bile çekinmiyor artık senden!" Telefonun ucundan gelen hafif bir kahkaha, Dilan’ın utandığını belli ediyordu. Dilan (utangaç bir sesle): "Ben… şey… ne bileyim ya, bir şeyler hissediyorum ama emin değilim…" Adar hemen gözlerini kısarak yaklaştı. "Emin olmadığın şey ne Dilan? Hadi söyle de bilelim." Dilan: "Ya sus! Ne diye konuşuyorum ki sizinle!" Telefon kapanınca Kardelen ve Baran kahkahalarla birbirlerine baktı. Kardelen: "Sanırım bizim gibi bir çift daha geliyor." Baran: "Onların hikayesi bizden daha karmaşık olacak gibi. Adar kolay adam değil." Kardelen: "Sen çok mu kolaydın sanki?" Baran ona göz kırptı. "Ben sana aşığım. O yüzden bu tartışmayı kazandım." Kardelen bir an duraksadı, sonra yanakları kızardı. O an fark ettim ki, ben gerçekten de ona aşıktım. Ve sanırım o da bana… Kardelen: Baran’ın sözleri içime işlemişti. “Ben sana aşığım.” O kadar doğal ve kendinden emin söylemişti ki… Ne diyeceğimi bilememiştim. Kalbim hızla çarpıyordu. Ona bakmaktan kaçınarak yerdeki desenlere odaklandım ama Baran fırsatı kaçırmıyordu. Baran (eğilip yüzümü inceleyerek): “Bu sessizlik ne anlama geliyor? Yoksa sen de bana aşık mısın?” Kaşlarımı çatarak ona döndüm, ama yüzündeki o muzip gülümseme karşısında ciddiyetimi korumam imkânsızdı. Kardelen: “Ben… şey… belki…” Baran kahkaha attı. “Belki mi? Evet ya da hayır diye bir seçenek sunsam?” Kardelen (ellerimi kavuşturarak): “Bilmiyorum Baran, yani… her şey çok hızlı oldu.” O an Baran’ın gülümsemesi biraz ciddileşti. Elini tuttu ve hafifçe sıktı. Baran: “Evet, çok hızlı oldu. Ama bazen insan bazı şeyleri sorgulamadan da hisseder. Ben seni sorgulamıyorum mesela. Sadece seviyorum.” Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Baran’ın sözleri, şakaya vurduğu halinden bile daha etkileyiciydi. Bir anlık cesaretle elimi onun elinin üzerine koydum. Kardelen: “Belki ben de seni sorgulamayı bırakmalıyım.” Baran’ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. “İşte bu kadar, gelin hanım! Çok da zor değilmiş.” Tam o sırada kapı sertçe açıldı ve içeri Melih daldı. Melih: “Abla, Baran abi! Annem sizi çağırıyor, ‘Misafirler geldi’ dedi.” Baran gözlerini devirdi. “Hadi bakalım, aşkı yeni kabul ettik ama geleneksel aile baskısını hemen hissediyoruz.” Gülerek ayağa kalktık ve salona doğru ilerledik. Ama içimde artık bir huzur vardı. Çünkü Baran’ın dediği gibi, bazı şeyleri sorgulamadan da hissedebilirdik. ✨✨✨ Dilan: Telefonu kapattıktan sonra derin bir nefes aldım. Adar’ın sesi hala kulaklarımda yankılanıyordu. “Emin olmadığın şey ne Dilan?” Gerçekten emin olmadığım bir şey var mıydı? Adar, hayatıma girdiğinden beri her şey değişmişti. Başta sadece bir arkadaş gibi düşünmüştüm, ama zamanla… O bakışlar, o küçük şakalaşmalar… İçimde bir şeyler uyanmıştı ama buna aşk diyebilir miydim? Telefon elimde öylece otururken bir mesaj geldi. Adar: “Benimle bir kahve içmeye ne dersin?” Gözlerim büyüdü. Adar, anlaşılan sabırsızdı. İçimden bir cesaret topladım ve mesaj attım. Dilan: “Tamam, ama kahveyi sen ısmarlıyorsun.” Birkaç saniye sonra cevap geldi. Adar: “Sen yeter ki benimle ol, istersen tüm kahve dükkanını satın alırım.” Gülerek telefonu kapattım ve aynada kendime baktım. Kalbim çılgınlar gibi atıyordu. Ama sanırım artık bu hisleri inkâr etmeyecektim. Ve belki de gerçekten, Kardelen ve Baran gibi biz de kendi hikâyemizi yazmaya başlamalıydık… Adar: Dilan mesajıma “Tamam.” dediğinde içimde tuhaf bir rahatlama hissettim. Onunla baş başa bir şeyler içmek, sadece onunla vakit geçirmek istiyordum. Bu düşünce bile beni heyecanlandırıyordu. O yüzden hemen üzerimi düzelttim, aynaya hızlıca göz attım ve dışarı çıktım. Kafeye vardığımda Dilan’ın benden önce geldiğini fark ettim. Cam kenarında oturmuş, ellerini masanın üzerinde birleştirmişti. Saçlarını omzunun bir tarafına atmıştı ve yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Ama bakışlarında bir tereddüt sezdim. Derin bir nefes alıp yanına gittim. Adar (gülümseyerek): “Benden önce gelmek ha? Etkileyici.” Dilan başını kaldırıp gözlerini devirdi. Dilan: “Seni beklemek istemedim, çünkü gecikir misin emin olamadım.” Adar: “Senin için dünyanın öbür ucuna bile zamanında gelirim.” Dilan hafifçe kızardı ama çabucak toparlandı. Dilan: “Tamam tamam, çok konuşma da kahveleri söyle. Ben sütlü kahve alırım.” Garsona siparişimizi verdikten sonra ona döndüm. Adar: “Dilan, bana biraz dürüst ol. Kardelen’in yanında konuşurken sesindeki tereddüdü hissettim. Gerçekten emin olmadığın bir şey mi var?” Dilan bir an sustu, sonra gözlerini bana dikti. Dilan: “Bilmiyorum Adar. Senin gibi biri için fazla sıradanım gibi hissediyorum. Sen sosyal, her ortama uyum sağlayan, rahat bir insansın. Ben ise…” Elini masanın üzerine koydu ve parmaklarını birbirine kenetledi. Adar (yumuşak bir sesle): “Sen ise ne?” Dilan (iç çekerek): “Ben biraz… kapalı bir kutuyum. Hislerimi kolay belli edemem. Ve açıkçası bu kadar yoğun bir ilgiye alışkın değilim.” Elini tuttum. Kaçmasını istemiyordum. Adar: “Dilan, seni olduğun gibi seviyorum. Sıradan falan değilsin. Benim için özelsin. Ve hislerini açıkça göstermesen de, ben hissediyorum.” Dilan bir an bana baktı, sonra hafifçe gülümsedi. Dilan: “Yani, ben de… sanırım… seni seviyorum.” İçimde kelebekler uçuştu. Onun bu kadar zorlanarak bile olsa itiraf etmesi, benim için çok şey ifade ediyordu. Kahkahamı tutamadım. Adar: “Sanırım?! Bu kadar zor mu kabul etmek?” Dilan yüzünü ekşitti. Dilan: “Eğer böyle dalga geçersen cümleyi geri alırım.” Gözlerimi kısarak ona baktım. Adar: “Geç kaldın, duydum bir kere.” Dilan kıkırdayarak başını iki yana salladı. Ve o an anladım… Ben bu kıza abayı fena yakmıştım. Kardelen: Baran’la salona indiğimizde misafirlerin içeri doluştuğunu gördüm. Annem, Melih, halam ve birkaç akraba daha vardı. Ama gözüm Baran’ın ailesini aradı. Baran eğilip kulağıma fısıldadı. Baran: “Annemler erken döneceklerini söylediler. Ama yakında gelip seni ziyaret etmek istiyorlar.” İçimde hem bir rahatlama hem de bir endişe oluştu. Baran’ın ailesiyle ilgili hala bazı soru işaretlerim vardı ama şimdilik bunları düşünmek istemiyordum. Tam mutfağa geçip bir şeyler alacaktım ki Melih yanıma yaklaşıp gözlerini kısarak bana baktı. Melih: “Sen bir tuhafsın bugün.” Gözlerimi devirdim. Kardelen: “Nasıl yani?” Melih (kollarını kavuşturarak): “Hani nişanlandın falan ama Baran’a farklı bakıyorsun sanki.” O an bir şey demedim ama hafifçe kızardığımı hissettim. Melih hemen fırsatı kaçırmadı. Melih (kahkaha atarak): “Yok artık! Sen gerçekten Baran’a aşık mı oldun?” Kardelen: “Melih, işine bak!” Ama Melih durmadı, mutfağa koşup anneme bağırdı. Melih: “Anne! Kardelen ablam nişanlısına aşık olmuş!” Baran bir yandan gülüyor, ben Melih’i kovalıyordum. Evde tam bir curcuna vardı. Ama içimde tarifsiz bir mutluluk hissediyordum. Belki de gerçekten aşka düşmüştüm…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD