Aklımda sürekli Bekir’in ne kadar kararlı olduğunu, ne kadar ileri gidebileceğini tartıyordum. Onun beni sevdiğine inanmıştım, ama ya babasını ikna edemezse? Ya ailesinin ismi bu aşkın önüne set çekerse? Ya da bir gün gerçeklerle yüzleşip vazgeçerse? Kaç gün geçti, saymadım. Zaman durmuş gibiydi; Bekir’in adı aklımda, yüreğimde döndükçe günler birbirine karıştı. Bir akşam üzeriydi, güneş köyün üstünde kızıl bir ışıkla batıyordu. Annemin telaşlı hali gözümden kaçmadı. Nefes nefese içeri girip, “Hüseyin, Hüseyin! Bak, kapıda seni bekleyen biri var,” dedi. O an ben, yer sofrasını hazırlıyordum, tabakları diziyordum. Babam, “Hayırdır inşallah,” deyip ağır adımlarla kapıya yöneldi. Tam tabakları sofraya indiriyordum ki, kapıdan önce Bekir, ardından babam girdi. Bekir’i hiç beklemediğim bir an

