_Ash_: Şştthh... Kız!
_Ash_: Yakından daha güzelmişsin.
(Görüldü 23.54)
Anka_K. : Gece gece iltifatın için teşekkürler de...
Anka_K. : Sen nerden gördün beni?
_Ash_: Görürüm ben.
_Ash_: Anonimler görür.
Anka_K. : Allah'ım sabır ya!
Anka_K. : Allah'ım mal veriyorsun bari hakikisinden verme!
Anka_K. : Uğraşmak daha zor oluyor.
_Ash_: Aman iyiki bir şey dedik.
_Ash_: Sen yine uyanıksın?
Anka_K. : Sen de uyanıksın. Olamaz mı?
_Ash_: Anka iyi misin?
_Ash_: Kızacak yer arıyorsun.
Anka_K. : Değilim!
Anka_K. : İyi filan değilim!
Anka_K. : Bıktım artık!
_Ash_: Tamam, sakin ol.
_Ash_: Noldu anlat bana!
Anka_K. : Babam olmayan babamdan da okuldaki yargılayıcı salaklardan da nefret ediyorum.
Anka_K. : Hepsinin canı cehenneme!
_Ash_: Sakin ol.
_Ash_: Derin nefes al ver.
Anka_K. : İşe yaramıyor artık öyle şeyler.
Anka_K. : Sadece biraz ya!
Anka_K. : Birazcık anlayış istiyorum.
Anka_K. : Sence çok şey mi istiyorum Ash?
_Ash_: Ahhh.. Tabiki de hayır.
_Ash_: Seni nasıl sakinleştireceğimi bilmiyorum. Üzgünüm.
Anka_K. : Tabiki de bilmiyorsun.
Anka_K. : Ben alışığım gerçi kendi kendime delirip, sakinleşmeye.
(Son görülme 00.00)
Anka_K. : Başım ağrıyor.
Ash çevrimiçi...
Anka_K. : Senin daha önemli işlerin var tabii.
Anka_K. : Benim gibi biriyle niye uğraşasın ki?
(Görüldü 00.02)
_Ash_: Saçmalama Anka!
_Ash_: Söyle.
_Ash_: İstediğin her hangi bir şeyi yapacağım?
Anka_K. : Bunu neden yapasın ki?
Anka_K. : Gereksiz.
_Ash_: Çünkü seni önemsiyorum.
_Ash_: Salak kız! Sende benim yakın arkadaşlarım gibisin.
_Ash_: Bu yüzden ne söylersen yapmaya hazırım.
Anka_K. : Görüşmek istiyorum.
_Ash_: Ne!?
Anka_K. : Duydun. Seninle görüşmek istiyorum.
_Ash_: Ama eğer beni görürsen anonimlik gibi bir şeyim kalmıyacak.
Anka_K. : Seni yine de görmek istiyorum.
Anka_K. : Anonimliğin umrumda değil.
_Ash_: Ama...Benim umrumda.
Anka_K. : İstediğimi yapacağını söylemiştin.
Anka_K. : Neden yapmıyorsun?
_Ash_: Ama Anka... Bu isteğin... Nasıl desem?
Anka_K. : Bende öyle tahmin etmiştim.
Anka_K. : Ucuz anonimliğini bile bırakamadın.
_Ash_: Anka kırıcı oluyorsun.
Anka_K. : Tühhh... Ne kadar üzüldüm bilemezsin.
Anka_K. : Beni önemsiyormuşmuş. Arkadaşıymışım. Sende diğer herkes gibisin kimi kandırıyorsun?
_Ash_: Anka yeter artık!
_Ash_: Sinirini beni rencide ederek mi çıkaracaksın?
_Ash_: Kendine gel artık.
Anka_K. : Ben kendimdeyim zaten.
Anka_K. : Şimdi engellemeden önce tekrar soruyorum.
Anka_K. : Benimle görüşecek misin?
_Ash_ kişisi görüntülü arama başlattı.
Arama reddedildi.
Anka_K. : Seni canlı görmek istiyorum.
_Ash_: İşleri zorlaştırıyorsun.
Anka_K. : Cevap!
_Ash_: Offff... Peki.
Anka_K. : Cidden gelecek misin?
_Ash_: Sence? Başka seçenek mi bıraktın?
Anka_K. : Nerede buluşalım?
_Ash_: Şehir kütüphanesi.
Anka_K. : Buluşmak için biraz tuhaf bir yer değil mi?
_Ash_: Hayır. Orada buluşalım.
_Ash_: Buna da ben karar veriyim.
Anka_K. : Tamam. Ne zaman?
_Ash_: Yarın.
Anka_K. : Hemen mi?
_Ash_: Evet.
_Ash_: Şimdi iyi geceler.
Anka_K. : Ash...
Anka_K. : Teşekkürler.
~~~~~~~~~~~~~~
Kütüphane'ye girdim. Bu Ash de tuhaf yani. Buluşmak için kütüphane seçilir mi?
Buluştuğuna şükretsene! Çocuğu hem kırdın hem de istemediği bir şeye yapmaya zorladın. Ne bok olduğunu ben bile anlamadım.
Biraz öyle olmuş olabilir ama tanışmak istemem, onun yanımda olmasını istemem çok mu tuhaf?
Ne bok yersen ye!
Öyle yapacağım zaten. Sadece sen bir sus.
Etrafa bakındım. Kütüphane neredeyse boştu. Camların önünde masalar vardı . Bende biraz ilerlemeye başladım. Onunla rahat konuşmak biraz arka tarafa gittim.
Çantamı sandalyenin üstüne koydum ve oturmak için çektim. Oturacakken bir el gözlerimi kapattı. Gülümsedim.
"Anonim?" Sadece boğazında hafifçe onaylama sesi geldi.
"Elin hep böyle gözümün üstünde mi duracak?" Bir süre ses gelmedi.
"Hey öldün mü? Cevap ver." Sadece bir tane 'Cık' sesi geldi.
"Eeee... Çek o zaman elini." Bir hareketlenme hissettim. Tek eli gözümden indi.
"Ha gayret. Diğeri de inecek bugün." Sonra telefonumun titrediğini hissettim.
"Hayyy... Yapma ama! Telefonla mı konuşacağız? Mal mıyız?" Ses gelmeyince telefonu elime aldım. Hala bir eli gözümdeydi.
_Ash_: Şimdi... Sana güveniyorum. İhtiyacın olan şeyi vereceğim. Sadece bana güven. Olur mu?
"Ahhh... Pekala. Bir işimizde kolay olmuyor zaten."
_Ash_: Kolay bizi bozar.
"Tek elinle bayağı iyi yazıyorsun. Şimdi böyle mal mal arkalı önlü mesajlaşacak miyiz?" Gülmemek için kendini sıkma sesi geldi. Heyy... Komik bir şey söylemedim.
"Niye gülüyorsun sen?" Bildirim sesiyle tekrar telefona baktım.
_Ash_: Üzgünüm. Sadece kendini bana bırak.
"Ne için üzgünsün-" demeye kalmadan siyah bir bez onun elinin yerine gözümü kapattı.
"Aman ne hoş anlatamam!" Kıkırtı sesi geldi. Ahh... Adamı delirtiyor resmen. Sinir çocuk.
" Eeeemm... Sadece siyah bir bezle burada ayakta mı dikileceğim?" Beni çevirdi. İki elimi de tuttu ve asıldı. Omuzlarına koydu. Kaşımı çattım. Omuzları kalkıp indiğinde bir süre ne yaptığını anlamadım. Sonra bunun 'bilmem' anlamına geldiğini fark ettim. İletişim yöntemine bak lan!
"Bana bak ya! Dün böyle bir şey olsun diye konuşalım demedim." Elimi ileriye sallarken yanımdan biri omzuma dokundu. Nefes verdim ve soluma döndüm.
"Sana söylüyorum. Bak-" Arkadan yine omzuma dokundu. Geri döndüm.
"Ciddi bir ko-" Yine omzuma dokundu arkamdan.
"Allah belanı vermesin!" En sonunda demeye çalıştığım şeyden vazgeçtim. Ne diye uğraşıyorsam?
"Seni görmek istediğimi söylemiştim. Oyununda kukla olmak değil." Hiç bir kıpırtı hissetmedim. Sinirden veya başka nedenden bilemiyeceğim gözlerimin dolduğunu hissettim.
"Orda mısın?" Ses gelmedi. Elimi uzatarak etrafımda döndüm. Gitmişti. O da gitmişti işte.
Hala ayaktaydım ve oturmak istemiyordum. Omuzlarım titremeye başlamıştı. Küçük çocuklar gibi ağlayacaktım ama muhtemelen pişman olmuyacaktım. Dolmuştum.
İlk göz yaşı firar ederken diğeri de onu takip etti. Etrafta sessizdi ve sesli ağlayamıyordum. Ya biri duyarsa?
Derin bir nefes verdim ve hala göz yaşları firar ederken Ash'in bağladığı siyah beze uzandım.
Birisi elimi tuttu ve ben o zaman yalnız olmadığımı anladım. Ash gitmemiş miydi?
"Ash..." Kaşım çatıktı. "Hıı..." Sesi yükseldiğinde yutkundum.
"Lanet çocuk senin gitmiş olman gerekiyordu!" Eline vurduktan sonra bezi tuttum. Bir elimle bezin bir tarafını kaldırırken önümde bir beden belirdi ve kafamı göğsüne bastırdı.
"Hey! Naptığını sanıyorsun?" Ağlamadan yeni çıkmış tuhaf sesimle kızmaya çalışıyordum. Bir taraftan da geri çekilmeye çalışıyordum.
Ash diğer elini de sırtıma koydu ve geri çekilme şansımı sıfırladı.
"Gitmek istiyorum." Hala kendimi geri itmeye çalışırken pek başarılı olamıyordum.
"İhtiyacın var." Diye kısık sesi kulağıma fısıldadı. Çok geriden konuşuyordu. Nasıl desem... Sanki sesinden onu bulabilecekmişim gibi kendi sesinden uzaklaşmaya çalışıyor gibiydi.
"İnat etme. Sarıl." En sonunda direnmeyi bıraktım. İhtiyacım var mıydı gerçekten?
Ash bir elini sırtımdan indirdi ve elimi tutup beline koydu. Bir süre daha öylece bakarken en sonunda bende sarılmasına karşılık verdim. Gözlerimi kapattım ve uzun zamandır sarılmamanın verdiği açlıkla Ash'e sıkı sıkı sarıldım.
"Kaçmıyorum..." Fısıltısını ilk başta anlamasamda sonradan ne demek istediğini anladım ve mahcupça sıkmamı azalttım.
"Seni bulabilirim biliyorsun demi? Artık işimi de kolaylaşırdın ayrıca." Kafasını aşağı yukarı salladı.
"Ayrıca kokunu da artık biliyorum ve vücut büyüklüğünü de..." Kıkırtı sesi geldi. Ne var bunda komik?
"Yine niye güldün?" Dalgacı bir şekilde nefesini verdi.
"Koku." Kaşımı çattım ve nefes aldım. Tekrar aldım ve tekrar ama bu çocuğun kokusu yoktu. Nasıl ya?
"Bu... Nasıl?" Tekrar kokladım. Kitaplarda papatya kilosu, sigara kokusu, ter kokusu ya da en basitinden şampuan kokusu filan gelirdi insanların burnuna. Bunda kendine has koku da yok ter kokusu veya şampuan kokusu. Nasıl tuhaf biri aq bu?
"Tamam. Kokudan bulamıyacaktım zaten. Gidip bütün erkeklerinin kokusunu mu kokluyum. Sapık sanırlardı." Ses çıkarmadı. Elimi saçına götürmeye çalıştım ama eliyle engelledi. Püffff...
"Rahat dur." Sesi git gide kısılıyordu. Duymak zorlaşıyordu.
"Pilin mı bitti? Bu ne sessizlik?" Dalgacı bir şekilde nefes verdi.
"Pekala. Sanırım seni bulmaya uğraşmıyacağım. Zaten istediğimde geliyorsun." Bir şey söylemedi.
"Gitcem..." Tek kelimeyle derdini anlatmaya çalışıyordu zavallım. Sesi tanınmaması için.
"Ahhh... Tabi." Eliyle yarısı açık olan siyah bezi indirdi. Bir süre bekledim. En sonunda bezi açtım ve etrafa bakındım. Yoktu. Burukça gülümsedim kendi kendime.
Anka_K. : Teşekkürler.
_Ash_: Ne demek...
Teşekkürler. Cidden ihtiyacım varmış.
~~~~~~~~~~~~