_Ash_: Hey!
_Ash_: Nasılsın?
Anka_K. : İyi sayılır. Piyano dersinden çıktım.
Anka_K. : 2 saat önce filan. Ama hala boş boş oturuyorum. Bir şey yapasım gelmedi.
_Ash_: Piyano çaldığını bilmiyordum.
Anka_K. : Uzun süredir çalıyorum. Ama bir türlü hocayı sabitleyemiyordum.
_Ash_: Neden?
Anka_K. : Hepsi şerefsizin tekiydi. Kendilerini bir şey sanıyordu. Kibarlık nedir bilmeyen insanları sevmem.
Anka_K. : Ama şuanki hocam iyi gibi.
_Ash_: Öyle mi?
Anka_K. : Evet. Hem biraz daha kafa dengi. Bunak bunak konuşmuyor.
Anka_K. : En azından anlaşıyoruz.
_Ash_: didjsujsisnwidj
Anka_K. : Sen ne yapıyorsun?
_Ash_: *Kedi resmi gönderildi. *
Anka_K. : Ayyyy...
Anka_K. : Çok tatlı bu! Adı ne?
_Ash_: Behlül.
Anka_K. : Yok Bihter xjsxhsmchs
_Ash_: Xjxhskhcksxa Bunu diyeceğini tahmin etmiştim.
_Ash_: Herkes bunu diyor.
Anka_K. : Ciddi ciddi Behlül mü koydun kedinin adını?
_Ash_: Evet. Neden olmasın?
Anka_K. : Huyu Behlül olmasın da. Yakışıklı oğlan.
_Ash_: Kedim kız.
Anka_K. : Ve ismi Behlül...
_Ash_: Sanırım zıtlığı seviyorum.
Anka_K. : Tuhaf adamsın zjnsjznsjs
_Ash_: Öyleyimdir.
Anka_K. : Biz ne zaman buluşacağız?
_Ash_: Buluşmamız mı lazım?
Anka_K. : Seni bulmak istiyorum.
_Ash_: Niye?
Anka_K. : Bilmem. Merak.
_Ash_: Bayağı gerekli bir nedenmiş. Ama zaten bir kere riske girdim. Lütfen bir daha ısrar etme.
Anka_K. : Hadi ama! Konuştuğum kişiyi görmek istemem çok normal.
_Ash_: Hmmm... Bilmem normal mı?
Anka_K. : Maytap mı geçiyorsun?
_Ash_: Çok mu belli?
Anka_K. : Çocuk, sinirlendirme beni!
_Ash_ : Sende hemen sinirleniyorsun.
Anka_K. : Sen sinirlendiriyorsun.
_Ash_: Yoooo
Anka_K. : Evet.
_Ash_: Peki abla.
(Görüldü 18.56)
_Ash_: Trip is loading...
(Görüldü 18. 56)
_Ash_: Pis kız!
(Görüldü 18.57)
_Ash_: Ne yaparsam bitecek bu görüldü atman?
(Görüldü 18.57)
_Ash_: Foto atarsam olur mu?
Anka_K. : Evet!
_Ash_: Yuh ya!
_Ash_: Bildiğin en hızlı cevap vermen buydu.
_Ash_: Hain kedi.
Anka_K. : Foto verecek misin vermeyecek misin?
_Ash_: Allah belanı vermesin.
Anka_K. : Amin.
_Ash_: Bekle.
Anka_K. : Bekliyorum.
Ash çevrimdışı...
(Son görülme 18.59)
Ash çevrimiçi...(19.01)
_Ash_: *Sadece dudakları görünen bir fotoğraf*
_Ash_: Buyur.
Anka_K. : Yüzün gözükmüyor ama...
_Ash_: Fotoğraf atayım mı dedim yüzünü atayım demedim.
Anka_K. : Ama dediğin şey o anlama çıkıyordu.
_Ash_: Ama hangi anlamda atacağımk söylememiştim.
Anka_K. : Fotoğraf atayım mı dediğinde ne anlamamı bekliyorsun?
_Ash_: Ama bu da foto.
Anka_K. : İyi, öyle olsun.
Anka_K. : Kurnaz tilki.
Anka_K. : Şimdi soru soracağım o zaman.
_Ash_: Haydaaaa!
_Ash_: Birden bulma isteğin mi geldi kızım?
_Ash_: Bu ne böyle?
_Ash_: Sınavda gibi.
Anka_K. : Seni bulma isteğim hep var zaten.
Anka_K. : Abartma küçük bir soru sadece.
_Ash_: Sor, baş belası. Sor.
Anka_K. : Ihım ıhım...
Anka_K. yazıyor...
Anka_K. çevrimiçi...
Anka_K. yazıyor...
_Ash_: Bugün soracak mısın?
Anka_K. : Seni hiç gördüm mü?
(Görüldü 19.09)
Anka_K. : Niye görüldü atıyorsun? Kolay soru.
_Ash_: Gördün.
Anka_K. : Cidden mi?
_Ash_: Evet.
Anka_K. : Konuştum mu peki?
_Ash_: Hı hı...
Anka_K. : Gerçek mi?
_Ash_: Yalan borcum mu var?
Anka_K. : O zaman etrafımda olan birisin?
_Ash_: Pek sayılmaz ama sayılır gibi de...
Anka_K. : Nasıl yani?
_Ash_: Ne çok soru soruyorsun.
_Ash_: Yeter bu kadar soru.
_Ash_: Git zıbar.
Anka_K. : Tavuk değilim.
_Ash_: Her neyse. Ben gidiyorum.
Anka_K. : Kaçıyor gibisin?
_Ash_: Yoooo... Ne alaka?
Anka_K. : Bir daha foto at o zaman.
_Ash_: Niye atayım kızım?
Anka_K. : At işte.
Anka_K. : Kendimi sapık dayılar gibi hissettim.
_Ash_: Tuhaf mısın kızım? Gerçi biraz öyle gibi oldu evet.
Anka_K. : At dedim! Hadi!
_Ash_: Ağğhhhh...
_Ash_: *Karın kası fotoğrafı*
_Ash_: Buyur ;)
_Ash_: Madem çok istedin.
Anka_K. : Pis!
Anka_K. : Gıcık pislik.
Anka_K. : Sapık
Anka_K. çevrimdışı...
_Ash_: uxjdjdkdkdkskd
_Ash_: İsteyen sendin ben niye sapık oldum.
_Ash_: Hemen de kaç zaten.
_Ash_: Hem istiyosun hem kaçıyorsun.
_Ash_: Olmuyor böyle
_Ash_: Neyse gideyim ben barim.
_Ash_: Biri değerimi bilmiyor zaten
_Ash_: İyi geceler. Hıhhh....
~~~~~~~~~~
_Ash_: Yeter!
_Ash_: Herkes sussun bu sefer ben konuşucam!
_Ash_: Her kafandan bir ses of çıldırıcam!
_Ash_: Biz o masaldan kovulduk be çoktan...
Anka_K. çevrimiçi...
Yazıyor...
Anka_K. : Ha?
_Ash_: Kader... Ağlarını al gel boynuma dola...
Anka_K. : Ne diyorsun anlamıyorum.
_Ash_: Şarkı yav şarkı!
Anka_K. : Heeeee...
Anka_K. : Söylesene o zaman şarkı olduğunu.
Anka_K. : Bende diyorum bu çocuk neye "Yeter!" diyor.
Anka_K. : Bir şey yaptım sandım.
_Ash_: xudnidjdid
_Ash_: Nasılsın?
Anka_K. : Aynı yani ne diyim?
Anka_K. : Çikolatalı süt içiyorum.
_Ash_: Ben sade süt severim.
Anka_K. : Ben sade hayatta içemem.Yani içerim de arada midemi bulandırıyor.
_Ash_: İlginçmiş.
Anka_K. : Piyano dersim başlayacak birazdan. Gitmem lazım.
_Ash_: Tamamdır güzellik ;)
Telefonumu kapattım ve Anka'nın evinin kapısını çaldım. Ne ara bir iş sahibi oldum bende anlamadım ama oldu bir şekilde.
Kapıyı Anka açtı. Kocaman gülümsedi. Onunla birlikte bende gülümsedim. Hoş kızdı. Samimi ve sevecendi. Gerçekten görgü kurallarını kusursuz biliyordu. Benden ders almasına gerek bile yoktu.
"Hoşgeldin." İçeri girdim ve ceketimi çıkartıp koluma koydum. Bu eve girince kendimi karınca gibi hissediyordum.
"Hoşbuldum." Bir süre ikimiz de ne yapacağımızı bilemedik. Her geldiğimde oluyordu bu. Bazı aynı yaş konuşma problemlerinden de olabilir ilk tanışma şeklimizden de. Her şeyi beklerim.
"Immmm... Derse başlayalım mı?" Kafasıyla onayladı. Alt kata indik. Koskoca villa. Ben yaşasam yaşayamam. Kaybolurum.
Piyanonun önündeki küçük tabureye oturdum. Anka da yanıma oturdu. Siyah piyano taburesi ve kocaman piyano neden bilmem koca salonun ortasında duruyordu.
Klasik tekrarları yaptık. Aslında gerçekten hocaya ihtiyacı yoktu. Yeterince öğrenmişti. Onun hakkında bilmediğim çok fazla şey vardı ve ben merak ediyordum. Soracak kadar yakin değildim. Sorsam bile cevaplayacağınfan şüpheliydim.
Neler yaşamıştı? Neden kendine zengin denmesini sevmiyordu? En büyük sırrı neydi? Onu rahatsız eden o şey neydi? Bu evi ve ailesini neden sevmiyordu?
Anonim canım sıkıldığı için olmuştum. Herhangi bir nedeni yoktu. Ankayla da mesaj atmadan önce hiç konuşmamıştım. Öyle boş boş tesadüfen denk gelmişti ve yazasım geldi. i********:ında birkaç boş postane başka bir şey yoktu. Kendini hiç paylaşmamıştı. Sanırım nedenini biliyorum.
"Ne düşünüyorsun bugün?" Anka'nın sorusuyla ona döndüm. Seni diyip yok mu bir romantiklik yapmam?
Yok Ahmet. Gerçek dünyaya dön.
"Bir arkadaşı." Seni demek isterdim ama sonuçta bir haftadır onu tanıyordum piyano hocası olarak. Sapık sanardı kız beni. Gerçi o da fotoğrafımı almakta bayağı ısrarcıydı ama neyse.
"Arkadaş... Önemli birisi mi?" Omuz silktim. Yapmasım gelmişti.
"Evet. Önemli biri. Şuanda düşüneceğim sınıtlı insanlardan. " Anladığını belirtmek için kafasını hafifçe salladı ve piyano çalmaya devam etti.
Haftada iki gün Anka'yı görüyordum ve yaklaşık her gün telefon ile konuşuyordum. Artık ayrılmaz bir parça gibi olmuştu. Uzun süre yazmayınca veya dönmeyince gereksiz endişe kaplıyordu içimi ama piyano dersleri sayesinde rahatlayabiliyordum.
"Bugün pek piyano çalmak istemiyor gibisin?" Piyanoya döndüm. Nefes verdim.
"Yani... Sen herşeyi gayet iyi yaparken bana ne gerek var söylesene?" Güldü. Düştüm...
Oturduğumuz koltuğun ayağı kırılmıştı ve Anka'nın üstüne düşmüştüm. Yuh lan!
Anka alta ben üste mal mal dururken kapı açıldı. Lanet olsun! Zamanlamayı nasıl denk getirdin?
Kafamı kaldırdım ve gelene baktım. Bir sen eksiktin kardeşim!
Anka'nın kuzeni bizi gördü ve kaşını çattı. Kapıyı geri kapattı. Ben hala mal mal kapıya bakıyordum. Geri açtı ve bize baktı.
"Allah, Allah..." Ve kapıyı geri kapattı. Bende Anka'nın üstünden kalktım. Ben hala yerde otururken kapıyı geri açtı.
"Anka?" Bir Anka'ya bir bana bakıyordu. Anka da bana baktı.
"Mert?" Anka, Mert'e döndü. Mert bana bakıyordu.
"Bu kim Anka!?" Hay edeyim! Ayağa kalktım. Mert üstüme yürümeye başladı. Sıçtım! Kaç Ahmet kaç!
Hızla piyanonun diğer tarafına geçtim. Hırçın gibi bakıyor adam n'apıyım? Öldürecek sanki manyağa bak. O da karşıma geçti ve piyanonun etrafında dönmeye başladık.
"Mert bir dur ya!" Anka, Mert'i durdurmaya çalışıyordu. Ama pek etkili olduğu söylenemez.
"Senin üstünde ne yapıyordu lan!?" Bu olay şey değil mi? Şey, şey... Bizimkinlerin yaşadığı olaylardan. Şimdi acıdım çocuğa.
"Mert! Dur artık!" Mert bir anda durdu. Yani bu bağırıştan sonra ben olsam bende dururdum. Ateş saçan Anka ... Havalı lan!
"Yerdeki koltuğu görsen bi saldırmadan önce! Ahmet benim piyano hocam. Koltuk kırıldı üstüme düştü. Büyük bir şey yok ortalıkta. Ahmet'ten özür dile!" Sert kız wuhuuu... Hemen atlamaya çalıştım.
"Aslında hiç özüre filan ge-" Anka'nın bakmasıyla sustum. Ürkütücü kız. Üşüdüm bir anda.
"Özür dilerim. Oldu mu Anka hanım!?" Anka kafasıyla onayladı. Mert bana baktı, baktı ve göz kırptı. Ha? Ne?
"O zaman Ahmet ile biraz daha konuşup anlaşsak canım kuzenim?" Anka kaşını çattı benimle beraber. Ne alaka alan!?
"Yemeyeceğim ya! O kadar kız varken buna mı bakayım?" Yüzümü buruşturdum. Ben sanki ona bakardım!
Ne saçmalıyorsun sen?
Ne saçmalıyorum ben? Elimle alnıma vurdum. 'Şap' sesi odada duyulurken ikisi de benim ne yaptığıma baktı. Anlım acıdı lan!
"Hadi ama Anka! Amma abarttın?" Diyene bak. Az daha beni öldürüyordun lan! Hemde yanlış anlama yüzünden.
Mert benim arkama geçti ve iteklemeye başladı. Kazan mübarek olsun. Ne yapacak Anka yokken acaba? Derimi yüzmez inşallah. Bakım bir tipine. Sanki az deri yüzücü tipi var bunda.
Mutfağa girdik ve dolaptan meyve suyu çıkardı. Sonra iki bardak aldı ve doldurdu. Bana uzattı. Temkinli bir şekilde bardağı aldım. Yani ben olsam üstüme meyve suyu dökerdim. Bu niye yapmadı ki?
"Dostum rahatla." Tezgaha yaslandı ve bir yudum aldı.
"Sana sevgilisi olsan bile umrumda olmazdı demiştim. Unuttun mu yoksa?" Alt dudağını öne çıkardı. Bir dakika ya!? Bu benim anonim olduğumu biliyor mu?
Yani geri zekalı! Kız demedi mi kuzenim telefonumu hackliyor. Bulmuştur bir şekilde seni de.
İç sesinizin sizden akıllı olması bazen sinir bozucu olabiliyor.
"Aklımdan geçenleri okuyabiliyorum. Telefonundaki sinyalden bulmadım. Anka'yı görmeye geldiğinde fark ettim." Wtf!? Aklımı mı okuyabiliyormuş? Defol gitlan! Çata çata çatlağa çatmışım.
"Tamam, tamam korkma. Okuyamıyorum. Ama yüz okumada iyiyim. Düşüncelerini yüzünden okumak kolay bu yüzden." Vay be! Yeteğene bak. Helal olsun! Bende buralarda sürüneyim.
"Biliyorum. Harika bir şey. Neyse... Senin anonim olduğunu biliyordum. Sadece biraz korkutayım. dedim. Şaka yani." Ebenin şakası! Altıma sıçıyordum ben burada.
"Sen konuşmasanda yüzünden anlıyorum. Küfür etme. Dilsiz değilsin. Neden konuşmuyorsun?" Ne bileyim ben? Gerek görmedim. Zaten tuhaf bir ortam. Alışamadım.
"Ne diyebilirim ki? Anonim olduğumu Anka'ya söyleme. Daha rahat davranıyor. Ayrıca sadece piyano hocalığı ve arkadaşlığı yapıyorum. Yanlış fikre kapılma." Göz devirdi ve meyve suyunun son yudumunu içti. Sanki bilirim ben dermiş gibi duruyordu.
"Aynen. Her neyse... Ben söylemem ama Anka meraklı biridir. Fazla saklayacağını sanmıyorum." Bende sanmıyorum. Çok zorlayıcı. Zorla buluşmaya gittim resmen.
"Doğru zaman gelince söylerim ben. Merak etme sen. " Çeşmeyi açtı ve bardağı çalkaladı, suyu geri döktü. Sonra bardağa su doldurdu ve bir yudum aldı.
"Merak ederim. Dikkat et ona. Pek iyi bir hayatı yok. Ve hala devam ediyor. " Bardağı tezgaha koydu ve önüme geçti. Tezgahla arasında sıkıştırdı.
"İnan bana en değer verdiğim kişilerden ve üzeni üzerim." Tabii klasik abi. Valla eski kafalıymış. Yutkunmamı engelleyemedim.
"Ihım ıhım... Siz orada tam olarak ne yapıyorsunuz?" Anka'nın sesi gelince ikimizde kapıya döndük. Cidden şuan yanlış bir pozisyondaydık.
" İşiniz varsa ben gideyim Mert?" Gülerek arkayı gösterdi. Mert ellerini tezgahtan çekti.
"Bir oda ayarlamamı ister misiniz?" Katıla katıla gülmeye başladı birden. Yok artık daha neler?
"Anka!" Mert dişini sıkarak söylemişti. Valla ilişkilerine hayran kaldım. Alkış...
"Ahmet sende yere bakan yürek yakansın hani." Gülmeye devam ederken yavaşça geri gidiyordu.
"Anka saçmalama. Şu tipe kim bakar?" Şaşkınlıkla Mert'e döndüm. Bu çocuk bence gay. Utanmasa bana yürüyecek.
"Alındı çocuk. Yüzüne baksana." Anka daha çok kahkaha atmaya başladı.
"Hayır yani Mert ben yerine daha iyi bir erkek olsa bakacak? Ona şaşırdım." Anka bir an durdu ve daha yüksek sesle gülmeye başladı. Mert ise biraz kızarmıştı. Gay sanmama minicik bir şey kaldı.
"Güzel yakaladı seni Mert!" Mert sinirle Anka'ya koştu.
"Kızım bittin sen! Gel lan!" Anka salona kaçtı. Arkasında Mert ve onların arkasında ben.
Oha! Salon bizim evden büyük. Yok tamam abarttım. İkili masanın etrafında dönerken Anka birden koltuğun üstündeki yastığı aldı ve Mert'e attı. Mert bir anda dengesini kaybetti ve yere düştü. Anka koltuğa oturdu ve gülmeye devam etti. İlk defa bu kadar çok gülerken görüyordum.
"Artık dursanız!" Bir anda bağırmamla şaştım. Lan! Onlara baktım onlar da şaşmış.
"Oha! Dili var." Anka susması için bana bakarken Mert'in yüzüne bir tane daha yastık attı.
"Piyano dersini bugün yapamayacak gibiyiz birileri sayesinde!" Mert'e baktı. Mert ellerini çenesine koydu ve gülümsedi.
"Bence ben gelmesem de yapamıayacaktınız sanki yiyişmekten." Anka bir tane daha yastık attı.
"Dinleme sen onu. Salak o! Boşver." Güldüm. Etrafımdaki herkes salak olacak sanırım.
Anka beni geçirmek için kapıya geldi. Mert'te içerden bağırmaya başladı. Deli yahu.
"Siz şimdi yiyişirsiniz diye gelmedim. Kusura bak Ahmet!" Gülmeyle karışık nefes bıraktım.
"Onun kusuruna bakma." Kafamı olumsuz anlamda salladım.
"Yok. Eğlenceli biri. Kusur yok." Gülümsedim ve evden uzaklaşmaya başladım.
"Sonra görüşürüz." El salladım. "Sonra görüşürüz Ahmet. Teşekkürler." Arkadan bir ses yükseldi.
" Yiyişmeniz bittiyse şey diyicem... Umarım bir daha gelmezsin!"