_Ash_: Bak sana ne diyeceğim...
_Ash_: Sinüs 60 ya
_Ash_: Kosinüs tutmuş.
_Ash_: Pil pile ne demiş?
_Ash_: Biz please!
_Ash_: Yağmur yağmış, kar peynir!
Anka_K. çevrimiçi...
(Görüldü 9.36)
Anka_K. yazıyor...
Anka_K. : Allah belanı ne zaman verecekmiş?
Anka_K. : Ben sanırım intihar edeceğim yakında.
_Ash_: Benim için ölmene gerek yok :)
Anka_K. : Sen o deneme sınavından nasıl yüksek aldın bu zekayla?
_Ash_: Yetenek bebeğim ;)
Anka_K. : Bak tekrar bakıp okuyorum...
Anka_K. : İğrenç ya.. Bunları yapmak için çok mu düşündün?
_Ash_: En sevdiğimi yapmadım bak.
Anka_K. : Lütfen yapma. Kıyma bana
_Ash_: Sakla samanı, inekler aç kalsın.
Anka_K. : Ağlayacağım...
_Ash_: Ağlama göz bebeğim sana kıyamam.
_Ash_: Kıyma da yapamam.
Anka_K. : Bir dakika intihar edeceğim kendime.
Anka_K. : Arkamdan ağlama sonra
_Ash_: Yapma, kıyma kendine.
_Ash_: Kavurma kendine.
Anka_K. : Mal ya!
Anka_K. : Beynime ettin teşekkürler!
_Ash_: Var mıydı da?
Anka_K. : Doğru ya...
Anka_K. : Seninle konuşurken eşitlik olsun diye gidiyordu.
_Ash_: Bak bak bak...
_Ash_: Öyle olsun.
_Ash_: Hihh
Anka_K. : Gayet iyiydi bence. Değil mi?
(Görüldü 9.44)
Anka_K. : Hadi ama...
Anka_K. : Trip mi atacaksın?
Anka_K. : O yaptığın espirilerden sonra benim atmam gerekirdi.
(Görüldü 9.45)
Anka_K. : Nesin sen ergen mi?
(Görüldü 9.49)
Anka_K. : Cidden öylesin.
(Görüldü 9.59)
Anka_K. : Mesajlarıma geç bakman veya görüldü atman seni havalı yapmaz
_Ash_: Küstüm. Seninle konuşmayacağım. Hıh.
Anka_K. : Hadi ama buna da küsülmez yani.
Anka_K. : Alooo! Ash orada mısın?
Anka_K. : Lan!
Anka_K. : Engellemiş beni hıyarto!
(Görüldü 10.03)
Anka_K. : Engel atıp kaldırman ne mantık??
Anka_K. : Bak yine ya!
Anka_K. : Sana tükeyim! Aptal
(Görüldü 10.05)
Anka_K. : Ama sende tam cins yerde engeli kaldırıyorsun!
Anka_K. : Alooo! Kime diyorum ben!?
Anka_K. : Bıktım.
(Görüldü 10.07)
_Ash_ yazıyor...
_Ash_: Tamam yeter bu kadar.
Anka_K. : Bu neydi şimdi?
_Ash_: Bilmem.
Anka_K. : Puffffff...
Anka_K. : Normal konuşsana be çocuk!
_Ash_: Normal konuştum.
(Görüldü 10. 10)
_Ash_: Birbirimize görüldü atmadan konuşamayacağız bugün sanırım.
Anka_K. : Evt.
_Ash_: Ohoooo... Şimdi de sen mi?
(Görüldü 10. 11)
_Ash_: Küstün mü?
Anka_K. : Küstüm.
_Ash_: Niye?
Anka_K. : Sen sor diye.
_Ash_: Sordum barış hadi.
Anka_K. : Hayır.
_Ash_: Nokta çok gözüme batmaya başladı.
Anka_K. : Hmmmm.
_Ash_ : Koyma nokta. Bir yerine filan girer mazallah.
Anka_K. : Gidiyorum ben.
_Ash_: Ne dedim ben ya şimdi?
Anka_K. : Az daha durursam sinir krizi geçireceğim.
_Ash_: Hadi barış.
Anka_K. : Barış ne be!? Yap yap...
_Ash_: Ne diyim kızım? Barış işte.
Anka_K. : Yok iyi böyle.
_Ash_: Niye özel gününde misin?
Anka_K. : Ne alaka ya ne alaka
_Ash_: Ne bileyim özel gününüzde sinirli olmuyor musunus? Ben hep öyle duydum.
Anka_K. : Evet ama şuan bununla ilgisi yok
_Ash_: Uykunu mu alamadın o zaman?
Anka_K. : Bence sus artık. Gittikçe batıyorsun.
_Ash_: Yapma ama yaa...
_Ash_: En son ben trip atıyordum noldu birden böyle
_Ash_: Barış hadi
Anka_K. : Şartım var.
_Ash_: Hiç gerek yok öyle şeylere valla. Şarttır şurttur... Yorma ya kendini.
Anka_K. : Barışmam!?
_Ash_: Çok yorucusun cidden.
_Ash_: Söyle ya... Ne olabilir en fazla?
Anka_K. : Adını istiyorum.
_Ash_: Puahhahahahah... Güzel şaka.
_Ash_: Bir an kahve boğazımda kaldı ama güzel şaka.
_Ash_: İste isteyeceğini bekliyorum.
Anka_K. : İsmin?
_Ash_: Kızım...
_Ash_: Arıza mısın?
_Ash_: Başka şey iste.
Anka_K. : Hayır. Adın?
_Ash_: Anonimliğime hep taş koyuyorsun. Olmaz böyle ama.
Anka_K. : Sürekli anonim olarak kalamayacağını ikimiz de biliyoruz.
_Ash_: Ama şuan anonim olarak kalmak istiyorum.
Anka_K. : Ayrıca sadece adını merak ediyorum.
Anka_K. : Kim bilir kaç kişide aynı isimden vardır.
Anka_K. : Söyle.
_Ash_: Sen neden böyle inatsın?
_Ash_: Bak risk alarak seninle buluşmaya geldim.
_Ash_: Şimdi ismimi istiyorsun.
_Ash_: Başka bir şey iste.
Anka_K. : Tamam o zaman başka bir şey istiyeyim.
_Ash_: Şükür.
Anka_K. : Yüzünün fotosu.
_Ash_: Yuh! Daha neler!?
_Ash_: Kimlik numaramı söyleyim daha iyi olur.
Anka_K. : Olabilir o da.
_Ash_: Ya sabır ya!
_Ash_: İsmimi söyleyeceğim o zaman.
Anka_K. : Sen bilirsin...
_Ash_: Adım Bulut.
Anka_K. : Bulut mu? Eminsin de mi?
_Ash_: Evet. Bulut. Eminim. Son kararım.
Anka_K. : 12-A da ki Bulut olma ihtimalin?
_Ash_: Değilim ama o olsam bile sana niye söyleyeyim?
Anka_K. : Haklısın. Bulut diye birçok kişiyle konuştum.
_Ash_: Benim adımın Bulut olduğunu bilmiyorsun yalnız.
Anka_K. : Offffff...
_Ash_: Sıra bende.
Anka_K. : Sende derken??
_Ash_: Neden zengin denmesini istemiyorsun?
Anka_K. : Bunu sana söylemeyeceğim.
_Ash_: Neden? Ben sana söyledim.
Anka_K. : Kendimce nedenlerim var. Başka soru sor.
_Ash_: Benim de kendimce nedenlerim vardı
Anka_K.: Ash hadi başka soru sor
_Ash_: Neden piyano?
Anka_K. : Sesini seviyorum ve ayrıca o daha şey...Nasıl desem?
_Ash_: Gösterişli ve modern??
Anka_K. : Hımmm sosyetik. Babamın baskısı fazla oldu.
Anka_K. : Arada bizim evde parti düzenlenir. Alt katta pek bir şey yoktur bu yüzden.
Anka_K. : Özel misafirlerine piyano çalarım orada. İnsanlar piyano sesini sever.
Anka_K. : Keman veya başka müzik aletleri de çalabiliyorum. Ama en çok piyanoyu seviyorum.
Anka_K. : Siyah ile beyaz tuşların birbirine ihtiyaç duyduğu ve birlikte müzik yaptıkları güzel bir alet.
Anka_K. : Bir müzisyen şöyle demişti:
Anka_K. : "Hayat bir piyano gibidir. Beyaz tuşlar sevinci, siyah tuşlar hüznü temsil eder. Ama unutma ki siyah tuşlar da müzik yapar."
Anka_K. : Hoşuma giden ve haklı bulduğum bir söz. Bu yüzden piyanoyu seviyorum.
Anka_K. : Ahhhh... Çok boş yaptım.
_Ash_: Hayır boş yapmadın. İlk defa adam akıllı duygularını söylüyorsun.
_Ash_: Gelişme var.
Anka_K. : Her neyse Bulut.
Anka_K. : Geri yatacağım sanırım. Sen ne yapacaksın?
_Ash_: Takımın düzenlediği bir parti var. Ona gideceğim.
Anka_K. : Takımda oynadığını bilmiyordum.
_Ash_: Çünkü söylemedim.
Anka_K. : Ne takımı?
_Ash_: Bence bu günlük bu kadar bilgi yeter.
Anka_K. : 4 gibi döner misin?
_Ash_: Neden?
Anka_K. : Muhtemelen anonimime ihtiyacım olacak.
_Ash_: Neden?
Anka_K. : Kaplumbağa deden. Soru sorma.
_Ash_: Hallederiz. Gelirim bir şekilde. Hadi git yat.
Anka_K. : Tamamdır. İyi eğlenceler.
_Ash_: Sanada.
(Görüldü 10.36)
~~~~~~~~~~~~~~
Partiden hızlıca ayrıldım. Saate baktım. Offf... Beşe geliyor. Sinem hatırlatmasa anonim olduğumu unutmuştum resmen.
Sinem benim çocukluk arkadaşımdı. Ayrıca spor başkanıydı. Pek spordan anladığı söylenemez ama nasıl olduysa başkan oluverdi aniden. Bugün takımların kaynaşması için bir parti düzenlemişti ve ben zamanın nasıl geçtiğini unutmuştum.
Eve gidemezdim zaten. Anka ile dersim vardı. Bu yüzden yolda yazmaya karar verdim ve telefonu aldım. Anka'dan mesaj bekliyordum ve yanılmamıştım. Birçok mesaj vardı.
Anka_K. : Geldin mi? (16.00)
Anka_K. : Sanırım daha gelmedin. (16.08)
Anka_K. : İşin uzun sanırım. (16.25)
Anka_K. : Neyse boşver. O kadar önemli değildi zaten. (16.43)
_Ash_: Üzgünüm... İşim vardı. Yeni görüyorum mesajlarını. (16.58)
Bir süre bekledikten sonra omuzlarımı düşürdüm. Acaba bana ne diyecekti? Offf.. Ahmak kafam! Nasıl unuturum ya!? Aptal!
Arkamda birisi telefonumu elimden alınca hızla döndüm.
"Neyse boşver. O kadar önemli değil zaten. Anka. Anka kim Ahmet?" Yaşar telefonu yukarı kaldırarak sordu. Lanet olsun boyum kısa. Yazın uzamazsam bende Ahmet değil Mahmut'um.
"Yaşar versene lan telefonumu!" Yaşar telefonumu olabildiğince uzakta tutarken ben çırpınıyordum.
"Öncelikle Anka kim? Bizden gizli sevgili mi yaptın?" Hayır yapsam zaten gizli olur. Neden sizin gibi gerzeklere söyleyeyim? Kızı korkutur kaçırırsınız.
"Arkadaşım ver şunu!" Allah'ım neden boy vermedin de bu kadar büyük dudak verdin?
Dudağım çok dikkatimi çekerdi her zaman. Bence fazla büyük. Arada rahatsız edici geliyordu.
"Moonlight, Nigga why you trippin?" Ritimli bir şekilde söylemişti. Durdum. Kaçmıyordum bir kere. Bilmesini istemiyordum. Dur şuan ben şarkı sözüyle mi konuşuyorum? Ahmet daha ne kadar salak olabilirsin?
"Özelim lan benim! Ver telefonumu!" Sanki şarkı çalarmış gibi mırıldanıyor, kafasını ritme göre sallıyordu. Deli yav!
"Tamam anlatacağım. Ama yürümemiz lazım. Yetişmem gereken bir yer var." Kaşlarını kaldırdı ve bana ayak uydurdu.
"Anlat bakalım botokslu dudak. Neler oluyor?" Dediğim gibi; dudağım fazla büyük.
"Birisine anonimim ama arkadaşça. Yanlış anlama. Tanıdığım birisi değildi." Hala elinde telefonumu tutuyordu. Kafasını bilmiş bir edayla salladı.
"Kanka ayağı göt ayağıdır diyorsun yani? Tamam anladım ben." Tek gözünü kırptı. Ne kadar geri zekalı bir çocuk böyle.
"Hayır. Arkadaşız diyorum." Telefonumu tuttum ve hızla elinden kurtardım. Güvenli bir yere koydum. Cebime...
"Evet kanka. Bende doktorum zaten." Göz devirdim. Ya sabır ya!
"Sen neden buradasın? Buse'yi yalnız bırakmazdın?" İki elini de boynuna koydu ve kafasını yukarı kaldırdı. Buse şu veledin sevgilisiydi. Neredeyse tanıştıklarından beri Yaşar, Buse'ye aşıktı ama daha birkaç hafta önce yanıt alabilmişti. Çünkü Buse çok salak bir kız ve hiçbir şey çakmadı.
"Ailevi işleri varmış. Bende partiden çıkarken seni gördüm. Aceleci olduğun için merak ettim. Bu yüzden peşinden geldim. Ve genel olarak birisiyle mesajlaşmadığın için kimle konuştuğu da merak ettim. Senin kimliğine işlemiş saplık." Göz devirdim. Flört etmeyi de sevmiyordum. İlişki olaylarını hiç sevmiyordum.
"Tamam öğrendiğine göre gidebilirsin. İşim var benim." Kulağıma yaklaştı. Yüzünün muzur bir ifade aldığına emindim. Çünkü her kulağıma eğildiğinde bu ifadeyi alıyordu.
"Yengeyle mi buluşacaksın?" Hızla Yaşar'a döndüm. Direk kaçmaya başladı. Aklıma gelen ilk şeyi yaptım. Ayakkabımı çıkartıp fırlattım. İsabetsiz atış.
"Lan Yaşar! Ayakkabımı geri yolla bana!" Yaşar gülerek ayakkabının yanına geldi. Ayağıyla bana vurmaya hazırlandı.
Ayağı bana doğru vursa da ayakkabım yola gitmişti. Yamuk ayaklı.
"Kanka benim işim çıktı ya. Sen alıver!" Senin ebeni, Yaşar! Seveyim!
Karşı yoldan geçen bir kıza seslendim. Tuhafmışım gibi bana baktı ve gitti. Ayıp! İnsan bir yardım eder.
Tek ayak üzerinde seke seke ayakkabının yanına gittim. Şimdi araba gelip çarpacak valla. Hızla ayakkabımı giydim ve Anka'nın evine yol aldım.
Acaba Anka bana ne diyecekti? Telefonu çıkardım. Anka daha mesajımı görmemişti. Uffff... Acaba bir şey mi olmuştu?
Birçok saçma şey düşünerek yolu bitirdim. Bu işi neden yapıyorum ki? Paraya bile ihtiyacım yok.
Anka'yı görmek için.
Doğru onun içindi. Amacımı da unutuyorum. Hafıza kaybı geçireceğim yakında.
En sonunda eve geldim. Geçen gün yaşananları düşününce sırıtmama engel olamadım. Çünkü komik yani.
Zile bastım. Anka'nın kapıyı açmasını beklemeye başladım. Birkaç dakika açılmayınca tekrar çaldım. En sonunda kapı açıldı. Anka uykulu bir şekilde bana bakıyordu.
"Üzgünüm uyuyakalmışım. Hizmetçi de arka bahçede sanırım. Girsene." Kapıdan çekildi. İçeriye girdim. Biraz bitkin gözüküyordu.
"Bir şeyin mi var?" Kafasını olumsuz anlamda salladı ve gözlerini ovuşturdu.
"Bekle bir yüzümü filan yıkayayım. " Merdivenlere yöneldi. Burada kazık gibi mi durayı. yani?
Beğenmedim. Git salaklık filan yap.
Kendi kendime tiksinirmiş gibi yaptım. Dışardan biri görse beni şizofren sanır.
Anka yukardan bir odaya girdi. Muhtemelen kendi odası. Etrafa bakınmaya başladım. Ev çok büyük.
"Anka Hanı-" Beni gören hizmetli hızla sustu. Kapıdan hıphızlı girmişti oysaki. Önemli bir şey sanırım.
"Odasında üstünü değiştiriyor." Elinde kirli su vardı. Yani şişenin etrafı toprak ve suyun rengide kahverengi olduğuna göre kirlidir.
"Yardım edebileceğim bir şey varsa..?" Kafasını olumsuz anlamda salladı.
"Parti için bahçe düzenlemesi fikri alacaktım. " Acaba ne partisi? Neyse beni ilgilendirmez.
"Kolay gelsin." Tebessüm etti. Suyu napacaktı acaba? Neyse bu da beni ilgilendirmez.
Kadın suyu yanımdan götürürken ayağı takıldı ve suyu yere döktü. Allah'ım! 40 yılda bir gerçekleşen şanslılık bu sefere kullandım sanırım. Benim üstüme filan dökülmesi gerekirken yere döküldü. İlk defa şansım yaver gitti.
Kadının yanına gittim ve yerden kaldırdım. Anka'nın kapısı hızlıca açıldı. "N'oluyor?" Şükür ki plastikmiş kap.
"Kusura bakmayın Anka Hanım." Kadın mahcupça başını yere eğdi. Allah'ım hiçbir yerim ıslanmamış.
Kanka bir yerin ıslanmamış. Söyleyip durma.
"Sorun yok. Temizlenir zaten. İyi misin sen?" Kadın başıyla onayladı ve hızla mutfağa gitti.
Merdivenlerin oraya gitmek için ıslanan yere bastığımda ayağım kaydı ve yere düştüm.
Bak kendine nazar yaptın!
Arkamın her yeri sırılsıklam oldu lanet olsun! Kahkaha sesiyle kafamı kaldırdım.
"Hala sakarsın. Kalk hadi bir şeyler vereyim üstüne." Bıkkınlıkla gülümsedim ve ayağa kalktım. Arkama baktım. Rahat olmadığımı belli edecek bir şekilde yürümeye başladım. Yani Ahmet bir insan bu kadar geri zekalı olsa olamaz.
Merdivenlerden çıkıp Anka'nın yanına gelince bacaklarım ve kollarım ayrık bir ona baktım. O da bana bakarak gülmeye devam etti. Rezillikte üst safadayım.
Kendi odasının yanındaki odaya girince bende peşinden girdim. Misafir odası sanırım.
"Mert'in odası. Onun kıyafetlerinden verebilirim." Aklıma gelen soruyla konuşmaya başladım.
"Mert burada mı kalıyor?" Kafasını bana çevirmeden konuştu.
"Hayır. Yatılı geldiğinde." Vay be! Lükse bak. Yatılıya geldiğinde kalması için ayrı odası var.
Anka dolabı açtı ve siyah tişört ile siyah pantolonu bana uzattı. Bana baktı ve gülümsedi.
"Dışarda beklerim." Kafamla onayladım. Anka arkasını dönüp ilerlediğinde üstümü çıkardım. Tişörtü giyecekken Anka'ya seslendim. Teşekkür etmeyi unutmuştum.
"Efendim?" derken arkasını döndü. Vücudumu görünce hızla gözlerini kapattı. Ve o sırada kapı açıldı. Ya bu kapıyı açanların hiç mi çalma özelliği yok?
"Oha! Anka ve çıplak bir erkek. Oha! Çıplak taş bir erkek. Oha! Erkek." Bu kız kim? Hala çıplak olduğumu hatırlayınca tişörtü giymeye çalıştım ama yere düştü. Ağğğhhh...
"Anka burada mıyyyyy- Lan bu kim!?" Lan bu erkek kim!? Yerden hızla tişörtü aldım ve giydim. Çok şükür.
"Anka'nın sevgilisi sus, sus." Kız yanındaki erkeği dürterken erkeğin bakışı biraz yumuşadı.
"Niye çıplak o zaman bu!?" Anka'ya baktım. Bıkmış bir şekilde bana bakıyordu. Gülümsedim.
"Yiiaaa... Anka'ya bakınca gülümsedi. Aşık bu. Kıyamam." Kıza 'Ne saçmalıyosun?' bakışı attım.
"Sevgilim filan değil. Susun artık." Anka en sonunda onlara baktı.
"Sevgilin olmadan yaptığına göre bayağı seviyorsun." Anka'nın kasıldığını fark ettim. Yüzü kim bilir ne kadar korkunç olmuştu.
"Kızdırdın, kızdırdın." Kız erkeği dürterek fısıldadı.
"Açıklayın o zaman! Ne kızıyorsun hemen!?" Anka derin bir nefes verdi. Bana dönerek "Bu Ahmet." dedi. Sonra ikiliyi gösterdi.
"Sena ve Senanınki. Aman Serkan." Kız hızla yanıma geldi. Sevecen bir yüzü vardı.
"Vayyy... Çok yakışıklı. Memnun oldum." Serkan hızla yanımıza geldi ve Sena'nın gözünü kapattı.
"Pek memnun olmadım ama oldum diyelim." Bende sana çok meraklıyım zaten.
"Ya Serkan kıskançlığında bu kadarı. Offf..." Serkan bana dik dik bakarak Sena'yı kendine çevirdi.
"Bana bak o zaman. Başkasına bakma. Ben daha yakışıklıyım. " Anka'ya baktım. Elini 'salla -takma kafaya-' anlamında sallıyordu.
"Ama çok baby face bu." Dudaklarımı gülmemek için birbirine bastırdım. Anka ikiliyi odanın dışına sürüklemeye başladı.
"Çocuk üstünü değiştirecek hadi!" En sonunda kapıyı kapattıklarında derin bir nefes verdim ve pantolunumu değiştirdim.
Odadan çıktım. Kimse görünürde yoktu. Konuşma sesleri duyunca merdivenlerden inip takip ettim. Bahçeye çıktım. Vay be!
"Hadi Ahmet'in de fikrini alalım." Sena hızla yanıma geldi. Anka da arkasından ama Serkan beni boğmak ister gibi baktığı için gelmesi biraz uzun sürdü.
"Bak şimdi Ahmet ben diyorum ki masa örtüleri mavi olsun. Ortadaki havuzla uyumlu olur. Ayrıca çardağı da yastıkla dolduralım. Oturanlar yumuşak bir yere otursun. Ve etrafa birkaç puf koltuk koyalım. Teklilerden." Konsepti bilmiyorum. Ne diyor bu ya?
"Bende masa örtülerin beyaz ve sandalye konulması taraftarıyım." Anka da fikrini söyledi. Serkan konuşunca ona baktım.
"Bende seni sevmeme ve gitmen taraftarıyım." Ben sana bayılıyorum zaten. Mert bile daha iyi.
İki kız sert bir şekilde Serkan'a bakınca ağzına görünmez bir kilit çekti.
"Ne partisi acaba?" Sena hızla koluma girdi. Serkan'a baktım. Bayağı kuduruyor yani.
" Şirketin ortaklarına verilecek bir parti ama ortaklarının varisleri gelecek. Yani çocukları. Genç partisi olucak yani. " Kolumu Sena'dan kurtardım ve elimi çeneme götürüp kaşıdım.
"Genç konsepti olarak Sena'nınki daha uygun." Sena yerinde zıpladı.
"Benimki olsun benimki!" Anka nefes verdi ve onayladı.
"Ahmet'te partiye gelsin. Gelir misin?" Kaşımı çattım. Anka'ya baktım.
"İstersen gelebilirsin." Gitsem mi?
Sen varis misin olum!?
Haklısın. O kadar zenginin içinde ben n'apıyım? Gerçi bende zenginim ama bunlarınki daha fazla.
"Varis partisi olacaksa benim olmam uygun olmaz. " Serkan rahat bir nefes verdi. Oradan bakınca sevgili çalan biri gibi mi gözüküyorum acaba?
"Serkan da varıis değil. Bir şey olmaz. Gel sende. Lütfen!" Sena bana yalvarırken Serkan'ın yüzü daha fazla düştü.
"İyi madem. Gelirim." Sena sevinçle alkışlamaya başladı. Sena'dan çok Serkan'a bakıyordum. Çünkü şuan enerjisi bayağı düşmüştü.
"O zaman yarın partiye geliyorsun!" Yarın mı? O kadar yakın mı? Daha bugün bir partideydim zaten. Nedir bu parti sevdanız sizin?
Bittin kanka...
~~~~~~~~~~~~~