Anka_K. : Ahmet bugün ders yapmayalım. (08.36)
Anka_K. : Bundan sonra hatta pek yapabileceğimizi sanmıyorum. (08.36)
Anka_K. : Yaptığımız derslerin ücretini göndereceğim. (08.37)
-----------
Anka_K. : Dün pek iyi değildim. Mesajlarını yeni görüyorum. Kusura bakma. (08.39)
Anka_K. : Ayrıca iyiyim. Merak etme. (08.39)
Anka_K. : Babamla sorunlarım var. (08.40)
Anka_K. : Bilmediğin çok şey var. (08.40)
Anka_K. : Anlatmak çok yorucu olur. (08.40)
Anka_K. : Anlatamam. (08.41)
Anka_K. : Ama teşekkür ederim. Yanımda olduğun için. (08.41)
Anka_K. : Ve endişelendirdiğim için özür dilerim. (08.42)
Anka_K. : Biliyor musun? (08.45)
Anka_K. : İyiki anonimim olmuşsun. (08.46)
Anka_K. : Birine ihtiyacım varmış. (08.49)
Telefonumu kapatıp yatağıma koydum. Dün gece uyumuş muydum? Çok güzel uyuyormuş gibi yapmıştım.
Mert'in telefonumu almasına bile ses çıkarmamıştım. Çünkü çok yorgundum. Ruh olarak bitmiştim. Kim bilir neler konuşmuşlardı Mert'le. Mert'in onun gerçek kimliğini bildiğini düşünüyordum. Çünkü bu Mert.
Ash...
Çok endişelenmiş. Beklemiyordum. Ve benden önce mesajlarını Mert gördü tabii ki de. Cidden çok korumacı olabiliyordu bazen.
Yataktan kalktım. Tahminime göre Ash benden 1 yaş büyüktü. Ama liseyi uzun okuyordu. Bu yüzden aynı sınıftık.
Sınavdan sonra ne olacaktı?
Daha iki yılım vardı. Ama ya sonrası. Babam her şeyden vazgeçmemi istiyordu. Ve bunu yapmak istemiyordum. Baba mı?
Odanın içinde histerik bir kahkaha attım. Babaymış. Parayla baba olunsaydı çoktan bir şeyleri kat etmiştik.
Sınavdan sonra yurt dışında okumamı istiyordu. Geleceğim için tabii ki de gerekli bir şeydi. Benim planlarımda da bu vardı elbette.
Lakin! Beni resimden uzaklaştırmayı ve varislerden birisiyle evlendirmeyi düşündüğünü bilmiyordum. Bu çok... Acıttı.
Tabii ki de babam olacak adama minnet duyuyordum. Ama istedikleri benim çizgimin çok üstündeydi. Ne yazık ki bu sefer oteritesini biraz ezmem gerekecekti.
Ash mesaj atmış mı diye baktım. Bu saatte tabii ki de uyanık olmazdı. Masamın başına geçtim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Hiç bir şey yapmadan sadece oturdum.
Kapımın açıldığını hissettim. Ama dönmedim. Babamsa yüzüne bakmak istemiyordum.
"Ooo... Anka Hanım erkencisin? " Mert'in sesini duyunca gülümsemeden edemedim. O da olmasa kim güldürecek beni acaba?
Ash...
Ayağa kalktım ve Mert'e sarıldım. O da bana karşılık verdi. Fısıldayarak "Şimdi nasılsın bakalım kuşum? " dedi. Derin bir nefes verdim. Mert benim en yakınımdı her zaman.
"Aynı." Beni anlıyordu zaten. Kardeşi kadar salak değildi çok şükür. Ayyhhh... Sena.
"Baban seni görmek istiyor. " Geri çekildim. Kafamla hafifçe onayladım. Üstüme baktım. Dün hangi kafayla giydiğimi hatırlamadığım pembe, üstünde kedi olan pijamalarım vardı. Hangi kafayla aldım acaba?
Adamakıllı bir şeyler giydim ve alt kata, babamın çalışma odasına gittim. Arkamdan da Mert geldi. Kapının önünde durduğumda Mert'e baktım. Destek verirmiş gibi gülümsedi.
Kapıyı açtım ve siyah duvarlarıyla içimi karartan odaya girdim. Babam koltuğunda oturuyordu. Masanın önünde ise annem vardı.
"Beni istemişsiniz. " Kafamı eğdim. Gözleriyle beni süzdüğünü hissettim. Sadece konuşacak ve geri çıkacaktım.
"Kafanı kaldır. Kimseye kafanı eğmemen konusunda anlaşmıştık. " Annem'in sesi her zamanki gibi emrivaki çıkmıştı. Kafamı kaldırdım.
Simsiyah gözler beni delip geçerken ayakta durmak için fazla çaba sarf ediyordum.
"Dünkü aşırı tepkin hakkında ne düşünüyorsun? " Elindeki siyah ve beyaz taşlarla oynuyordu.
Aşırı olmadığını düşünüyorum ama bunu size niye söyleyeyim? Bir şey demeden sadece yüzlerine baktım.
"Resim senin için zaman kaybından başka bir şey değil. " Elim kasılmaya başlarken yumruğumu sıkmamak için inanılmaz bir çaba sarf ediyordum.
"... ve tabii ki de varislerden biriyle evleneceksin. Biliyorsun ki aşk gibi saçma bir şeyle uğraşamazsın. " Annem, babamın lafını devam ettirirken gözlerimi kapattım. Dilimi zor zapt ediyordum.
"Senin üzülmeni istemiyoruz. Bu yüzden aşık olmak gibi bir hataya düşme. " Annem konuşmaya devam ediyordu.
"Emin ol doğru kişiyi biz karar verebiliriz ve senin yanlış kişiyi sevip zorluk çekmeni istemiyorum. " Aklıma gelen kişiyle şaşkınlıkla baktım. Ciddi olamam!
"Neden öyle bakıyorsun Anka!? " Annem'in bağırışıyla yerde olan gözlerimi ona çevirdim. Afaladı.
"Aşık olduğunu söyleme! " Aşık değilim. Değildim.
"Hayır... Aşık değilim. " İnanmadığını gösterir bir şekilde babama baktı.
"Eğer aşıksan onu en kısa zamanda unut. Çünkü herhangi bir ilişki söz konusu olamaz. " Dilime engel olamadı o soruyu sordum. "Neden? " Neden? Cidden neden bu kadar mutluluğumu istemiyorlar?
"Aşk zayıflıktır. Ben zayıf insanları sevmem." Tüm duygusuzluğuyla konuştu. Annem de devam etti.
"En sonki ilişinde neler yaşadığını biliyoruz. Tekrar mı aynısını yaşamak istiyorsun? " İyi de tekrar aynısı olacağına nasıl bu kadar eminler?
"Biz annenle aşık olmadan evlendik ve şuanda büyük bir şirketimiz var. " Ama mutlu değilsiniz.
"Öyle... " Annem'e baktım. Kırılma yaşayan gözlere. Sırıttım küstahça.
Babama baktım ve kızacak olmasına aldırmayarak konuşmaya başladım.
"Babacım kalbimin elinizde olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. İstediğim kişiyle ilişkiye de girerim, severim de ayrılırım da. Herkesin beni aldatan çocuk gibi olacağını nereden çıkardınız? Ayrıca sevgi ve saygı olmadan ilişki yürümez. Sizin ilişkinizin de bir tarafında sevgi var ama ne yazık ki zayıflık olduğunu düşündüğünüz için bunu göremeyecek kadar körsünüz. Şimdi izninizle. "
Kafamla selam verdim ve şaşkınlıktan donup kalmış babamın kızmaya başlayan yüzüne baktım. Sonra kapıya ilerledim hızlıca ve açmadan son sözlerimi söyledim. Sadece yurt dışına çıkmamı kolaylaştırıyordum. Kendi mezarımı kazıyordum.
" Ayrıca resimi bırakmayı düşünmüyorum. Ve benim sevdiğim kişi o varislerin bir çoğundan daha zeki. Ve şımarık değil. " Kapıyı açtım ve Mert'in göğsüyle karşı karşıya geldim. Kapıyı dinleme huyundan bir vazgeçemedi.
Mert'i ittim ve kapıyı kapattım. Derin bir nefes verdim. Oha! Neler dedim ben öyle!?
Mert'in çenesi halıya düşmüştü. "Oha! Neler dedin sen!? Ayy... Ben şok! " Bende Bim.
"O sevdiğinin Ash olma ihtimali var mı? " Onu düşünerek dediğime göre muhtemelen o.
Sevdiğini ne güzel anlıyorsun sen öyle!
"Bilmiyorum. Üfff... " Hızla Mert'in yanından geçtim.
"Allah'ım utandı! Taş yağacak! Anka kız bekle beni! Dedikodusunu yapalım. " Mert gibi bir kuzeniniz varsa mutsuz olmanız imkansızdır.
"Tabii Ash ile benden daha çok konuştuğun için iyi bilirsin sen dedikodusunu. " İmayla baktım. Durdu ve geri döndü.
"Aaa... Kim? Ben mi? Yok canım ne konuşacağım elin gavuruyla? Neyse ya... Uykum geldi . Gidip yatayım. " Hızla salona girdi. Gülmeden edemedim.
Odama girdim ve kapıyı kapattım. Derin bir nefes verdim. Vaaaaa! Ne dedim ben öyle!?
Kanın yüzüme yükseldiğini hissettim. Hoşlanıyorum dedim. Hoşlanıyor muymuşum?
Ash'e karşı bir şey hissediyormuşum...
~~~~~~~~~
_Ash_: Bana cidden hiçbir şey söylemiyorsun.
_Ash_: Güvenmiyor musun bana?
Anka_K. çevrimiçi...
(Görüldü 11.38)
Anka_K. yazıyor...
Anka_K. : Söyleyebileceğim bir şey değil. Ailevi bir sorun.
Anka_K. : Ayrıca sana güveniyorum. Tahmin ettiğinden daha fazla.
_Ash_: O zaman söyle.
Anka_K. : Bence zorlama.
_Ash_: Hatırlıyor musun bilmiyorum ama bana bir sırrını vereceğine dair sözün var.
_Ash_: Ben şuan bunu söylemeni istiyorum.
(Görüldü 11.41)
_Ash_: Hadi ama!
_Ash_: Yaptığım şeyleri söylemeyi sevmesem de o kadar şey yaptım senin için.
_Ash_: Daha güvenmen için ne yapabilirim?
Anka_K. : Sana güvenmediğimden değil...
Anka_K. : Sadece... Telefonda yazmak zor geliyor.
_Ash_: Hımmmm...
_Ash_: Görüntülü aramama ne dersin?
(Görüldü 11.45)
_Ash_: Anka?
(Görüldü 11.50)
Anka_K. : Ehem... Neden olmasın?
_Ash_: Peki o zaman. 10 dakika sonra arıyorum. Tamam?
Anka_K. : Hı-hı
_Ash_ çevrimdışı...
(Son görülme 11.50)
Heyecanla telefona bakmaya başladım. Onu görecektim. Onun sesini duyacaktım.
İstemsizce sırıtmaya başladım. Onu görecektim...
Saate baktım. Daha 1 dakika geçmiş. Lanet!
Peki konuşmanın ortasında biri girerse içeri?
Hızla kalktım ve kapıyı kilitledim.
Mert kapıyı dinleyebilir?
Kulaklığımı aldım ve telefona taktım.
Ya boğazın heyecandan kurursa ve rezil olursan?
Diğerlerine tamam da bu ne ya!? Yine de içime endişe düşürmüştü iç sesim. Hızla kapımı açtım ve merdivenlerden koşarak inmeye başladım. Dolaptan soğuk su aldım ve merdivenlere ilerledim.
Ya soğuk su boğazını acıtırsa?
Acıtmaz.
Ya acıtırsa?
Lanet iç ses. Geri döndüm. Yarısını çeşmeye döktüm ve ılık su doldurdum. Tam odama doğru depar atacakken Sena önüme çıktı. Ağğğhhh...
"Anka! " He yav he! Aceleyle yüzüne baktım.
"Biliyor musun dediklerini düşündüm ve Serkan'la ilişkimi gözden geçirdim. " Hay ilişkinize...
"Ben hatalıyım sanırım. Geçen gün Serkan'ın yanında kız görünce kendi davranışlarım geldi aklıma. " Ya sabır ya! Yetişmem gereken bir yer var. Elimi 'Acele et.' anlamında salladım.
"İşte sonra-" Hızla Sena'ya sarıldım ve ekledim. "İlişkinizin düzelmesine sevindim. Allah anneli babalı büyütsün. "
Hızla Sena'nın yanından fırladım ve odama girdim. Kapıyı kilitleyip yatağa oturdum. Oturmamla araması bir oldu. Kulaklığımı kulağıma taktım.
*Ash kişisi görüntülü arama isteği gönderdi. *
Kabul ettim. Derin bir nefes verdim. Ekranda kimse yoktu. "Immm... Bulut? Orada mısın? " Kaşımı çattım.
Boğaz temizleme sesi geldi. Ne yani görünmeyecek mi? Eeee... Döverim ben bu çocuğu.
"Hadi ama konuşmayacak mısın? " Ekrana boş boş baktım. En sonunda sesi geldi.
"İstersen konuşmam? " Sesi tahmin ettiğinden daha kalındı ama güzeldi.
"Konuş da kendini de göstersen diyorum. "
"Hımmm... Hayır. " Derin bir nefes verdim. Sesi tanıdık gelmiyordu. Daha önce konuşmadığıma neredeyse eminim.
"Neden kendini göstermemekte bu kadar ısrarcısın? " Gülüş sesini duydum. Ne dedim ki şimdi ben?
"Pijamaların miyav miyav..." Üstüme baktım.
Hay... Babamla konuştuktan sonra rahat etmek için tekrar giymiştim. Ama sorun bu sefer sağlam kafayla giymiştim.
"Üstümü değiştirmeyi unutmuşum. " Keyifle nefes verdiğini duydum.
"Benim için sorun yok. Böyle de güzelsin. " Gülümsedim. Beni güzel buluyordu. Nedensizce mutlu etti.
Aslında hoşlandığım çocuktan iltifat duyduğum için muhtemelen. Nedensizce değil.
"Anlat bakalım. Babanla ne oldu? " Sesin niye bu kadar güzel?
"Tartıştık."
"Hadi canım! Ciddi misin? Allah Allah... " Göz devirdim. Boş ekrana konuşmayan da ne bileyim...
"Konu neydi? "
"Resmi bırakmamı ve varislerden birisiyle evlenmemi istiyor. " Birkaç dakika cevap vermedi. Kaşımı çattım.
"Bulut? "
"Sen ne dedin? " Tabii ki de seni kastederek ' Sevdiğim biri var. ' dediğimi demeyeceğim.
"Karşı çıktım ama... " Aması yok. Offf... Konuşmakta hiç bu kadar zorlanmamıştım.
"Ama? "
"İkna oldular mı bilmiyorum. " Düşündüğünü hissettim. Onu nasıl hissettiğim bir sır olarak kalacak sanırım.
"Peki resimi bırakacak mısın? " Başımı olumsuz anlamda salladım. Keyifle nefes verişini duydum.
"İyi iyi. Bak o kadar zor değilmiş anlatmak. " Ya sen gel bir de bana sor.
"Başka ne zor değil biliyor musun? " Devam etmemi bekledi ama inat değil mi? Sorsun.
"Ne? "
"Ortaya çıkmak. " Gözlerimi kıstım.
"Çok beklersin küçük hanım. " Arkama baktım. Hani küçüklük ile alakam yok ya kime dediğini merak ettim.
"Yaş olarak benden küçüksün. " Göz devirdim.
"Büyüklük yapıp kendini göstersen? " Yine sustu.
"Teknik olarak birkaç gün sonra 18'e gireceğim ve o zamana kadar hala kanunen çocuğum. " Sinirle soludum. Ne vardı tipinde de göstermiyordu?
"Kızma ama... Bizim de anonim olmamız için kimliğimizin saklı olması gerekiyor. " Ya ya... Ne güzel anonim.
"Benim bildiğim anonimler anonim olduğu kişileri severler. " N'olur beni seviyor ol.
"Bende işte farklılarındanım. " Yüzümün asıldığını fark edince yapmacık bir şekilde gülümsedim.
"Tamam farklıysan yüzünü göster. " E haklıyım ama.
"Hımmm... Hayır. " Offff...
İkimizde bir şey demedik. Boş tavana baktım. En azından şunu öğrendim; odasının duvarları beyaz.
"Başka verilecek sır varsa ben dinlerim? " Çok beklersin sen. Hain kedi.
İmayla sırıttım ve cevabımı yapıştırdım. "Artık yüzünü gösterirsen en önemli sırrımı veririm. "
"Cidden çok inatçısın. " Vardır öyle özelliklerim.
"Aaaa... Şuan ne farkettim. Senin hesabını ve konumunu bulabilirim. Göstermesen de bulabilirim. " Gerildiğini hissettim. Bu da ikinci sır. Nasıl hissettiğim.
"Bence bunu yapmazsın? " Evet yapmazdım.
"Neden yapmayayım? " Gergince nefes verdi.
"Çünkü benim kendi isteğimle karşına çıkmamı istiyorsun ve... " Bir süre durdu.
"... üşenirsin." Evet. Tanıyorsun ne yazık ki beni.
"Ama artık cidden seni görmemin vaktini geldiğini düşünüyorum. " Bıkkınlıkla cevap verdim.
"Emin ol birgün... " Durdu. Yine kaşımı çattım.
"... kısa bir süre sonra beni göreceksin. " O anda araba sesi geldi. Dışarıda mıydı? Veya evi caddeye yakındı.
"Hımmmm... Dışarıda olabilir misin? " Nefes sesi geldi. Sanırım cidden dışarıdaydı. Peki ben nasıl daha yeni anlıyordum bunu?
"Evet. Fark etmişsindir sanmıştım. " Sesine o kadar odaklanmışım ki... Cidden. O kadar mallaşmış olamam.
"Peki o beyaz ve benim duvar sandığım ekran? " Hala duvar bence.
"Beyaz kağıt yapıştırdım kameraya. " Oha ya!
"Benim şimdi gitmem lazım. " Sanırım gitmesini istemiyordum. Suratımı astım. Gülüşü ve rüzgar sesi birlikte geldi.
"Ayrıca merak etme. Kısa zamanda beni göreceksin. " Ya ya ne demezsin. Yaşlı bir nineyken anca.
"Umarım öyle olur. Görüşürüz. "
"İnanmazsan inanma. Hadi görüşürüz. " Yüzüme kapattı telefonu. Ayıp ya! İnsan bi bekler az daha.
Bir süre telefona boş boş baktım. Yaklaşık 15 dakika...
Kapım tıklatıldığında somurtarak kapıya gittim. Sena veya Mert... Ve ikisinin de saçmalıkları beni bekliyordu. Biraz daha konuşmak istemiştim.
Kilidi açarken konuştum. "Eğer saçmalayacaksan hiç uğraştırma lütfen. " Kapıyı açtığımda beklemediğim kişiyle gözlerimi açtım.
Arkasında da Mert vardı. "Ziyarete gelmiş. " Her zamanki gibi Mert sırıtıyordu.
"Dersi yapmak istemediğini sonradan gördüm. Bende geri dönmeyeyim dedim. " İçimdeki ses neden yalan diyor.
"Dün kötüydün merak ettim hem." İki kaşımı da kaldırdım. Üstüme baktı ve gülüşünü engellemeye çalıştı.
"Pijamaların miyav miyav. " Güldü. Aklımda şimşekler çatmaya başlarken gülümsemeye çalıştım.
"Bu kadar şaşıracağını bilmiyordum. " Kulağımın arkasıyla uğraştım.
"Ben üstümü değiştireyim. " Yüzlerine kapıyı kapattım. Kapının arkasına yaslandım. Çenem şaşkınlıktan yere düşecekti. Bir dakika... Düşmüş.
Bugün hem anonimi sevdiğimi öğrendim, hem de bir tane şüphelim oldu.
Pijamaların miyav miyav...
Kafamda sesi yankılanırken aynı kişi olamayacakları geldi. Sesleri farklıydı.
O zaman bu olay tamamen tesadüftü. Offf... Kimsin sen anonim?
~~~~~~~~~~~~~