4.İMPARATOR +18

2755 Words
Sabahın köründe Laila telefonunun inanılmaz yüksek sesiyle irkilerek gözünü açtı. Tek gözü açık bir şekilde arayana baktı fakat tanımadığı bir numaraydı. Sinirli bir şekilde telefonu açıp kulağına koydu ve hiçbir şey söylemedi. Karşı taraftan ses geldi. "Laila, Ben Giray. Günaydın." Laila sinirli bir şekilde saate baktı ve telefonu tekrar kulağına koydu. "Ne günaydını Giray, ben bu saatte mümkün değil kalkmam çok uykum var." Giray kıkırdayarak cevap verdi. "Yok yavrum, bu seferlik kalkman gerek çünkü vaktimiz az ve ben seninle olabildiğince fazla vakit geçirmek istiyorum. Hadi kalk, hazırlan. Beraber kahvaltı yapalım." Laila, hala uykusuzluğun etkisiyle, "Hayır." dedi ve telefonu kapatmadan yastığının altına koydu. Yorganı kafasının üstüne kadar çekerek öğlene kadar uyumayı planladı. Giray telefonda "Hey, orda mısın, Laila?" gibi cevap almak isteyen sorular sorsa da çok geçmeden tekrar uyuduğunu anlamıştı. Aradan geçen kırk beş dakikaya yakın bir zamandan sonra Laila odasının kapısının açılmasıyla sinirlenerek annesine bağırdı. "Anne bu saatte, nolur git başımdan." Annesinin yatağına oturduğunu hissedince oflayarak yorganı kafasından çekti ve, "Sen ne alaka ya?" diye anlık bir şokla karşısındaki Giray'a baktı. "İnanılmaz kabasın Laila, hem telefonda hem burada kalbimi kırdın, gerçekten." Laila artık gerçekten uyanmaya karar vererek yatakta doğruldu, saçını başını düzeltti ve arkasına yaslandı. "Kusura bakma gerçekten, uykum varken ben biraz katlanılmaz oluyorum." Giray gülümseyerek Laila'nın yüzünü avuçları içine aldı. "Bil bakalım buraya nasıl girdim?" Laila, Giray'ın ellerini yüzünden çekip yatağa dizlerinin üstüne koydu ve ellerini tutmaya devam etti. "Kapıyı çaldın, annem de açtı. Değil mi?"  Giray, alay ederek, "Tüh ya, nasıl bildin ki şimdi bunu?" dedi ve Laila'nın elinin üstüne bir öpücük kondurdu. Laila garip bir şekilde bu kadar hızlı birbirlerinden hoşlandığını belli eden hareketler göstermelerinden oldukça fazla memnundu. O, yavaş olan hiçbir şeyden hoşlanmazdı. Giray hiçbir şeyden habersiz olarak, "Annen aşağıda bir tane adamla kahvaltı yapıyordu, adı Radu'ymuş. Senin arkadaşın olduğunu söylediler selamlaştık sonra annen odanı gösterdi. Belki müsait değilsindir diye girmeyecektim normalde ama annen önce sana bakıp yorganın içinde olduğunu söyleyince girdim, yanlış anlaşılmak istemem." dedi. Laila eski sevgilisi Radu'nun evinde olduğunu duyunca gerildi, ama yalan söylemek de istemedi. "Radu aslında eski erkek arkadaşım, onunla görüşmeyeceğimi annemle konuşmuştum ama annem Radu ile iyi anlaşıyor, onun için geldi büyük bir ihtimalle. Arkadaş kalmadık anlayacağın." Giray biraz gerilse de belli etmek istemedi. Nötr bir ifadeyle Laila'ya baktı, fakat bozulduğu çok belliydi. Laila kıskanç erkeklerden nefret ederdi ve onu şimdiden kıskanması sinirini bozsa da huyuna gitmeyi tercih edecekti. Giray yataktan doğruldu ve, "Anladım, annenin misafiri sonuçta ayıp olmasın ben gideyim. Başka bir gün haberleşiriz." diyerek kalkmak istedi ama Laila elini bırakmadı ve tekrar oturttu. "Giray, lütfen. Saçmalama. Biraz bekle hemen hazırlanacağım, sonra beraber kahvaltı yapmaya gidelim. Tüm gün seninim." Giray anında yumuşadı ve tebessüm etti. Tamam anlamında kafasını salladı. Laila yorganı açıp yataktan kalkacakken üstünde sadece kilot ve tişört olduğunu fark etti. Bir an, aman ne olacak kalk giyin görsün dese de Giray'ın ne tarz düşüncelere sahip biri olduğunu bilmediğinden gülümseyerek Giray'a döndü. "Odamın içinde bir ebeveyn banyosu var oraya geçip iki dakika beklesen olur mu üstüm müsait değil kalkamıyorum." Giray'ın yanakları anında kızardı ve mahcup olduğu her halinden belli bir şekilde hızlıca yataktan kalkıp kapıya doğru ilerledi. "Çok özür dilerim, düşünemedim gerçekten." Laila Giray'ın bu halinden çok hoşlansa da ilk defa gerçek duygularla ona karşı mahcup olan bir erkek gördüğü için kendini biraz garip hissetmişti. Gülümsedi. Giray kapıyı kapatıp üstüne kilitleyince Laila ona doğru seslendi. "Ya kilitlemene ne gerek var, ne abarttın sen de." İçeriden ona doğru bir ses geldi. "Çok konuşma da hızlı giyin." ****** Laila ve Giray, Braşov'un en turistik yerlerinden olan tampa tepesine doğru yürümeye başladılar. Yolda turistler ve yerlilerle karşılaştılar. Şehrin dar sokaklarında ilerlerken, etrafta tarihi binalar, kafeler ve dükkanlar vardı. Hava serindi ve ufukta güneş yükselmeye devam ediyordu. Sokaklar sessizdi, ancak yavaş yavaş şehrin canlılığı hissediliyordu. İlerledikçe Tampa Tepesi'nin yamacındaki ormanlık alanı ve tarihi Kızıl Kule'yi görebiliyorlardı. Yolda yavaşça yürümeye devam ederlerken, arada bir birbirlerine bakıp gülümsüyorlardı. Laila daha yorulmadan yorulacağının hesabını katarak Giray'a döndü ve, "Teleferikle çıksak şu tepeye, neden yürüyoruz ki?" dedi. Giray sırt çantasını sağ kolundan öne doğru alıp ön gözünden ufak bir güneş kremi şişesi çıkardı cebine koydu. "Anlaşılan güzel olduğun kadar da tembelsin de." Laila yüzünü buruşturdu. "Tembellik demeyelim de, enerjimi boşa harcamaktan hoşlanmıyorum diyelim." Laila ve Giray yürümeye devam ederlerken etraftaki ağaçların arasından güneş ışınları süzülerek yollarına eşlik eder. Havada hafif bir esinti vardır ve Giray'ın saçları rüzgarda savrulurken, Laila'nın kırmızı saçları da hafifçe uçuşur. Yavaş yavaş yükseğe doğru tırmanırlar ve şehrin muhteşem manzarası önlerine serilir. Hollywood tarzında dağın üzerinde duran 'Brasov' yazısını görebiliyorlardı. Şehirdeki tüm binalar küçücük kalırken, Laila ve Giray kendilerini büyük bir dünyanın içindeymiş gibi hissederler. Tepenin zirvesine çıktıklarında, nefes nefese kalmışlardır ama manzaranın güzelliği onların tüm yorgunluklarını unutturmuştur. Tepeden aşağıya doğru uzanan yollar, kıvrılarak şehir merkezine ulaşıyordu. Uzaktan bakıldığında, her bina küçücük birer lego bloğu gibi görünüyordu. Şehrin ortasında bulunan meydan ise, yüzlerce insanın şehrin kalbinde buluştuğu bir noktaydı. Giray, manzaranın güzelliğine hayran kalırken, Laila'nın rüzgardan savrulan kırmızı saçlarının rüzgarın etkisiyle savrulduğunu fark etti. Hafifçe gülümsedi ve Laila'nın saçlarını kulaklarının arkasına sıkıştırdı. Ardından kendilerine yeşillik ve bol manzaralı bir yer beğenip yere oturdular. Giray, cebindeki güneş kremini aldı ve parmaklarına dökerek Laila'nın makyajsız yüzüne sürmeye başladı. "Güneş bir iki saate en tepeye çıkacak, o yüzden yanmayalım. Bolca sür her yerine." Laila zafer kazanmış gibi ona baktı ve, "Bir de burçlara inanmam diyorsun, işte tam bir terazi erkeğisin." diyerek güneş kreminden açıkta kalan taraflarına da sürmeye başladı. "Araştırmadım doğru düzgün o yüzden inanmadığımı söyledim. Bilmediğim bir şeye inanıyorum ya da inanmıyorum diyemem değil mi?" Giray kocaman sırt çantasının fermuarını açtı ve içinden büyük bir saklama kabı çıkardı. Ardından bir saklama kabı daha çıkardı ve içinde buzlarla solu iki tane teneke içecek kutusu vardı. "Ya ciddi olamazsın, sandiviç mi yaptın gerçekten? İçecekler soğumasın diye buzlu kaba bile koymuşsun." Laila karşısında gerçekten çok düşünceli biri olduğunu fark etti. "Kahvaltı yapalım demiştim işte, afiyet olsun. Sandviç içinde sevmediğin bir şey varsa çıkarabilirsin. İçecekleri de risk almamak için bir şekerli bir şekersiz kola aldım." Giray Laila'ya sandviçini uzattı, Laila içine baktı ve sadece sevmediği şey olarak salatalık turşusunu gördü ama o kadar düşünerek yapmıştı ayıp olmasın diyerek içinden çıkarmadı. İkisi de karnını doyurduktan sonra daha gölgelik bir alana geçmeye karar verdiler. Biraz daha yürüyüp ağaç altında bir yer beğendikten sonra bağdaş kurup yan yana oturdular Giray, bir süre düşündükten sonra konuşmak için cesaretini topladı. "Sana bir şey sormak istiyorum ama garip gelebilir," dedi. Laila şaşkınlıkla başını kaldırdı ve Giray'a dikkatlice baktı. "Tabii, sorabilirsin. Her şeyi açıkça konuşabiliriz," diye cevap verdi. "Yanlış anlama, sana inanmadığımı falan söylemiyorum. Ama ilk tanıştığımız gün, karpat dağlarında. Tek başınaydın ve uyur gezer olduğunu söyledin. Eviniz ile olduğun yer arasında otuz kırk kilometre vardır. Nasıl o kadar yürüyebildin?" Laila gerçekten o gece ne olduğuna dair hiçbir şey bilmiyordu, bulanık bir anı dahi yoktu kafasında. Nasıl oradaydı, neden oradaydı bir tahmini bile yoktu. Laila dudaklarını istemsizce yukarı kıvırdı, ve Giray'ın gözlerinin içine baktı. "Sana yalan söylemek istemiyorum Giray. Ama bana inanıp inanmayacağın konusunda şüphelerim var. Anlatmak istiyorum, ama sana yemin ederim akıl sağlığım yerinde." Giray şaşkınca ona baktı ve güven vermek için Laila'nın elini tuttu. "Akıl sağlığınla ilgili bir problem olduğunu düşünmüyorum zaten, kendini çoktan belli ederdin olsaydı. Sen anlat, ben seni dinliyorum." Laila derin bir nefes aldı. Tarotlarla geçmişine gittiğini şimdilik işin içine karıştırmayacaktı. "Açıkçası o gün orada nasıl ve ne için olduğuma dair hiçbir şey bilmiyorum. Ve uyurgezer de değilim, alakam bile yok. O gece yine annemle evde olmalıydık, ama bir şekilde sabahına kendimi orada buldum." Giray düşünceli bir şekilde bu yaşanan olaya mantıklı bir sebep bulmaya çalıştı. "Gece fazla içmiş olma ihtimalin var mı? Ya da yasaklı bir madde kullanmış olma ihtimalin?" Laila, Giray'ın da kendisi gibi işin içinden çıkamayacağını anlamıştı. Umutsuzca kafasını salladı. "Hayır asla. Yasaklı madde zaten kullanmam, ama alkol alırsam ne olursa olsun o derece bilincim kaybolmaz. Eminim." Giray bir kaç saniye daha bu durumu düşündü, işin içinden çıkmaya çalıştı ama mantıken kabul görecek hiçbir sebep bulamamıştı. Pes etti. "Zamana bırakalım, zamanla neyin ne olduğu daha çok yerine oturacaktır. Belki bir şey olur anlar, çözeriz. Sen şimdi canını sıkma bu olayı da düşünme. Kapatalım konuyu." Laila, Giray'ın gözlerinin içine minnetle bakarak, "Bana inandığın için teşekkür ederim." dedi ve onun yüzüne yaklaşarak yanağına küçük bir öpücük bıraktı. ******* "Laila, görmeyeli çok daha güzel olmuşsun. Saçların daha kırmızı, vazgeçmiyorsun bu renkten." Laila, karşısında ona tebessümle bakan Radu'ya baktı. Sarışın, beyaz tenli pürüzsüz ciltli güzel yüzlü bir adamdı ama Laila ona aşık olamamıştı. "Teşekkür ederim Radu. Annemle çok iyi anlaştınız sanırım, eskiden bu kadar yakın değildiniz." Radu Monica'ya bakarak minnetle ellerimi birleştirdi. "Tanrı onu korusun, annen çok mükemmel bir hanımefendi. Sohbet etmek de epey keyifli ve benimle dertleşiyor. Benim için abla figürü diyebiliriz. Bundan rahatsızlık duymazsın değil mi?" Laila mutfak masasına oturup annesinin yaptığı üstü mavi kremalı muffinlerden aldı ve kağıdını soymaya başladı. "Radu, böyle bir şey için rahatsız olmam tabii ki. Ama seninle özel bir şey konuşmak istiyorum." Monica kahve kupasını alıp mutfaktan ayrıldı. Radu, Laila'nın yanına oturdu ve onu dinlediğini belirtti. "Açık konuşacağım, ayrılsak da aramızda yakınlaşmalar oluyordu biliyorsun. Ama artık ben hayatımda böyle bir birliktelik istemiyorum. Yani seninle aynı ortamda oturup konuşurum ama benden daha fazlasını bekleme. Mesaj da atma, lütfen." Radu, Laila'yı yanlış anladı ve, "Tamam Laila, tekrar beraber olalım o zaman. Önümüzde hiçbir engel yok. Senden ayrılarak bir hata yaptım ama senden hep hoşlanıyordum biliyorsun." diyerek Laila'yı ikna etmeye çalıştı. Laila buruk bir şekilde gülümsedi. "Sorun da bu ya zaten, bana aşık değilsin. Sadece hoşlanıyordun, beğeniyordun. Ya bak her neyse beni yanlış anladın ben seninle tekrar beraber olmak istiyorum demedim zaten. Arkadaşlığımıza da mesafe koyalım, en sağlıklısı bu." Radu kafasını salladı. "Sen nasıl istersen. Yine de bir ihtiyacın veya bir sıkıntın olursa numaram hep aynı." "Teşekkür ederim Radu, sen güzel duygular yaşamayı hak ediyorsun, umarım yaşarsın ve doğru insanı bulursun." Radu, Monica'ya veda ettikten sonra evlerinden ayrıldı. Laila derin bir nefes aldı. Hiçbir zaman bu tarz ayrılık konuşmaları yapamazdı, ama bu sefer kalp kırmadan işin içinden çıkabilmişti. İyice rahatlamıştı. Ama Radu'yu kendinden bu kadar uzaklaştırma sebebi, kendisi rahatsız olduğu için miydi yoksa kendini Giray'a sadakat borçlu mu hissediyordu bu konuda emin değildi. Giray'la sabahın köründe bile olsa çok güzel vakit geçirmişlerdi, ardından Braşov'u beraber gezip sürekli sohbet etmişlerdi. Aklına Giray düştüğü anda gülümsemeye başlıyordu, onu çok düşünceli ve güvenilir bulmuştu. "Bitirdiniz mi tamamen?" Monica tekrardan Laila'nın yanına gelip dolaptan kendine bir soda aldı. "Anne zaten bitmişti, arkadaştık." "Sabah senin için gelen Giray çok sevimliydi. Radu yerine gelebilecek doğru bir tercih oldu bence de." Laila tebessüm etti. Annesine karşı çıkıp yok öyle bir şey demeyecekti. Ondan bir şeyler saklamaktan hoşlanmıyordu. Konuyu değiştirerek ocağın üstüne baktı. "Ne yiyeceğiz? Ben taa sabah Giray'ın sandviçlerinden yedim. Çok acıktım." Monica telefonunu eline aldı, "Hemen şimdi güzel bir şeyler sipariş edeceğim. Yemek yapmak istemedim." Laila kafasıyla onu onayladı ve bir sigara yakmak için etrafına bakındı. Sigarasının çantasında olduğunu anlayınca uzanıp çantasını açtı ve içinde Giray'ın cüzdanı kalmıştı. "Hayır ya, Bran kalesine girerken çantama koymam için vermişti, bende kalmış." diyerek sızlandı. Direkt telefonunu eline alıp daha kaydedemeği numarasına mesaj atacaktı ki, o çoktan ona mesaj atmıştı. "Geçirdiğimiz güzel gün için teşekkür ederim. Yarın da buluşmak ister misin?" Laila mesaja baktı. Ve aklına gelen fikirle kalbi güm güm atmaya başlamıştı. Alacağı cevaba göre yapacağı şey için kendine cesaret verecekti. "Gün daha bitmedi, yine beraber vakit geçirebiliriz. Tabii istersen." Mesajı gönderdikten bir kaç saniye sonra görüldü ve bir kaç saniye daha sonra anında cevap geldi. "Seninle olma fikrine hiçbir zaman hayır demem. Yarım saate seni evinden alırım." ********* Giray, Laila'ya onu evinden alacağına dair mesaj attıktan sonra hazırlanmaya başladı. Kız kardeşi Umay, otelde karşı odasındaydı ama ona laf anlatmakla uğraşmak istemediği için mesaj atarak dışarıda olacağını söyledi. Görkemli vücudunu saran beyaz gömleği giydikten sonra kollarını kıvırdı ve artık otelinden ayrılmaya hazırdı. Kapısını açtı ama bir anda Laila ile burun buruna geldi. "Sen benim odama kadar geldin, şimdi sıra bendeydi." "Laila? Ben de seni almaya geliyordum, uğraşmasaydın keşke buraya kadar gelerek." Laila elindeki kırmızı şarap şişesini havaya kaldırdı. "Baş başa burda oturalım istedim, tabii sende istersen." Giray şaşkınlığını hala atamadığından Laila'nın kapıda kaldığını anca fark etmişti. "Tabii ki olur, geç içeri hadi." Laila şarap şişesini tezgahın üzerine bırakıp Giray'a doğru yaklaştı. Kollarını açarak ona kocaman sarıldı. Giray ikinci kez şaşırarak onun bu tatlı sarılmasına karşılık verdi. İkisi de garip ve nahoş duyguları içerisindeydi. ******* Giray, ona sol tarafı dönük şekilde kadehlerine şarap dolduran Laila'nın güzel yüzünü izliyordu. Laila yüzünde kocaman gülümsemeyle ona doğru döndü ve kadehi ona uzatırken yanına tekrardan oturdu.  "Hem sıcak, hem şarap çarpmaz seni değil mi?" dedi Giray ona masumiyetle. Laila olumsuz anlamında kafasını salladı. "Bana bir şey olmaz, sen merak etme." Giray, Laila'nın elini avucunun içine aldı ve ona sıcak bir gülümsemeyle baktı. Laila'nın kalbi hızla çarpıyordu ve hislerini saklaması zordu. Giray'ın parmakları, Laila'nın bileklerine doğru dolandı ve ona sıkıca sarıldı. Giray, Laila'nın yüzündeki ifadeyi fark etti ve ona yakınlaştı. Gözlerine bakarak, "Çok güzelsin, ve sana aşık olmamak çok zor..." dedi. Laila, onun yaklaşımından etkilenmişti. Ona doğru eğilerek dudaklarını Giray'ın dudaklarına doğru yaklaştırdı Giray da onun yüzüne doğru iyice eğildi ama ilk hamleyi Laila'nın yapmasını bekliyordu. Çok geçmeden Laila gözlerini kapattı ve dudaklarını buluşturdu. Kollarını Giray'ın boynuna doladı ve Giray onu tek bir hamle ile belinden çekerek kucağına çekti. Birbirlerine tutkulu bir şekilde sarılarak öpüşmeye devam ederlerken, dünyanın geri kalanı tamamen kayboldu. Yalnızca birbirlerinin varlıklarının tadını çıkarıyorlardı. Giray onu kucakladı ve oturdukları koltuklardan beş metre ileride olan yatağına nazikçe bıraktı. Giray, Laila'nın hala üstünde sayılırdı ve onun boynunu öpmeye başladı. Laila'nın teni yumuşak ve sıcaktı. Giray, boynunu yavaşça öperken Laila'nın nefesi kesiliyordu. Gözlerini kapatıp Giray'ın dokunuşunu hissetti. İçinde garip bir his vardı, aynı zamanda onunla güvende ve rahat hissediyordu. Boynunu öpüp, yavaşça geri çekildiğinde Laila Giray'ın gömleğinin düğmelerini alttan üste yavaş yavaş açmaya başladı. Giray ona yardım etmek için üst iki düğmeyi açıp gömleğini çıkarıp yere fırlattı ve Laila'nın üstündeki kıyafeti tek çırpıda çıkarıp onu sadece iç çamaşırlarıyla bıraktı. Laila onu kendine doğru çekti ve üstlerini yorganla kapattı. Kendini böyle daha güvende hissediyordu. Dudakları iç güdüsel olarak tekrardan birleştiğinde Giray Laila'nın üstünde olduğu için canını yakmamak adına kendini çok bastıramıyordu fakat Laila bacaklarını aralayıp onu arasına aldı ve bacaklarını onun kalçasına dolayıp kendine iyice bastırdı. Laila şimdi tamamen Giray'ın sertliğini hissediyordu ve ellerini de yumuşacık sırtında gezdiriyordu. Sağ eli yavaşça belinden kalçasına doğru kaydığında karnına doğru elini çevirdi ve Giray'ın çamaşırının içine elini daldırıp iyice kendine bastırdı. Giray Laila'yı ani bir hamleyle yüz üstü çevirdi. Sütyen kopçasını açıp çıkarttı ve yere fırlattı. Kendini Laila'nın kalçasına yerleştirdi ve ona doğru sürtündü. Laila daha fazla dayanamayacağını belirten bir ses çıkardı ve kilodunu bacaklarının yarısına kadar indirdi, gerisini Giray çıkartıp diğer kıyafetlerle benzer bir yere fırlattı. Giray da aralarındaki son engel olan kendi çamaşırını çıkardıktan sonra Laila'nın yüz üstü yatan bedenine sarıldı, bacaklarının arasına yerleşti ve boynuna ıslak öpücükler bırakmaya başladı. Laila kalçasını hareket ettirerek Giray'ın sertliğine sürtünüyordu. "Hadi artık" dedi sabırsız bir şekilde Laila. Giray sağ kolunu Laila'nın boynundan geçirdi ve sol eliyle kalçasından aşağı inip yavaşça kadınlığına dokundu. Laila istemsizce inledi ve bundan sonra gelecek olan hamleyi bekledi. Giray parmaklarını nazikçe Laila'nın en hassas yerinde oynatmaya başladı, ardından akan vücut sıvısıyla kayganlaşan parmaklarını ani bir hamleyle içeri ittirdi. Laila kalçasını ileri geri hareket ettirmeye çalıştı ki parmaklarını daha iyi hissedebilsin, ama Giray bir anda parmaklarını içinden çıkarıp sertliğini Laila'nın vajinasının girişine yerleştirdi. Kulağına doğru yaklaştı, ve fısıldadı. "Bundan sonra sadece ben varım." Laila'nın tüyleri diken diken oldu. Ne demek istediğini anlamadığı için cevaplamak da istemedi. "Hadi." Giray sertliğini Laila'nın en derinlerine doğru ittirdi. İkisi de ritimli bir şekilde gidip gelmeye başladı. Laila vajinal kaslarını sıkıp bırakarak aynı zamanda sağma hareketi yapıyordu. Aradan geçen dakikalardan sonra Laila'yı kendine doğru çevirdi, yüzüne doğru yaklaştı ve içinde gidip gelmeye devam ederken tekrardan dudaklarının tadına baktı. İkisi de saatlerce yorgun düşene kadar kendilerini birbirlerinde kaybetmeye devam ettiler. Sona geldiklerinde Laila tekrardan yorganı üstüne çekti ve Giray'a arkasını döndü. Giray yorganın içine girip arkasından onun çıplak vücuduna sarıldı. "Neden arkanı döndün, yanlış bir şey mi yaptım." Laila kaba davrandığını düşünerek tekrardan ona doğru döndü. Sadece onunla bağ geliştirmekten kaçınıyordu. Gözlerinin içine baktı. "Hayır sen yanlış bir şey yapmadın, ben sadece nasıl yatacağımı bilemedim." Giray Laila'nın terleyen yüzüne yapışan saçlarını çekip alnına öpücük bıraktı. "Bana sarılabilirsin, ama sırtını dönme. Bir daha hiç yapma. Anlaştık mı?" Laila kafasını salladı, ama bir anda az önce dediği şey aklına geldi. "Az önce, ne demek istedin? Sadece ben varım ne demek?" Giray onu daha sıkı sarmalayıp derin bir iç çekti. "Ne duyduysan o. Bundan sonra beraberiz, ben seni daha iyi tanımak, sevmek, dokunmak istiyorum. Sevgilimsin yani anlayacağın dille." Laila bir an duraksadı. Böyle bir ilişkiye hazır mıydı bilmiyordu bile. "Yani, anladım ama, ya tanıdıktan sonra sevmezsek?" "Ben sendeki o enerjiyi aldım sen merak etme. İnsanlar konusunda asla yanılmam, karanlık bir tarafın var ama özün iyi senin, Eminim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD