bc

YETİMHANE KAYIPLARI

book_age16+
2
FOLLOW
1K
READ
dark
family
fated
mafia
drama
bxg
kicking
city
like
intro-logo
Blurb

yıllar önce yaşanan olayların intikamını ve kaybettiği şeyleri geri almak için güçlenmek isteyen Eylül illegal yollara başvurmaktan çekinmez çünkü adaletin olduğuna inanmaz ama adaletin olduğuna inan ve değerleri için savaşan başkomiser Murat

chap-preview
Free preview
1. BÖLÜM: Küllerden Doğan Zeka ve Karanlık Geçmiş
Eylül ~ Hayatına aşık olmak ya da mutluluğa yer ayırmak yok aslında; çünkü bazı insanlara kader, daha bebek kokusu üzerindeyken acının en koyu renklerini çizer. Ama kaderimin beni böyle karanlık bir yola, dönüşü olmayan bir girdaba sürükleyeceğinden habersizdim. Ben Eylül Aslan. 23 yaşındayım. 179 IQ seviyesine sahip bir kimya mühendisiyim. Çocukluğum, zihnimde hâlâ taze olan ve her gece rüyalarımı kabusa çeviren o dehşet dolu günlerle mühürlü. İkizim Ekim Aslan ile birlikte henüz daha hayatın ne olduğunu anlamadan, masumiyetimizin en saf çağında bir yetimhaneye bırakılmıştık. Oysa o yetimhane, korunaklı bir yuva değil, insan tüccarlarının ve vicdansızların insanlık dışı deneyler yürüttüğü bir toplama kampıydı. Yetimhane müdürü Yavuz Demir, kendi hasta oğlu için yetimhanedeki masum çocuklardan düzenli olarak kan, doku ve ilik örnekleri alan, yetmediğinde ise bu çocukları kendi karanlık emelleri için satan aşağılık bir adamdı. Hayatımızı altüst eden o gece, gökyüzü bile bu vahşete dayanamamış gibi ağlıyordu. Yetimhanede çıkan büyük bir yangın, o cehennem yerini bir külliyeye çevirdi. O yangın, hayatımı ve en değerlimi, ikizim Ekim’i benden kopardı. O geceden beri ne bir sesini duydum ne de izini bulabildim. Ama kalbimin bir yarısı onunla birlikte o alevlerin arasında yanıp kül oldu. Yıllar boyunca tek bir amaçla nefes aldım: Güçlenmek ve intikam almak. Zekamı bir silah gibi bileyerek erken yaşta üniversiteye girdim ve iki bölümü aynı anda bitirdim. Güçlenmek için her yolu denedim, çünkü kardeşimi bulmanın ve o canilerden hesap sormanın tek yolu buydu. Bu tehlikeli tırmanış sırasında, yer altı dünyasının en korkulan isimlerinden biri olan mafya babası Ahmet Tekin ile yollarımız kesişti. Ahmet Tekin, zekamı ve analitik kabiliyetimi fark ettiğinde beni kendi kanatları altına aldı, adeta kendi elleriyle eğzip büktü ve büyüttü. Onun yanında şekillenen hayatım, beni bugünkü kimya mühendisliği kariyerine taşıdı. Ancak Ahmet Tekin’in bir oğlu vardı: Caner Tekin. Caner, o malikanenin en karanlık ve tehlikeli köşesiydi. Bana karşı duyduğu hastalıklı tutku, zamanla sıradan bir saplantıdan çıkıp tam anlamıyla korkunç bir psikopatlığa evrilmişti. Odama izinsiz girmeleri, eşyalarımı incelemesi, ondan başka kimseyle konuşmama tahammül edememesi... Etrafındaki herkes Caner’in o dengesiz ve şiddet dolu öfke patlamalarından çekinirken, o söz konusu ben olduğumda gözü dönmüş bir canavara dönüşüyordu. Hayatımın en büyük prangası, onun bu karanlık ve boğucu gölgesiydi. Günün ilk ışıkları henüz şehre vurmadan, sabah saat 04.30’da uyanıp disiplinli bir şekilde sporumu yaptım. Fiziksel olarak zinde kalmak, bu tehlikeli oyunda hayatta kalmamın şartlarından biriydi. Eve dönüp hızlıca duşumu aldım. Üstüme siyah topuklu deri ayakkabılarımı, bacak boyumu kusursuzca saran ve dizime kadar çıkan yırtmaçlı siyah kumaş eteğimi giydim. Üzerine vücudumu saran siyah, zarif bir gömlek ve en üste de siyah deri ceketimi geçirdim. Siyah saçlarım omuzlarıma dökülürken, ela gözlerimde her zamanki o keskin ve mesafeli ifade vardı. Aynadan son bir kez kendime baktığımda, dışarıdan bakıldığında kırılgan zannedilen ama içindeki hesaplanamaz öfke ve intikam ateşi yaktığı kimsenin bilmediği o kadını gördüm. Tam çıkacakken kapıda Caner ile karşılaştım ve anında göz devirdim beni dikkatli bir şekilde süzdü ve öfkeden kasıldı -"bu kılıkta mı gidiyorsun sen işe, git düzgün bir şeyler giy" dedi sinirle nefeslenip -"Sanana Caner sana mı sorucam çekil önümden geç kalmak istemiyorum" dedim daha da öfkelendi tam o anda Ahmet amca çıktı mutfaktan -"Karşıma kıza Caner çekil kızın önünden" dedi Caner tam cevap vercekken Ahmet amca devam etti -"kızım sana diyorum gel bizimle çalış ne diye gidiyorsun başka şirkete" dedi uzun zamandır onların şirketine çağırıyorlardı ama ben istemiyordum -" Kendi ayaklarım üzerinde durmam gerek Ahmet amca kimsenin desteği olmadan yapmam gerek"dedim. Hava biraz yağmurluydu; sonbaharın o gri ve melankolik rüzgarı sokakları sarmıştı. Yanıma siyah şemsiyemi ve kabanımı alıp binadan çıktım. Arabamı garajdan çıkarıp şehrin gri bulutları altında iş yerimin yolunu tuttum. Şirkete vardığımda her zamanki gibi kapıdaki güvenlik görevlilerine ve çalışanlara başımla selam verip başmühendis olarak bana ayrılan özel odama geçtim. Diğer mühendisler ortak alanda toplu masalarda çalışırken, benim şirketteki konumum ve zekam sayesinde bana ait bağımsız bir odam vardı. O günler, dışarıdan bakıldığında uluslararası şirketlerle iş yapan, iyi paralar kazanan saygın bir kimya mühendisi gibi görünmemi sağlıyordu. Ama asıl amacım, bu şirketin arkasındaki perdeyi aralamak ve geçmişin izlerini sürmekti. İşler o gün her zamankinden daha yoğundu. Masamın üzerindeki formüller, kimyasal analiz raporları ve projeler arasında kaybolmuşken, öğlene doğru dışarıdan gelen ani ve sert seslerle irkildim. Birden içeri ağır adımlarla polisler doluşmaya başladı. Ne olduğunu anlayamadığım bir şaşkınlık içinde yerimden fırlayıp odamdan dışarı çıktım. Ortak alandaki tüm dosyaları, arşivleri ve bilgisayarları tek tek topluyorlardı. Şirket, uzun süredir yürütülen büyük bir kara para aklama ve vergi kaçakçılığı operasyonunun merkezindeydi. Ortalıkta koşturan polislerden birinin yanına yaklaşıp sesimdeki tüm otoriteyle sarsılmaz bir tonla sordum: — “Burada ne oluyor? Bu yaptığınız hukuki mi?” Memur başını kaldırıp bana baktı ve soğuk bir tıkırtıyla cevap verdi: — “Komiserimizden bilgi alırsınız hanımefendi. Çekilin yolumuzdan.” Tam o sırada kalabalığın arasından süzülerek gelen o adamla göz göze geldim. İleride duran komiser, binadaki tüm uğultuyu tek bir bakışıyla susturabilecek bir karizmaya sahipti. Murat ... Polislerden biri seslenirken duydum adını Karşımda, adaletin ve inatçı bir dürüstlüğün timsali gibi duruyordu. Kapkara, delip geçen bakışları olan gözleri vardı. Uzun boylu, nerdeyse 1.98 civarında, atletik yapılı bir adamdı. Esmer teni, yüzüne kusursuz bir karakter veren hafif kirli sakalları ve o heybetli duruşuyla zayıf ya da çelimsiz biri kesinlikle değildi. Üzerindeki lacivert polis ceketi ve belindeki silah kılıfıyla adeta güven yayıyordu. Açıkçası ilk anda ondan etkilenmiştim. Tabii ki ben de sıradan, ezik bir kadın değildim. Siyah saçlarım, ela gözlerim ve ince, fit vücudumla kendi dünyamın kraliçesiydim; ama Murat Komiser’in o otoriter havası ve güven veren duruşu dikkatimi çekmişti.İlk defa biri ilgimi bu kadar çekmişti kafamı sallayıp .Adımlarımı sertleştirerek ona doğru yaklaştım. Gözlerinin içine doğrudan bakarak sordum: — “Burada ne oluyor? Şirketimi ve projelerimi bu şekilde abluka altına almaya ne hakkınız var?” Murat, o derin ve tok sesiyle cevap verdi: — “Burası sıradan bir şirket değil Hanımefendi Burası, yıllardır devletin milyonlarını hortumlayan, kara para aklayan bir suç şebekesinin merkezi. Ve siz, bu çarkın en tepesindeki isimlerden birinin başmühendisisiniz.” Gözlerim öfkeyle kısılırken başımı iki yana salladım: — “Ben sadece işimi yapıyorum komiser. Buradaki pisliklerden haberim yok.” Murat, bana bir adım daha yaklaşarak, tenine sindirmiş o polis otoritesiyle konuştu: — “Bunu karakolda, savcının karşısında uzun uzun anlatırsınız.” İşte şirketimin mühürlendiği, patronun paraları alıp kaçtığı ve ortada beş parasız kaldığım o karanlık gün, Murat’la aramızdaki mesafeli ve gerilimli ilişkinin de ilk adımı oldu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Yüzbaşının Cerrahı

read
1.5M
bc

The Silver Wolf

read
591.6K
bc

The Billionaire’s Intern

read
1.1M
bc

Chosen, just to be Rejected

read
899.3K
bc

Inferno Demon Riders MC: My Five Obsessed Bullies

read
1.2M
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.3M
bc

Unscentable

read
2.3M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook