KABUSLAR, SEKS VE İLİŞKİ ÜZERİNE

1255 Words
9. BÖLÜM KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Karanlığın ortasında kimsesizlik... Soğuk zeminde kıvranan bedenim... Parçalanmış kıyafetlerim... Morluklarla dolu vücudum... Karanlığın arasında her attığı adımda beni titreten o ses... ‘’Kalk benim küçük fahişem! Kalk ve efendini mutlu et, haydi!’’ Sırtıma yediğim kırbacın bıraktığı sızı... Nefes almak bile acı verir mi insana? Yaşamak bile ıstırap olur mu? ‘’Kalk dedim! Duymadın mı?’’ Güçsüz ellerimden destek alıp doğrulmaya çalışıyorum. Ağzıma uzattığı iğrenç, kirli erkekliği... ‘’Yala! Yala ve mutlu et beni! Yala dedim, ne duruyorsun?’’ Perişanca soğuk zemine yayılan vücudum... Peş peşe yediğim tekmeler... Karnıma, kadınlığıma ve aklınıza gelebilecek her yerime. ‘’Hayır! Hayır! Hayır hayır hayır! Bırak beni, hayır!’’ Boğazım yırtılırcasına bağırdığımda vücudum tekrar o tekmeleri yemiş gibi acı çekiyordu. ‘’Bırak artık beni, yalvarırım bırak, ne olur... Bırak dedim!’’ Kollarımdan tutulup iri bir gövdeye başım yaslandığımda hıçkırıklarım daha da artmıştı. Tüm gücümle itmeye çalıştım. ‘’Bırak dedim, vurma artık, bırak...’’ ‘’Karsu gözlerini aç! Uyan Karsu, hadi!’’ Kurtulmaya çalıştıkça daha sıkı sarılıyordu kollar. Nihayet karşı koymaktan yorulup kendimi teslim etmiştim. ‘’Sakin ol, yanındayım. Geçti.’’ Tanıdık bir koku ve tanıdık bir sesle ıslak gözlerim ağır ağır aralandığında gözlerim bir an için etrafı taradı. Kendi odamda, kendi yatağımdaydım. Daha yeni gitmemiş miydi yanımdan? Ne ara tekrar gelmişti? Ne kadar süredir yanımdaydı? Vücudum gerildiğinde kollarından uzaklaştım. ‘’İyi misin? Karsu bir şey söyle.’’ ‘Evet’ anlamında başımı salladığımda derin nefesini bıraktı. ‘’Kabus mu gördün?’’ ‘’Şey... sanırım. Tam hatırlamıyorum şimdi. Siz... ne zaman geldiniz?’’ ‘’Seni kontrol etmek için şimdi geldim. Kabus gördüğünü anlayınca uyandırmaya çalıştım ama sanki transa girmiş gibiydin. Sanki...’’ Bakışları ciddileşmişti. ‘’Geçmişte yaşadığın bir anı tekrar yaşıyor gibi.’’ Bakışlarımı kaçırıp kafamı salladım. ‘’Sanırım hastalığımdan dolayı kafam karıştı biraz. Ama şimdi iyiyim, ge... gerçekten. Saat kaç?’’ ‘’Gece yarısını geçiyor. Arya çoktan uyudu. Merak etme, sen burada dinlenirken iyi vakit geçirdik birlikte.’’ Hafifçe gülümsedim. ‘’Sanırım daha sık hastalanmam gerekiyor.’’ ‘’Aklından bile geçirme.’’ ‘’Sizinle zaman geçirmeyi çok özlemişti. Ona çok iyi geldiğine eminim.’’ ‘’Bana da iyi geldi. Onunla vakit geçirmeyi...’’ Cümlesini tamamlamaktan vazgeçip ayaklandı. ‘’Sana yiyecek bir şeyler hazırlattım. Üzerini değiştir, mutfağa gel.’’ ‘’İştahım...’’ Olumsuz bir cevabı kabul etmeyeceğini bakışlarından anlamıştım. ‘’Giyinip geliyorum hemen.’’ Odadan çıktığında sıkıntıyla nefesimi bıraktım. Yataktan inmek üzereyken farketmiştim geceliğimin dizlerimin üzerine kadar sıyrıldığını. Omuz askımın biri de hafifçe düşmüştü. Yanaklarımın kızardığını hissettim. ‘’Umarım fark etmemiştir,’’ diye iç geçirdim, ama fark edilmeyecek bir halde değildim. Sanırım saten takıntımı bıraksam fena olmayacaktı. Adamın gözüne gözüne sokmanın anlamı yoktu sonuçta. Yüzümü yıkamak için banyoya yöneldim. Aynadaki yansımamla göz göze geldiğimde kendimi izledim bir süre. Her gece gördüğüm bu kabuslardan öyle yorulmuştum ki... Artık gerçekten rahat bir uyku uyumak istiyordum. Korkusuzca, huzurla. Belki bir gün yeniden. SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM Üzerime rahat bir eşofman takımı çekip mutfağa indim. Karsu hazırlanıp gelene kadar yemekleri tabaklayıp masayı hazırladım. Her şey hazır olduğunda onu beklerken kahve yapmak için makinayı çalıştırdım. Korku dolu çığlıkları kulağımdan gitmiyordu. Hele o çırpınışları... Neyden korkuyordu bu kadar, ya da kimden? Her hareketinin bu kadar temkinli olması bu yüzdendi muhtemelen. Ne zaman ona yaklaşsam sanki öldürecekmişim gibi bakıyordu yüzüme. Ve o beyaz vücudu... Korkuyla titrerken bile nasıl seksi olabilirdi bir insan? O incecik bacakları, ince beli, dolgun göğüsleri... Kahvemden büyükçe bir yudum aldım. Her şey gözümün önünde beni bu kadar etkilerken kendimi kontrol etmek zorundaydım. Onu ürkütmek istemiyordum, şimdilik. Çok geçmeden üzerini değiştirmiş bir halde mutfağa gelip masaya göz attı. ‘’Bu yemekler...’’ ‘’Senin için hazırladılar. Bütün gün bir şey yemedin, gücünü toparlaman gerek. Otur hadi, soğutma.’’ Karşımdaki sandalyeye çekingen halde oturup çatalı eline aldı. Yemeklere tiksinir gibi bakıyordu resmen. ‘’Midenin hala bulandığını biliyorum, ama bir şeyler yemek zorundasın.’’ Zor da olsa yemeklerin hepsinden azar azar yemişti. Yemeğini bitirdikten sonra masayı toparlamak için ayaklandığında durdurdum. ‘’Ben hallederim. Otur.’’ Şaşkın bakışları arasında kollarımı sıvayıp bulaşıkları sudan geçirdikten sonra makinaya yerleştirdim. İşim bittikten sonra demlenmeye bıraktığım bitki çayını kupayla önüne bırakıp yerime geçtim. ‘’Nasıl hissediyorsun kendini?’’ ‘’Daha iyi, teşekkür ederim. Benim yüzümden bütün gün işlerinizden uzak kaldınız.’’ İfadesizce kahvemden bir yudum aldım. ‘’Teşekküre gerek yok. 1 günlük tatil yaptım say.’’ Belli belirsiz gülümseyip çayından bir yudum aldı. Yine bir şeyler söylemek istiyor gibi kıvranmaya başlamıştı. Kelimeleri toparlamak istercesine boğazını temizledi. ‘’Şey, Sarp Bey... Size söylemek istediğim bir şey var. ‘’Evet?’’ Hafifçe dudaklarını ıslattı. ‘’Arya’yla birlikte dışarı çıkmak istiyorum." Kaşlarımı çattım. ‘’Dışarı çıkmak? Nereye mesela?" ‘’Bi... bilmiyorum. Onun. gerçekten eğleneceği bir yer olsun istiyorum. Ne bileyim, bir lunapark olabilir, belki de bir sinema. Acaba yarın onunla birlikte çıkabilir miyiz?’’ Ela gözleri lütfen dercesine yüzüme bakıyordu. Onun bir şey rica ederken büründüğü bu çocuksu hali garip bir şekilde hoşuma gitse de ona istediğini hemen vermeyecektim. ‘’Hayır.’’ Umutlu ifadesi yüzünde donmuştu. ‘’Hayır mı?’’ ‘’Hayır.’’ ‘’A... ama neden? Yani kızınızın eğlenmesi, mutlu olması umurunuzda değil mi geçekten?’’ İfadesiz bakışlarım vücudunun her yerinde gezindiğinde gerildiğini hissedebiliyordum. "Onun için neden bu kadar çok şey yapmaya çalışıyorsun?’’ ‘’Çünkü onu seviyorum.’’ ‘’1 ayda mı?’’ ‘’Sürenin bir önemi var mı?’’ ‘’Yok mu?’’ ‘’Bence yok.’’ ‘’Sen birini gerçekten sevdiğine bu kadar çabuk mu karar veriyorsun?’’ ‘’Hayır, ben sadece...’’ ‘’O zaman sen çabuk da aşık olursun.’’ Yüz hatları gerildiğinde elindeki kupayı biraz daha sıkı kavramıştı. Bakışlarını gergince kaçırdı. ‘’Ben...’’ ‘’Evet? İlişkiler konusunda açık görüşlü bir insan olabilirsin Karsu, bu kötü bir şey değil. Yani ilişki insanı olmayıp, sadece seks hayatın da olabilir. Kimse seni yargılayamaz.’’ ‘’Tek bir insana sadık kalmayı tercih ederim.’’ ‘’Gerçekten bir ilişkin oldu mu merak ediyorum?’’ Öfkeli bakışlarını yüzüme odakladı. Dudakları sinirden titriyordu. ‘’Siz söyleyin. Benimle ilgili her şeyi biliyormuşsunuz ne de olsa.’’ Belli belirsiz gülümseyip kahvemden bir yudum daha aldım. ‘’Ama ben söylersem o kadar da keyifli olmaz, değil mi?’’ ‘’Sarp Bey bakın, ben... Ben öyle biri değilim, tamam mı?’’ ‘’Hmm, nasıl biri?’’ Sinirle ayaklandığında vücudu resmen öfkeden patlamak üzere olan bir bomba gibiydi. ‘’Daha fazla konuşmak istemiyorum.’’ ‘’Hiç aşık oldun mu Karsu?’’ Merdivenlere yönelmişken ani sorumla durmuştu. Birkaç saniye için olduğu yerde kalsa da, dolmuş gözleriyle ağır adımlarla yanıma geldi. ‘’Siz... Siz benimle ilgili hiçbir şey bilmiyorsunuz Sarp Bey. Gerçekte nasıl bir hayatım olduğunu, ne yaşadığımı, neler hissettiğimi bilmiyorsunuz. Bildiğinizi sandığınız şeyler de elinize verilmiş kağıt parçasında yazan boş saçmalıklardan başka bir şey değil. Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz.’’ ‘’Sen söylemek ister misin peki?’’ Ayaklanıp karşısında dikildiğimde bir adım geri çekildi. Dolan gözlerini kırpıştırarak güçlü durmaya çalışsa da pek becerebildiğini söyleyemezdim. ‘’Size hiçbir şey söylemek zorunda değilim, anladınız mı? Burada kızınıza bakıyorum ve 1 yıl dolduğunda buradan çekip gideceğim. Bir daha da asla karşılaşmayacağız.’’ Hafifçe gülümsedim. ‘’Dünya küçük Karsu. Bunu bilemezsin.’’ Belli belirsiz yutkundu. ‘’Üzgünüm ama asla yoluma çıkmasını istemeyeceğim birisiniz. Karşılaşmamayı tercih ederim.’’ Bir adım atıp ona yaklaştığımda bir adım daha geri çekildi. ‘’Gerçekten benimle ilgili böyle mi düşünüyorsun?’’ ‘’E.... evet. Sözleşmem bittiğinde tekrar karşılaşmazsak sevinirim.’’ ‘’Kırıcı oluyorsun Karsu.’’ Ukala bir bakış attım. ‘’Özür dilerim ama sizi tanımıyorum. Yani kim olduğunuzu, ne iş yaptığınızı bile bilmiyorum. Emin olun mecbur olmasam buraya asla gelmezdim.’’ ‘’Gitmekte özgürsün.’’ Bir an için gitmeyi düşündüğüne emindim. Ama çabucak bundan vazgeçmişti. Dişlerini sıkıp bıkkınca nefesini bıraktı. ‘’Maalesef ki... bu işe ihtiyacım var.’’ ‘‘Güzel. O halde burada geçireceğin kalan 11 ayında patronunla konuşurken biraz daha nazik olursan sevinirim. Şimdi odana dönebilirsin.’’ Bir şey söylemesine izin vermeden yanından geçip odama yöneldim. Evet, haklıydı. Onunla ilgili elimde olan şeyler çok da önemsenmeyecek bilgilerdi. Ben bundan fazlasını istiyordum. Daha fazlasını. Onun yaşadıklarını, hissettiklerini, onu böylesine öfkelendiren şeyin ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Öğrenecektim de. Ona dair her şeyi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD