10.BÖLÜM
KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM
Odaya girdiğimde sinirle kendimi yatağa bırakıp yastığı yumruklamaya başladım.
‘’Aptal! Ukala! Küstah!’’
Söyleyebileceğim tüm hakaretleri saysam da öfkem geçecek gibi değildi.
‘’Öküz! Tam bir öküz!’’
Bir insan nasıl tam bir centilmenken, aniden dağ ayısına dönüşebilirdi? Aklım almıyordu resmen. Yüzümü yastığa gömüp sinirimi boşaltmak istercesine çığlığımı saldım. Arya bu katta kalıyor olmasa sanırım her şeyi sinirden kırıp dökebilirdim.
‘’Neymiş, benim hakkımda her şeyi biliyormuş! Ne biliyorsun acaba, çok merak ediyorum! Öyle kasıntı kasıntı oturup, suratsızca konuşmayı bilirsin ancak! Dağ ayısı işte, ne olacak!’’
Yataktan inip odanın içinde gezinmeye başladım. Saçını başını yolmak istiyordum şu an. Beni ancak bu sakinleştirirdi.
‘’Öyle derin derin bakmalar, yok efendim ukala gülümsemeler falan... aklınca ben oyuna getirecek!’’
Gergin nefesimi bırakıp camı açtım. Gecenin serinliği yüzüme çarptığında ürpermiştim ama iyi de gelmişti. Üzerimdeki kıyafetin boğduğunu hissettiğimde gidip tekrar rahat saten geceliğimi giyerken, bir yandan hala söyleniyordum.
‘’Neymiş, ilişki insanı mı yoksa seks insanı mıymışım! Küstah! Asıl sen nasıl birisin Sarp efendi? Eminim yatağına giren çıkan kadınların haddi hesabı yoktur! O maviş gözlerinle böyle kısık kısık bakıp kaç kadının aklını çeldin acaba? Hıh!’’
Geceliğimi giyip nefes almak için camın önüne geçtim tekrar.
‘’Ama ben o maviş gözlerine kanacak biri değilim bir kere. Hiç öyle gizemli adam havalarına da girme, yemezler. O seksi, yapılı vücudunu ve maviş gözlerini benden uzak tutsan iyi olur! Çünkü sana kanmam! Kendini tanrı gibi gören egoist öküz!’’
Kapının aniden açılmasıyla camın önünde donup kalmıştım. Şaşkınlıktan açılmış gözlerim onun mavi gözleriyle buluştuğunda derince yutkundum. İşte şimdi naneyi yemiştim.
Kapıyı hızla kapatıp birkaç adımda yanıma ulaştığında belimden tutup beni göğsüne yasladı. Kafam karışmış bir şekilde yüzüne bakarken boştaki eliyle hızla pencereyi kapatıp perdeyi çekti.
‘’Senin derdin ne!’’
‘’Be...be... ben...’’
Korkudan titreyen vücudum göğsünde hızla inip kalkıyordu. Belimi öylesine sıkı sarmıştı ki kendimden uzaklaştıramıyordum.
‘’Pencerenin önüne geçmiş car car bağırıyorsun! Delirdin mi sen! Ne geçiyordu aklından, söylesene!’’
Korkudan dilimi yutmuş gibi boş boş suratına bakarken, öfkeden koyulaşmış gözleri dikkatlice vücudumu süzdü. Keşke kuzulu pijamalarımı giyseydim diye iç geçirsem de artık çok geçti. Yok, benim daha fazla başıma dert açmadan saten gecelik sevdamdan vazgeçmem lazım.
‘’Demek maviş gözlerim ve seksi vücudumla aklını çelmeye çalışıyorum, öyle mi?’’
Kuruyan boğazımı yumuşatmaya çalışırcasına yutkundum. Gözlerimi kırpıştırıp ne diyeceğimi düşünmeye çalıştım. Ama bu aptal durumdan kendimi kurtaracak hiçbir bahanem yoktu.
‘’Acaba kim kimin aklını çekmeye çalışıyor Karsu? Bu incecik, mini geceliğiyle tüm vücudunu gözlerimin önüne seren sen mi, yoksa...’’
‘’Sö... söylediklerimin ne kadarını duydunuz acaba?’’
‘’Hmm, hepsini. Ve tabii sayende bahçedeki korumalarım da konuya en az benim kadar hakimler!’’
Utancımdan ellerimle yüzümü kapattığımda beni bırakıp bir adım geri çekildi.
‘’Sahiden ne geçiyordu aklından? Beni utandırmak mı? Rezil etmek mi? Söylesene! Susma, yüzüme bak Karsu!’’
‘’Be... ben... Özür dilerim. Gerçekten özür dilerim.’’ Sesimin titremesinden nefret ediyordum. Bu kadar rezilliğimin üzerine duygu sömürüsü yaptığımı düşünmesinden korkuyordum.
‘’Özür mü?’’’ Gergin bir gülüş attı.
‘’Sizi rezil etmek istememiştim, öyle bir niyetim yoktu, gerçekten. A... ama siz de beni kızdırdınız.’’
‘’Aha! Suçlu ben mi oldum yani şimdi?’’
‘’Siz o kadar üzerime gelmeseydiniz bende bu kadar sinirlenip bağırıp çağırmazdım!’’
Gergin bakışları bu sefer gerçekten öfke doluydu. ‘’Patronunla konuşurken daha kibar olman gerektiğini söylemiştim. Emin ol üçüncü kez uyarmamı istemezsin.’’
Gergin nefesimi bıraktım. Kendimi kontrol etmek zorundaydım. Suçluyken bir de üste çıkmaya çalışamazdım.
‘’Tamam, haklısınız. Özür dilerim. Suçluyum ve hiçbir bahanem de yok.’’
Derin bir nefes alıp bana doğru yaklaştı. Bu sefer kaçmayacaktım. Beni korkak bir tavuk gibi görmesini istemiyordum.
‘’Madem suçunu kabul ediyorsun, o halde cezana da razı olacaksın.’’
‘’Ce... ceza mı? Ne cezası?’’
‘’Kardeşinle 2 hafta görüşmeyeceksin.’’
‘’N... ne?’’
‘’Duydun.’’
‘’Bu adil değil!’’
‘’Ha senin camı açıp bütün dünyaya patronun hakkında ‘’Öküz, dağ ayısı, seks manyağı’’ gibi şeyleri bas bas bağırarak söylemen adil, ama benim sana ceza vermem adil değil, öyle mi?’’
‘’Lütfen bunu yapmayın, size yalvarırım. Başka cezaya razıyım, ama bu olmasın, lütfen.’’
‘’Neden sana istediğini vereyim ki? Sonuçta ben ukala, küstah ve öküz bir adamım. Ayrıca egom çok yüksek ve sadece kendimi düşünüyorum.’’
‘’Bakın onunla mutlaka...’’
‘Konu kapandı. Eğer uzatırsan cezan 3 haftaya çıkacak.’’
‘’Sa...’’
‘’1 ay?’’
‘’Hayır hayır hayır...’’
‘’Sana da iyi geceler Karsu.’’
Odadan çıkmak üzereyken kolundan yakaladım. ‘’Bekleyin, lütfen.’’
Sıkıca tuttuğum elime baktı. ‘’Evet?’’
‘’Benden başka bir şey isteyin.’’ Korkuyla yutkundum. ‘’Ne isterseniz.’’
Ürkütücü bir gülümseme yüzüne yayıldığında asla ağzımdan çıkmasını istemediğim bir şey söylediğime emin olmuştum.
‘’Ne istersem, öyle mi?’’
‘’E... evet. Ama yeter ki onunla konuşmama izin verin. Ne isterseniz yaparım.’’
Bir an için bakışları boşluğa kaymıştı. Aklından neler geçtiğini merak etsem de korktuğum şey olmaması için dua ediyordum.
‘’Peki.’’
Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Bu kadar çabuk ikna olacağını düşünmemiştim. Gerçi bu iyi bir şey miydi, ondan da emin değildim. ‘’Ta.. tamam mı?’’
‘’Evet. Dediğin gibi olsun. Kardeşinle görüşmene izin vereceğim. Ama bir şartla.’’
Titreyen dudaklarımdan hiç çıkmamasını istediğim soruyu sordum. ‘’Nedir?’’
‘’Zamanı geldiğinde öğrenirsin. Şimdi yatağına git ve uyu. Bir daha da perdelerin açıkken böyle cüretkâr dolanma. Adamlarımın kafasını karıştırmanı istemiyorum.’’
Kolunu elimden kurtardıktan sonra odadan çıkıp kapıyı kapattı. Dolan gözlerimi ovuşturup kendimi tekrardan soğuk çarşafların üzerine bıraktım. Kaçmaya çalıştığım kabuslarımı bu sefer bile isteye yaşayacağım aklımın ucundan geçmezdi. Ama şimdi kaderimi kendi ellerimle mahvediyordum. Bunu sadece Kayla’nın geleceği için yapacaktım. Kendim içinse hiçbir umudum yoktu artık. Bu iş bitip Kayla için yeni bir hayat kurduğumda da benim defterim kapanacaktı. Sonsuza dek.
SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM
Üzerimi çıkarıp kendimi yatağa bıraktığımda çıplak vücudum alev alev yanıyordu resmen. Pencereden gelen o ürpertici serinlik bile şu an işe yaramıyordu. Korktuğunda heyecanla inip kalkan göğsü, utandığında en leziz elmadan bile daha güzel kızaran yanakları, vücuduma değdiğinde içimi ürperten o güzel beyaz bacakları... Gözümün önünden gitmiyordu hiçbiri.
Komodinin üzerindeki kutudan bir sigara yakıp, derin bir nefes çektim. Ne istersem yapacağını söylerken aklından kim bilir neler geçiyordu. Aptal kız.
Bir nefes daha çekerken gülümsedim. Odasının olduğu bahçe kanadına hiçbir koruma sokmadığımı bilse sanırım daha çok küfrederdi bana. Beni rezil ettiğini sandığında yüzündeki o utancın verdiği sevimlilik buna değmişti gerçi. Onun bu seksi hallerini kimsenin görmesini istemiyordum. Odasından geceliğiyle çıktığını gördüğüm o ilk gece karar vermiştim buna. Bu yüzden korumalar onun penceresinin görüş alanının dışında bekliyorlardı.
‘’Demek maviş gözlerimi kısıp baktığımda kafanı karıştırıyorum Karsu hanım.’’
Gülümseyip sigaramı bitirdikten sonra kutuya attım. Onun kafasını çok daha fazla karıştıracağım günlerden haberi yokken şimdilik huzurla uyuyabilirdi.
*****
Giyindikten sonra saate baktım, henüz 8 olmamıştı. Aynada son kez kendimi kontrol edip mutfağa geçtim. Kızlar henüz uyanmamışlardı. Ayılmak için sert bir kahveye ihtiyacım vardı şu an. Makineyi çalıştırdığımda Umay gülümseyerek mutfağa girdi.
‘’Günaydın Sarp Bey.’’
‘’Günaydın Umay.’’
‘’Erkencisiniz bu sabah.’’
‘’Her zaman öyleyim. Ama sen bu saatlerde pek gelmediğin için görmemiş olman normal. Sen neden erken geldin?’’
‘’Toplantı öncesi son görüşmeler için geldim. İsterseniz ofisinize geçebiliriz.’’
‘’Henüz kahvaltı yapmadım. Kahvaltıdan sonra başlarız görüşmeye.’’ Doldurduğum kupamdan büyükçe bir yudum aldım.
‘’Tabii, şefe söyleyeyim, hemen kahvaltınızı hazırlasınlar.’’ Aşağı inmek için yöneldiğinde durdurdum.
‘’Gerek yok. Karsu uyanır birazdan.’’
Yüzünde garip bir ifade oluştu. ‘’Karsu mu?’’
‘’Evet, niye öyle baktın? Kızımla birlikte kahvaltı yapmak istememin nesi garip?’’
‘’Yok, ondan değil de...’’
‘’İstersen sen de bize katılabilirsin. Karnın aç mı?’’
‘’Aslında...’’
Karsu mutfağa girdiğinde Umay’ın gergin bakışları ona dönmüştü. ‘’Günaydın Sarp Bey, günaydın Umay Hanım.’’
‘’Günaydın Karsu Hanım. Nihayet uyanabilmişsiniz. Ama maalesef kahvaltı için geç kaldınız. Sarp Bey’in kahvaltısının tam 8’de hazır olması gerektiğini söylemiştim.’’
‘’Biliyorum ve şu an saat 7:45. Tam 8’de hazır olacak, merak etmeyin Umay Hanım.’’
Umay’a pabuç bırakmıyordu kız resmen. Keyifle kahvemden bir yudum daha alıp maillerimi incelemek için tabletimle masadaki yerime geçtim. Karsu kahvaltı hazırlığına başladığında Umay da gelip yanıma yerleşti.
‘’Sarp Bey, toplantı için konu başlıklarınız. Bu arada İtalya’daki ortaklarımız sizinle yüz yüze toplantı talep ediyorlar.’’
‘’Ne zaman?’’
‘’Yarın efendim.’’
‘’Görüşme saatini ayarlayıp bana bildir.’’
‘’Anlaşıldı.’’
Çalan telefonumla ekrandaki isme baktığımda şaşırmıştım. ‘’Baba?’’
‘’Nasılsın oğlum?’’
‘’İyiyim de, bu aramanı neye borçluyuz?’’
‘’Sarp, seninle konuşmamız gereken bir konu var.’’
‘’Dinliyorum.’’
‘’Telefonda olmaz, yüz yüze konuşmalıyız.’’
‘’Peki, tamam. Nereye gelmemi istersin? Şirkete mi?’’
‘’Hayır, şirkete değil. Senin evinde görüşeceğiz.’’
‘’Anlamadım?’’
‘’Senin evinde, bu akşam. Bir aile yemeği olacak.’’
Şaşkınlıkla güldüm. ‘’Aile yemeği mi? Ne saçmalıyorsun sen?’’
‘’Sarp, ben ciddiyim. Bu akşam 7’de senin evinde olacağız. Hepimiz.’’
‘’Bak, benimle her ne konuşmak istiyorsan tamam konuşalım. Nereye istiyorsan geleyim. Ama lütfen bunu saçma bir aile yemeği komedisine çevirme.’’
Gergin nefesini bıraktı. ‘’Bak, seninle tartışmayacağım. Akşam 7’de. Görüşürüz oğlum.’’
Parmaklarım gergince telefonu kavradığında öfkeyle telefonu kilitleyip cebime attım.
‘’Sarp Bey, her şey yolunda mı?’’
‘’Umay bugün toplantıdan sonraki tüm planlarımı iptal et.’’
‘’Neden?’’
‘’Soru sorma, iptal et dedim!’’
‘’Peki Sarp Bey, anlaşıldı.’’
Gözlerimi kapayıp sakinleşmek için derin bir nefes aldım. Boğazımı temizlemek için kahvemden bir yudum aldığımda Karsu’nun meraklı gözleriyle karşılaştım. Gerginliğimi hissettiğinden hemen bakışlarını kaçırmıştı.
‘’Kahvaltıyı boşver, toplantı için odaya geçelim Umay. Tabletimi al.’’
Toplantı odasına geçtiğimizde Umay’ın anlattıklarının hiçbirini duymuyordum. Neden şimdi aramıştı ki beni? Nereden çıkmıştı bu aile yemeği saçmalığı? Benimle konuşmak istiyorsa neden sadece ikimiz görüşmüyorduk? Bunca zaman sonra onlarla yeniden bir araya gelmeye hazır olup olmadığımdan emin değildim. Tek istediğim bu aile yemeğini bir facia çıkmadan atlatmaktı. Yapabilir miydim, işte orası belirsizdi.