AZRAİL'İN KANLA KAPLI TIRPANI

1833 Words
11. BÖLÜM KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Sarp’ın babasıyla konuştuğunda neden bu kadar öfkelendiğini anlayamamıştım. Tepkisine bakılacak olursa ailesiyle pek de bir yakınlığı yoktu. Belki de evlendiği kadını istememişlerdir, o yüzden görüşmüyorlardır. Banane canım, beni ilgilendirmiyor sonuçta. ‘’Karsu, biraz daha portakal suyu verir misin?’’ ‘’Tabii prenses, getiriyorum şimdi.’’ Ben içeceğini doldurmak için ayaklandığımda Sarp arkasında Umay ve Aras’la birlikte hızla mutfağa girmişti. ‘’Hazırlanın.’’ Arya’yla birlikte şaşkınca yüzüne baktık. ‘’Ne için?’’ ‘’Kahvaltıdan sonra dışarı çıkıyorsunuz.’’ ‘’Dışarı mı?’’ Gergin nefesini bıraktı. ‘’Karsu söylediğim şeylere sürekli soruyla mı cevap vereceksin?’’ ‘’Yok, hayır. Yani özür dilerim. Sadece şaşırdık, o yüzden.’’ ‘’Dün Arya’yla birlikte gezmek istemiyor muydun? İşte, gidiyorsunuz.’’ İkimizin birden sevinçle gözleri parlamıştı. Onun fikrini değiştireceğini düşünmemiştim doğrusu. ‘’Be... ben teşekkür ederim. Yani kabul ettiğiniz için.’’ ‘’Kahvaltınızı bitirin, Sinan sizi götürecek. Akşam 5'e kadar evde olmak şartıyla dışarıda vakit geçirebilirsiniz. Sinan dışında Aras ve iki koruma daha sizinle birlikte gelecek. Aras’ın gözünün önünde olun. Problem istemiyorum, anlaşıldı mı?’’ ‘’Evet, tabii.’’ ‘’Güzel. Umay, çalışma odasına.’’ Umay’la birlikte mutfaktan çıktıktan sonra Arya’yla sevinçle birbirimize sarıldık. ‘’Ayy, Karsu çok heyecanlıyım. Gerçekten gezmeye mi gidiyoruz?" ‘’Tabii ki! Sen nereye istersen oraya gideceğiz prenses. Ama şimdi çabucak kahvaltımızı bitirelim. Eğlence için enerjiye ihtiyacımız olacak.’’ Neşeyle yemeğini hızlı hızlı yemeye devam ettiğinde gülümseyerek baktım. Geldiğimden beri ilk defa birlikte dışarı çıkacağımız için bende heyecanlıydım. Aras kahvaltımızı bitirmemizi beklerken ona da bir kahve yapmıştım. Korumaya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyordum ama Sarp’ın paranoyak halleri olduğu için bir şey de demek istememiştim. Zaten gözüne batıyordum, daha fazla dikkat çekmesem iyi olurdu. ***** İlk. durağımız lunapark olmuştu. Zaten günlerdir Arya ile tek konuştuğumuz konu buydu resmen. Aras biletleri alır almaz kendimizi atlı karıncadan başlayıp lunaparkın tüm oyun alanında koştururken bulmuştuk. Bir ara Arya nişan oyunundan oyuncak almak isteyince Aras sağ olsun işe el atıp oyuncağı kucağımıza vermişti. Beyleri peşimizden sağlam koşturmuştuk, ama çok da sağlam eğlenmiştik. Tıpkı gerçek bir çocukken ailemle eğlendiğim gibi. Yaklaşık 1 buçuk saatin sonunda iyice yorulduğumuzda dondurmalarımızı alıp çıkışa geldik. ‘’Ee, şimdi nereye gitmek istiyoruz hanımlar?’’ Arya'yla aynı anda bağırmıştık. ‘’Sinemaaa!’’ ***** Hep birlikte sinemaya gittiğimizde Arya’yla vizyondaki çocuk filmlerinden hangisini izleyeceğimize karar vermeye çalışırken, Aras ve diğer korumalar hallerinden pek mutlu değillerdi. Nihayet filme karar verdiğimizde Aras memnuniyetsizce fısıldadı. ‘’Karsu sahiden Pamuk Prenses’i mi izleyeceğiz?’’ Yüzümde hınzır bir gülümsemeyle baktım. ‘’Bugün bizim günümüz, kaçışınız yok.’’ Bıkkınca gözlerini devirdiğinde zorlamak istemedim. ‘’İsterseniz siz başka bir filme gidin, çıkışta burada buluşuruz.’’ ‘’Ya, tabii. Sizi tek başınıza filme göndereyim de Sarp beni öldürsün, ha?’’ Şaşkınca güldüm. ‘’Daha neler Aras, ne öldürmesi. Alt tarafı sinemaya geldik, ne olacak ki? Hem yan salonda olursunuz, bir şey olmaz.’’ ‘’Karsu sen ciddi ciddi Sarp’ın beni öldürmesini falan mı istiyorsun? Hayır, illa benden kurtulmak istiyorsan daha acısız intihar yöntemleri de var, haberin olsun diye söylüyorum.’’ Kıkırdadığımda Arya merakla bize döndü. ‘’Ne oldu Karsu?’’ ‘’Hiç güzelim, Aras abin bir şey söyledi de ona güldüm. E hadi giriyor muyuz artık? Film başlamak üzere.’’ ‘’Oldu olacak kafamıza pembe tüylü taç da takalım. Ah Karsu ah.’’ Bugün Arya için unutulmaz bir gün olsun istiyordum. Öyle de olacaktı. Film boyunca erkekler esnerken, Arya’yla ben kıkırdayıp durduk. Uzun zaman sonra onun bu kadar eğlendiğini görmek beni de mutlu etmişti. Sinemadan çıkıp otoparka indik. Şimdi güzel bir yemek zamanıydı. ‘’Evet hanımlar, şimdi ne yapıyoruz? Lütfen içimizi bayacak bir yere götürmeyin bizi artık.’’ ‘’Merak etme Aras abi. Sizin de pizzayı sevdiğinize eminim.’’ ‘’Aha, işte duymak istediğim şey! O zaman rota belli oldu, haydi arabalara.’’ Arabaya binip yemek yiyeceğimiz yere doğru giderken ışıklarda durduğumuzda Aras huzursuzca etrafa bakındı. Arya’ya belli etmemeye çalışarak ona doğru eğilip fısıldadım. ‘’Aras, bir şey mi oldu?’’ ‘’Hayır, hayır bir şey yok. Merak etmeyin.’’ Şoföre döndü. ‘’Sinan bas.’’ ‘’Ama Aras Bey, kırmızı...’’ ‘’Sinan bas dedim! Bas bas bas!’’ Tekerlekleri öttürüp aniden gazladığımızda Arya’ya birlikte koltuklarımıza yapışmıştık. Korkuyla bana baktı. ‘’Karsu, ne oluyor?’’ Sakinliğimi korumaya çalışıp gülümsedim. ‘’Hiç... Hiç bir şey güzelim. Arkamızda bekleyen arabalar varmış, o yüzden Sinan amcan hızlı hareket etmek zorunda kaldı. Merak etme sen.’’ Dikkatini dağıtması için tabletini verdim. ‘’İstersen biraz çizgi film izle, olur mu? Vardığımızda ben sana söylerim.’’ O kulaklığını takıp çizgi film izlerken tekrar Aras’a doğru eğildim. ‘’Aras neler oluyor?’’ ‘’Karsu, kemerlerinizi bağlayın ve yerinizden kıpırdamayın sakın.’’ ‘’A... Aras beni korkutuyorsun.’’ ‘’Karsu, şimdi değil. Tamam mı? Yerine otur.’’ Dediğini yapıp yerime oturup kemerimi yeniden bağladım. Aras telefonla arkamızdaki korumaları aradı. ‘’Yakın mesafede kalın. Takip ediliyoruz.’’ Korkuyla yutkunup yavaşça camlardan dışarıyı görmeye çalıştım. Camlar filmli olduğu için net göremesem de siyah bir cipin gerçekten bizi çok yakından takip ettiğini fark etmiştim. Aras bilgi vermek için Sarp’ı aradığında arabaya rastgele kurşunlar sıkılmaya başlamıştı. Arya’yı korumak için üzerine yattım. ‘’Karsu neler oluyor!’’ ‘’Korkma güzelim, sadece eğil!’’ ‘’Karsu sakın başınızı kaldırmayın! Sinan bas gaza, koruma ateşi açacağım!’’ Arkamızdaki korumalar karşı ateş açsalar da hala bulunduğumuz arabaya deli gibi kurşunlar yağıyordu. ‘’Aras dikkat et lütfen!’’ ‘’Siktir! Kıpırdayamıyorum ki!’’ Aceleyle telefonuna sarılıp tekrar korumaları aradı. ‘’Koruyun beni, destek atacağım!’’ Şoför tam gaz trafiği alt üst edip ormanlık yola doğru girdiğinde Aras camdan sarkıp ateş etmeye başladı. ‘’Karsu çok korkuyorum, ölecek miyiz?’’ ‘’Hayır, hayır öyle bir şey olmayacak güzelim, merak etme. Aras abinler bizi buradan çıkaracaklar, evimize gideceğiz tamam mı? Sen sadece eğil, sakın başını çıkarma.’’ Titreyen ellerimle Arya’ya sarılıp sakin kalmaya çalışsam da kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu şu an. Babamın alacaklıları evimizi defalarca kurşunladığından pek yabancı değildim aslında bu olaylara. Zaten şu an tek endişem Arya’ya bir şey olmasıydı. Ona bir şey olmasına izin vermeyecektim. Ormanlığın içine doğru iyice girdiğimizde şoför arabayı durdurdu. Kurşun sesleri kesildiğinde Aras yerine oturdu. ‘’Yol bitiyor burada Aras Bey, devam edemem!’’ ‘’Siktir! Sen burada kızlarla kal, ben bizimkilerin yanına geçiyorum. Sinan, onlara hiçbir şey olmayacak, duydun mu beni!’’ ‘’Merak etmeyin Aras Bey, burası bende.’’ Toprak yolda acı frenle duran arabanın sesiyle Aras dikkatlice arabadan inmişti. Derin bir sessizlikten sonra kapım açıldığında çığlığı bastım. ‘’Dur Karsu, benim! Benim sakin ol!’’ Korkuyla nefesimi bıraktım. ‘’Neler oluyor Aras? Gittiler mi?’’ ‘’Evet, gittiler. Siz iyi misiniz? Arya?’’ ‘’Biz iyiyiz, siz nasılsınız asıl?’’ Kolundan sızan kanı fark ettim. ‘’Aras kolun...’’ ‘’Hissetmedim bile. Önemli bir şey değil, merak etme. Hadi bir an önce buradan gidelim.’’ Herkes arabasına yerleştikten sonra eve doğru yola koyulduk. Kimseye bir şey olmadan atlatmıştık neyse ki. Bunu kimin, neden yaptığını merak ediyordum. Muhtemelen çok yakında da öğrenecektim. ***** Evin ana girişinden girdiğimizde Sarp endişeyle kapıda bizi bekliyordu. Araba durduğunda Arya kapıyı açarak babasına koştu. ‘’Baba! Babacım!’’ Sarp endişeyle Arya’yı kucakladığında bende arabadan inip yanlarına gittim. Aras da gelmişti. ‘’İyi misin, bir şeyin var mı?’’ Endişeyle üzerini kontrol etti. ‘’Merak etme baba, ben iyiyim. Karsu beni korudu.’’ Bakışları beni bulduğunda Umay konuyu dağıtmak istercesine araya girdi. ‘’Neler oldu Aras? Herkes iyi mi?’ ‘’İyiyiz Umay, kimse de bir şey yok.’’ ‘’Aras Bey’in kolunda yara var, baktırsanız iyi olur.’’ ‘’Önemli bir şey değil, basit bir sıyrık Karsu. Ölmem, merak etme.’’ Ukala sırıtışıyla baktığında kaşlarımı çattım. ‘’Arya, sen Karsu’yla birlikte odana çık güzelim. Ben Aras abin ve Umay ablanla konuşup geleceğim, tamam mı?’’ ‘’Tamam baba.’’ Arya’yı alıp odasına yöneldiğimizde diğerleri de hızla toplantı odasına geçmişlerdi. ‘’Hadi bakalım, şimdi güzel bir duş aldıralım seni, sonra da yatağa. Biraz dinlenmen lazım.’’ Arya’nın banyo yapmasına yardım ettikten sonra seçtiği pijamalarını giydirip yatağa soktum. Seçtiği hikayelerden birini okurken yaşadığı korkudan çoktan sızıp kalmıştı çabucak. Tüm bu olanlar onun için çok fazlaydı. Bunu yapanların hedefinde kim olduğunu merak ediyordum. Sarp’ın bir an önce bu işi çözmesini dileyerek Arya’nın yanına uzandım. Bende daha fazla direnemeyecektim uykuya. SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM ‘’Anlat Aras! Kimdi, kaç kişilerdi, ne biliyoruz onlarla ilgili, anlat!’’ Gerginlikle karşıma oturdu. ‘’1 araba, 4 kişiydiler. Sinemadan çıktıktan sonra yemek yemeye gidecektik. Otoparktan çıktıktan sonra takıldılar peşimize. Işıklarda iyice emin oldum. Zaten çok geçmeden de saldırdı piçler.’’ ‘’Onlarla ilgili ne biliyoruz peki?’’ ‘’Sadece dönerken arabanın kaputuna sıkıştırılmış bir zarf buldum. Sen baksan daha iyi olur.’’ Zarfı uzattı. Sinirden titreyen parmaklarımla zarfı açtım. ‘’Her anlaşmanın bir bedeli vardır. Anlaşma bozulursa bunun bedeli çok daha ağırdır. Bu sadece uyarıydı. Asıl şimdi başlıyoruz Soykan. Sevdiklerinle vedalaş.’’ K. ‘’Kimmiş Sarp Bey?’’ İsim bir hırıltı gibi çıkmıştı ağzımdan. ‘’Kara.’’ ‘’Böyle bir şeye nasıl kalkışabilir ki? Sizi nasıl karşısına almaya cesaret edebilir?’’ ‘’Aklından ne geçiyor Sarp?’’ Kağıdı buruşturup çöp kutusuna fırlattım. ‘’Hiçbir şey.’’ ‘’Nasıl hiçbir şey? Öyleye duracak mıyız yani?’’ ‘’Sadece bekleyeceğiz Aras. Her şeyin bir zamanı var.’’ ‘’Sarp Bey, kızınızın hayatı artık daha da tehlikede. Onun için ne yapmayı düşünüyorsunuz?’’ ‘’Ne öneriyorsun Umay?’’ ‘’İsterseniz... ailenizin yanına...’’ Elimi sertçe masaya vurduğumda sıçramıştı. ‘’Sakın, Umay. Sakın bir daha ailemden bahsetme!’’ ‘’Özür dilerim, ben sadece Arya’nın iyiliği için...’’ ‘’Emin ol onun iyiliğini ben herkesten daha çok düşünüyorum. O yüzden bana akıl vermeyi kes.’’ ‘’Bakın, bana istediğiniz kadar kızabilirsiniz, ama ben yıllardır bu aileye hizmet ediyorum. Arya’nın tehlikeye girmesini istemiyorum. Onu burada tutmanız çok riskli, farkında değil misiniz?’’ ‘’Umay, yeter. Sarp’ın bir planı olmasa böyle davranmaz. Tanımıyor musun onu?’’ ‘’Aras Bey, bari siz bir şey söyleyin. Bugün arabaya saldırdı, peki ya yarın? Ya da sonraki gün? O adamın ne zaman ne şekilde saldıracağını bilmiyoruz. O zaman ne olacak peki?’’ ‘’Yeter dedim, kesin artık! Arya burada, benim yanımda kalacak. Gözümün önünde. Hiçbir yere gitmiyor. Konu kapandı. Umay sen yarınki toplantıyı organize et. Çıkabilirsin.’’ Söylediklerimden memnun olmadığı her halinden belli olsa da bir şey diyemiyordu. Başıyla onaylayıp odadan çıktığında Aras’a yöneldim. ‘’Aras, gözün Umay’ın üzerinde olsun. İşleri fazla kurcalıyor.’’ ‘’Merak etme, sıkıntı çıkmayacak. Sen ne planlıyorsun?’’ Derin nefesimi bıraktım. ‘’Çok şey. Ama şimdilik onun sıradaki hamlesini bekleyeceğiz. Sonra onun için çok güzel bir sürprizim olacak. Bu arada evdeki güvenliği artır. Benden habersiz kuş uçmayacak.’’ ‘’Tamam, sen merak etme.’’ Kurumuş kanla kaplı kolunu işaret ettim. ‘’Doktoru çağıralım da koluna bir baksın.’’ ‘’Önemli bir şey değil. Ben hallederim.’’ ‘’Aras aklıma gelmişken, senden bir şey daha isteyeceğim. Karsu’nun kardeşini takip eden adamlarına bir sor bakalım, ne durumdaymış.’’ ‘’Neden? Kafanı kurcalayan bir şey mi var?’’ ‘’Sadece tedbir. Karsu bir süredir konuşamadığı için merak edip duruyor. En azından ben iyi olduğunu bileyim de, bir şekilde ona da söylerim.’’ ‘’Tamam, ben çocuklarla konuşur haber veririm sana. Çıkıyorum ben, sonra görüşürüz.’’ ‘’Dikkatli ol.’’ Aras çıktıktan sonra vücudumu gerdirip rahatlamaya çalıştım. Arya’ya bir şey olsaydı ne yapardım bilmiyorum. Bunu düşünmek bile yeterince geriyordu zaten. Ya Karsu? Bu kadarcık zaman içinde nasıl böylesine önemseyeceğim biri haline gelmişti? Kendime şaşırıyordum bazen. Mümkün değil, aşk değildi hissettiğim. Aşk adamı değildim ben zaten, olamazdım. Öyle bir kılıf yoktu bende çünkü. Benim yaşadığım bu dünya, içinde aşkı barındıramayacak kadar karanlıktı ve bende aşka yer verebilecek bir kalp yoktu. İçimdeki Azrail’in tırpanı kanla kaplıydı çünkü. Böyle bir adamdım ben. Sevgi, aşk nedir bilmez, ama tek bir an düşünmeden can alabilen. Değer verdiklerimi bu karanlık dünyadan uzak tutmak için de ne gerekiyorsa yapacaktım. Canımı ortaya koymam gerekse bile.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD