Ashley acele ile banyoya girdi. Hande donmuş gibi aynaya bakıyordu. O da kafasını aynaya çevirip yazıyı okudu. Yutkundu. Evlerine kim girmişti? Ve neden girmişti?
"K-kim yazdı bu?" Ashley'nin zayıf olan türkçesi daha da kötüleşmişti.
"Ashley, eve nasıl girdi? Sen neredeydin!? Nasıl görmedin!?"
"Görmemem imkansız! Bilmiyor. Üstüme gelme! "
Hande bornozunun ipini sıkıp ellerini başının arasına aldı. Yazıyı tekrar okudu.
Kim olduğunuzu biliyorum!
Ashley Hande'yi banyodan çıkartıp odaya götürdü. Vücudu buz kesmişti. Aklına üşüşen birkaç birşey vardı.
"O gece. Arkamda ayak sesi duymuştum. Yani bir adamla öpüşmüştüm ya hani. O zaman ayak sesi duyduğuma eminim. Biri bizi takip ediyor."
Ashley içten içe bir dehşete kapılmıştı ama Hande'yi korkutmamak için birşey diyemiyordu.
"Sen emin mi?"
"Evet kesinlikle. O zaman önemsemedim ama arkamda ayak sesi duyduğuma eminim."
Bu, çok korkunç birşeydi. Evlerine, hatta banyolarına kadar birisi girmişti. Ruhları bile duymamıştı. Demek ki dişe diş yarışacakları bir düşman çıkmıştı karşılarına. Madem öyle onlar da bu oyunu oynayacaktı. Kuralsız bir şekilde.
Ne demişler.
Aşk ve Savaşta herşey mübahtır.
*****
"Merhaba. Ben geçen gün kitabımın örneğini bırakmıştım. Kabul edildi mi acaba?"
"Kitabınızın ismi neydi?"
"Masum Serseri"
Hande duyduğu isimle yüzünü buruşturdu. O klişe kitabın yazarı buydu demek ki.
"Şöyle oturur musunuz?"
Karşısındaki kız karşısına oturunca Hande konuştu.
"Beni yanlış anlamayın lütfen ama kitabınız gerçekten çok sıradan. İnsanları çekecek bir unsur yok içinde. Yapılmamış şeyler daha güzel inanın."
"Yani siz kitabımın kötü olduğunu mu söylüyorsunuz?"
"Konu klişe, kurguda mantık hataları var, gerçek hayattan çok uzak ve Türk kültür ve geleneklerine aykırı. Kötü demek isterseniz evet kötü."
Karşısındaki Kadın ayağa kalkıp sinirli bir şekilde kapıya doğru gitti. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diye boşuna denmemiş.
"Hikayem çok iyi yerlere gelecek ve bunu göreceksiniz! Kimse benim hikayeme kötü diyemez!"
Kadın kapıyı çarpmadan çıkınca Hande arkasından alaycı bir şekilde baktı.
Böyle berbat bir kitap nasıl iyi yerlere gelebilirdi ki? Saçma.
Hande önünde duran son belgeyi açtığında incelemiş olduğunu gördü ve derin bir nefes aldı. Sonunda işi bitmişti.
Kapıyı birisi tıklatmadan girince Hande Ashley'nin olduğunu anlayarak kapıya baktı. Başka kim cüret edebilirdi ki?
"Benim işler bitti. Gidelim mi?"
Hande eşyalarını masadan toplayıp Ashley ile birlikte iş yerinden çıktılar. Yine bir taksi bulup evin adresini verdiler.
Geceleri de olmasa hayatları sıradanlıktan başka bir şey olmayacaktı. İşten eve, evden geceye.
Ne bir sosyal hayatları vardı ne de başka birşeyleri. Belki bugün kırılma noktasıydı.
Taksi evlerinin önünde durdu. Ücreti ödeyip arabadan indiklerinde evlerinin önünde sivil bir polis aracı durmuştu.
"Eyvah!" Diye mırıldandı Ashley. Birşey olmuştu ve polis onlara gelmişti.
Arabadan inen bir kadın ve bir erkek polis onlara doğru geldi.
"Hande Erçel ve Ashley Wilden siz misiniz?"
"Evet." Diye kendinden emin bir şekilde yanıtladı Hande.
Kadın polis yüzünde tek mimik oynatmadan konuştu.
"Bayanlar ifadenizi almamız gerek. İçeri geçebilir miyiz?"
Kızlar rahatsızca onları içeri ağırladı. Hande şuan da erkek polisi birine benzetiyordu. Hem de acayip şekilde.
Salona girip oturduktan sonra Hande çaktırmadan adamı kesiyordu. Bu adamı nerede görmüştü?
"Hande hanginiz?" Erkek polis kaşlarını çatarak kızlara baktı.
"Benim. Olayın ne olduğunu anlatırsanız seviniriz."
"Bayanlar, geceleri ne yapıyorsunuz?"
Ashley'nin başından aşağı kaynar sular dökülmüştü. Kim görmüştü onları!?
"Ahaha, normal insanlar gibi uyuyoruz. Siz ne zannetmiştiniz?" Hande inandırıcı olmak için bir kez daha güldü. Şuan korkudan titrediğini belli etmemek için üşüyor numarası yapıyordu
Erkek polis lafa karışıp konuştu.
"Bazı görgü tanıkları sizin geceleri maskeli şekilde dışarı çıkıp sokak işlerine katıldığınızı söylediler. Doğru mu?"
"Yok artık! Birde maskeli. Marvel'de yaşamıyoruz dünya burası. Hem buna nasıl cesaret edebiliriz ki?"
Kadın polis Ashley'yi süzüyordu. Yakalanmalarına ramak kalmıştı ve Hande işi kurtarmaya çalışıyordu.
"Aman Tanrım! Kim böyle bir iftira atabilir ki? Biz kendi halimizde editörüz."
"Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler. Size de böyle değişik bir iftira atılması ilginç açıkçası."
Ashley sahte sinirle ayağa kalkarak polislerin yanına gitti.
"Elinizde hiçbir kanıt yok ve bizi suçsuz yere suçluyor! İhbarı yapanı derhal öğrenmek istiyor!"
Polisler ayaklanınca Hande'de Ashley'nin yanına geldi.
"İhbar isimsiz yapıldı. Zaten öğrenemezsiniz de. Ayrıca biz işimizi yapıyoruz!"
Ashley alaycı bir şekilde dudaklarını büzdü.
"İşinizi yaptığınız için mi 12 yaşındaki çocuklar uyuşturucu kullanıyor!?"
Bayan polis sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak nötr durmaya çalışıyordu ama beceremiyordu.
"Elbette her yere yetişmemiz mümkün değil. İşte bunun için ihbar denen birşey var. Şimdi ifadelerinizi yazıp gideceğiz. Eğer izin verirseniz!"
Ortamın gerginliği her iki tarafı da rahatsız ediyordu. Hande hâlâ daha polise çaktırmadan bakıyordu.
İşte şimdi hatırlamıştı!
Bu polisle dövüşmüştü!
"Önce polis kimliğinizi görüp sonra kendinizi tanıtmanız gerekmez miydi?"
Erkek polis sabrının taşmaması için ağzını açmıyor gibi görünüyordu. Ama garip bir şekilde o da Hande'ye çaktırmadan bakmaya çalışıyordu. Yoksa o da mı tanımıştı!
Kimliklerini çıkartarak gösterdikten sonra kendilerini tanıttılar.
"Ben komiser Gamze Birant."
"Başkomiser Burak Deniz."
Adam oldukça soğuk görünüyordu. Ama onun da bakışları tuhaftı. En çok ta Ashley'nin dikkatini çekmişti.
Gizli bakışmalı birkaç dakikadan sonra Gamze komiser belgeleri imzalamaları için uzattığında, Ashley ve Burak komiser göz göze geldi. Bu adam da garip birşeyler vardı.
"Şehir dışına bir hafta için çıkmayın. Tekrardan ifade için çağrılabilirsiniz."
Hiçbir şey demeden kapının oraya gittiler. Hande ve Ashley çıkmalarını beklerken Ashley evden gitmelerini söylemek için yanlarına giderken Gamze Komiserin koltuğun altına böcek yerleştirdiğini gördü.
İşte şimdi kazanmışlardı!
Ashley kapının oradaki yerini alırken, Polisler salondan çıkıp, çıkış kapısına doğru yöneldiler. Evin havası değişmişti.
Önce Gamze Komiser evden çıkarken, Burak komiser kaşlarını çatarak tekrar Hande'yi süzmüştü. Ağzını kıpırdatıp birşey diyecekken vazgeçip evden çıkmıştı.
Kapıyı kapattıklarında, Ashley Hande'nin pot kırmaması için eliyle ağzını kapadı. Hande ne oluyor diye çırpınırken Ashley kulağına eğilip söyledi.
"Salona böcek yerleştirdiler."
Hande şaşkınlıkla gözlerini açıp Ashley'ye baktı.
"Ciddi misin?"
Ashley kafasını sallayıp onu salona yönlendirdi.
"Ya ben inanamıyor hâlâ. Resmen haksız yere suçlandık!"
"Evet ama, ben merak ediyorum. Acaba o sokakta dolaşan kişiler kim? Hatta bizi haksız yere ihbar eden şerefsiz!"
Ashley koltuğun altına eğilip baktı. Işığı yanıp sönen bir tane böcek vardı. Eliyle aldıktan sonra Hande'ye gösterdi.
Ashley mutfağa giderken Hande'de onu takip etti. Ashley tencere çıkartıp içine su doldurdu.
Hande ne yapacağını anlamıştı. Hem konuşarak hem de ocağın altını açarak imha operasyona başladılar.
"Ben iftiraya uğramaktan hiç hoşlanmıyor. Berbat bir duygu!"
Tencerenin içindeki su fokurdayınca Ashley eline tekrardan böceği alıp sinsice sırıtarak Hande'ye baktı. Dikkat çekmemek için Hande tam konuşurken böceği fokurdayan suyun içine attı. Tencerenin kapağını kapatıp mutfaktan çıktılar.
"Hande sen de gördü mü? Burak komiser senden gözlerini alamadı. Böyle gizli gizli bakıp durdu sana."
"Evet farkettim. Ama daha vahim bir durum var. O Burak denen adam geçen bizi kovalayan ve benim yumruk yumruğa dövüştüğüm adam!"
Ashley gözlerini belertti. İnanamıyordu.
"Bugünkü kaçıncı şokum bilemiyorum. Peki ya o da seni tanıdıysa. Aman Tanrım!" Diyerek cırladı Ashley.
"Sanmıyorum. Ama olabilir. Yine de kanıt yok. Şu aralar dikkat çekmemek gerek. Polislerin gözü üzerimizde."
"Şimdi evden gizlice ayrılacağız. Büyük ihtimalle bizi gözetleyecekler. Bir yer ayarlayıp geceye kadar orada duracağız. Sonra gece yine ortalığı birbirine katacağız."
Hande'nin fikri tam tersi olsa da bu ona daha mantıklı gelmişti.
"Ya polisler eve baskın yaparda bizim burada olmadığımızı görürlerse o zaman ne yapacağız? "
"Onu bilmiyorum. Ama baskın yapma gibi bir hakları yok."
Ashley ve Hande sıkıntılı bir şekilde nefes aldılar. Dikkat çekmeleri kötü olmuştu.
"Peki ya bizi bilen kişi kim? Şuan da en büyük düşmanımız o. Eğer banyoya kadar girebildiyse çok büyük bir düşman."
"Öyle. Ama şimdi düşünmekten daha önemli işlerimiz var. Hazırlan hadi. Ben hemen kapıları kilitliyor."
Ashley kapılaları kitlemeye giderken eline bir tane sandalye aldı. Kapıyı sonuna kadar kilitledikten sonra sandalyeyi sağlam şekilde kapının önüne yerleştirdi. Bu onlara az da olsa zaman kazandırırdı.
Hande kısa süre içersinde odadan siyahlar içinde çıkınca Ashley ile birlikte acele şekilde ayakkabılarını giyip balkona çıktılar.
"Kimse yok." Diye fısıldadı Hande.
Balkondan ikisi de özenli bir şekilde aşağı inip iki metrelik boşluğa atladılar. Hande'nin ayağı sızlasa da şuan bu önemli değildi.
Maskelerini takıp evin zıt yönüne doğru gittiler.
Koşarak evden uzaklaştıklarında etraflarında kimse yoktu. Hızlı bir şekilde ara sokaklardan dikkat çekmeden istedikleri adrese kısa sürede vardılar.
Ashley'nin tırmanma özelliği vardı. Pensilvanya'dayken dağa tırmanma ile uğraşıyordu.
Ashley duvarların çıkıntılarına basarak tırmandığında Hande'ye yardımcı olmak için elini uzattı. Hande'de tırmandıktan sonra binanın çatısına çıkıp etrafı süzdüler.
"Sağdaki bina. Oraya atlayacağız."
"Ne! Nasıl yapacağız o kadar?"
"Binalar yakın. Koşup atlayacağız. Ama adamlar sese gelip ne oluyor diye bakabilirler. Ona göre." Ashley dediği binaya doğru yakınlaştı. Oradan oraya atlamak imkansızdı. Ama Hande'ye göre.
Şuan da olduğu binanın en uzağına gitti. Hande birşey olmamasını umuyordu.
Ashley koşarak karşı binaya atlayınca Hande o kadar da zor olmadığını farketti. Şimdi sıra ondaydı. Gitti gitti. Hızlıca koşarak binaya atlayınca ayak bileğinin burkulduğunu hissetti.
"O nasıl bir atlayış Hanna! İyi misin?"
Hande iyiyim dercesine kafasını salladı. Yukarı çıkan merdivenlerden ses yükselince Hande ve Ashley merdivenlerin arkasında durup yukarı çıkan kişiyi beklediler. Adam onları farketmeden çatıya çıktı.
Hande arkasından adamın boynunu çevirerek bayılmasını sağladı (sonucu normalde ölüm!! Denemeyin!)
Merdivenlerden birlikte aşağı inerek koridordan onlara doğru koşan adamların karnına sert bir şekilde diz atarak yere devirdiler. İlerideki yol ayrımından Hande sağ Ashley sol koridora girecek şekilde gittiler.
Hande karşısına tabanca ile çıkan adama koşup suratına yumruk attı. Adam inanılmaz bir şekilde etkilenmeyerek Hande'nin saçından tutarak kafasını duvara vurdu. Şuan canı o kadar yanıyordu ki.
Kendini toparlayıp adamın elini saçından kurtarıp adamın özel bölgesine atabildiğinin en sert şekilde tekme attı. Bu sefer adam yere yığılmıştı.
"Canımı yaktığın için seni öldüreceğim!"
Hande adamın tabancasını alarak topuğuna iki el ateş etti. Adam acı ile kıvranırken tabancayı kafasına vurarak bayılttı.
Yoluna tabanca ile devam ederken karşısında bir kadın gördü. Tam vuracakken Ashley olduğunu farketti. Az daha onu vuruyordu!
"Hanna çabuk buradan çık!" Diye bağırdığında Hande hemen kırmızı kalem çıkartıp duvara kocaman harflerle birşeyler yazdı.
"K3R1"
Ashley'nin zıttı yöne giderek çıkış için çatıyı kullanmaya karar verdi. Büyük ihtimalle burayı polisler sarmıştı bile.
Çatıya çıkış yerine gelip hızlı şekilde merdivenlerden çıktı. Şimdi tekrar atlaması gerekiyordu.
Aşağıdan polislerin telsiz seslerini duyabiliyordu. Ashley'nin yakalanmayacağına emin olduğu için içi rahattı.
Başı berbat şekilde ağrıyor, ayağının üstüne nerdeyse basamıyordu. Ama atlamak zorundaydı.
Çatının diğer ucuna giderek koştu, ve atladı. Bu atlama daha berbat olmuştu. Nerdeyse ayağını hissetmiyordu. Çünkü üstüne atlamıştı.
Acıyla kıvranarak ayağını tuttu. Bugün nasıl bir şansı vardı böyle! Kesinlikle polislere yakalanacaktı!
Ayağının üstüne bastı. Acıyordu hem de çok kötü şekilde. Ama mecbur buradan inip kaçması gerekti.
İnmek için çıkıntılar bulup elleriyle destek vererek hem ayağının acısını boşvererek basmaya çalışıyor hem de eldivenli olmasına rağmen ellerine diken batıyordu.
Zor bir şekilde aşağı inince sol ayağının üstüne atlayarak yerle buluştu. Eldivenlerinin üstünden dikenleri temizleyip yoluna devam etti. Şimdi buradan dikkat çekmeden kaçması gerekti.
Evin yönüne giderken arkasından bir elin ağzını kapatarak onu diğer eliyle kavradığını hissetti.
İşte şimdi bitmişti...