3.Bölüm "Zenginlik"

1560 Words
3.Bölüm “Zenginlik” Acar Kılıç.. Üniversite okuduğum yıllarda eve yürüyerek gidip geliyordum. Fakir bir aile değildik. Orta halli kendi halimizde yaşayan bir aileydik. Annem babam severek evlenmişler çokda güzel bir karı koca hayatları vardı. Birgün evlenirsem hep anne babamınki gibi bir evliliğim olsun isterdim. Okuldan eve gidiyordum bu yürüyüşler çok iyi geliyordu bana. Kafamı boşaltıyordum. Caddede yürürken boğuk boğuk seslerin geldiğini duydum. Ne olduğuna bakmak için sesin olduğu yöne doğru ilerledim. Dar bir sokağa çıktım sonra biraz daha ilerleyince çöp konteynerleri arasında iki adam bir olmuş bi kızı dövüp zorla sahip olmaya çalışıyordu. Nevrim döndü ve nasıl atılıp o adamları orada dövdüm hatırlamıyorum bile. Zaten kafaları güzeldi dövüp bıraktım, kız baygındı. Yanında çantası duruyordu açıp içine baktım kimliğinde Azra Yalçın yazıyordu. Ambulans ve polisi aradım kızın adını verdim, bulunduğumuz yeri tarif ettim. Bende başında bekledim. Polis ambulans yerine 3 tane siyah araç geldi içinden bir sürü adam çıktı. Bi tanede babam yaşlarında bir adam çıktı diğerlerine işaret edince adamlar yerde yatan kızı almak için hamle yaptı. Önlerine geçtim ‘kimsiniz dokunmayın polise haber verdim’ dedim. Yaşlı adam bana doğru geldi ve; “Babasıyım, olay polise veya basına yansımamalı” “Nerden bilebilirim babası olduğunuzu, hadi kızı öldürmek için götürüyorsanız” dediğimde yüzüme uzunca baktı. Diğer adamlara işaret verdi. Yerde baygın yatan iki adamı silahla vurdular yaşlı adama baktım bana kart uzattı, “Babası Altay Yalçın'ım ben Yalçın holdingin sahibi. Kızın adıda Azra Yalçın.. İçine sinmiyorsa gel benimle” “Kızın güvende olduğundan emin olmak istiyorum” dedim ve adamlara izin vermeden ben kucakladım yerdeki kızı. Gösterilen arabaya yatırdım ön koltuğa oturup onlarla beraber bende gittim.. Denize sıfır bir yalıya geldik. Kızı yine ben taşıdım. Gösterilen odaya yatırdım. Tehlikeli bir durum yok gibiydi adının Altay olduğunu söyleyen adam beni çalışma odasına çağırdı. Gittim büyükçe bir masada oturuyordu. Karşısını işaret etti, oturunca konuşmaya başladı; “Acar Kılıç, 23 yaşında işletme mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisisin. Okulun da reisiymişsin aynı zamanda. Aferim evlat duruşun tavrın hoşuma gitti. Kızım için yaptıklarına teşekkür ederim ama şimdi konuşacaklarım kulağına küpe olsun. Böyle fırsat her zaman insanın ayağına gelmez” deyip gerçekten de insanın ayağına gelmeyecek bir fırsat sundu bana.. Kızı gece kulüplerinden çıkmayan içip içip partilerde gezen bomboş bir insanmış ve defalarca eve bu şekilde geldiği olmuş. Böyle bi kızı ancak benim gibi biri dizginlermiş. Karşılığında kendi işimi kurmam için sermaye vereceğini söyledi. Kabul ettim.. Hayalim kendi holdingimi kurmaktı ve bu fırsatı kaçıramam dedim. Kızın nasıl birşeye benzediğini bile bilmiyorum ama idare ederim dedim içimden. Annem babam normal evlilik olduğunu bilecek diye adamı tembihledim çünkü asla kabul etmezlerdi. Nişanlandık hemen ve sonra okulum bitince evlendim Azra ile. Oldukça esmerdi. Kaşı gözü saçı teni esmer zayıf ama uzun boylu bir kızdı. Topuklu giyince benimle aynı boya geliyordu nerdeyse. Evlendikten iki ay sonra aslında pişman oldum ama hep idare ederim diye geçiştirdim. Kendi işimi kurdum. Önceliğim hep ithalat ihracat oldu. Al sat üretmekten daha çok kazandırır her zaman. Kısa zamanda taşımacılık sektöründe hızlıca büyümüşüm hatırı sayılır filom olmuştu. Sonra birgün takım elbiseli 3 4 adam geldi ve Şah seni istiyor dediler. Gittim, zaten gelir misin diye rica etmemişlerdi. Şah dedikleri adamın mekanına gittiğimde olayın aslını anladım bile. Taşımacılık işinde başarılı olduğum için bana bu alemde masa da yer vereceklerini söylediler. Değerli madenleri benim gemilerim oradan da tırlarım ile ülkeye sokacaktım. Sistem de Şah olmak için elinin güçlü olması ve masadaki diğer 7 kişinin onayının alınması gerekiyormuş. Sadece tek lider Şah.. Başka kimsenin söz hakkı yok.. Hoşuma gitti ama aklıma geleni kabul ettirmem gerekiyordu.. Şah dedikleri adama bakıp; “Tek şartla teklifini kabul ederim. Beni Vezir ilan edeceksin.. Bunun karşılığında bende kendi kurallarım doğrultusunda masanıza otururum. Uyuşturucu, organ kaçakçılığı, kadın ve mülteci işine asla girmem. En değerli olanı taşırım. Başına bir iş gelirse zararı itiraz etmeden ben karşılayacağım. Tahmin edersiniz ki böyle durumda itibar dışında kaybedeceğim maddiyatta var. Masada yerim garantili olmalı” Adam hem şaşırdı hem hoşuna gitti ve; “Akşam 7 de, Cihangir Otelin en alt katında hazır ol” dedi. Çıkarken adresi verdiler.. En fazla 5 katlı sıradan bir oteldi. Ama yerin altına doğru 2 kat daha varmış ve asıl olaylar buradaydı.. O akşam toplantıda Şah beni Vezir ilan etti ve ben ölünce yerime geçecek kişi diye takdim edildim. Mırıldananlar olunca; “Zekası sizi de yerinize geçmek için bekleyen veliahtlarınızı da 3 e katlar. Sistemin daha sağlam ve güvenilir ilerlemesini istiyorsanız kararımı kabul edin. Herkes karlı çıkacak bu işten” deyince kabul ettiler.. Öylede oldu değerli madenleri ve yükte hafif parada ağır ne varsa taşıdım masa için. Elektronik eşyalar ve değerli madenler bunun başındaydı. Petrol ve hammadde işinede girince aniden hem piyasada hem masada varlığım ses getirdi. Üç sene bu şekilde devam etti sistem. Birgün yine Şah beni çağırdı ve gittim. Bu üç sene içinde onu öldürmemi suikast düzenleyip suçu başkasına atmamı beklemiş ama benden 3 senedir böyle bir hamle gelmeyince şaşırmış.. Gülümsedim; “Sabırlıyım, ecelinle ölmeni beklerim Şah merak etme” dediğimde o da güldü ve; “Ölmemi bekleme, emekli oluyorum. Çekiliyorum masadan. Artık Şah sensin” deyip beni şaşırttı ihtiyar kurt.. Aynı gün akşam ilan edildi benim Şah'lığım. Tek isteğim masanın üyesi olan ve tekstilde krallığını ilan eden Adanalı Bulut Kurtuluş'un sağ kolu Mirza Hanzade oldu. O günden sonra benim sağ kolum olarak yanımda yer aldı.. Holdingimi büyüttüm. Masaya güvenip sadece onlarla iş yapacak değildim. Son iki yılda nerdeyse ülkenin ekonomisine yön verecek durumda olmuştu şirketim. Azra’ yıda 5 senedir idare ediyordum. Kendi halinde sosyal medyada takılıyordu. Tek isteğim hamile kalmaması olmuştu. 3 ayda bir iğne yaptırıyordum. İşimi şansa bırakmadım her zaman ben götürüp yaptırırdım. Annesi her ne kadar çocuk için baskı yapsada oralı olmadım. 29 yaşında başarılı gözü kara zengin ve güçlü olmuştum. Hem lider hem patrondum.. İçimde halletmem gereken bir iş varda sanki hep unutmuşum gibi bir hisle günlük rutinlerimi yapıyordum. Sürekli Mirza'ya var mı unuttuğumuz birşey diye sorup teyit ettiriyordum ama o hayır patron unuttuğumuz bir iş yok diyordu.. Vardı aslında ama ne? Azra'yı arkadaşları ile Paris'e yolladım. Oranın meşhur bir çorbası mı varmış ne canı onu istemiş. Özel jetimi istedi izin verdim. Bende barda kendi halimde takılmaya başladım.. İkinci kadehimi içtiğim sırada; “Aaaaa Acar inanmıyorum bu sensin” diye bi kız geldi yanıma.. Bu kimdi yaa tanıdık gelmedi pek. Yinede pot kırmamak için yönümü ona dönüp; “Merhaba evet ben Acar ama kusura bakmayın tanıyamadım” “Tanımazsın tabi Acar, ben Eda.. Eda Yaman liseden, sen üst sınıftaydın benden. İnci'yle ben aynı sınıftaydık. Hatırladın mı? İnci Karsu” Gençliğim, lise yıllarım film şeridi gibi gözümün önünde canlandı.. “Evet şimdi hatırladım.. Eee ne var ne yok nasılsın Eda” diye başlayan muhabbetin sonunda tüm lise yıllarımı hatırladım.. Sonra yapmam gereken işimin, içimdeki o boşluğun ne olduğunu anladım. Beni üzen ve zorbalık yapanlar kalmıştı arkamda. Onları temizlemem gerekiyordu. Üniversitede o zorbalıklara maruz kalmamak için hızlı giriş yapmıştım. Reis olmuştum, o dönemde öyle şeyler vardı. Ama lisede üzmüşlerdi beni. Eda'ya fazla yüz vermeden bardan ayrıldım. Rezidansta başka hatunla gecemi tamamladım.. Azra ile evliliğim istediğim gibi değildi. Aramızda hep bi soğukluk ve sadece mecburiyet vardı. İlki ben değildim ve gerdek gecesi öğrenmiştim. Hatırlamıyordu bile,çok sarhoşmuş ve bir otelin sahilinde yanında tanımadığı bir adamla uyandığında anlamış. Adam kim Türk mü değil mi onu bile hatırlamıyorum demişti. Ağlayıp yalvardığı için ailesine durumu yansıtmadım. Zaten onlarda kızının yaşam tarzını az çok anlatmışlardı tersi olsa şaşırırdım. Sabah işe geldiğimde aklıma gelenlerin listesini yaptım. Mirza'ya verdim ve bu listedekilerin hayatını karartacaz dedim. Önce anlamadı ama intikam deyince avuçlarının içi kaşındı resmen. Meşgul ve yoğun hayatımın eğlencesi de bu olsun. Arkadaşım dediğim insanların ihanetinin hesabını sormak. Çıkma teklifi ettiğim ama benden daha zengin olduğu için yakın arkadaşım Kaan'la takılan Ece.. İkisinden başladım. Kaan arkadaşım Acar senden hoşlanıyor yanlış olur demeden kızla çıkmıştı. Araştırdım mimar olmuş, artık işsiz bir mimar. Ona İstanbul'da ekmek yok. Gitsin başka yerde düzen kursun kendine.. Ece mühendis ve varlıklı birini bulmuş. Daha zengin gibi gösterdiğim bir adamımı peşine takınca iki haftada mühendisten ayrılıp adamıma koştu ama basit bir güvenlik görevlisi olduğunu öğrendi. Şimdi mühendiste yoktu ortada kaldı. Canımı yakanın canını yakarım.. Bunlar gibi uzayıp giden intikam listem vardı. Toplamda 7 kişi.. Yedinci ve son kişi İnci hanımdı.. En çok ona kırılmıştım adam gibi yüzüme ben sosyal sınıf farkına inanıyorum bizden olmaz dengini bul deseydi belki hiç bu listeye gitmeyecekti. Ama arkamdan konuşup dalga geçmişti benimle.. Dükkanda onu ziyaret ettiğimde o arkamdan konuşan egolu kız gitmiş. Sessiz sakin kendi halinde biri gibi görünen hanım hanımcık biri gelmiş yerine adeta. Holdingimde ki odamda İnci'den alacağım intikam planını düşünürken Mirza odaya daldı aniden; “Noluyo lan” “Patron kusura bakma ama acil durum Giray İnci'yi kaçırmış. Dükkanın önünde ki adamlar haber verdi şimdi. Dün babası kumarda her şeyini kaybetmiş İnci'yi de eski borçlarına karşılık Giray'a satmış” “Siktir!!! Yürü çabuk hangi eve götürdü haber var mı” “Adamlar peşinde hâlâ açığa çıkmadan takipteler, nereye giderse bilgi gelir bize” İkimizde fırladık.. Arabalara binip yola çıktığımızda haber geldi.. Giray aslında sadece kumarhane işletir ama böyle karısını kızını satan olunca genelev işleten kuzenine sermaye olarak kızları verir karşılığında para alır.. Tabi genç kızsa önce kendi üzerinden geçer sonra eve bırakır. Bu düşünce ile dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımıştı.. Baskını yapıp İnci'yi alana kadar öfkem geçmedi. Odaya daldığımda İnci'nin üzerini giyinik görünce rahatladım. Giray benim masamda oturuyordu ve bana itiraz edebileceği bir durumu yoktu. İtiraz etmeden anahtarı verdi ve İnci'yi alıp çıktım evden.. Çok korkmuş rengi atmıştı. Onu çapkınlıklarım için kullandığım rezidanstaki daireme götürdüm. Bırakıp çıktım yanında kalamadım.. Biraz sakinleşmem ve düşünmem gerekiyordu.. Ben bu kızla ne yapacaktım…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD