(7.bölüm) söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

1643 Words
Yol ayrımına yaklaştığımızda ben dörtlüleri kapatıp hızlanınca Furkan da yavaşladı. Enes'te, Furkan'ın yanına gelip dediğim gibi konvoyu düğün salonuna götürdüler... *(Konvoy'dakiler durumu anladıkları için kuyruğu bozmadılar.)* Arkadaşımı köye geri getirdim. Gelinin kız kardeşiyle birlikte eve girip temiz kıyafet giymesine yardım ederken, arkadaşımın makyajının daha fazla bozulmaması için espiriler yapıyordum. "Meryem: Sen ağlarken, su akar yolunu bulur ata sözü aklıma geliyor, selin önüne geleni sürüklemesi gibi göz yaşların da fondoteni alıp götürmüş, otobanda bile yüzündeki kadar şerit yok." dedim. Meryem'in yüzünden son damlalar gülmeyle karışık akınca, önüne oturup ayakkabısını çıkartırken devam ettim, "Biliyor musunuz topuklu ayakkabı, 17.yy da yolları insan ve hayvan dışkılarıyla dolduğu için Fransızlar tarafından icad edilmiş ve o zamanlar erkekler giyermiş, düşünsenize boka basmamak için üretilen bir şeyi şimdi biz tam tersi boka basarken giyiyoruz. Ne kadar ironik değil mi?" deyince Meryem, sinirli bir nefes vererek, "Cansu, yoksa sen hâlâ evliliğe karşı mısın? Dedikten sonra, "Bak güzelim dünyanın kanunu bu; doğar, büyür, çoğalırsın. Evlilikte bizi hayvanlardan ayıran bir şey" deyince, bana bir gülme geldi. "Hahaaayyyyttt güleyim de boşa gitmesin bari!" dedikten sonra kahkaha attım. Beş yıl önce ki travmamın moralimi bozmasını istemediğim için konuyu, tuttuğum tarlatana getirerek, "Tarlatanda 1900lü yıllarda bulunmuş, 1800lerde kadınlar erkeklerin tacizinden kurtulmak için kat kat elbiseler giyiyor, sağlarına sollarına yastıklar koyuyorlarmış, herhalde benim gibi birinin canına tak demiş ki, garibim kendine telleri çepe çevre dolamış. Yani o zamanlar erkeklerden korunmak için yapılan şeyi biz şimdi onlara güzel görünmek için giyiyoruz." Ablasının taytını giymesine yardımcı olan Melek, Meryem'in konuşmasına fırsat vermeden, "Boşver abla ya çeneni yorma, iki yıla kadar aşık olunca görürüz biz onu!" deyince yine alaycı bir kahkaha atarak, "Beni öyle görmeniz için dünyanın tersine dönerek beni tepe taklak etmesi lazım" dedim, Belinden tuttuğu taytı yukarı çekerken Meryem, "Merak etme canım aşık olunca o kişiyi her gördüğünde dünyan tersine dönmüş gibi hissedeceksin, her aklına geldiğinde de tepe taklak olacaksın" dedi. Telefonumu çıkartıp, "Hadi yaa, o dediğini nereden bulabiliriz, fabrikaya özel sipariş mi veriyoruz, internette satışı var mı yoksa onuda mı leylekler getiriyor" dedikten sonra alaycı alaycı kahkaha attım. Melek, ablasının ayakkabılarını giydirmiş önünden kalkarken, "Cansu, kız bir bakmışsın yarın sabaha aşık uyanmışsın haa!" deyip benim tuttuğum tarlatanı ve elbiseyi düzeltirken, "Büyük konuşma, Allah'ım hakkımda hayırlı olanı ver de" deyince bende "hııı, öyle öyle!" diyerek geçiştirdim... ... Meryem'i hallettikten sonra tekrar düğün salonuna doğru yola koyulduk. Furkan, Enes ve Kaan kapıda dikiliyordu. Gelinle damat alkışlar eşliğinde içeriye girerken, Enes, kolumdan tutup kendine çekerek, "Abla az gelebilir misin?" deyince isteksizliğimi belli eden bir bakışla, "Ne oldu?" diye sordum, "Sana bir şey göstereceğim, şu arkaya bir baksana." İçimden, Enes'in Furkan'la bir araya getireceğini düşündüğüm için gitmek istemedim. Enes'te, anlayıp kolumdan tutup çekiştirmeye başladı. Enes'in sürüklemesiyle salonun arkasına geldik. Salonun alt katında kullanılmayan eski eşyaların olduğu bir odanın camının önünde durduk, bana "içeriyi dinle" der gibi bakınca elli, altmış cm genişliğinde ki camdan içeriyi dinlemeye başladım. içeriden cılız bir kedi sesi duyup geriye çekildim, çantamdan telefonumu çıkartıp flaşı yakarak içeriye baktım. Kediyi göremeyince, "Buranın anahtarı yok muymuş" dedim etrafımdaki gençlere bakarak. Kaan, "Abla sorduk, görevli kapıyı açıp gitmiş, akşam olunca temizlikçiler de kapıyı kapatıp gideceklermiş." dedi Yere oturup pencereyi tekmeleyerek açmaya çalışırken arkamdan Furkan ve Taner yaklaştı. Furkan'ın elinde bez ve çekiç vardı. Kolumdan tutup kalkmama yardım ederken, "Sen çekil" dedi. Kendimi toparladıktan sonra Furkan'ın tuttuğu kolumu elinden sıyırıp arkama bulaşan tozları silkelerken, "Camı mı kıracaksın?" dedim Furkan, bezi eline dolayıp çekici aldı, diğer eliyle beni arkasına doğru çektikten sonra çekiçle cama bir darbe vurarak, "Kırdım bile!" dedi. Kırılan camdan elini sokup pencereyi açtıktan sonra yere oturdu. Sırt üstü sürünerek kendini odaya girdirmeye çalışırken Taner yanındakilere hitaben, "Adam sürünüyorum derken ciddiymiş ya laann" deyince Kaan ve Enes kahkaha atmış bende kafamı çevirmeden gözlerimle ters ters bakmıştım. Taner, bakışımdan kurtulmak için görüş alanımın dışına çıkarken, "Desene daha da sürünecek" dedi, tüm şansını zorlayacak şekilde. Furkan, içeri girip flaşla kediyi bularak camdan yukarıya doğru uzattı. Hemen elime alıp, sağına soluna baktım. Kuyruğuna, bacaklarına, kulağına, dişlerine, çenesinin altına bakarken, "Bunun annesi neredeymiş acaba?" dedim... ~~~~~~•... Furkan, tekrar geriye gittiğinde, sandalyelerin arasında açlıktan neredeyse bayılmış anne kediyi görünce bi sandalye alarak duvara dayadı, sonra ellerini sedye yaparak kediyi alıp camdan dışarıya uzattı... ~~~~~~•~~~~~~• Furkan, "Anne bu herhalde, yaşıyor ama çok bitkin" deyince hemen kediyi muayene edip Enes'e, "Benim arabada kedi taşıma kutusu var, getirir misin? Bir de yaş mama!" der demez Enes koşmaya başladı, arkasından, "Mama iki kutu olsun!" diye bağırdım. Furkan, Kaan'ın yardımıyla dışarı çıktı ve yanıma çömelip, kedinin başını okşarken, "İyileşir değil mi?" diye sordu Sesindeki endişeye tebessümle karşılık verdim ve "Önemli bir şeyi yok gibi, yavru emmeye devam ettiği için açlıktan sersemlemiş, karnı doyunca kendine gelir, merak etme." dedim. Kaan ve Taner bizi yalnız bırakınca, Furkan, "Elbise çok yakışmış teşekkür ederim!" dedi sinsi sinsi sırıtarak. Furkan'ın bakışından oyuna geldiğimi anladım. Furkan, aslında bu elbiseyi beğenmişti ama onun beğendiğini almayacağımı bildiği için diğer elbiseyi beğendiğini söylemişti. Bu çocuk ne ara böyle ince hesaplar yapmaya başlamıştı... Ters ters bakarak, "O küçük beyninle benimle oynama, kendine gel. Yanlış sularda yüzüyorsun, pişman olacaksın." dedim Furkan, bir kaşını kaldırıp burnundan nefes vererek, "Ben sekiz yıldır hiç kıyıya vurmadım ki, olduğum yerde kulaç atıp duruyorum. Artık boğuluyorum, ya Can su'yum olur kurtarırsın yada batarım so'num olursun." deyince sinirlenerek, "Saçmalama be doğru konuş!" dedim. Enes, arabadan kutuyu getirince konuşmamız yarım kalmıştı. Önce mamayı yedirip sonra da kedileri kutuya koydum. Birlikte salona girdik, kediyi Meryem'e gösterip biraz kaldıktan sonra müsaade isteyerek oradan ayrıldım. Kediyi eve götürüp iyice muayene ettikten sonra dinlenmeleri için evin altındaki odaya; kum, mama, su ve yatma yeri ayarlayıp odama gittim. Yatağa sırt üstü yatıp tavanı izlemeye başladım, karşımda gördüğüm tavan değil sekiz yıl öncesiydi... Gözlerime bir ağırlık çökmesiyle uykuya daldım. Çok geçmeden yüzümde ılık ılık esen bir rüzgar hissettim, gözlerimi açtığımda Furkan'ı; dizlerinin üzerinde yatağa oturmuş, bacaklarıyla bacaklarımı sıkıştırıp, üzerime düşmemek için elinin tabanından destek alarak tebessümle yüzüme bakarken gördüm. Ellerimle Furkan'ın göğüs kafesinden tutup itmeye çalıştım ama Furkan o kadar ağırdı ki üzerimden atamıyordum. Elimle göğsüne vurarak, "Sen içeriye nasıl girdin" dedim "Cam açıktı oradan girdim. deyince esintinin nereden geldiğini de anlamış oldum "Aptal kalk, hemen defol git biri görecek!" derken yine aileme rezil olmaktan korktum "Merak etme, herkes salonda. Kimse görmez sadece sen ve ben varız." "Furkan, lütfen git. Lütfen." Furkan sustu, ağırlığını sol koluna vererek üzerime yatıp sağ eliyle saçlarımı okşamaya başladı. Hızlı hızlı kesik kesik nefes alıyordum ama bu Furkan'ın üzerime yaptığı baskıdan dolayı değildi emindim. Nedenini bilmediğim şeyden dolayı midem bulanıyor ama kalkmakta istemiyordum. Furkan'ın bakışlarından beni öpeceğini düşündüm, derin bir yutkunmadan sonra "Furkann!" dedim "Furkann yapma!" ama Furkan kararlıydı, gözlerini kapatıp bana yaklaştı... Öncesinde engel olmaya çalıştığım ellerimi Furkan'ın boynuna dolayarak gözlerimi kapattım, Furkan'ın nefesini dudaklarımda hissettiğim anda dışarıdan bir ses duydum. "Abla, ablaa, ablaaa!" "Eyvah yakalandık." diyerek aniden gözlerimi açtığımda karşımda Derya'yı gördüm... ... Beni uyandırmaya çalışıyordu. "Ablaa, iyi misin? derken birden yattığım yerden doğruldum, sağa sola bakındım. Furkan yoktu, rüya görmüştüm. elim; hâlâ bulanan midem ile göğüs kafesim arasında masaj yaparak hissettiğim o tuhaf şeyin kaybolması için uğraşıyordum... Derya tekrar, "Abla iyi misin?" deyip masadaki sürahiden bir bardak su alarak bana uzattı. Elim titreyerek bir yudum aldıktan sonra bardağı geri verirken, derin bir nefes alarak, "iyiyim, kabus gördüm herhalde" dedim. Derya, bardağı masaya koyup kalkmama yardım etti, Yüzümü yıkamak için odadan çıktım... ~~~~~~•... Ablası çıkınca Derya yatağa oturup arkasından bakarken, "Demek eniştemizin adı Furkan." deyip gülümsedi... ~~~~~~•~~~~~~• Lavaboda yüzümü yıkayıp kafamı kaldırdığımda karşımda duran Cansu'yu afallamış olarak gördüm. Kendime bir iki tokat atarak, "Aptal, iki güzel söze mi kanacaksın, seninle alay ediyor anlamıyor musun? Aklı sıra aşık olmuş gibi yapıp sana ders verecek gör ve kendine geell. Ne istiyorsun haa, beş yıl önce ki salak Cansu mu olmak istiyorsun." deyip tekrar yüzümü sert sert tokatlayarak yıkadıktan sonra çivideki havluyu elime alıp elbisemi çıkartmak için odama geldim... Derya'yı gülümseyerek bakarken görünce, bende gülümsemeyle karışık merakla, "Nee?Neden öyle bakıyorsun?" diye sordum. Derya, gülümsemesini sürdürerek, "Abla yüzün al al olmuş, makyaj yapsan bu kadar güzel durmaz!" deyince elimdeki havluyu atarak, "Çok konuşma kız kalk şunu as!" derken, saçlarımı öne almış fermuarımı açmaya çalışıyordum. O sırada derya ayağa fırlayıp, "Dur dur ne yapıyorsun?" diyerek elimi tuttu Dudaklarım seğirerek "Üzerimdekini çıkartacağım!" deyince Derya engel olarak, "Olmaaazz!Çıkartamazsın!" dedi "Nedenmişş?" dedim gözlerimle de cevabı bekler gibi bakarak "Ablaa, klâsik her düğün sonrası genç toplanmasına gitmeyecek miyiz?" deyince bana bir rahatlama gelmiş gibi, "Haa o muuu, bende bir şey var zannettim, ben gitmeyececeğim" dediğimde Derya, sanki bunu bekliyormuş gibi ellerini yüzüne kapatıp ağlamaya başladı... Derya'nın yanına oturup ellerini yüzünden çekerek susturmaya çalıştım. "Derya, ne oldu. Neden ağlıyorsun?" Derya, ağlamasını sürdürerek, "Bu benim ilk genç toplanmam olacaktı, annem bu zamana kadar hep, "Ablan bir zamanlar gitti de ne oldu, kesin o gecelerden birinde bir şey oldu o yüzden bir daha gitmeyip köyden kaçtı diyor. Ben gitmek isteyince babam da 'ablan giderse sende git yoksa boşver' dedi. Keşke büyük ben olsaydım, sana olan bana olsaydı, yükü de sen çekseydin" deyince alaycı bir gülüşle, "Bu mu yaanii? Tamam susta gidelim ama sakın benim yerimde olmak için dua etme, içimde mücadele ettiğim şeyleri bi bilsen bütün derdim genç toplanmasına gitmemek olsaydı derdin." deyince Derya boynuma sarılıp yanaklarımdan öperek duvarda asılı sazı eline aldı... O kadar da değil diye itiraz ederek, "Bu gece o kalsın hiç havamda değilim." dedim Derya, yine yatağa oturup dudak büzerek, "İyi de, bana ablan sazıyla türküsüyle gelmeyecekse boşuna gelmeyin dediler" deyince, burnumdan sinirli sinirli nefes verirken, dudaklarımı da kan akışını kesecek sıkıştırıp bıraktıktan sonra, "Onu kimlerin söylediğini çok iyi biliyorum ama neyse, hadi bakalım.Yaptık bir şey elimiz mahkûm cezasını çekeceğiz" dedikten sonra kapıya doğru ilerledim... Kapıya çıktığımızda Furkan ve Erkan'ı bizi beklerken buldum. Furkan'ın sazı gördüğünde gülümseyişi gözümden kaçmamıştı... Arabaya yaklaşınca Furkan, "Kediler nasıl?" diye sordu. Odaya doğru bakarak, "İyiler, dinleniyorlar!" dedim. Derya'da Erkan'a, "Zahmet oldu, biz gelirdik" deyip gülümseyince Erkan'da, karşı gülümsemeyle, "Olur mu Derya, benim çocukluğum Cansu ablanın sesini duyacağım günün hayali ile geçti. Ne kadar heyecanlıyım bir bilsen" deyince sadece Furkan'ın duyacağı şekilde "Çocukluğunu mahvettiğim daha kaç kişi var acaba," diyerek arabaya bindim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD