Zor zamanlar...

1017 Words
~~~~~~• Hastaneye ilk olarak Cansu'yu taşıyan ambulans gelmiş, sağlık çalışanı acil doktoruna bilgi veriyordu... Doktor, Cansu'nun kan grubunu sorunca, yanında çanta olmadığı için bilmediklerini söyledi... Doktor aşırı kan kaybettiğini hemen öğrenilmesini istedi... Cansu'nun tomografisi çekildikten sonra kafasında darbeye bağlı travma olduğu tespit edilip, ameliyata alınmıştı... ~~~~~~•~~~~~~• Biiiippp, Biiiippp, Biiiippp, Biiiippp, Biiiippp, Biiiippp... Sürekli duyduğum bu sese dayanamaz olmuştum... Bu neyin sesiydi... Kalbimin olamazdı çünkü benim bildiğim kalp, güm güm, pat pat, pıt pıt, tık tık diye atardı... Furkan, yine seni seviyorum diyerek gitmiş beni karanlığa boğmuştu, Furkan'ın gitmesiyle düğün yeri bir anda kâbus yeri olmuştu... Furkan'a koşmak istedim ama bir el bana engel oluyor gibiydi... Furkan'ın arkasından çığlık atarak bağırdım... Furkan çığlıklarımı umursamadan gitmişti... Kollarımı tutan şeyi çok merak ediyordum. Beni nereye bağlamışlardı... Zihnim hâlâ bulanıktı, olur olmadık hayaller görüp yine aynı karanlığa çekiliyordum...Bana ne olmuştu... ... Yine o belirsiz karanlık ve boğuk sesler...Yine beni tutup bir şeyler yapıyorlar ama ben sesimi çıkartamıyordum... _"Bırakın beniii, siz kimsiniz, bırakın..." H. A: "Var mı bi değişiklik?" H. B: "Yok maalesef yaa, git gide kötüye gidiyorlar." _"Kim, kim kötüye gidiyor?" H. A: "Yazık yaa, baksana ne kadar genç." H.B: "Evet, ikisi de çok genç. Kızla gelen yirmi yaşına daha yeni girmiş düşün..." _"Kiimm, kim yirmi yaşına yeni girmiş... Furkan mı?" H. A: "Oğuz hoca imzayı almış diyorlar." H.B: "Evet, ikisininde de organları bağışlandı." _"İkisinin de derken, organları derken, bağışlandı derken? Ben yaşıyorum... Ben ölmedim... Duruuuunnn... Bi yanlışlık yapıyorsunuz?.." H. A: "Aileleri ne hâle gelmiştir değil mi? Oğuz hocaya da aşk olsun, insanlar acılarıyla uğraşırken neyin peşine düşmüş." H. B: "Ne yapsın, ikisi de makineye bağlı yaşıyorlar ve hiç ümit yok. Biraz da aileye ümit vermemek için yapıyor bence, herşeye hazırlıklı olsunlar diye..." H. A: "Galiba yaşasa da engelli kalacaklarmış!" H. B: "Evet, çocuk kesin felçte, Cansu'nun daha kim bilir neyi var... Görmeyecek mi, felç mi kalacak uyanırsa belli olacak." _"Ben... Ben sizi duyuyorum... Siz duymuyorsunuz... Bakın, bakın... Elimi kolumu oynatabiliyorum... Bakın..." H.A: "Düşünsene bunların ailesi ne olursa olsun çocukları yaşasın istiyor, diğer taraftan organ bekleyenler ölsün istiyorlar." H. B: "Evet, düşündükçe insan kafayı yer varyaa." _"Ben ölmedim... Ben yaşıyorum... Almayın benim kalbimi lütfen... Sadece ben değil ki, Furkan da onsuz yaşayamaz, o benim gözlerim başkasındayken bakamaz kii, nefesimin sıcaklığı olmadan nefes alamaz kii... Bırakın beniii... Bırakın..." ~~~~~~• Yine sessizlik, yine yalnızlık, yine çaresizlik yine kendini bağlanmış hissetmişlik... Çığlıklarımı duyuramıyordum... Her yerim ağrıyor gibiydi... Tek tesellim Enes'in yaşıyor olmasıydı... Bana ettikleri gibi onun ölmesi için de dua ediyorlardı ama o da yaşıyordu. Bende bu inatla hayata daha çok bağlanıp onun yanına gidecektim ve biz yaşıyoruz, diyecektim... ...H. B: "Gel Yılmaz amca, yavaş... Otuurr... İyi misin?" _"Babaaa!" H. B: "Konuş onunla Yılmaz amca. Dök içini yapma böyle." Y. B: "Beni duyuyor mudur ki?" _"Duyuyorum babaaammm... Duyuyorum..." H. B: "Bilemeyiz ki Yılmaz amca, duyuyordur belki." Sadece babamın ağlama sesini değil, iki eliyle beni tutup elimi öptüğünü de hissediyordum. _"Babaaammm." Y. B: "Yavruuuumm... Güzel kızım..." _"Babaaammm, ağlama!.. Bir evlat annesini babasını ağlarken görmeye dayanamaz... Ağlama nolur?" Y. B: "Kızım, kalk ben yatayım yavrum... Senin bir nefesine ömrüm feda olsun kuzummm." _"Yatma babaaamm...Yatma... sende yatma... Bende kalkacağım... bak, ben yaşıyorum... Hisset beni baba... duy beniii... Hani ben senin ilk göz ağrındım yaa, beni kucağına aldığında tutmayı becerememişsin de babaannem, ver düşüreceksin diyerek kızmış ama sen bağrına basıp kokumu içine çekmişsin, cennet kokulum demişsin yaa, o benim babammm, hisset beni... ben yaşıyorum... Verme kalbimi başkasına... ben ölmedim..." Y. B: "Kızım, yeter artık... dön geri, aç gözlerini...Uyan nolur." H.B: "Yılmaz amca, çıkalım hadi..." _"BABAAA... BABAAA... GİTMEEE... DUY BENİ BABAAA... BIRAKMA BENİ BURADA... KORKUYORUM BABAA...KORKUYORUUMM..." ~~~~~~• H.B: "Gel Seher teyze... Dikkat et serumun düşmesin." _"Anneeemmm!.. Sen mi geldin?.." S.H: "Yavrumm..." Annem beni öpüyordu, hemde sulu sulu... yaşları yanaklarıma damlıyordu... Annem, annem beni ıslak ıslak öpüyordu... Yirmi altı yıllık ömrümde ilk defa annemin böyle sulu öptüğünü hissediyordum... Ve galiba ben ölüyordum... İnanmıştım artık... _"Anneeemm!..Ağlama..." S.H: "Kızım... Kızım... Seni seviyorum... Seni seviyorum... Seni çok çok çok seviyorum..." Biliyordum, annem beni çok severdi ama bunu ölmeden duymak bana huzur vermişti... S.H: "Yavrum, ölürüm önlerinde kızım... Yaktın kavurdun ciğerimi, bittim gayrı dön artık... Dayanamıyorum..." H. B: "Seher teyze yapma böyle, bak yine fenalaşacaksın." _"Anneeeemmm, sana ne oldu... Benim yüzümden hasta mı oldun yoksa... Ben hiç hayırlı bir evlat olamadım anneeemm, kıymetini bilemedim... Affet benii..." S.H: "Bir anaya bu yapılır mı haa...İnsan anasına atasına bunu yapar mı, benim ne günahım vardı hem ana hem evlat acısı çekiyorum." "Annemmm, Annem... Ağlama... Ben ölmedim kii... Ben ananem gibi seni bırakmam kii... Hisset beni, sen hisset, ilk tekmelerimi hissettiğin gibi hisset, karnında hıçkırıklarımı hissettiğin gibi hisset, sağa sola döndüğümde hissettiğin gibi hisset, ilk emdiğimde 'içimden sadece süt değil sanki başka bir şeyde aktı' dediğinde kasdettiğin sevgimi hisset annem... Buradayım annem, zeytin gözlüm dediğin kızın ölmedi, verme gözlerimi anneee..." H. B: "Seher teyzeee, hadi geeell... Daha fazla ayakta kalma. Düşeceksin... Hadi gel yatağına gidelim." _"ANNEEE... ANNNEEEE... ANNEEEEE..." BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... SUSTURUN ŞUNU ARTIK... DAYANAMIYORUM... GİTMEYİN... BENİ YALNIZ BIRAKMAYIIINNN... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP H. B: "Derya'cığım, sakin oluyoruz anlaştık mı?" _"Deryaaa, kardeşim!" D: "Ablaamm... Özür dilerim... Hepsi benim yüzümden... Özür dilerim." _"Kardeşim... Derya'm, neden üzülüyorsun... Neden özür diliyorsun, bak ben buradayım, ölmedim... Bak... o küçücük parmaklarını hissediyorum... Doğduğunda ısırmak istediğim parmaklarını hissediyorum... Biz seninle ders çalışacağız...Sen de benim gibi istediğin bölümü okuyacaksın... Sana matematiği öyle bir anlatacağım kii, hiç sevmediğin dersi seveceksin. Hattaa matematik öğretmeni bile olabilirsin... Ağlama... Lütfen..." BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP... BİİİİPPP Bu sefer son defa karanlığa çekiliyordum, hissedebiliyordum... H.F: "Son durumu nasıl?" H.B: "Hiç bir gelişme yok..." H.F: "Çok yazık oldu yaa, gerçekten..." _"SUSUUUUNNN, CEHENNEM ZEBANİLERİ GİBİ BAŞIMDA KONUŞUP DURMAYIN ARTIK... BEN ÖLMEDİM TAMAM MI... YAŞIYORUM... SİZ KÖRSÜNÜZ, SİZ SAĞIRSINIZ, BENİ DUYMAYAN SİZSİNİZ... BIRAKIN BENİİİ... BIRAKIN GİDECEĞİM BURADAN... DUYUYORUM DİYORUM SİZEEE, ÇIĞLIKLARI DUYUYORUM... BAĞIRIŞLARI DUYUYORUM..." H. B: "Ne oluyor, kapıdaki ses nee?" H. F: "Bilmiyorum kii, bi bakıp geleyim..." _"Bakın size söylemiştim... Duyuyorum... Her şeyi duyuyorum işte... Bırakın benii... bırakın gitmek istiyorum..." H. B: "Ne olmuş Fulya?" H. F: "Sorma yaa, benim hasta bitkisel hayata girmiş, yakınları perişan..." ENEEESSS... ENEEEESSS...ENEEEESSS... ENEEEESSS... ÖLDÜ... ENES ÖLDÜÜÜÜ... ENEEESSS... H. F: "Büşraaa, ne oluyor?" H. B: "Fulyaa, koş... koş doktoru çağır... Koooşşş, hastayı kaybediyoruz... _"___"_____"________"____________________
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD