•~~~~~~•
... Derya, Enes'le Furkan'ın yanına gelip duraksadı... Üçü de şaşkın bir ifadeyle bir birine bakıyordu... Furkan Derya'nın duyduğunu zannedip açıklama yapmak için konuşmaya hazırlanırken, Derya kulağından kulaklığı çıkartıp, "F.Furkan abiii, g.geldin mi?" dedi sesi titreyerek...
Furkan da aynı şekilde, "E.Evet geldim, işiniz bitti mi?" diye sorunca Derya, elinde kuruşu kuruşuna hazır olan parayı tezgaha bırakıp, "Evet abi, bitti...Bizde seni bekliyorduk." dedi
Furkan, Enes'le konuşmak için Derya'yı göndermek istedi.
"Tamam sen geç, ben de beş dakika sonra geliyorum."
Derya, elindeki poşeti sırt çantasına koyup çıkmak üzereyken geriye döndü.
"Aaahhh Ş.Şeyy ben... unutuyordum... Enes abi bu senin... Tekrar kusura bakma."
E: "Derya? Bu ne?"
"Telefonunu bozmuştum yaa, yerine alıcam demiştim."
E: "Saçmalama lütfen, alır mısın şunu geri..."
"İyii, benden almıyorsan babama veririm o verir."
"Gerek yok kii, telefonum bozulmadı."
"Afife teyze geçen konuşurken sesinin bozulduğunu söyledi amaa?!."
"Sadece uzun konuşunca oluyor, onu da tamir ettiricem zaten."
Derya, tavırlı bir şekilde, "İyi yaa, kullanmazsan kullanma... At çöpe o zaman yada git ver başkasına... Ben borçlu kalmayayım da." deyince Furkan araya girip, "Tamam Enes, uzatma... Kız incelik yapıp almış... Tamirle uğraşana kadar kullan sende." diyerek Derya'ya destek oldu.
Derya başıyla Furkan'a teşekkür ettikten sonra Enes'e de "Güle güle kullan Enes ABİİİ!" deyip dışarı çıkınca Enes ve Furkan arkasından baka kaldı...
... Derya, Derin'lerin yanına gelince Erkan, "Derya, ne oldu? Ne bu surat." dedi telaşla...
Derya, "Bir şey yok yaa, iyiyim." deyip geçirtirmek isterken Derin eline bakıp, "E hani cinom." dedi üzgün bir şekilde...
Derya: "Ağlama hemen çocuk gibi yaa... Salak her zamanki gibi benden olsun dedi bende almadım."
E: "Neden almıyorsun ki Derya, iki çikolata koca dükkanı batıracak değil yaa?"
D: "Ben istemiyorum tamam mı? Çok istiyorsanız market orada gidin siz alın."
E: "Tamam tamam kızma... Dur bi abimi arayayım da nerede bi sorayım... Ona göre beklemeyelim bir yere otururuz."
D: "Aramaaa, abin gelmiş... Enes'in yanında."
E: "E tamam o zaman hadi oraya gidelim, kitapları arabaya koyarız..."
... Derya gözden kaybolunca Furkan panikle Enes'e döndü.
"Laaann, duymuş mudur?"
"Ne bileyim lan duydu mu? Nişanlı gibi bağırıyon ortada ne bekliyon."
"Nasıl anlayacağız?"
"Vallaa hiç bir fikrim yok, Cansu abla suratına tokatı patlatırsa duymuştur, görmezden gelirse duymamıştır."
"Çok yardımcı oldun sağol..."
"Sana söylüyorum birader, bize o kapıdan hayır yok."
"Yoksa yookk ne yapalım... Bende de her önüne gelenin çalkalayacağı ayran gönül yok... Şu hâline bak, kız eline son model telefon vermiş, sen ne söylüyorsun?"
"Evet abicim verdiii, verdi ama abiyi de not olarak sıkıştırdı."
"Ne var abi diyorsa, sende bana dedin, abi dedin diye abi mi görüyor oluyorsun?"
"Bi inansam şu söylediğine ölürüm yolunda ama..."
"Bana bak, sen Nazlı ile konuşuyor musun?"
"Yok yaa, arada... Selam, naber, falan... O kadar."
"Onu da kes..."
"Furkan, yarın benim doğum günüm biliyor musun?"
"Biliyorum."
"Keşke bugün bu kadar değerli bir hediye vermektense yarın 'doğum günün kutlu olsun' diyerek kuru çöp verseydi."
"Hediyenin zamanı olmaz... Gönülden ne zaman koparsa o zaman verilir..."
"Ne bileyim yaa, bende ki de kuru ümit işte... Yalnız bu kız bunu alacak parayı nereden buldu acaba?"
"Harçlıklarımla alacağım dememiş miydi?"
"Oğlum... Yılmaz amca kaç para harçlık veriyor olabilir sence?"
"Yaa ne bileyim... Hırsızlık yapacak değil yaa. Cansu'dan da almış olabilir... Ne yapacaksın, kullanacak mısın?"
"Tâbi ki hayır... Koyacağım kenara duracak... Onun doğum günü gelince ona geri iade edeceğim."
"Eşek kafalısın oğlum haa, neyse hadi ben kaçtım. Kadınlar bekletilmeyi sevmez."
"Şiiiişşşşttt laaaannn, dikkatli kullan, hatuna bir şey olursa seniiii, anladın sen onuuu."
"Tamam tamam... Akşama görüşürüz."
Furkan, kapıya çıktığında Erkan'ın kitapları koymak için kendini beklediğini görünce bagajı açtı... Kaçamak bakışlarla Derya'nın yüzüne bakıp arabaya bindi...
Yol boyunca Furkan konuşmazken Erkan ve kızlar muhabbet etti.
E: "Eee kıyafet işini ne yapıyorsunuz?"
Derin: "Ben Derya'nın geçen senekilerini giymeyi düşünüyorum. Bakalım verirseee. Yoksa annemlerle haftaya gelip alacağım..."
Derya: "Biz artık seninle aynı boy ve kiloda değil miyiz? Bence sen bu sene beni geçersin. Kendine yeni al..."
Derin: "Geçene kadar seninkini giysem?"
E: "Derin sen yeni kıyafet mi istemiyorsun?"
Derya: "Yaaa yoookk gıcıklık olsun işte, geçen sene benim etek çok hoşuna gitti ama bedeni kalmamıştı, kendine istemediği eteği almak zorunda kaldı. Şimdi de sen yenisini al ben onu giyeyim diyor."
E: "E o model gelmiştir belkii?"
Derin: "Nazlı bakmış, yokmuş."
E: "Ne modelmiş arkadaş, nee bildiğimiz etek değil miydi?"
Derya: "Dokuz ay üstümdeydi Erkan?.."
E: "Ne bileyim be, etekten ne anlarım ben, hiç dikkat etmedim, Derin'inkinden farkı neydi ki?"
Derya: "Sınıf arkadaşına daha dikkatli baksaydın Derin'inkiyle farkını anlardın canım. Dön önüne..."
•~~~~~~•
Türkan ve Nalan'a mesaj atarak köyün girişindeki havuzun oraya çağırdım. On dakika sonra ikisi de farklı yollardan geliyordu... Birleşen yola gelince Nalan koşup Türkân'ın boynundan sarsarak sarıldı...
Gülüşerek yanıma kadar gelince Türkan suratını asıp, neden çağırdığımı merak eder gibi bakınca, ikisine de bakış atarak, "Kırmızı alarm!" dedim. Nalan merakla, "Neee?.. yine mii?.. Kim?.. kimee?" diye soruları sıralarken ben Türkân'a bakıp, "Serap, Furkan'a?" dedim.
Türkân inanmak istemeyerek, "Saçmalıyorsun?" deyince Nalan'a bana destek olmasını ister gibi baktım.
N: "Türkân, gerçek olabilir... Cansu, sen nereden anladın neyden şüphelendin, bu sefer emin misin?"
"Evet, eminim... Geçen akşam doğuma gittiğimde Furkan onlara gidiyordu."
T: "Ne var bunda, Cemil amca çağırmıştı."
"Öyle mii? Evde yokken nasıl çağırdı söyler misin?.. Furkan giderken Cemil amca ve Aytül teyze oğullarını karşılamak için kasabadalarmış."
T & N: "Neee?"
"Yaaa, öyle kalırsın işte, yani o gün ben onu doğuma götürmeseydim Furkan Serap'la o evde yalnız kalacaktı."
T: "Furkan evde kimse yokken içeri girmez bir defa."
"İyi canım, sen bilirsin? Kardeş senin kardeşin."
T: "Aynen öyle, kardeş benim kardeşim, karışma istediği ile gezer tozar yer içer aynı evde de kalır."
"Beni tahrik etmeye çalışma Türkân, bana seninle tarih olacağım yada tarih yazacağım diyen biri bu söylediklerini yapamaz tamam mı?"
"Gel sahip çık o zaman bana ne söylüyorsun?"
"Okula gidene kadar Nalan'ın Engin'e yaptığını yap yeter."
T: "Ne ne nee?.. iyice saçmalıyorsun artık."
N: "Ne var, ben kaç hafta yaptım."
T: "Sen yaptın canım evet... Yaptığın şey sadece abininkiydi, benim kaç tane siz iyi misiniz, Hakan abim, Furkan, Erkan ne yapayım evden çıkmadan üst kontrolü mü yapayım, oldu olacak hepsine dedektör tutayım."
"Ne yapacağını bilemem, ben uyardım."
T: "Maşaallah sana yaa, Furkan'ı öyle süründürüyorsun beni böyle süründürmeye çalışıyorsun."
"Güzelim, iş kolay... Gidersin kardeşine iyi güzel bir kısmet bulursun, kii bu arkadaşın da olabilir, Serap'ta olabilir beni bağlamaz... Baş göz edersin... Onlar erer muradına ben çıkarım kerevetine."
T: "Bana bak Cansu, beni sinir etme... Sana inat bulurum bi kız çeldiririm Furkan'ın aklını görürsün gününü."
"Geç bile kaldın canım!"
T: "Ağlama sonra."
"Ağlarsam bu anı hatırlat oldu mu?"
Nalan aramıza girip, "Ooohhh süper, tam gelin görümce kavgası. Siz olmuşsunuz bellii, ben kaçar." diyerek yanımızdan uzaklaşınca peşinden yürüdük...
Havuzun yanından yola indiğimizde sağımızdan gelen arabayla durduk... Arabadan inen Erkan, "Götürürdük!" diyerek arabadan inip Derya ile Derin'in kitaplarını verirken, Türkân Furkan'ın yanına oturup yanağından öptü...Onun nispet yapar gibi öptüğü yanakların ortasında ağlamıştım ben haberi yoktu...
Onun bulurum dediği yada bir başkası, Furkan'a benim kadar yaklaşırsa ne hissederdim acaba, şimdi bol keseden atması kolaydı... Asıl mesele o gün geldiğinde bu derece hissiz kalabilmekteydi...