GEÇMİŞ
"Hayır ben Yaşar ile evlenmeyeceğim."Fatma ilk defa babasından gözlerini kaçırmıyor,konuşurken kekelemiyordu.
Haşim öfkeli ve alaycı gözleriyle karşında oturan kızını izliyordu şimdiye kadar çocuklarının ve çeresindeki insanların kimlerle evleneceğine kendisi karar vermişti ve 18 yaşındaki kızının bu düzeni bozmasına izin vermeyecekti.
Haşim öfkeli ve alaycılıkk dolu olan sesiyle"Peki sen kimle evlenmek istiyorsun?"
Fatma'nın gözleri bir saniyeliğine bile olsa bahçedeki tahtada oturan gence kaydı ve babası fark etmemesi için gözlerini geri çekti ama geç kalmıştı babası çoktan bu bakışmayı fark etmişti.
Alay ve öfke dolu sesiyle"Dur ben tahmin edeyim bizim çoban'ın oğlu Mustafa'yla mı evlenmek istiyorsun?"
Fatma korku dolu gözlerle babasına bakarak"Ne olur ona zarar verme."
Haşim bir hışımla oturduğu divandan kalktı.Kızının yüzünü serçe sıkarak"O kim ki benim gibi biri ona zarar versin."
Fatma ise öfke ve tiksinme dolu bakışlarla babasına bakarak"Haklısn baba senin gibi biri ancak kendi evlatlarına zarar verir."
Babası öfke dolu sesiyle"Sus"diye kükredi ve olup biten her şeyi sessiz bir şekilde izleyen oğluna döndü.Haşim her zaman kendisi kadar cesur ve korkusuz oğullar isterken Allah ona korkak bir oğul ve ailesinin itibarını zerre kadar umursamayan bir kız evlat vermişti.
"Kardeşini odana çıkart ve yarın hoca gelip nikahı kıyıncaya kadar odasndan çıkmayacak."
Fatma bahçede kurbanlık bir kuzu gibi kesilmeyi bekleyen Mustafa'ya bakıyordu.Abisi onu kollarından tutup kaldırmak istese de Fatma yerinden kımıldamıyordu.
Babasının öfke dolu olan sesiyle"Mustafa'yı çağrın"dediğini işitti.Bir şeyler yapması gerekiyordu babasının,Mustafa'ya zarar vermesini önlemeliydi.
Fatma"Bir dakika"diye bağırdı ve odadaki bütün gözler ona döndü.Fatma ise ilk defa kendini bu kadar korkusuz ve cesur hissediyordu.Bunun sebebi babasına karşı çıkmasının verdiği heyecan duygusundan mı yoksa Mustafa'ya duyduğu derin aşktan mı olduğunu bilmiyordu ama bu duyguyu çok sevmişti.
Haşim boğuk sesiyle bir kahkaha attı.18 yıldır sesini çıkartmayan kızı bu gece babasının karşısında arslan kesilmişti.Haşim kızının kollarını tutan oğluna"Bırakın"diye emretti.Kollarındaki kuvvetin kalkmasıyla Fatma yere yapıştı ve dudağının kenarından kan akmaya başladı ama akan kan bile Fatma'yı korkutmuyor cesaretine cesaret katıyordu.
"Konuş"diye emretti Haşim.
"Tamam evleneceğim Yaşarla ama bir şartım var"
İhsan şaşkınlık dolu gözlerle kızkardeşine bakıyordu o bir erkek olduğu halde babası herhangi bir konuda şart koymamış aksine ne derse kabul etmişti.
Haşmet şaşkınlıkla kızkardeşini izleyen oğluna hayalkırıklığına bakıyordu.Her zaman oğlunun bu kadar cesaretli olmasını istemişti ama oğlu her zaman her türlü konuda savaşmaktan kaçıp teslim oluyordu ve oğluna bir ders vermek istedi.
"Söyle ne istiyorsun?"
Fatma bahçedeki tahtada oturan sevgilisine baktı ve Mustafa'yı ne zaman yüzünde oluşan gülümsemeyle"Ona dokunmayacaksın."
Kızının başka bir adamı bu kadar çok sevmesi Haşmet'in öfkesini kabartıyor bir çoban'ın oğluna zarar vermek istiyordu.
"Onu neden bu kadar çok seviyorsun?"
Fatma hayalkırıklığıyla dolu olan gözleriyle babasına ve abisine baktı.Fatma kız olduğu için hep kenara atılan çocuk olmuştu babası her zaman abisine ilgi göstermişti.Fatma unutulan çocuk olmaktan mutluydu kimse onu rahatsız etmiyor eve laf getirmediği sürece dışarıya çıkıp arkadaşlarıyla görüşebiliyordu.
"Sen bir kere bile benim mutluluğum için çabalamadın beni bir kere bile sevmedin ama o küçümsediğin çoban'ın oğlu beni sevdi ve mutlu olmam için çabaladı."Fatma artık duygularını bastıramıyor ve babasına bütün hissettiklerini ifade etmek isitiyordu.
"O yüzden benim için o bu evdeki herkesten bile daha önemli."
Haşmet canını sıkan gerçekleri daha fazla duymak istemiyordu hele de kızının gözünde bir çoban'ın oğlundan daha değersiz olmak canını yakıyordu.
Haşmet"Sus"diye bağırdı ama Fatma bu gece susmayacaktı 18 yıldır susuyordu ve hiçbir zaman kıymeti bilinmemişti.
"Ne oldu Haşmet Haşimoğlu kızının gözünde bir çoban oğlu kadar değerli olmadığın için mi öfkelendin?"
"Sana sus dedim."
"Neden öfkeleniyorsun baba?Benim gibi değersiz bir kız çocuğu tarafından sevilip sevilmemek senin için ne değiştirecek"Fatma ayağa kalktı ve babasının gözlerinin en derinine bakarak"Her zaman yaptığın gibi beni görmezden gel."dedi ve arkasından ona durmasını söyleyen seslere duymazlıktan gelerek odasına çıkmaya başladı.
"Hala"
Fatma yeğenin sesini duyduktan sonra gözyaşlarını sildi ve yüzüne her zaman kondurduğu yalancı gülümsemesini kondurdu ve odasının kapısının önünde uykulu gözlerle onu izleyen yeğeninin yanına doğru ilerledi.
"Efendim Leylam."
Leyla çocuklara özgü o masum sesiyle"Hala sen iyi misin?"
Fatma duyduğu soru karşısında gözyaşlarını tutmakta zorlanıyordu.Bugün hiçbir yetişkinin ona sormadığı soruyu soruyordu.
"İyiyim aşkım."
Leyla, halasının yalanına inananmamıştı.Leyla elini halasının yanağına koydu.Halası şaşkın gözlerle yeğenini izliyordu.
"O zaman neden gözlerin kıpkırmızı ben biliyorum babam eve gelmediği zamanlar annemin gözleri de böyle oluyor."
Fatma,yeğenine sımsıkı sarıldı.Babasının,annesine her gün sevgisizlik yoluyla uyguladığı şiddeti hisseden çocuktan hiçbir şey gizleyemezdi.
Fatma,Leyla'yı kollarının arasından çıkarttı.Fatma boynundaki kolyesini çıkartıp Leyla'ya taktı.Bu kolyeyi Mustafa şehre indiği zaman Fatma için almıştı.
"Bana bir söz vermeni istiyorum Leyla asla ama asla kimseye gönlünü kaptırma tamam mı?"
"Neden halacım?"
"Çünkü bizim buralarda kadınlar aşık olamazlar sadece ailelerin kendine uygun gördüğü hayatı ve kaderi yaşarlar eğer aşık olursan benim gibi acı çekersin."
Leyla hüzün dolu bir sesle"Halacım."
"Söz ver bana Leyla asla aşık olmayacaksın."
"Tamam halacım sana söz asla aşık olmayacağım."
"Aferin benim akıllı yeğenime"
Fatma,Leyla'nın yanından ayrılıp odasına çıkan merdivenlere doğru yürümüye başladı ama son kez yeğenini öpmek istedi ve merdivenlerden aşağıya koşarak inmeye başladı ve kapısının önünde duran yeğenine sıkıca sarıldı onu öpücüklere boğdu.
"Hala nefes alamıyorum."
Fatma,Leyla'yı kollarının arasından çıkardı ve hüzün dolu bir sesle"Özür dilerim affet beni canım."
"Önemli değil halacım ne olur sen üzülme."
Fatma yeğenini son kez kollarının arasına alarak"Bundan sonra üzülmek yok sonsuza kadar mutlu olabileceğim bir yere gidiyorum."
Leyla masumiyet dolu bir sesle"Bende seninle gelebilir miyim hala?"
Fatma hüzünlü bir gülümsemeyle"Sen daha çok küçüksün benim yanıma gelmek için hala çok zamanın var."
Leyla ağlamaklı bir sesle" Banana ben de gelmek istiyorum."
Fatma öfke dolu bir sesle"Asla senin mutlu olman lazım ben mutlu olamadım ama sen mutlu ol tamam mı?"
"Tamam."
Fatma gözlerinin kenarında biriken gözyaşlarını silip yüzüne yalancı olan gülümsemesini kondurdu.
"Hadi şimdi yatağa"
Leyla normalde halasıyla yatmak için ısrar eder huzursuzluk çıkarırdı ama bu gece halasının ne kadar üzgün olduğunu gördüğü için onu zorlamak istemiyordu.Leyla halasını mutlu etmek için yanağına kocaman bir öpücük kondurdu.
"Seni seviyorum halacım."
"Ben de seni seviyorum."
Fatma,Leyla'yla olan konuşmasından sonra biraz da olsa rahatlamıştı.Leyla giysi dolabından annesinden yadigar olarak kalan gelinliği çıkardı ve gelinliği giymeye başladı.Gelinliği giyince odasına sakladığı ipi çıkartıp avizeye bağladı.Bu gece değersiz hayatı son bulacaktı.Bir daha asla onu seven insanlar zarar görmeyecekti.
Fatma kendini asarken zihninde Mustafa'nın ona söylediği iki kelime yankılıyordu:Seni seviyorum goncagülüm"
Halasıyla konuştuktan sonra Leyla'nın uykusu kaçmıştı.Bu gece Leyla'nın aşağıya inmesi yasaktı ama abileri masal okumassa uyamıyordu ve bütün abileri aşağıda dedesinin yanındaydılar.
Leyla masada oturan ve hararetli bir şekilde tartışan abilerinin yanına doğru ilerlemeye başladı.Leyla'yı gören Oğuz kızgın bir sesle"Leyla bu gece sana aşağıya inmek yasak demedim mi?"
"Uykum kaçtı abi."
Leyla'nın uykulu halini gören Oğuz'un öfkesi her zaman ki şefkate bürünmüştü.Leyla'yı kucağına alan abisi"Neden uykun kaçtı gülüm?"
"Halam"
Babası salondan çıkıp kızının yanına geldi ve endişe dolu bir sesle"Ne olmuş halana?"
Leyla küskün bir sesle"Halam herkesin mutlu olduğu bir yere gidiyormuş ama beni yanında götürmeyecekmiş."
"Kızım o herkesin mutlu olacağı yer neresiymiş?"
"Bilmiyorum benim daha oraya gitmeme çok zaman varmış benim burada kalıp mutlu olmam la-"
Leyla cümlesini bitiremeden babasının"Fatma"diye bağırarak merdivenlerden yukarıya çıkmaya başladı.
"Ne oldu abi?"
Oğuz otoriter bir sesle"Serhan,Leyla'yı al ve Halime teyzelerin evine git."
Leyla korku dolu sesiyle"Abi neler oluyor?"
Oğuz"Serhan kalk "diye kükredi.
Serhan,Leyla'yı kucağına alıp evin çıkış kapısına doğru ilerlemeye başladı.Leyla ise ayakları çıplak olduğu için üşüyordu.
"Abi üşüyorum"
Serhan kızkardeşinin gözyaşlarını görmesini istemediği için Leyla'yı daha sıkıca bastırdı göğsüne.
"Birazdan ısınırsın."
"Abi çok mu üşüdün?"
"Neden sordun?"
"Çünkü konuşurken sesin titriyor."
Serhan gözyaşlarını akmaması için kendini sıkarken"Evet,soğuktan sesim titriyor."
Haşmet her şeyden habersiz karşısında duran adamı sorgulamaya devam ediyordu.Bir çobanın oğlu nasıl olur da ağanın biricik kızına aşık olma cüretini kendinde bulurdu?
Haşmet insanları donduran soğuk bir sesle"Anlat"
Mustafa,Fatma'ya aşık olduğu zaman ilerde bir gün başına bunların geleceğini tahmin etmişti ama Fatma'nın o siyah gözleri Mustafa da ne akıl ne de mantık bırakmıştı.
"Ben Fatma'yı seviyorum."
Haşmet alaycı bir gülümsemeyle"Demek sen benim kızımı seviyorsun öyle mi?"gülümseme yerine kahkahaya bırakmaya başlamıştı bir çoban koskaca Haşmet Ağa'nın kızını sevdiğini söylüyordu.Odada bulunan adamlar ise ağaya yaranmak için gülmeye hatta Haşmet Ağadan daha sesli gülmeye başladılar.
Mustafa öfke dolu bir sesle"Ben Fatma'yı sevdiğimi söyledim bunun neresi komik?Sen hiç aşık olmadın mı ağam?"
Haşmet küçümseyici gözlerle ona aşktan bahseden çobana bakıyordu ancak zayıf insanlar aşk gibi duyguların arkasına sığınırlardı.
"Aşk mı?Bilmez misin fakirlerin aşık olmaya hakkı yoktur ancak bizim gibi soylu ve zengin insanlardan artanlarla idare etmek zorundalar."
"Ağam eğer ikimizde müslümansak Allah katında ikimizde eşit oluyoruz o zaman neden ben istediğime aşık olamıyorum."
Mustafa'nın babası endişe dolu bir sesle"Oğlum sen Haşmet ağamla nasıl bu şekilde konuşabilirsin çabuk özür dile."
Haşmet ayakta durmuş küstah olan çobanın kendisinden özür dilemesini bekliyordu.Daha önce kimse onun önünde böyle küstah laflar söylememişlerdi Haşmet Haşimoğlu adını duyan herkes korkudan titrer ve Haşim'in öfkesinden çekinirlerdi.
"Neden özür dileyeceğim baba ben sadece gerçekleri söyledim her cuma namazına gittiğiniz dinin buyruğunu söyledim."
"Kızımı da böyle laflarla mı kandırdın?"
"Size yemin ederim ben Fatma'yı"Fatma kelimesi ağzından çıkınca sesinin titremesine engel olamamıştı.
"Ben sadece kızınızı sevdim.Lütfen onu kıracak hiçbir şey yapmayın ben her şeyi üstlenmeye hazırım."
Haşmet,Mustafa'nın gözlerinin en derinine bakarak Öfke dolu bir tıslamayla"Demek her şeyi yaparsın öyle mi?"
Mustafa gözlerini kaçırmadan korkusuz dolu bakışlarıyla"Her şeyi yaparım."
Haşim aldığı cevaptan sonra öfkesi azalmak yerine artmıştı.Kızı da çoban'ı korumak için her şeyden vazgeçmişti.Onları Haşim'in öfkesi karşısında bu kadar korkusuz yapan o zayıflık olarak tanımladığı aşk mıydı?Hayır olamazdı hiçbir Haşimoğlu aşkı ailesine tercih etmez edemezdi çünkü soyisim ve aile her şeyden önce gelirdi ve kızı bir çoban parçasını ailesine ve soyismine tercih etmişti.
Haşim,Mustafa'nın gözünü korkutmak için belinde takılı olan silahı çıkarıp masanın üzerine bıraktı.
"Hala bütün bedeli ödemek istediğine emin misin?"
Mustafa korkusuzluk ve cesaret dolu gözleriyle"Evet bu aşkın bedelini canımla ödüyeceğim."
Haşim başını sallayarak"Anlıyorum"masaya doğru yürüyüp masadan silahı alıp Mustafa'nın başına dayadı.
"Emin misin?"
Mustafa gözünü kapattı.Gözünün önünde beliren Fatma'nın yüzü karşısında gülümseyerek"Ben hazırım hadi öldür beni ağam."
Mustafa'nın babası oğlunu kurtarabilmek için Haşmet'in önünde dizlerinin üzerine çöktü ve hüzün dolu bir sesle"Ağam lütfen onu bağışlayın ne olur o daha çocuk."
Mustafa öfke dolu bir sesle"Baba ne yapıyorsun çabuk kalk ayağa ben Fatma'yı korumak için her şeyi yaparım gerekirse canımdan da vazgeçerim."
Haşim,çobanın cesaretinden etkilenmişti.Keşke oğlunda da bu fakir çobanda bulunan cesaretin sadece zerresi bile olsaydı.
"Oğlunu duydun mu?Şimdi çekil ayaklarımın altından."
Mustafa namlunun soğukluğu şakaklarına değince gözlerini tekrardan kapattı ölürken görmek istediği tek yüz Fatma'nın ona gülümseyerek bakan melek yüzüydü.
Odadaki ölüm sessizliğini panik dolu bir ifadeyle kapıyı açan İhsan bozdu.Panik dolu bir sesle"Baba"
"Ne oldu İhsan?Şuan meşgul olduğumu görmüyor musun?"
"Baba Fatma"
"Ne olmuş Fatma'ya?"Öfke ve alaycılık dolu sesiyle"Kendini odaya kapatıp ağlama krizine mi girmiş?"İki evladı da Haşim'in gözünde hayalkırıklığıydı.
"Hayır,baba Fatma kendini asmış."
Haşim,İhsan'ın dediği lafı anlamıyordu.Muhtemelen yanlış duymuştu kızı canına kıyamazdı.Fatma'sı gül goncası ona bu kötülüğü yapmış olamazdı.
"Yalan söylüyorsun sana inanmıyorum ben kızımı görmek istiyorum."
"Baba"
"Çekil önümden"diye öfkeden kükredi Haşim.
Mustafa ilk defa Haşim'e katılıyordu bu gerçek olamaycak kadar kötü bir acıydı ve bu acıyı yaşamak istemiyordu ve Mustafa biliyorduki bu acıya asla katlanamazdı.
Mustafa yalvaran bir sesle"Ne olur size yalvarıyorum bu yalan deyin bu acı çok fazla ben bu acıya katlanamam"
Babası oğluna sarılıp teselli etmek istedi ama Mustafa kendini geri çekip öfke dolu bir sesle"Baba beni neden teselli etmek istiyorsun ki Fatma ölmedi."
"Oğlum"
"Susun hiç birinizi duymak istemiyorum hepiniz aşağılık birer yalancılarsınız Fatma ölmedi.Ben,Fatma'yı görmek istiyorum."
Babası hüzün dolu bir sesle"Oğlum başımız sağolsun."
"Mustafa'm"
"Fatma'm
."
"Gel yanıma."
Mustafa etrafına bakmaya başladı ama hiçbir yerde Fatma'sını göremiyordu.
"Baba Fatma nerede?"
İhsan,Mustafa'nın babası yerine cevapladı.
"Üst katta odasında"
Mustafa onu çağıran sesi bulmak için merdivenlere doğru koşarken o ince ses"Ben burdayım bul beni."
Mustafa kendisine yalan söyleyen İhsan'a kızgınlık dolu sesiyle"Yalan söylüyorsun Fatma'm burda."
"Hayır.yalan söylemiyorum onu kendi gözlerimle gördüm."
O ince ses"Ona inanma ben burdayım bul beni."
"Sana inanmıyorum Fatma'm burada ve onu bulmamı istiyor."
Oğlunun bu hallerinden korkan babası endişe dolu sesiyle"Oğlum kendi gel gözünü seveyim beni korkutuyorsun."
Babasının söylediği laflar umrunda değildi onun şuan duyduğu tek ses Fatma'sının o narin ve ince sesiydi.Mustafa tamamen kendinden geçmiş bir halde evin içerisinde beni bul diyen Fatma'sını arıyordu.
"
Neden beni hala bulamadın?Yoksa benden vaz mı geçtin?"
"Hayır,Fatma'm senden asla vazgeçmem ama evin her tarafını aradım sen yoksun."
"Beni ilk gördüğün yerdeyim."
Mustafa ayaklarına ne ayakkabı ne de terlik veya çorap giymeden çırılçıplak ayaklarıyla Fatma'yı ilk gördüğü yer olan çeşme'ye doğru koşmaya başladı.Çeşmenin oraya varınca gelinlikler içinde onu bekleyen Fatma'sını gördü.
Fatma'sı elini uzatıp"Hadi gel yanıma buralar sensiz çok soğuk"dedi ve Mustafa kendisine uzatılan eli tutmak için koşarken kendisine doğru gelmekte olan arabayı görmedi.
Babası oğlunun arkasından konaktan fırlamış ve onun peşinden koşup onu durdurmak istemişti ama yaşı ve hastalığı onun elinden bunları almıştı.Çeşme'nin oraya varan babası yerde kan tüküren oğlunu gördü.Oğlunun başında toplanmış insanları yararak oğluna doğru yürümeye başladı.Her adımda bacakları güçsüzleşip onun yürümesini engellemeye çalışıyordu ama ona rağmen o bacaklarına teslim olmayıp yürümeye çaalışyordu.Oğlunun yanına gelince bacakları iflas etmişti ve oğlunun yanına çöktü.Gözlerini kapatmadan önce hatırladığı tek şey kalbine sablanan bıçakların acısıydı.
O gece Haşimoğlu soyismi üç masum kişinin hayatına mal olmuştu.O günden sonra Haşmet ağa ne zaman gözlerini kapatsa kızının ve Mustafa'nın ona olan öfke dolu bakışlarını görüyordu.
Selamun aleyküm nasıl hikayemden keyif alıyor musunuz?Cevaplarınızı bekliyorum