bc

LEVİRAT: AĞA VE GELİN +18

book_age18+
3.0K
FOLLOW
43.9K
READ
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
escape while being pregnant
time-travel
love after marriage
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
curse
playboy
badboy
kickass heroine
sporty
neighbor
boss
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
bold
game player
campus
city
mythology
office/work place
pack
small town
another world
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
lies
secrets
soul-swap
superpower
rebirth/reborn
war
love at the first sight
affair
friends with benefits
surrender
addiction
assistant
actor
seductive
like
intro-logo
Blurb

"Asmin son kez soracağım. Emin misin, istiyor musun?" Kartal alev topuna dönen gri gözlerle Asmin'in buğulanmış mavi gözlerine baktı. Genç kadın üstünde Kartal'ın sıcaklığını şimdiden hissedebiliyordu. Zevk denizinde kaybolmak istiyordu.

Asmin başını öne doğru uzattı. Dudaklarını Kartal'ın dudaklarına değdirdi ve "Evet, binlerce kez evet." diye fısıldadı.

Asmin kocası Tufan Ağa ölünce kocasının erkek kardeşi Kartal Ağa’yla evlenmek zorunda kalır. Yapılan bu levirat herkesin hayatını değiştirir ve bu evlilik sayesinde yıllardır saklanan gerçekler bir bir ortaya çıkar. Asmin ve Kartal zor ama bir o kadar da şehvetli bir ilişkinin içine düşer…

chap-preview
Free preview
1. LEVİRAT
“Ağa’m yapma ne olur, vurma bana! Senin çocuğunu taşıyorum karnımda ben!” Asmin hıçkırarak ağlıyordu, küçük ellerini öne doğru uzatmış kendisini bu kötü kalpli kocasından korumaya çalışıyordu. “Zaten karnındaki piç yüzünden evlendik!” Tufan Ağa bağırıp karısının sarı saçlarını büyük avucuna doladı ve hiç acımadan asıldı. Asmin acı dolu bir çığlık atarken güzel yüzü gözyaşları yüzünden sırılsıklam ıslanmıştı. “Piç değil o. İkimiz beraber yaptık onu. Senin de çocuğun o!” Genç kadın ellerini adamın saçlarını tutan bileğine sarmıştı, inleyerek söylediği bu cümle Ağa’yı daha da sinirlendirirken “Kandırdın beni. Aklımla oynadın altıma yattın. Hamile kalıp nikahı bastın!” diye kızın kasılan yüzüne doğru bağırdı. Asmin hiç durmadan ağlıyor, kocasına umutsuzca yalvarıyordu. Tufan elinin tersiyle karısının küçük yüzüne bir tokat attı. Yalvarıp ağladığından dolayı bedenindeki tüm gücü tükenen Asmin yere savruldu. Kafası sert zeminle buluştuğunda başından boynuna doğru yakıcı bir ağrı yayıldı. Normalde beline kadar gelen uzun sarı saçları şimdi yüzüne doğru karman çorman olmuş bir halde düşmüştü. Dudağının kenarının patladığını ve kanların aktığını hissetti. Kalbi öyle acıyordu ki… Bu adamın gerçek yüzünü en başından bilseydi onu hiç sever miydi? Bedenini ruhuyla beraber ona teslim eder miydi? Asıl kandırılan Asmin’di. Tufan’ın ilişkinin en başındaki hareketleri, sözleri, Asmin’e olan davranışları o kadar güzeldi ki kadın kendini bulutların üstünde hissediyordu. İlk birlikte oldukları gece Tufan onu kandırmıştı. Eğer bekaretini kendisine verirse daha kolay evleneceklerini, ailesinin evliliğe karşı çıkamayacağını söylemişti. Asmin adama güvenerek tüm hayallerini, genç kızlığını, yüreğini, tenini vermişti ona. Tufan Ağa ise Asmin’in hamileliğini öğrendikten sonra bambaşka bir insana dönmüştü. Nikah kıyılıp resmi olarak karısı olduktan sonra ise genç kadın cehennemi yaşamıştı. Kocası artık bir canavardı. “Ağa’m yalvarırım yapma!” diye kocasına doğru haykırmaya devam ediyordu. Tufan’ın gözü dönmüş gibiydi. Zaten sık sık Asmin’i döverdi ama bu sefer vuruşları farklıydı. Öldürmek ister gibi vuruyordu. Onu daha önce hiç böyle görmemişti. Adamın bakışlarındaki o ifade kadının kanının buz kesmesine neden oldu. Asmin bu gece öleceğinden emindi. Yine de annelik içgüdüsüyle bacaklarını karnına doğru çekti, kollarını şiş karnına sardı. Üstündeki elbise büzüşürken tek amacı bebeğini korumaktı. Bir oğlu olacaktı, beş aylık hamileydi. Çocuğu doğduğunda kaçmayı düşünüyordu. Yavrusunu asla böyle bir babayla büyütemezdi. Hem kendisinin hem de oğlunun hayatını kurtaracaktı. Şimdilik bu geceyi atlatsa yeterdi. Fakat Tufan Ağa acımıyordu. Karısının narin beline sert bir tekme attığında Asmin yeniden acıyla haykırdı. “Bana vur ama bebeğime vurma. Benim canımı yak ama ona zarar verme!” diye kocasına doğru bağırdı. Tufan duyduğu bu cümlelerle resmen delirdi. Sehpanın üstünde duran cam bardağı alıp Asmin’in kafasına tüm gücüyle geçirdi. Genç kadın sesini bile çıkaramadı. Bayılır gibi olurken kaşının yarıldığını ve yanağından çenesine doğru oluk oluk kan aktığını hissetti. Tufan karısının yanına eğilip kulağına doğru “O piçi nasıl benden çok seversin? Sana onu ben verdim ben! Verdiğim gibi almasını da bilirim!” diye ses tellerini zorlayarak haykırdı. Asmin’in elleri sımsıkı bir şekilde karnında beklerken Tufan kadının şiş karnına arka arkaya yumruklar indirdi. Asmin içinde kalan son güçle bir sağa bir sola yuvarlanmaya başladı. Kaçabildiği kadar adamdan kaçıyor, bebeğini korumaya çalışıyordu. Artık konuşmaya bile mecali kalmamıştı. Genç kadının gözleri kapanmaya başladı, bilinci gidip geliyor, gözlerine perde iniyordu. Bunlar son nefeslerim diye içinden geçirirken odayı bir telefon sesi doldurdu. Tufan’ın telefonu çalıyordu. Adam karısını dövmekten nefes nefes kalmıştı. Asmin’in üstünden çekilip hızla telefonu açtı çünkü dedesi Yahya Akkanlı arıyordu. Akkanlı Aşireti’nin asıl Ağa’sı dedesi Yahya’ydı. En sonki konuşmalarında şirketi ve tüm işleri Tufan’a devredeceğini söylemişti. Artık inzivaya çekilmek istiyordu. Tufan günlerdir dedesinden gelecek olan telefonu bekliyordu. Gecenin bu saatinde aramasına şaşırmıştı gerçi. Yanıtladıktan sonra tek kelime etmeden evden apar topar ayrıldı. Asmin o gittiği için derin bir nefes alırken dertop olmuş halde hala sert zeminde yatıyordu. Bu gecelik de kurtulmuştu, hayattaydı. Peki ya diğer gece? O zaman da böyle şanslı olabilecek miydi? Ağlaması durmuştu, yüzündeki gözyaşlarıyla kanları kurumuş sertleşmişti. Kolları bebeğine sarılmış bir halde hıçkırıyordu yalnızca. Öyle korkmuştu ki yavrusuna bir şey olacak diye. Bu adamın gerçek yüzünü bilseydi kendini ona verir miydi? Asmin’in abisi Yıldırım en başından bu ilişkiye karşıydı. Kardeşinin Tufan’la görüştüğünü öğrendiğinde çok kızmış, Asmin’e tokat atmıştı. Genç kızın onu koruyacak kimsesi yoktu. Annesi akıl hastanesinde yatıyordu, babası ise içip içip sızıyordu. Tek derdi paraydı. Sırf Tufan’la görüşmesin diye Yıldırım kardeşini eve bile kilitlemişti. Asmin inadının ve aşk sandığı duyguların peşinden gitmiş Tufan’ın olmuştu. O kadar pişmandı ki… Keşke abisini dinleseydi. “Bu Aşiret gözünün yaşına bakmaz. Onlardan uzak dur. Akkanlılar tehlikeli.” demişti Asmin’e ama kız her şeye direnmişti. Şimdi soğuk zeminde büzüşmüş bir halde histerik hıçkırıklarla elleri karnında yatıyordu. Yerden kalkmaya hali bile yoktu, dayak yediği için vücudundaki her bir nokta acıyordu. Baygınlığa benzer bir uyku Asmin’i ele geçirdiğinde direnmedi. Bilinci karanlığa gömüldü. Sabah bir gürültüyle gözlerini açtı. Asmin dün gece nasılsa sabah da öyle uyanmıştı. Ne olduğunu anlamak için kalkmaya çalıştı ama hareket edecek kuvveti kendinde bulamadı. Evinin kapısı kırılmış, içeriye bir sürü adam girmişti. Adamlar kızı kollarının altından tutup zemine oturttu, Asmin acıyla inlerken “Bırakın beni! Siz kimsiniz?” diye haykırdı. Topuklu ayakkabı sesi duyduğunda kapıya baktı ve onu gördü. İclal Akkanlı. Tufan’ın annesi. Yani kayınvalidesi karşısındaydı. Tufan evlilik dışı çocuk yaptığı için ailesi onu cezalandırmış ve küçük ayrı bir eve yerleştirmişti ikisini. Asmin kayınvalidesini bir kere görmüştü, o da nikahtaydı. Yaşlı kadın Asmin’le konuşmaya tenezzül bile etmemişti. Kızın gözlerine dahi bakmamıştı. Asmin ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Tufan yerine annesi eve geldiyse çok kötü şeyler olmuş demekti. Asmin kuruyup çatlayan dudaklarını diliyle ıslattı. Dün gece bağırdığı için kısılan sesiyle “Ağam nerede?” diyebildi. İclal soğuk bakışlarını kızın başında, yüzünde, boynunda ve elbisesinde gezdirdi. En son da karnına baktı. Asmin kadının yüzünde herhangi bir duygu belirtisi göremiyordu. Gitgide korkmaya başlamıştı. Oğlunun yarım bıraktığı işi mi tamamlayacaktı? Canını mı almaya gelmişti? İclal başındaki siyah örtüyü düzeltti, gri saçları alnına düşüyordu. Yüzündeki kırışıklıklar iyice belirginleşmişti. Kocası yoktu, gençken vefat etmişti. Tek başına iki erkek bir kız evlat yetiştirmişti. Tufan’ın erkek ve kız kardeşi de vardı. Kartal ve Leyla. Asmin Kartal'ı hiç görmemişti, adam düğüne bile gelmemişti. Leyla ise Asmin'e soğuk bakışlar atıp nikahtan ayrılmıştı. İclal, Leyla’ya hamileyken kocası vefat etmişti. Kartal o zamanlar 2 yaşındaydı bu yüzden ne Kartal ne de Leyla babasını doğru düzgün tanımıyordu. Tüm bu hikayeyi biliyordu çünkü Tufan iyiyken yani ilişkinin başındayken Asmin’le saatlerce tatlı tatlı sohbet ederdi. Aslında Tufan babasıyla vakit geçirebilmişti. Tüm bunlara rağmen neden böylesine acımasız olduğunu anlamıyordu genç kadın. İclal omuzlarını dikleştirdi, duruşunu düzeltti. Robot gibi bir sesle “Oğlum Tufan Akkanlı dün gece araba kazasında vefat etti. Bu yüzden Levirat yapılacak. Hamile olduğun için Tufan’ın kardeşi Kartal’la evleneceksin!” dedi. Asmin’in dünyası ikinci kez yıkılırken gerçek anlamda ölmek istiyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
106.2K
bc

SUSKUN GELİN

read
149.4K
bc

SENİ DUYMADAN SEVDİM

read
40.9K
bc

GÖLGEDEKİ PATRON

read
7.0K
bc

SAKLI

read
1K
bc

Naz'lı Sevgilim (Türkçe)

read
4.3K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
596.6K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook