Saat on ikiye geliyordu Karademir yalısına vardığımda. Salon karanlıktı. Ev, insanın kulağını çınlatacak kadar sessizdi. Ait olmadığım o odanın bulunduğu kata çıkıp koridorda ilerlerken geceliğiyle karşı uçtan yaklaşan silueti gördüm. Bu kadın hiç uyumuyor muydu? “Ooo, gelin hanım…” dedi. Sesi karanlığı yaran bir bıçak gibiydi. “Teşrif edebildiniz nihayet.” Alaycı bir gülümseme yerleşti dudaklarına. “Biz de Karademirlerin gelini nerede kaldı, hangi kapıda geceleyecek diye meraklanmaya başlamıştık.” Olduğum yerde durdum. Konuşmadım. Bugün zaten fazlasıyla yorulmuştum; ağzımdan çıkacak tek bir kelimenin bile aleyhime döneceğini biliyordum. Söylesin, içini döksün, bitsin istedim. Ama bitmedi. “Söyle bakalım, abinin evi buradaki konforundan daha mı sıcak geldi de vak

