Gözlerimi açar açmaz gerçekler, zihnime hoyratça doluştu. Dün… evlenmiştim resmen. Bir imzanın, birkaç kelimenin ardından artık “evli” sayılan bir kadındım. Bu düşünceyle gözlerimi tavandan çekip hızla etrafı taradım. Yatak muntazamdı; tek bir kırışık bile yoktu. Odaya uğramamış gibiydi Uras. Sanki gece buraya hiç gelmemişti. Kanepeye uzanmış, bir kulağımı kapıya vermiş hâlde uyuklamıştım tetikte bir şekilde. Gözkapaklarım ağırlaşana kadar beklemiş, ancak bedenim pes edince uykuya yenik düşmüştüm. Eğer buraya gelmediyse nerede kalmıştı? Bu düşünceyi kenara ittim. Bana neydi. Duvardaki büyük saate baktım; sekizi geçiyordu. Dün bayağı geç uyumuştum. İçimde tuhaf bir acele duygusu vardı. Lavaboya geçtim. İhtiyaçlarımı giderip elimi yüzümü yıkadım. Soğuk su bile zihnimi tam

