“O şerefsiz abinin başlattığını sen mi sürdürmek istedin?” demişti. Beklemediğim yerden vurmuştu. Sözleri havada asılı kalmadı. İçimde bir yere çarpıp paramparça oldu. Aynı kanı taşıyor olabilirdik. Ama ben onun gibi değildim. Hiçbir zaman da olmamıştım. Sesimi sertleştirmek istedim “Ağzından çıkan söz kulağına da ulaşsın, ileri gidiyorsun.” dedim. Sesim titrek çıkmıştı. Gözlerim dolmadı. Ama içimden bir şey koptu. “Ben” dedim, kelimeleri tek tek seçerek “Deren’in canının yanmasını istemem. Bir saniye bile...” Uras’ın yüzüne bakıyordum. Bir anlığına da olsa bir çatlak, bir duraksama, bir pişmanlık kırıntısı aradım. Boşunaydı. Gözlerinde tek bir duygu vardı. Saf, katıksız, ölçüsüz bir öfke... O anlık sessizliği telefonumun melodisi parçaladı. Kanepede duran

