Holdingin döner kapısından içeri adımımı attığım an, üzerime bir ağırlık çöktü. Burası insanı yutan türden bir yerdi; yüksek tavanlar, soğuk mermerler, aceleyle yürüyen takım elbiseli insanlar… Doğruca resepsiyona yürüdüm.“Günaydın,” dedim. “Uras Karademirle görüşmem gerekiyor.” Resepsiyondaki kadın bakışlarını ekrandan bana kaldırdı. Ses tonu ölçülüydü, yüzündeki ifade alışıldık bir profesyonellik taşıyordu. “Randevunuz var mı?” diye sordu. “Hayır,” dedim. “Ama kendisiyle acil bir konuda görüşmem gerekiyor.” Kısa bir duraksamadan sonra birkaç soru daha yöneltti. “Hangi firma adına gelmiştiniz?” “Görüşme konusu nedir?” “Kendisiyle daha önce iletişiminiz oldu mu?”ardarda bu soruları sordu. Soruların hiçbirini merakından sormamıştı,tamamı prosedür gereğiydi

