Akşamüstüne kadar peşimi bırakmamıştı o kadın. Zaten pırıl pırıl olan evi baştan aşağı bir kez daha temizletmişti bana. Hizmetlileri de “bugün istirahatlisiniz” diyerek evlerine göndermişti; üstelik maaşlarından kesinti olmayacağını, bugün onların yerine benim çalışacağımı ve parayı yine onların alacağını özellikle vurgulamıştı. Sanki bu incelikmiş gibi. Sabrede sabrede, içim kanaya kanaya yaptım söylediği her şeyi. İtiraz etmedim. Edemezdim. Arada bir gelip beni kontrol ediyordu; o zehirli, yargılayan bakışlarıyla üstümden geçiyordu. Akşam yemeğini bile yaptırmıştı. O tencerenin başında dururken midem kazınmıyor, sadece içim bulanıyordu. Nihayet odaya doğru yürüdüğümde bedenim bana ait değil gibiydi. Her yerim ağrıyordu. Gün boyu ağzıma tek lokma koymamıştım. İştahım da yoktu

