AVİN Ferman abi ve abim şahitlik etmek için yerini aldığında içimi tarifsiz bir huzur kapladı. Kulağıma söylediği kelimeler beni yalnız bırakmadıklarını ne olursa olsun buradan kurtulacağımı hissettirmişti bana. Hocanın evlilikle ilgili nasihatleri ne yalan söyleyeyim umrumda değildi. Aklımdaki tek şey odaya gidince yatağın altında bulacağım şey ve beni buradan kurtarmalarıydı. Hoca bize hitaben, “gelin hanıma verdiğin mehir nedir Arslan ağa?” Dediğinde başını çevirip yüzüme baktı, “Ne istersin hatun, de bakalım?” Onun imalı sözleri bile artık moralimi bozamazdı. Omzumu silktim hiç umrumda değildi. Ama Ferman abi lafa girdi, “Bizde adettir kadınımıza ağırlığınca altın mehrederiz!” dediğinde odayı dolduran bi kaç kişiden bir homurtu yükseldi. “Gerek yok Ferman abi,” dedim. Onu

