Bölüm 1 – Düşen Işık
Güneş, günün o vakitlerinde yorgunken; gökyüzü, ne mavi ne de gri idi. İkisi arasında bir yerde bulunuyordu.Güneşin bu yorgun hali, üç katlı bir evin sevimsiz bir görüntüye sahip penceresinden kendini zorla içeriye sokuyordu.Zorla içeriye giren bu Güneş ışınları oturma odasını az da olsa aydınlatıyordu.Elira ,elinde sınav sonuçlarının yazılı olduğu kağıtla oturma odasının köşesinde oturmuş, yüzünde belirsizliklerle dolu düşüncelerin yansıması vardı.Elindeki kağıtta yazılan sayıların korkunç netliği onu üzüyordu. Gözleriyle birkaç kez satırların üzerinden geçti ama onları kabul etmeyi reddediyordu.Dışarıdan bakınca hayatını bu sınava daha doğrusu sınav sonucuna bağlaması saçma görünsede onun için öyle değildi .Bu sınava yıllarını vermiş ve hedefi sürekli başarılı olmak isteyen biriydi.Belki de onun için değişikliklerin başlayacağı ilk dönemeçti ve o bu dönemeçte ilk kez tökezlemişti.
Elira eğitim hayatı boyunca her zaman başarılı olmuştu.Öğretmenlerinin gururu , ailesinin gözdesiydi.
Onun her sınav sonucunun açıklandığı gün evde küçük kutlamalar yapılır, babası gülümseyerek saçlarını okşar, annesi “Seninle gurur duyuyorum ballı çöreğim” derdi.
Ama o gün ailesi her ne kadar aldığı puana bir şey demeyip kızlarının yanında durup moralini düzeltmeye çalışsalarsa evde bir üzüntü havası hakimdi.Evde ne bir kutlama havası vardı ne de o sıcak gülümsemeler.
Yalnızca incelikle bir hayal ürünü mevcuttu, söylenmeyen ama hissedilen.Elira, derin bir nefes alıp sakince koltuktan kalkıp pencereye doğru yürüdü.Pencereyi açıp dışarıya baktı.Sokakta evlerin önüne halı serip oyun oynayan kız çocukları,bisiklet süren erkek çocuklar ve köşeden elinde domates kasası taşıyan yaşlı bir kadın gördü.Dünya,onun oturmada odasında yaşadığı üzüntüden bağımsız devam ediyordu.Ve bu onu biraz daha üzdü.Kendini o bağımsız devam eden dünyada küçülmüş hissetmişti .Sanki bir toz tanesiydi .Kafasını pencereden biraz daha dışarıya çıkardı havaya bakıp derin bir nefes alıp içinden kendine şunu söyledi"Hayat benim için şuan bitmiş gözükebilir ama dışarıda hala devam eden bir dünya var .O dünya belki bana da döner".Haklıydı dünya bizden ve hislerimizden bağımsız dönüyordu .O belkide dünyanın sonuymuş gibi hissettiren günün üzerinden iki hafta geçmişti bile.Yaz tatili sıcak bir gülümsemeyle geldiğini duyuruyordu.Akşam yemeğindeki konuşmalara bakılırsa bu sene tatili şehirden uzak geçireceklerdi.
Yaz tatili geldiğine göre şehirden uzaklaşmak iyi bir fikir gibi geldi.Ailesiyle birlikte annesinin köyüne gittiler.Trenle uzun bir yolculuktu.Camdan dışarıya bakarken tarlalar, ağaçlar ve uzak köy evleri bir film sahnesi gibi akıcı bir şekilde dağılır.
Trenin raylarda ortaya çıkan metalik ses, Elira'nın kulağında rahatsız bir karmaşa uyandıyordu.Köye vardıklarında, sanki koca duvarların içinden kurtulmuş gibi derin bir nefes çekti içine.
Hava daha temizdi, toprağın kokusunu tanıyordu.
Sabahları horoz sesleriyle uyanıyor, sonraları verandada aşağıdaki tarlalarda çalışan işçileri izliyordu.
Akşamları annesiyle bahçede domates topluyor, bazen de ailesiyle nehir kenarına piknik yapmaya gidiyordu.
Her şey sade ve sessizdi.
Ama o sessizlik, zaman için daha da ağırlaşıyordu.
Kendini toparlamak istiyordu ama nasıl yapacağını öğrenmek istiyordu.Bir akşamüstü, güneş ufuktan inerken elindeki defteriyle verandaya oturdu.Defterin kapağını açtı, sayfalar boştu.O an fark etti ki, yaz sadece bir tatil değil; aynı zamanda kendiyle yeniden tanışma zamanıydı.Köydeki her gün biraz daha sakinleşti, biraz daha düşündürdü.Artık başarısızlığın bir don olduğunu değil, bir başlangıç olduğunu anlayabiliyordu.
Okulların açılmasına birkaç gün kala şehir dönüş başladı.Trenin gidişatında, köyden uzaklıklaştıkça bir hüzün belirdi.Şehrin gürültüsünü, tıkanmasını, karmaşasını düşününce içi daraldı.Ama derinlerde bir yerde, yeni bir sayfa açmanın heyecanı da vardı.
Belki bu kez farklı bir Elira olucaktı.Daha sessiz ama daha güçlü biri.
Yine de içinde bir kırılganlık vardı.Hiç kimse, bir kırılma durumu olup olmadığını zaten fark edemiyordu.