Bölüm 1 – Düşen Işık
Güneş, günün vaktinde yorgunken; gökyüzü, ne mavi ne de gri… mevcut arasında bir yerde bulunmaktaydı.
Elira, evin küçük oturma odasındaki sınav sonuçlarının yazılı olduğu kâğıda uzun süre bakılmıştı.
Sayılar netti, gözleriyle birkaç kez geçti ama onları kabul etmeyi reddediyordu.
Lise giriş sınavı, değişiklikleriki ilk büyük dönemdeçti ve o dönemde ilk kez tökezlemişti.
Her zaman başarılı olmuştu.
Öğretmenlerinin gururu, ailesinin gözüdesiydi.
Onun karne günü evde küçük kutlamaları yapılır, babası gülümseyerek saçlarını okşar, annesi “Seninle gurur bakışı, Elira,” derdi.
Ama o gün özgürlük hakimdi.
Evde ne bir kutlama havası vardı ne de o sıcak gülümsemeler.
Yalnızca incelikle bir hayal ürünleri mevcuttu, söylenmeyen ama hissedilen.
Elira çekildiğinde pencereden dışarı baktı.
Sokakta çocukların bisikleti sürüyor, bir köşede yaşlı bir kadın domates kasası taşınıyordu.
Dünya, onun yaşadığı hayatın hayalini sürdürmekten dönüyordu.
Ve bu, en çok canını yakalandı.
Kendini bir anda küçülmüş hissediyor.
Sanki bütün dünya, ondan bir parça eksiltilmişti.
Yaz tatili geldiğinde şehirden uzaklaşmak iyi bir fikir gibi geldi.
Ailesiyle birlikte annesinin köyüne gittiler.
Trenle uzun bir yolculuktu.
Camdan dışarıya bakan tarlalar, ağaçlar ve uzak köy evleri bir film sahnesi gibi akıcı bir şekilde dağılır.
Trenin raylarda ortaya çıkan metalik ses, Elira'nın güç karmaşası özellikleri gösterir.
Köye vardıklarında, ilk kez derin bir nefes aldı.
Hava daha temizdi, toprağın kokusunu tanıyordu.
Sabahları horoz sesleriyle uyanıyor, sonraları verandada kayıtlı tarlaların üzerinden nasıl bağlandığını izliyordu.
Akşamları annesiyle bahçede domates topluyor, bazen de aileleriyle nehirde yaşıyordu.
Her şey sade ve sessizdi.
Ama o sessizlik, zaman için daha da ağırlaşıyordu.
Kendini toparlamak istiyordu ama nasıl öğrendiğini öğrenmek istiyordu.
Bir akşamüstü, güneş ufkası inerken elindeki defteriyle verandaya yerleştirildi.
Defterin kapağı açıldı, sayfalar boştu.
O fark etti ki, ama yaz sadece bir tatil değil; aynı zamanda kendiyle yeniden tanışma zamanıydı.
Köydeki her gün biraz daha sakinleşti, biraz daha düşündü.
Artık başarısızlığın oğlu değil, başlangıcını anlayabiliyordu.
Okulların açılmasına birkaç gün kala şehir dönüşü başladı.
Trenin gidişatında, köyden uzaklık içinde bir hüzün belirdi.
Şehrin gürültüsünü, tıkanmasını, karmaşasını düşününce içi daraldı.
Ama derinlerde bir yerde, yeni bir sayfa açmanın heyecanı da vardı.
Belki bu kez farklı bir Elira yapacak.
Daha sessiz ama daha güçlü biri.
Yine de üretilir.
Hiç kimse, bir kırılma durumu olup olmadığını zaten fark edemiyordu.