Onu görür görmez gözüm kararmıştı sanki. Hâlâ şok yaşıyordum. Ailem gerçekten böyle bir şey mi yapmıştı? "Bu gördüğüm şey hayal değil mi? Seni bana gelin diye almadılar, ben sadece hayal görüyorum! Bir şey söylesene Selvi, ben değilim de!" O kadar öfkeliydim ki istemeden ona bağırmıştım. Çünkü bu yaşadığım şeyin gerçek olmasından çok korkuyordum. Tamam, babam öfkeli biri olabilirdi, ama gözü bu kadar kararmış olamazdı. Küçücük bir kızı bana nasıl gelin olarak alırdı, hiç mi vicdanı yoktu? Selvi'nin dudakları titriyordu, yüzü kıpkırmızı kesilmişti. Acıyla ona bakarken onun da bana aynı acıyla baktığını gördüm. "Öğretmenim, ben böyle olacağını bilemedim. Özür dilerim, bu olanda benim suçum yok. Babama etme dedim, o da çaresiz kaldı!" Sözleri biter bitmez ağlamaya başlamıştı. İkimizi de

