Güne görmeme engel olmak için gözlerimin karşısına yerleştirilmiş güneşle birlikte başladığımda, Hüda'nın kafasını koyduğu kolumun uğuşmuşluğuna söyleniyordum. "Hüda, kalk hadi, kolum uyuşmuş. Hüda!" Sonunda kupırdamaya başladığında kolumu çekmeye çalışıyor, bir yandan da bağırıyordum. "Uyansana Hüda artık!"
"Noluyor ya?" Kafasına tokat atıp tekrar bağırdığımda nihayet tamamıyla uyanmıştı. "Kolum ağrıyor, rahat bırak kolumu!" Kafasını kaldırıp kolumu çekmem için yer bıraktığında hışımla kolumu kurtardım. Acıyla gözlerim kısılırken dönüp Hüda'ya baktığımda hâlâ yattığını gördüm. Arkamdaki yastığın kafasına çarpmasıyla çığlık atarak uyandığında kendini yataktan atmıştı. "Napıyorsun Eylül! Böyle insan mı uyandırılır?" Kahkaha atmaya başladığımda daha fazla sinirlenmeliydi ama aksine gülüşlerime katıldı.
"Hadi kahvaltıyı hazırla, açım ben." Söylediği şeyle birlikte hayretle ona baktığımda o da bana bakıyordu. "Ben aç değilim, kalk kendin yap." Bakışlarına şaşkınlık bulaştı ve sebebini anlamadığım için sorarcasına ona baktığımda konuştu. "Sen nasıl aç değilsin, saatlerdir uyuyoruz?"
Söyledikleriyle gece olmadığımı hiç fark etmediğini anlamıştım. "Ben yedim, gece dışarıdaydım." Şaşkınlıkla ban baktığında konuşmaya devam ettim. "Hatta sana anlatacaklarım var!" Gözlerini kocaman açtığında gördüğüm manzarayla kahkahalara boğulmuştum. "Bakma öyle bana!"
"Anlatmaya başla o zaman. Ne olmuş olabilir gece gece?" Kahkaha atmaya devam ederek kendimi yatakta geriye attığımda hâlâ konuşuyordu. "Hadi önce kahvaltıyı hazırla. Sonra konuşuruz." Kafasına attığım yastığı yerden alıp üzerime fırlattığında odadan çıkıyordu. Bir süre daha kahkaha atıp sonunda kendimi durduğumda kafamı çevirip telefonuma uzanmıştım.
Mesaj bildirimine hızlı bir şekilde tıkladıktan sonra gördüğüm şey şaşkınlıktan bir süre bakakalmama sebep olmuştu. Egemen bana nasıl olduğumu soruyordu. Ekrana bakmayı bırakıp cevap yazdığımda daha iyi olduğumu ve ilgilendiği için teşekkür ettiğimi söylemiştim.
"GELDİM!" Hızlı adımlarla odadan çıkıp banyoya ilerlerken bir yandan da bana bağıran arkadaşıma sesleniyordum. Yüzümü yıkadıktan sonra nihayet Hüda'nın yanına gelmiştim.
"Sonunda kızım, nerede kaldın?" Masaya hızla göz gezdirdiğimde mükemmel masa bana göz kırpıyordu. "Çok güzel görünüyor!" Sandalyeyi çekip oturduğumda Hüda da çayları koyuyordu. "Prensesimiz yatarken ona hazırladım. Beğenmene çok sevindim." Yandan bir bakış attığımda gülerek önüne dönmüştü.
Tabağıma biraz krep alıp bıçakla onu keserken bir yandan da söze nereden başlayacağımı düşünüyordum. Ortadan başlamak en iyisiydi sanırım çünkü baştan anlatmaya mecalim yoktu.
"Parkta düştüm ve bir adam bana yardım etti." Kelimelerim masaya bomba gibi düştüğünde asla kafamı kaldırmadan yemeğime devam ediyordum. Hüda birkaç saniye daha bana bakmayı sürdürdüğünde dönmeyeceğimi anlamış olacaktı ki konuştu.
"Neden düştün? Kim bu adam? Neden dışarıya çıktın? Baştan anlatsana düzgünce." Kaçışım olmadığını anladığımda nihayet gözlerine bakmıştım. Bunu bekleyen Hüda sonunda istediğini almıştı fakat bulanıklaşmış bakışlarımın ardından bundan memnun kalmadığını da görebiliyordum.
"Canım, ne oldu? Zarar mı verdi o adam sana yoksa? Konuş hadi." Kafamı hızla iki yana sallarken içimde engelleyemediğim bir güdüyle onu savunmaya geçtim. "Hayır, hayır. Egemen bir şey yapmadı."
Hüda şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdığında sakinliğini koruyarak konuşmaya devam etti. "Ne oldu o zaman güzelim? Korkmaya başlıyorum."
Derin bir nefes alarak kendimi konuşmaya hazırladığımda göz yaşlarım da geri gitmişti. "Gece birlikte uyuyorduk ya, ben rüya gördüm. Kabus hatta. Duramadım evde, sığamadım sanki içeriye işte. Hazırlandım dışarıya attım kendimi. Şu ileride bir park var, oraya gittim. Tam sakinleşmeye başladım derken kendimi yerde buldum. Ne olduğunu anlayamadım bile. Bir baktım yerdeyim, canım yanıyor. Bak," dediğimde elimi ona uzatmıştım. Gözlerinde mahzun bir ifadeyle ellerime uzanan Hüda baktıktan sonra gülümseyerek devam etmemi istemişti.
"Çok acıdı. Daha çok ağladım. Sonra bir anda birisi geldi yanıma. Kafamı kaldırdı yerden, yüzümü sildi. Beni ayağa kaldırdı. Sonra beni bir yere oturttu. Bekle dedi ve gitti. Ben gelmez sanıyordum ama geri geldi. Yaramı temizledi. Daha çok ağladım. Sarıldı bana, daha da çok ağladım. Çok ihtiyacım vardı Hüda. Birisinin desteği lazımdı bana gece. O adam bana destek oldu. Öyle şefkatliydi ki, görmen lazımdı. Kimsenin göstermediği şefkati gösterdi bana. Ağlarken uyuyakalmışım. Uyandırmamış beni. Uyanınca yemek yedik sonra da eve geldim. Sabah bana mesaj atmış. İyi misin diyor. İyiyim, çok iyiyim dedim." Cümlelerimin bitmesiyle beklenti dolu bakışlarımı Hüda'ya çevirdiğimde şüpheli bir şekilde beni incelediğini gördüm.
"Ne kabusu gördün Eylül?" Alacağı cevabı biliyordu fakat yine de emin olmak istiyordu sanki. Onaylarcasına kafamı salladığımda yüzünde yine ona ilk anlattığım zamanki gülümseme oldu ve elime uzanarak bana bir kez daha güvende olduğumu hissettirdi.
Bakışlarının rengi değişirken konuyu değiştireceğini anlamıştım ki konuşmaya başladı. "Onu tanımadığından emin misin Eylül, belki bir yerlerden tanıyorsundur?"
Hızla kafamı salladığımda tanımadığımdan emindim. "Tanımıyorum ki, tanısam hatırlardım." Haklı olduğumu söylemek istercesine kafasını salladığında hâlâ bir şeyler düşünüyordu. "Hüda, neden bu kadar takıldın?"
"Bilmiyorum, sadece güvenmek istemiyorum. Belki altından başka bir şeyler çıkar, tanımıyoruz sonuçta adamı. Sen de dikkatli ol. Zayıf anını kullanıyordu belki sadece." Bu düşünceyle kaşlarım havalandığında haklılığı karşısında susmaya karar verdim. Kafamı önüme çevirip yemeğime döndüğümde uzunca bir süre düşünmüştüm. Ne düşündüğümü bilmeden dakikalarca yemek eşliğinde düşünmüş en sonundaysa düşündüğüm hiçbir şeyi hatırlamadan yemeğimi bitirmiştim. "Ellerine sağlık, çok lezzetli olmuştu." Kafasını sallayıp onayladıktan sonra dalgın sesiye konuştuğunda onun da düşüncelerle savaştığını anladım. "Afiyet olsun."
Biraz sonra birlikte mutfağı toparlamış ve yapacak bir şey bulmaya çalışıyorduk. En sonunda film izlemeye karar verdiğimizde ben mısır patlatmaya gitmiştim, Hüda'ysa film seçiyordu. "Ne tür açayım!" Birkaç saniye düşündükten sonra karar veremediğimde onun seçmesinin en mantıklısı olacağını düşünmüştüm.
"Sen nasıl istersen, uyarım ben sana!" Bunu söyledikten sonra mutfağa sesini duyurmaya çalışmaktan sıkılmış olsa gerek bir kez daha konuşmamıştı. Bense bu sırada mısırları patlatmış ve birkaç atıştırmalığı hazırlamıştım. Yaptıklarımı oturacağımız odaya götürürken Hüda'nın filmi seçtiğini ve telefonuyla ilgilendiğini görmüştüm. Beni gördüğünde ayaklanacaktı ki benim konuşmamla tekrar yerine oturdu. "Kalkma sen, bitti zaten." İkinci kez odaya geldiğimde tekrar mutfağa gitmeme gerek olmadığı için yiyecekleri ve içeceğimizi yerleştirmiştim. O sırada Hüda da filmi başlatmıştı. Baktığımda çok merak ettiğim korku-gerilim türünde bir film seçtiğini görmüştüm ve bir kez daha Hüda'ya güvenmekle en iyisini yaptığımı anlamıştım.