Selçuk
Akşama kadar evle uğraştım, bütün eşyalar değişti. Eve baktım, Özlem'den sonra bu eve hiç girmemiştim ama oğlum için bir yerden başlamam lazımdı. Oğlum bugün Kardelen'e "anne" dedi.
Kardelen’le evlenmenin verdiğim en doğru karar olduğunu o an anladım. Kardelen ve Fatih annemlerdeydi; belki annem kendi gözleriyle görünce biraz daha rahatlar ve sert olmazdı. İşler bittiğinde Kardelen geldi ve beraber annemlere geçtik, hep birlikte yemek yedik. Annem gözleriyle Kardelen’i takip ediyordu.
Ailecek oturuyorduk, kapı çaldı. Seren ve Hacer Hanım eve baskına gelir gibi geldiler ama artık iyice sınırı aştılar. Tartıştık. Kardelen'i ilk defa kendini onlara karşı savunurken gördüm, bu hoşuma gitti.
Evden çıkıp gittiklerinde, bunu bu kadar kolay kabul etmeyeceklerini biliyorum; bakalım ne yapacaklar. Ama annemin artık bir sınır çizmesi lazım.
Selçuk: "Anne, bir daha Seren ve Hacer Hanım bu eve gelmeyecek, duydun mu? Bu nasıl bir terbiyesizlik, kendilerini ne sanıyorlar?" dedim sinirle.
Münevver: "Sakin ol oğlum, ben de böyle bir tepki beklemiyordum. Dün akşam aradım ve senin dediklerini söyledim; bozuldu, ağladı. Zaman istedim ama Hacer’in bu kadar sert tepki vermesini ben de beklemiyordum," dedi düşünceli bir sesle.
Cihan: "Selçuk haklı hanım, bu nasıl bir geliş ve nasıl bir üslupla konuştular? Ben de Zafer’le konuşacağım; eşine ve kızına çeki düzen versin," dedi sinirle.
Münevver: "Tamam haklısınız, ben de şaşkınım," dedi.
Selçuk: "Anne, Kardelen benim eşim. Ben olurum olmam, senin yanına gelip terbiyesizlik yapabilirler yine; lütfen Kardelen’i koru, o senin gelinin, onlarla birlik olma," dedim.
Münevver: "Tamam oğlum sen merak etme, ben onlarla anlayacakları şekilde konuşurum," dedi.
Kardelen: "Eve çıkalım mı? Fatih’in uykusu geldi," dedi.
Selçuk: "Tamam çıkalım. Bu arada deminki gibi her zaman kendini koru Kardelen," dedim.
Başını salladı ve müsaade isteyip eve çıktık. Kardelen, "Ben Fatih’i yıkayayım, sen de mamasını yapsan?" dedi.
Selçuk: "Tamam, sen Fatih’le ilgilen, ben mamasını getiriyorum," dedim. Ben mutfağa geçtim, mamasını hazırlayıp oğlumun odasına geçtim. Banyodan çıkmışlardı, Kardelen oğlumun üstünü değiştiriyordu.
Kardelen: "Ben yatırırım," dedi. Ben de "Tamam, ben de bir banyo yapayım, bugün terledim," dedim. Kafasını salladı. Ben de odaya gittim, dolaptan kıyafetlerimi aldım ve banyoya girdim.
Yıkandım ve rutin işlerimi hallettim, üstümü giyinip çıktım. Kardelen odaya geldi, ben de yastık ve yorganımı alıp salona geçtim ve koltuğa uzanıp uyudum.
…
1 AY SONRA
Selçuk
Bir ay geçti, annem Kardelen’e alıştı; hatta artık "kızım" diyor. Seren ve Hacer Hanım o günden sonra seslerini çıkarmadılar, inşallah öyle de kalırlar. Babam, Zafer amcayla konuşmuş ve olanları anlatmış. Pek inanmamış, sadece "Benim Kardelen diye bir kızım yok" demiş.
Her sabah Kardelen erkenden kalkıp annemlere gidiyor, kahvaltıyı hazırlıyor; beraber kahvaltımızı, yemeğimizi yiyoruz. Annemin en büyük destekçisi Kardelen oldu. Annem artık daha huzurlu; kimsenin lafına bakmadan kendi tanıdı Kardelen’i ve gelini olarak kabul etti.
Ben de alıştım beni her sabah oğlumla uğurlamasına. Sanki gerçekten karı koca gibi... Bazen dışarı çıkınca elini tutuyorum, içimde bir şeyler oluyor. Merak ediyorum, o da benim gibi mi hissediyor? Bazen annem "Bir çocuğunuz olsun" dediğinde yanakları kızarıyor, utandığında o kadar güzel oluyor ki...
Bu süreçte arkadaşım Ali benim sırdaşım oldu, onunla her şeyi konuşuyoruz. Eşi Naz da Kardelen’le çok iyi anlaşıyor, bazen dördümüz bir araya geliyoruz. Onun da 2 yaşında Gül adında bir kızı var, Fatih’le oynuyorlar.
Bugün mahallede Ayşe teyzenin oğlunun düğünü vardı, hep beraber gidecektik. İşlerim bitince erkenden annemlere geçtim, kapıyı Kardelen açtı.
Kardelen: "Hoş geldin, günün nasıl geçti?" dedi. Ben de gülümsedim.
Selçuk: "Hoş bulduk, iyiydi." dedim ve ilk defa cesaretimi toplayıp onu alnından öptüm. Bir anda kızardı, ne yapacağını şaşırdı; ben de gülümseyerek içeri girdim.
Fatih iyice yürümeye başlamıştı, beni görünce hemen ayaklandı ve bana doğru yürüdü. "Baba" dedi. Ben de hemen kucağıma aldım, "Oğlum nasılsın paşam?" dedim ve öptüm.
Münevver: "Hoş geldin oğlum." dedi.
Selçuk: "Hoş bulduk anne. Akşama Ayşe teyzenin oğlunun düğünü var, yemeği yer gideriz olur mu?" dedim.
Münevver: "Olur oğlum, kızım sofrayı hazırladı; yemeği yer, hazırlanırız." dedi.
Ben önce banyoya gittim, elimi yüzümü yıkadım ve mutfağa geçtim; herkes sofradaydı, beraber yemeğimizi yedik.
Kardelen: "Sen Fatih’le ilgilen, ben de mutfağı toplayayım; sonra hazırlanır çıkarız." dedi. Başımı salladım ve salona geçtim.
Selçuk: "Anne, istediğin gibi 2 tane çeyrek aldım." dedim.
Münevver: "Tamam oğlum, biz de hazırlanalım çıkarız." dedi.
Bir süre sonra Kardelen geldi, "Benim işim bitti, eve çıkıp hazırlanalım." dedi.
Selçuk: "Tamam çıkalım." dedim ve beraber eve çıktık. Kardelen, "Ben önce Fatih’i hazırlayayım, sen de o arada giyinirsin; sonra da ben giyinirim." dedi.
Selçuk: "Tamam, hadi paşam annene git bakayım." dedim. Gülümseyerek aldı ve oğlanın odasına gittiler.
Ben de odaya girdim, hızlıca bir banyo yaptım ve rutin işlerimi halledip çıktım. Dolaptan siyah kumaş pantolonumu ve beyaz gömleğimi giydim. Saçımı yaparken Kardelen oğlumla içeri girdi. Siyah kot ve siyah gömlek giydirmiş.
Selçuk: "Çok yakışıklı olmuşsun oğlum benim," dedim ve kucağıma aldım. Kardelen bana bakıyordu, yanakları kızardı. Gülümsedim. "Biz salonda bekliyoruz," dedim.
Kardelen: "Tamam, ben de hazırlanıp hemen geliyorum," dedi. Ben de oğlumla salona geçtem.
…
Kardelen
Selçuk bu ara bana çok yakın davranıyor, kafamı karıştırıyor; o gelince heyecanlanıyorum ve mutlu oluyorum, fark etmeden onu özlüyorum. Onu pantolon ve gömlekle görünce içimden "Çok yakışıklı olmuş" dedim; o da farkında, ben utandıkça gülümseyip gidiyor.
Ben de hemen kısaca banyomu yaptım ve rutin işlerimi halledip çıktım. Siyah elbisemi giydim ve siyah desenli şalımı taktım, hafif bir makyaj yaptım, hafif topuklu ayakkabılarımı giydim. Son kez aynaya baktım, Fatih’in bakım çantasını aldım ve salona geçtim.
Selçuk bir an bakakaldı, sonra "Çok güzel olmuşsun" dedi. Ben de gülümsedim. "Şey, hazırsan çıkalım mı?" dedim.
Selçuk: "Çıkalım, annemler de bekliyorlar" dedi. Üstüme şal aldım, Fatih’in ceketini giydirdim. Selçuk da ceketini giyince beraber aşağı inip kapılarını çaldık; Münevver teyze ve Cihan amca hazırdı, beraber arabaya yürüdük. Ben, Fatih ve Münevver teyze arkaya oturduk, Cihan amca da öne geçti.
Yaklaşık 20 dakika sonra düğün salonuna geldik ve hep beraber arabadan indik. Selçuk, Fatih’i kucağına aldı, benim de elimden tuttu; ilk defa bu kadar kalabalığa girecektim ve beraber içeri yürüdük. Herkes dönüp bize baktı, o arada Seren’i, babamı ve Hacer anneyi gördüm; sinirle bize bakıyorlardı. Allah’ım, inşallah bir rezillik çıkarmazlardı…